Etiket: yeşilcam

  • PERDENİN ARDINDAKİ KADIN SESLER: YEŞİLÇAM’IN UNUTULMAZ AŞK ŞARKILARI

    Yeşilçam… Yalnızca bir sinema dönemi değil; Türkiye’nin duygusal belleğinde en derin iz bırakan zamanlardan biriydi. Bir kuşağın aşkı, umudu ve kırgınlığı yıllar boyunca o filmlerle hayat buldu. Sahnelerin duygusu, arkadan gelen o tanıdık melodilerle tamamlanırdı. İşte şimdi, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Yeşilçam’ın o tanıdık aşk sahneleri yine zihnimizde canlanıyor. Yazımızda, bu özel günün ruhuna eşlik eden kısa bir yolculuğa çıkıyoruz: Filmlerden yaptığımız seçkilerle aşkın sinemadaki hâline ses veren kadın yorumcuları ve onların unutulmaz aşk şarkılarını birlikte anımsıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Rüzgârları – Handan Kara Sipahioğlu” title_font_size=”13″]

    1969 yapımı, Mehmet Dinler’in yönettiği Sonbahar Rüzgârları’nda sevdiği adamla evlenmek üzereyken geçirdiği bir kaza sonucu sakat kalan genç bir kadının (Türkan Şoray) hikâyesine tanıklık ederiz. Türkan Şoray’ın oyunculuğuyla hissettirdiği hüzünlü duygunun ardındaki ses, pek çok Yeşilçam filmine sesiyle hayat veren Handan Kara Sipahioğlu’dur. 1944’te Bakırköy’de doğan Kara, genç yaşta müziğe yönelir; ustalardan aldığı dersler ve sahne deneyimleriyle kısa sürede kendi çizgisini oluşturur. “Kulakların Çınlasın”, “Sen Bir Yana Dünya Bir Yana” gibi eserlerdeki berrak yorumu, dinleyenin belleğinde kolayca yer eder. TRT İstanbul Radyosundaki uzun yıllarının ardından yurt içinde ve yurt dışında konserler verir; sesi, Yeşilçam filmlerinin duygusuna sinen kalıcı bir imza hâline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kezban Roma’da – Nermin Candan” title_font_size=”13″]

    1970 yapımı, Orhan Aksoy yönetmenliğindeki Kezban Roma’da filminde köyden şehre, şehrin içinden Roma’ya uzanan bir yolculuğa eşlik ederiz. Kezban’ın (Hülya Koçyiğit) düğünde seslendirdiği “Hayat mı Bu” şarkısıyla yüzümüze bir gülümseme yerleşirken onun aşkına (Ediz Hun) kavuşmasına adım adım tanık oluruz. Filmde duyduğumuz şarkının sesi, Nermin Candan’a aittir. “Hayat mı Bu”, Türk pop müziğinin en çok ses getiren 45’liklerinden biri olmuş; ilk plağıyla büyük satış rakamlarına ulaşarak Nermin Candan’ı kısa sürede dönemin en popüler kadın seslerinden biri hâline getirmiştir. O yıllarda ender rastlanan bir durum yaşanır; 45’liğin B yüzü de en az A yüzü kadar ilgi görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arım Balım Peteğim – Nesrin Sipahi” title_font_size=”13″]

    1970 yapımı, Muzaffer Arslan yönetmenliğindeki Arım Balım Peteğim filminde adı konmamış bir ilişkiyi ve yıllara yayılan bir karşılaşmayı izleriz. Kadının (Türkan Şoray) adı filmin sonuna dek erkek (Cüneyt Arkın) tarafından bilinmez. Bir oyun duygusu içinde ilerleyen bu hikâyede, müzik sahnenin heyecanını belirler. “O gözler, sendeki siyah gözler…” dizeleriyle başlayan şarkı sırasında Türkan Şoray, sevdiği adamı dans edenler arasında görür; dans sürerken kalbinin içindekilerle baş başa kalır. Seyirci de bu duru ve buğulu yorumun peşine takılıp hayallere dalar. İşte bu ses, Nesrin Sipahi’ye aittir. 1934 doğumlu Sipahi, en çok “Arım Balım Peteğim”, “Ömrümce Hep Adım Adım” ve “Reyhan” yorumlarıyla hafızalarda yer eder. Farklı dillerde seslendirdiği eserlerle de bilinen sanatçı, 60’lar ve 70’lerde kusursuz söyleyişi ve özenli sahne duruşuyla dönemin en güçlü kadın seslerinden biri olarak anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Seni Sevmek Kaderim – Kamuran Akkor” title_font_size=”13″]

    1971 yapımı, Orhan Aksoy yönetmenliğindeki Seni Sevmek Kaderim filminde aşkın başka bir hâlini izleriz. “Aşkın Kanunu” şarkısı bir düğün sahnesinde yükselirken, Lale (Filiz Akın) başına geleceklerden habersizdir. İlerleyen sahnelerde babasının intikamını almak için âşık bir kadın rolüne bürünen Lale, zamanla bu rolün gerçeğe dönüştüğünü fark eder ancak gururu ağır bastıkça Murat’a (Ediz Hun) kalbindekini bir türlü söyleyemez. Film boyunca duyduğumuz bu içli şarkılar, hikâyenin duygusal yükünü sırtlanan Kamuran Akkor’un sesinden gelir. Sanatçı, “Aşk Eski Bir Yalan”, “Kime Niyet Kime Kısmet”, “Sev Yeter” gibi 45’likleriyle kısa sürede geniş kitlelerin belleğinde yer edinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beyoğlu Güzeli – Belkıs Özener” title_font_size=”13″]

    1972 yılında Ertem Eğilmez yönetmenliğinde gösterime giren Beyoğlu Güzeli filminde sımsıcak bir hikâye izleriz. Tesadüf sonucu yolları kesişen Alev ile Ferit, kısa sürede birbirine âşık olur. Ancak biri varlıklı bir aileden gelirken diğeri çadır tiyatrosunda çalışan yoksul bir hayata sahiptir. Alev (Hülya Koçyiğit) ve Ferit (Tarık Akan) yıllar boyu kavuşamaz; yeniden karşılaştıklarında ise tüm engellere rağmen evlenirler. Tam her şey yoluna girdi derken seyirciyi beklenmedik bir son karşılar. İşte bu sahnelerde duygu yüklü o ses perde arkasından yükselir. Bu ses, Yeşilçam’ın görünmeyen yüzlerinden Belkıs Özener’e aittir. Özener, müzikle iç içe bir ailede büyür, genç yaşta katıldığı bir ses yarışmasında birincilik kazanır. “Bir Garip Yolcu”, “Adını Anmayacağım”, “Sevemedim Karagözlüm” ve “Damarımda Kanımsın” gibi eserlerle Yeşilçam’da söylenemeyen duyguları seyircinin kalbine taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ayrılık – İnci Çayırlı” title_font_size=”13″]

    1972 yapımı, Türker İnanoğlu yönetmenliğindeki Ayrılık filminde Suna (Filiz Akın) sahneye adım atar; parlak dekorların arasında dans ederken “Bana Çok Mu Görüyorsun?” şarkısını seslendirir. Başından sonuna hüzünle örülü bu hikâyede, âşıklar bir türlü kavuşamaz. Perdede izlediğimiz bu sahnenin duygusu, görüntünün ötesine taşan duru ve kederli bir sesle derinleşir. İşte bu ses, Yeşilçam’da sıkça duyduğumuz İnci Çayırlı’ya aittir. 1935’te İstanbul’da doğan Çayırlı, genç yaşta konservatuvara girer; Münir Nurettin Selçuk korosundan İstanbul Radyosuna uzanan bir müzik eğitimi alır. Yurt içinde ve yurt dışında verdiği konserlerle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşır. “Çileli Bülbül”, “Son Nefes” ve “Kadın Asla Unutmaz” gibi filmlerin müziklerinde imzası bulunan sanatçı, 1998 yılında Devlet Sanatçısı ünvanıyla onurlandırılır.

  • 8 Madde İle Türk Sineması’nın Romantik Jönü Ediz Hun

    8 Madde İle Türk Sineması’nın Romantik Jönü Ediz Hun

    Sinemamızda bugün duayen olarak tanımladığımız oyuncuların büyük bir kısmı dönemin dergilerinde açılan yarışmalara katılarak sinemaya geçmiştir. Ediz Hun’u Türk Sineması’na kazandıran da Ses dergisinin 1963 yılında açtığı yarışmaydı. Yaşı kaç olursa olsun sinema tarihimizin temiz yüzlü, yakışıklı delikanlısı olarak kalan sanatçı 8 madde ile listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam

    Ediz Hun en çok Türkan Şoray’la birlikte film çevirdi. Güllü Geliyor Güllü, Ankara Ekspresi, Tatlı Meleğim, Ateşli Çingene gibi çok bilinenler kadar Gençlik Rüzgârı, Çile, Mualla gibi belki de bir kısmımızın henüz izlemediği 22 filmde birlikte rol aldılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çocukluğundaki algısını, “15 yaşındayken babam Amerikan filmlerine götürdüğü zaman sorardım, ‘Bu kadar kötü insanlar var mı hayatta?’ diye. Beni üzmemek için ‘Yok!’ derdi.” sözleriyle anlatan Ediz Hun’un filmografisinin tamamı “iyi kalpli insan” rollerinden oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1960’lardan sonra Türk sinemasının jönleri arasına girdi. Salon erkeği rolleriyle, oturduğu evin çatı katını hayran mektuplarıyla dolduracak kadar büyük bir hayran kitlesi edinmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ediz Hun 130 filmde rol aldığı Yeşilçam’ı yıllar sonra şöyle değerlendirecekti: “Yeşilçam bana göre bir efsanedir. Disiplinin, hoşgörünün, sevginin, dakik olmanın önemini bana aktaran çok önemli bir ekoldür.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Buna karşılık en sevdiği film olarak TRT’de yayımlanmış 1985 yapımı televizyon dizisini gösterir. Bu, Ayşegül Aldinç’le birlikte rol aldığı, Reşat Nuri Güntekin’in eserinden uyarlanmış Acımak isimli dizidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Türk sinemasının şu efsane repliği genellikle Ediz Hun filmlerinde kullanılır: “Anne ben bu amcayı çok sevdim, ona baba diyebilir miyim?” Ve çoğu zaman o amca çocuğun zaten gerçek babasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kimi rollerde fakir ve güzel kızlara ancak gerekli görgü kurallarını öğrendikten sonra ilgi duyan bir “züppe” iken, kiminde de bu yoksul kızlara elinden gelen yardımı gösteren bir romantiktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Genellikle Ediz Hun filmlerinden aşina olduğumuz bir diğer büyük replik de haksızlık yaptığını sonradan anladığı kadına söylediği “Sen bir meleksin!” cümlesidir.

  • 8 Madde İle Yeşilçam’ın Gülen Yüzleri

    8 Madde İle Yeşilçam’ın Gülen Yüzleri

    Gece gündüz fark etmez evimize doğan güneş gibiydiler. Ayrı ayrı her birinin yüzünde beliren gülümse, hep birlikte attıkları şen kahkahalar, hayat gailesi içinde bunalan herkesin dünyasını bir süreliğine de olsa rahatlatırdı. Gülen Gözler’den Neşeli Günler’e, Tosun Paşa’dan Çöpçüler Kralı’na, Adile Naşit’ten Münir Özkul’a, Tarık Akan’dan Ayşen Gruda’ya… O insanlar, o filmler, o günler aklımızdan geçtiğinde yüzümüzde aniden bir gülümse beliriverir. O gülümsemenin sürekli olması dileğiyle Yeşilçam’ın gülen gözlerini karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • Yeşilçam’ın Küçük Yıldızları

    Yeşilçam’ın Küçük Yıldızları

    Her ülke sinemasının büyük yıldızları vardır. Ancak kimi zaman küçük yıldızlar büyüklerden daha ön planda olur. Türk sinemasında da yıldızı parlayan, aradan yıllar geçse de seyircinin zihninde hep çocukluk simalarıyla yer eden unutulmaz isimler vardır. Bakalım listemizdeki çocuk yıldızlardan kaçını görür görmez hatırlayacaksınız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeynep Değirmencioğlu” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Yeşilçam’ın önemli senaristlerinden Hamdi Değirmencioğlu’nun kızı olan Zeynep Değirmencioğlu, sinemayla tanıştığında henüz 2 yaşındaydı. 1956 yapımı “Papatya” filminde ilk rolünü alsa da asıl ününü “Ayşecik” serisiyle kazandı. Oynadığı “Ayşecik” karakteri Türk halkı tarafından çok sevildi, kendi adından çok Ayşecik adıyla anılmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ömer Dönmez” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Güzel mavi gözlerinden akan ufak bir gözyaşıyla Ediz Hun’a bakışı ve “Size baba diyebilir miyim amca?” sorusuyla tanıdı sinema seyircisi Ömercik’i. Ömercik karakteriyle ünlenen Ömer Dönmez dönemin bir diğer çocuk yıldızı Zeynep Değirmencioğlu’nun kuzeniydi. İkilinin birlikte rol aldıkları “Ayşecik’le Ömercik” filmi dönemin çocuk yıldızlarının rol aldığı en önemli yapımlardan biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Menderes Utku” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Sadri Alışık ile oynadığı “Afacan” filmiyle tanınan Menderes Utku da aileden sinemacıdır. Babası birçok Yeşilçam filminin yönetmenliğini ve yapımcılığı yapmış Ümit Utku’dur. Afacan karakterini Türk halkı çok sevmiş ve devam filmleri çekilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlker İnanoğlu” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Dostoyevski’nin ünlü romanı Karamazov Kardeşler’den uyarlanan bir aile draması olan Karadağlar, Çanakkale’nin doğal güzelliği ile büyüleyen dağ kasabası Adatepe’de çekilmişti. Erdal Özyağcılar Karadağ ailesinin babası rolünü başarıyla oynamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kahraman Kıral” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    1972–76 yılları arasında çocuk oyuncu olarak on dört filmde rol aldı. Ancak Türk halkı onu en çok Tarık Akan’ın ve Halit Akçatepe’nin kardeşi rolünde oynadığı “Canım Kardeşim” filmiyle sevdi. Film, birçok sinema eleştirmeni tarafından Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gülşah Alkoçlar” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    İlk kez 1975 yılında kamera karşısına geçen Gülşah Alkoçlar, doğuştan sinemacıdır. Kendisi Türk sinemasının en önemli aktrislerinden Hülya Koçyiğit’in kızıdır. Ancak sinema seyircisi onu köyden gelmiş İbo’yla kurduğu saf dostlukla hatırlayacaktır. Kemal Sunal ile birlikte oynadığı “İbo ile Güllüşah” filminin en unutulmaz sahnelerinden biri de İbo karakterinin onu sırtındaki küfesinde taşıdığı sahnelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tuncay Akça” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Kendisini ceza almış Hababam Sınıfı öğrencilerinin karşısına geçip “Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?” repliği eşliğinde attığı kahkahalarla hatırlarız. 🙂 İlk kez “Bizim Aile” filmiyle kamera karşısına geçen Tuncay Akça, dönemin aile ve komedi filmlerinde de rol almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elif İnci” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk, atıf yılmaz

    “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmindeki unutulmaz sahnelerden biri küçük Samet’in Cemşit’e “Baba” diye seslenerek koştuğu sahnedir. Peki o Samet’i aslında bir kız çocuğunun canlandırdığını biliyor muydunuz? O oyuncu Yeşilçam’ın usta aktörlerinden Bilal İnci’nin kızı Elif İnci.

  • YEŞİLÇAM’IN KÖTÜ KARAKTERLERİNİ CANLANDIRAN JÖNLERİ

    Ülkemizin film endüstrisini ifade etmek için kullanılan Yeşilçam, 1950’lerden 1980’lere kadar altın çağını yaşadı. Zengin kız-fakir oğlan hikâyelerinden komik ve hüzünlü aşk hikâyelerine binlerce filmin çekildiği bu dönemde başrol oyuncuları kadar yan rollerdeki karakter oyuncuları hâlâ hatırımızda. Yazımızda, çeşitli entrikalar ile masum roldeki başrol oyuncularına hayatı zindan eden ama sonunda hep kaybetmek zorunda kalan Yeşilçam’ın vazgeçilmez “kötü adamları”nı listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yakışıklı jönlerin amansız düşmanı Hüseyin Peyda, felsefe eğitimi almasına rağmen tüm hayatını sinemaya adamış bir isim. Filmlerde sıklıkla zengin ve kötü kalpli para babası karakterleri canlandıran Peyda, sinemadan kazandıklarıyla yapım şirketi açmış, senaryolar yazmıştır. Yüzlerce filmde oynayan Hüseyin Peyda, Yeşilçam’ın karizmatik ve gizemli kötü adamlarından biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam’ın iyi yürekli kötü adamı Erol Taş, rol aldığı 800’den fazla filmin en az 750’sinde kötü adam rolündeydi. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Dokuz Dağın Efsanesi gibi Türk sinemasının başyapıtları arasında yer alan filmlerde izlediğimiz ürkütücü kahkahasıyla ünlü Erol Taş, Türk sinemasındaki en ünlü kötü karakterlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    400’e yakın filmde oynayarak Yeşilçam’da en çok rol alan 8. oyuncu ünvanına sahip Süheyl Ali Eğriboz, kötü adam karakterlerini başarıyla oynamış bir oyuncudur. Hazreti Ömer’in Adaleti filminde rol gereği Ömer bin Hattab’ı öldürdüğü için sopalı saldırıya uğrayan Eğriboz, zor rollerin üstesinden başarıyla gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam’da kavga sahnelerinin yıldız ismi Kudret Karadağ, Yüz Numaralı Adam, Gırgıriye ve Hanzo gibi efsaneleşmiş filmlerde rol aldı. Karadağ, 350 Türk filminde oynayarak Yeşilçam’da en çok yer alan 10. oyuncu ünvanını almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kartal Tibet’in başrolde olduğu Tarkan serisinde Tarkan’ın ezeli düşmanı Viking kumandanı Toro rolüyle hafızalarımıza kazınan Bilal İnci, hemen her filminde kötü adam olarak karşımıza çıktı. 1964’te başladığı oyunculuk kariyerinde zalim adam rollerini başarıyla gerçekleştiren oyuncu, yüzlerce filmde oynadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yadigar Ejder, kötü adamların korkulu rüyası olsa da aslında Yeşilçam’da yufka yüreği ile nam salmış bir isim. Kemal Sunal ile çektiği filmlerdeki kötü adam rolüyle gönüllerimizde taht kuran Yadigar Ejder’in yüze yakın filmi var. Gerzek Şaban filmindeki Hamza rolü ise unutulmazlar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam başrollerinin korkulu rüyası Hayati Hamzaoğlu’nu Köroğlu ve Ağrı Dağı Efsanesi’ndeki kötü adam karakteriyle özellikle Kadir İnanır ile oynadığı Tatar Ramazan’daki ağa rolüyle tanındı. Hamzaoğlu’nun iki yüze yakın filmi ve birçok ödülü var.

  • TÜRK FİLMLERİNDEN ZİHNİMİZE KAZINAN REPLİKLER

    TÜRK FİLMLERİNDEN ZİHNİMİZE KAZINAN REPLİKLER

    Özellikle de Yeşilçam döneminde çekilen filmlerde öyle replikler var ki aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen hafızamızdadır. Film isimlerini hatırlamakta zorlanırız ama o cümleleri ezbere söyleyebiliriz. Onları bu kadar unutulmaz kılan neydi acaba, hiç düşündünüz mü? Alışılmışın dışında ifadeler olmaları mı, söylerken oyuncunun kattığı jest ve mimikler mi, yoksa sadece komik ya da dramatik olmaları mı? Sebebi her ne olursa olsun, bu kadar kalıcı olmayı başarmış olmaları bile fazlasıyla takdire şayan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kemal sunal
  • Yeşilçam Filmlerinde Yaşanan Aşk Hikâyeleri

    Yeşilçam Filmlerinde Yaşanan Aşk Hikâyeleri

    Romantik, dram ya da komedi türündeki filmler ve yaşadıkları aşklarla hayatımıza giren karakterler listemizde… Kim bilir atladığımız ama sizin ilk anda aklınıza gelen hangi filmler ve aşk hikâyeleri var! Onları da atlamadığımızı sadece yerimizin sınırlı olduğunu bilin yeter. 🙂 Karşınızda beyaz perdeden yansıyan farklı isimler ve aşkları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    “Sen kalbimin mehtabısın, güneşisin/Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin/Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek/Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek.” Berkant’ın sesiyle bütünleşen Samanyolu şarkısı ve Kerime Nadir’in Samanyolu isimli romanı aynı adlı filmde buluşmuştu. Zülâl ve Nejat’ın engellerle dolu aşkına oyunculuklarını katan isimler ise Belgin Doruk ve Göksel Arsoy’du.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema, atıf yılmaz

    Cengiz Aytmatov’un romanından sinemaya uyarlanan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Asya’nın İlyas’la yaşadığı aşkı, İlyas’ın gidişinin ardından Cemşit’le tanışan Asya’nın sevginin anlamını sorgulaması konu ediliyordu. Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın canlandırdığı Asya ve İlyas karakterleri üzerinden tutku mu yoksa o ilişkiye verilen emek mi sorusu uzun süre irdelenmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema, adile naşit

    Mizahi bir dilin hâkim olduğu Ah Nerede filminde çapkınlığıyla can yakan Ferit (Tarık Akan) Zehra’yı (Gülşen Bubikoğlu) görür görmez âşık olur ve bütün kötü huylarını geride bırakmaya hazırdır. Zehra, Ferit’in önceki hayatını kabul etmekte zorluk çekse de genç adamın pes etmeyen tavrı karşısında ikna olur. Fotoğrafta gördüğünüz Huriye (Adile Naşit) ise bu filmdeki en eğlenceli yan karakterlerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Kerime Nadir’in aynı adlı eserinden uyarlanan bir film daha; Seven Ne Yapmaz. Hülya Koçyiğit ve Kartal Tibet’in Sevda ile Fikret karakterleriyle karşımıza çıktığı filmde, ayrıldıktan sonra tekrar karşılaşan ve yeniden yakınlaşan çiftin engellere rağmen pes etmeyişi konu edilir. 1970 tarihli filmde, Sadık Şendil’in yazıp Teoman Alpay’ın bestelediği Seven Ne Yapmaz şarkısı da sık sık seslendirilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Ünlü beyin cerrahı Murat (Cüneyt Arkın), tıp fakültesi öğrencisi Lale’nin (Filiz Akın) gönlünü kazanmak için çok uğraşır ve başarılı olur. Çift birbirini çok sevmekte ve evlilik planı yapmaktadır, fakat Lale’nin ablası Nevin’in hastalığı işleri tamamen ters yüz eder. İlginç senaryosuyla adından söz ettiren 1971 yapımlı Küçük Sevgilim filmi dram türündedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    Gülen Gözler filminde birden çok aşk hikâyesi bulunur ama sevdiği kızın babasının tüm “hayır”larına rağmen onu Allah’ın emriyle istemekten vazgeçmeyen Vecihi’nin aşkı bizim favorimiz… Ayşen Gruda ve Şener Şen’in canlandırdığı karakterler, birbirini uzaktan da olsa çok seven ve baba Yaşar’ın “olur” vermesiyle kavuşmayı hayal eden eğlenceli bir çifttir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, aşk filmleri, sinema

    “Postacı Adem bir kutu badem” sloganıyla zihinlerde yer eden Postacı Adem filmi komedi türündedir ve Sevtap (Fatma Girik) ile Adem’in (Kemal Sunal) birbirlerine kavuşma gayretleri komik hikayeler etrafında şekillenir. Sevtap’ın abisi Latif, Adem’i vurma pahasına evliliklerine karşı çıksa da bunda başarılı olamaz ve postacının gayreti sayesinde aşık çift arasındaki bütün engeller kalkar.

  • KEMAL SUNAL SİNEMASINDA MİZAH

    Kemal Sunal… Unutulmaz filmleriyle hafızamıza kazınan, aramızdan ayrılalı 25 yıl olsa da her izleyişte evimizin neşesi olmaya devam eden o tanıdık yüz. Ekrana yansıyan samimiyeti ve oyunculuğuyla Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden biri. Gelin, yalnızca bir dönemin değil, kuşaktan kuşağa tanınan Kemal Sunal filmlerini ve bu filmlerle sinema tarihimizin gelişimini beraber inceleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkiye’de Mizah” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de mizahın kökleri, Karagöz-Hacivat gibi geleneksel gölge oyunlarına, meddah anlatılarına, orta oyunlarına ve Keloğlan hikâyelerine kadar uzanır. Halkın gündelik yaşamından beslenen bu anlatılar, zamanla radyo skeçlerinden tiyatro sahnesine, oradan da sinema perdesine taşınır. 1970’li yıllara gelindiğinde Türk sinemasında yeni bir güldürü dalgası filizlenmeye başlar. 1972’de Yeşilçam’a adım atan Kemal Sunal, Keloğlan’ın saflığını, Karagöz’ün eleştirel mizahını ve halkın zekâsını harmanlayarak sinemaya yepyeni bir karakter kazandırır. Böylece, Türk sinemasında güldürünün yeni bir evresi, yani “Şabanlaşma” dönemi başlamış olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1972-1975: Şaban’ın Doğuşu” title_font_size=”13″]

    Kemal Sunal’ın 1972-1975 yılları arasında yer aldığı “Tatlı Dillim”, “Salak Milyoner”, “Hanzo” gibi filmler, fiziki mizahın, abartılı mimiklerin ve saf komedinin öne çıktığı yapımlardır. Ancak bu kahkahaların altında Anadolu’nun yoksulluğu, iyimserliği ve umut dolu sesi yankılanır. Asıl çıkışını Hababam Sınıfı (1975) filmindeki “İnek Şaban” karakteriyle yapan Sunal sadece bir oyuncu değil, toplumun içinden gelen bir temsil hâline gelir. Bu dönemin Şaban’ı alaya alınmaz; sevilir, sahiplenilir ve izleyici onda kendini bulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1976-1981: Köylü Şaban Şehirde” title_font_size=”13″]

    1976-1981 yılları arasında çekilen “Kapıcılar Kralı”, “Süt Kardeşler” ve “Umudumuz Şaban” gibi filmlerle Kemal Sunal sinemasının etkisi zirveye ulaşır. Geniş kitlelerin sevgisini kazanan bu filmlerde köylü Şaban şehirle tanışır. O artık sadece saf biri değildir; dürüstlüğünü korurken, sistemin açıklarını görebilecek kadar da deneyimlidir. Maddi zorlukları, sınıfsal uçurumları ve küçük insanların büyük mücadelelerini hem komik hem de anlamlı bir şekilde yansıtan Şaban; uyanıklığı, aklı ve vicdanı sayesinde çoğu zaman çevresine ders verir, seyirciye ise ilham kaynağı olur. Bu yıllar, Şaban’ın büyüyüp toplumla daha doğrudan konuşmaya başladığı, sokaktaki herkesin sesi olduğu, halkın vicdanı ve mizahı hâline geldiği bir dönemin başlangıcıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1982-1989: Şaban Sadece Güldürmüyor” title_font_size=”13″]

    1982-1989 yılları arasında, “Şendul Şaban”, “Düttürü Dünya” ve “Deli Deli Küpeli” gibi filmlerle Kemal Sunal sinemasındaki dönüşüm derinleşir ve genişler. Bu dönemde mizah; artık sadece güldürmekle kalmaz, sorgulamak, rahatsız etmek ve düşündürmek için de bir araç hâline gelir. Sunal, güldürünün ardına saklanmadan, onu açık bir toplumsal eleştiri aracına dönüştürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1990-2000: Şaban’ın Vedası ” title_font_size=”13″]

    1990’lı yıllar hem Türk sinemasının hem de Kemal Sunal’ın kariyerinde önemli bir kırılma noktası olur. Özel televizyonların yükselişi, video-kaset kültürünün yaygınlaşması ve Hollywood’un etkisiyle popüler sinema anlayışı hızla değişir. Kemal Sunal, bu dönemde “Koltuk Belası”, “Varyemez”, “Boynu Bükük Küheylan” gibi oynadığı filmlerde daha ciddi, doğrudan ve dramatik bir anlatıma yönelir. Ayrıca dizilerde rol alarak televizyon izleyicisiyle de buluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şaban: Sinemamızın Gülümseyen Tarihi” title_font_size=”13″]

    Kemal Sunal hayat verdiği karakterlerle sadece bir oyuncu değil, halkın sesi olmayı başaran bir anlatıcıdır. Bu yönüyle, filmleri yıllar geçse de toplumun belleğinde canlı kalan bir ayna ve kalplerde yer eden bir kültür mirasıdır.

  • TÜRK SİNEMASININ EMEKTAR İSMİ İHSAN YÜCE

    Bizler İhsan Yüce’yi Türk filmlerinde ya fakir kızın iyi niyetli babası ya da mahallenin gariban esnafı olarak tanıdık. 39 yıllık sanat hayatına birçok proje sığdıran Yüce, aslında onlarca filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapmış oldukça üretken bir isim. Sanat eğitimi almamasına rağmen kurduğu tiyatrolar ile sahnelere adım atan, ardından birçok sinema filminin yan rollerinde yer alan İhsan Yüce’nin hayat hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İhsan Yüce, Dağıstan göçmeni Kafkas asıllı yedi çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 23 Ocak 1929’da Elazığ’da dünyaya gelir. Çocukluk yaşlarında ailesiyle İzmir’e taşınan Yüce, İzmir Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra yüksek tahsil eğitimini İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde tamamlar ve bir süre özel şirketlerde muhasebeci olarak çalışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sanat yaşamına 1952’de İzmir’de Halk ve Çocuk Tiyatrosunda başlayan Yüce, sadece bir sezon süren Bizim Tiyatroyu kurar. 1965 ile 1966 yılları arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosunda çalışır, 1968’de üç arkadaşı ile Ankara Drama Tiyatrosunu hayata geçirir. Bu tiyatroda Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza’yı sahneleyen ekip, bir sonraki oyunu olan Sahne Işıkları ile seyircinin beğenisini kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Altın Yumru filmi ile oyuncu olarak sinemaya geçen Yüce, Ertem Eğilmez’in yönettiği; “Senede Bir Gün”, “Bir Millet Uyanıyor” gibi filmlerde oyunculuğa devam eder. Bu dönem kendisinin kaleme aldığı senaryolar yazan Yüce, Aslıer Film Şirketini kurarak senaristliğini, yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı “Hayat Cehennemi” adlı filmi çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kibar Feyzo, Bedrana, Uyanık Gazeteci, Sosyete Şaban, Öğretmen, İnatçı, Fazilet, Şark Bülbülü gibi Türk halkının çok sevdiği filmlerin senaristliğini yapan İhsan Yüce, 39 yıllık sanat hayatında toplam 169 filmde rol alır, oynadığı saf ve masum karakterlerle Türk izleyicisinin kalbine işler. 10 filmin ise yönetmenliğini yapan Yüce, özellikle Kemal Sunal’ın oynadığı 60 filmin senaryosunu kaleme almış önemli bir isimdir. 1976 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “İşte Hayat” filmindeki rolü ile ‘‘En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncu’’ ödülünü alan sanatçı, 1981’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Derya Gülü” isimli filmdeki rolüyle de ‘‘En Başarılı Erkek Oyuncu’’ ödülüne layık görülür. 15 Mayıs 1991’de Üsküdar’daki evinde kalp krizi geçirerek hayata veda eder. Türk sinemasına katkıları oldukça büyük olan Yüce’nin hayatı “Gül Gibi Zabıta Dururken Kızını Çöpçüye Veren Adam” adıyla 2020 yılında kitap olarak da yayımlanmıştır.

  • YEŞİLÇAM’IN EFSANE KOMEDYENİ KEMAL SUNAL

    Bizler onu İnek Şaban olarak tanıdık. Kâh yaptığı sakarlıklara güldük kâh canlandırdığı karakterin masumiyetine, saflığına ağladık. Sayısız film, tiyatro oyunu ve sinema projelerinde yer alan ve oyunculuğu ile Türk komedisine yeni bir soluk getiren usta oyuncunun hayatındaki dönüm noktalarını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    10 Kasım 1944’te Malatyalı üç çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelen Kemal Sunal, çocukluğunu ailesiyle birlikte İstanbul’da geçirir. Annesi ev hanımı, babası ise işçi olan Sunal, Vefa Lisesinden mezun olur ancak röportajlarında sıkça bahsettiği gibi liseden mezun olması tam 11 sene sürer. Usta sanatçı verdiği röportajlarında durumu şöyle açıklar: Bu benim tembelliğimden, salaklığımdan ileri gelen bir şey değildi. 15-20 kişilik bir grubumuz vardı. Beraber zaman geçiyorduk, beraber kalıyorduk. Anlaşmış bir gruptu. Bir nevi haylazlıktı tabii…” İlk amatör tiyatro oyununu da lise yıllarında deneyimleyen Sunal, “Zoraki Tabip” oyunu ile sahnelere adımını atar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Liseden mezun olduktan sonra yüksek tahsiline Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde devam eden Sunal, ekonomik durumu pek de iyi olmayan ailesine destek olmak için fabrika işçiliğinden tutun da elektrikçide çıraklığa kadar çeşitli işlerde çalışır ve üniversiteden mezun olamadan eğitimini yarım bırakmak zorunda kalır. Ancak lisede başladığı tiyatrodan hiçbir zaman kopmayan Sunal, bir sene Kenter Tiyatrosunun ekibinde yer aldıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosunda sanat hayatına devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1972’de yönetmen Ertem Eğilmez, çekeceği yeni film için oyuncu arayışına başlar ve tesadüfen tanıştığı Kemal Sunal’a “Tatlı Dillim” filminde bir rol teklif eder. Bu sayede Sunal’ın sinema kariyeri de başlamış olur. Tarık Akan’ın saf ve masum basketbolcu arkadaşı rolüyle çok beğenilen Kemal Sunal, sonraki filmlerde de kötülük bilmeyen, kolay kandırılan masum karakterleri oynar. 1973’te yine Ertem Eğilmez’in “Canım Kardeşim” filminde Kayseri şivesi ile filmde kısa bir rol alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kayseri şivesinin halk tarafından çok beğenildiğini gören Ertem Eğilmez, 1974’te Kemal Sunal ile “Salak Milyoner” filmini çeker. Bu filmin de ilgi görmesiyle devam filmi niteliğindeki “Köyden İndim Şehre” filmi için birlikte çalışırlar. Her iki film de Kemal Sunal’ın büyük rollerde oynadığı ilk filmler olur. Yine aynı yıl çekilen “Mavi Boncuk” filminde kaymakamı canlandıran Sunal, Ertem Eğilmez’in herkese eşit rol vermesiyle filmlerde daha çok rol almaya ve görünmeye başlar. 1974’te ilk kez farklı bir yönetmenle, Zeki Ökten ile, çalışan Sunal, bu filmden sonra başrol oyuncusu olur. Aynı yıl Atıf Yılmaz yönetmenliğinde çekilen “Salako” filminde başrolde izlediğimiz Kemal Sunal, Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri hâline gelir; oynadığı filmlerle büyük başarı kazanır, halkın adamı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tosun Paşa, Süt Kardeşler, Şaşkın Damat, Hanzo gibi klasikleşen birçok Türk filminin başkahramanı olan Kemal Sunal, oyunculuktaki yükselişini sinemada bir seri ile devam ettirir. Ertem Eğilmez, Rıfat Ilgaz’ın kendi hayatından esinlenerek kaleme aldığı, “Hababam Sınıfı” kitabını sinemaya uyarlayarak onlarca yıl fırtına gibi esecek olan serinin ortaya çıkmasına ve bugün bile izlerken kahkahalar attığımız efsanevi bir komedi film serisinin doğmasına vesile olur. Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 1974’te Gül Sunal ile dünya evine girer ve bu evlilikten Ali ve Ezo adını verdikleri biri kız, diğeri erkek iki çocuk dünyaya gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1977’de “Kapıcılar Kralı” filmi ile Antalya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan Sunal, samimi oyunculuğu ve hayat verdiği değişik tiplemeleriyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirir. Özel televizyon kanallarının patladığı 1990’lı yıllardan itibaren oynadığı tüm filmler kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başlar. Eğitime oldukça önem veren ve her röportajında en büyük eksikliğinin üniversiteyi tamamlamamak olduğunu belirten usta oyuncu, yarım bıraktığı üniversiteden; Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden 1995’te mezun olur. Bununla da yetinmeyen sanatçı yüksek lisans yapmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hayatı boyunca 82 filmde rol alan Kemal Sunal, 3 Temmuz 2000’de “Balalayka” adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon’a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumar. Kemal Sunal için ilk tören, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenir ve polis bandosuyla Teşvikiye Camii’ne götürülmek için çıkarılan sanatçının naaşı eller üzerinde Rumeli Caddesi’ne kadar taşınır ve binlerce seveni eşliğinde Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir. Geride bıraktığı filmler bugün bile Türk televizyonlarında yayımlanmakta ve ilgiyle izlenmektedir. Başarılı oyunculuğu ve mütevazı karakteriyle bir nesile âdeta insanlık dersi veren Kemal Sunal’ı rahmet ve özlemle anıyoruz.