Etiket: yağmur

  • RENGÂRENK BİR DOĞA OLAYI

    RENGÂRENK BİR DOĞA OLAYI

    Yunan şair Homeros’un sadece mor renkte olduğuna inandığı, Yunan filozof Xenophanes’in dört renkten ibaret olduğunu düşündüğü gökkuşağına şairimiz Atilla İlhan dizelerinde şöyle yer vermiş:

    “İçimdeki gökkuşağı besbelli neden / Bulutların içinden kuşlar yağıyor / Bir şiire başlarsın birini bitirmeden / Hiç kimse gözlerine inanamıyor.”

    Rastladığımızda gözlerimize inanamadığımız bu güzelliği fotoğraflarıyla ekranlarınıza taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Roma Dönemi’nde, biçim itibariyle altından geçilebilecek bir kemer gibi görünen gökkuşağının insanların ölümsüzlüğe geçtiği bir yol olduğuna inanılıyormuş. 17. yüzyıl sonlarına kadar nasıl oluştuğu bilinmeyen doğa olayına mitolojilerde bunun gibi pek çok anlam yüklenmiş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Adı Latincede “arcus pluvius” olan ve “yağışlı kemer” anlamına gelen gökkuşağı meteorolojik bir olay… Güneş ışınlarının yağmur damlalarında ve sis bulutlarında yansıyıp kırılmasıyla oluşuyor ve bu şekilde meydana gelen olayda ortaya çıkan ışık tayfını görebiliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Olay güneş ışınlarının kırılmasıyla ilgili olduğu için aslında gökkuşağının renk sayısı şu kadardır ve şunlardır diyemeyiz. Yine de tipik bir gökkuşağında görülen 7 rengi sayabiliriz ki onlar: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gökyüzünde gökkuşağını görebilmemiz için güneş olması gerekir. Ve onu görebilmek için güneşi mutlaka arkamıza almalıyız çünkü gökkuşağı güneşin tam karşı açısında oluşur. Gün içinde görüldüğü zamanlar genellikle sağanak yağışlar geçtikten sonraki ikindi vakitleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gökkuşağı oluştuğu zaman iki ucu yeryüzünde bir noktada tam karşısında başka bir noktaya değen yay gibi görünür. Başka bir ifadeyle genellikle yarım çember gibi görünen gökkuşağına bir uçaktan baktığınızda ya da mümkün olsa bir dağın tepesinden onu çember şeklinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hiç gökyüzünde iki gökkuşağını aynı anda görme şansınız oldu mu? Peki ikinci gökkuşağında renk diziliminin diğerinin tam tersi olduğunu fark ettiniz mi? Yani kırmızının iç kısma geldiğini… İkincisi olduğunu nasıl anlayacağım derseniz onun daha geniş bir alana yayıldığı için sönük göründüğünü söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir gökkuşağı gördüğünüzde altındaki gökyüzünün üstünde kalandan çok daha parlak göründüğünü fark edebilirsiniz. Gökkuşağının görünme süresi ise farklılık gösterir ama dünyada en uzun süreyle gözlemlenen gökkuşağından haber verebiliriz size: 14 Mart 1994 tarihinde İngiltere- Sheffield’da oluşan gökkuşağı sabah 9’dan akşam 3’e kadar tam 6 saat izlenebilmiş.

  • Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Eylülle başlayan mevsimin gelişi akıllara hüznü getiriyor da gidişi getirmiyor mu? O da ayrı bir hüzün! Mutlu bir sonbahar geçirmiş olduğunuzu umarak, duygusal önem atfettiğimiz mevsimin son günlerinde yapabileceklerinizi sizin için listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hiç acele etmeksizin, keyfine vara vara doğayı seyrettiğimiz sıcak ve hatta ılık günler geride kaldı… Soğuklar daha da bastırmadan bir manzaranın önünde durup doğanın en pastel halini seyretmekten kendinizi alıkoymayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orman havası alarak sabah koşusu yapmak, uzun yürüyüşlere çıkmak, gittikçe nazlanan güneşin kendini gösterdiği anları yakalamaya çalışmak, çok daha özetle açık havada üşütmeden vakit geçirebilmek için son demler olduğunu unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ağaçların döktüğü yaprakları toplayıp eve götürmeyi hiç düşünmüş müydünüz? Neden mi? İsterseniz sonbahar sizi yeni bir hobiyle bile buluşturabilir. Kahverengiden kızıla, turuncudan sarıya yeryüzünü renklendiren o yapraklardan ev objesi olabilecek birçok hobisel iş çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Balkabağı ile doyum olmayan tatlılar yapmak için her yıl kasım ayını beklemek gerekir, çünkü bu sebzenin mevsimi sonbaharın son günleridir. Aklınızda bulunsun balkabağı ile sadece tatlı değil, çorba, mücver, hatta reçel, kurabiye ve kek bile yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bir kafeye gittiğinizde mekânın açık alanında oturmak, kahvenizi elinize alıp kapının önüne çıkmak da sonbaharı uğurlarken yapabilecekleriniz arasında. Söylemeye gerek yok, buzlu kahveye veda etmenin, üstünde dumanı tüten içeceklere yönelmenin vakti zaten çoktan gelmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağmuru, sıcak bir evin penceresinden izlemenin keyfi başka olsa da bir şemsiyenin altındayken süzülüşünü görmek, mevsimin sokaklara yansıyan dönüşümüne tanıklık etmek de bir o kadar keyiflidir. Fakat böyle bir pozisyonda kendinizi sıcak tutmayı sakın ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kalın çoraplar giyerek battaniye altına girmeye başlamışsanız artık sonbaharın sonlarına yaklaşmışsınız demektir. Kışa doğru giderken daha da kalınlaşarak devam edecek bu giyinme halinin henüz hafif dönemlerinde olduğunuzu düşünerek tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Albert Camus’nün ifadesiyle “Sonbahar, ikinci bahardır; yaprakların çiçeğe dönüştüğü.” O zaman biz de devamını getirelim: Hemen ertesi ise kıştır; bütün dünyanın beyaza büründüğü… Sonbaharı özleyeceğimizi bile bile kışın gelişine seviniyoruz, insanız işte…

  • Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharda Coşup Evinize Bahçenize Renk Katacak 8 Çiçek

    Sonbaharın diğer adıdır hazan… Hazan kelimesiyle uyumlu olduğu için mi yoksa yağmurlu havaların biraz da insanları eve kapanmaya zorladığı için midir bilinmez, sonbahar genellikle hüzünle eşleştirilir. Biz de bu hüznü kıralım ve mevsimin aslında nasıl da renkli olabileceğini hatırlatalım istedik. İşte karşınızda sonbaharda açıp gürleyen rengârenk çiçekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Sonbaharın Geldiğini Anlatan 8 Olay

    Sonbaharın Geldiğini Anlatan 8 Olay

    Teorik olarak eylül ayına girdiğimizde sonbaharın geldiğini düşünürüz ama küresel ısınma, iklim değişimleri derken nicedir pratikte öyle olmuyor. Artık sonbaharın geldiğini anlayabilmek için hem doğada hem günlük hayatımızda gerçekleşen değişimlere dikkat kesilmemiz gerekiyor. Hemen akla gelen 8 tanesini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sonbahar demek en çok da sararıp dalından düşen ve düştükleri yerde bile gözlerimizin önüne büyüleyici bir dünya seren yapraklar demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Camınıza vuran yağmurlar gün aşırı tekrarlıyorsa sonbahar gelmiş demektir. Ama bu yağmurların yaz yağmurlarından farklı olduğunu bilmelisiniz. Yazın yağan yağmur bir macera filmindeki reklam arası gibi hissettirirken, sonbahar yağmuru yeni başlayan uzun metrajlı bir dramanın jenerik müziği gibidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sonbaharın habercilerinden biri de evlerde göz önüne çıkarılan şemsiyelerdir. Aniden yağmur bastırdığında yanında şemsiyesi olan her insan güvenli bir limana sığınmış gibi hisseder kendisini.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ayak parmaklarınızı yaz aylarında olduğu kadar görememeye başlamışsanız sonbahar gelmiş demektir. Diğer taraftan çorapların ayağınıza verdiği sıcaklık ve güven duygusu eski bir arkadaşla buluşmuş gibi hissettirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İşte sonbaharı biraz da hüzünle eşleyen olaylardan biri… Göç etmek üzere toplanmış gökyüzünde dönüp duran kuşlar… Onlarla bir dahaki baharda görüşmek üzere selamlaşmayı unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Arkadaşlarınızla hafta sonu buluşmalarına mutlaka bir sinema koyuyorsanız, patlamış mısırın kokusuna her zamankinden daha çabuk çekiliyor ve aynı gün ikinci sinemayı düşünüyorsanız sonbaharı yarılamışsınız demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Baharın yeşil, yazın kırmızı, sonbaharın rengi sarıdır… Manav tezgâhlarında önce yeşile çalan sonra gittikçe sararan yığınla mandalina görüyorsanız artık sonbaharın içindesinizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Evde ya da bir kafeye gittiğinizde bir şeyler içmek istediğinizde aklınıza ilk önce sıcak bir kahve ya da farklı otlardan yapılmış meyve çayları geliyorsa sonbaharı yaşıyorsunuz demektir.

  • Unutulmaz Filmlerden Unutulmaz Yağmur Sahneleri

    Unutulmaz Filmlerden Unutulmaz Yağmur Sahneleri

    “Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri sadece ıslanır.” demiş Nobel ödüllü şarkıcı Bob Dylan… Büyük komedyen Charlie Chaplin’in “Yağmurda yürümeyi hep sevmişimdir. Böylece kimse ağladığımı göremez.” cümlesi kayıtlara geçmiş. Usta şair Turgut Uyar, “Belki yağmura gerek kalmazdı insanlar bu kadar kirli olmasaydı!” diyerek düşündürücü bir yorum getirmiş. Yağmurla haşır neşir olduğumuz bugünlerde bakalım film sahnelerine yağmur nasıl girmiş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Hırsızları / Ladri di Biciclette” title_font_size=”13″]
    Lamberto Maggiorani, Enzo Staiola

    Yönetmen: Vittorio De Sica
    Oyuncular: Lamberto Maggiorani, Enzo Staiola, Lianella Carell, Gino Saltamerenda
    Yapım: İtalya – 1948

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paris’te Gece Yarısı / Midnight in Paris” title_font_size=”13″]
    owen wilson, rachel mcAdams

    Yönetmen: Woody Allen
    Oyuncular: Owen Wilson, Rachel McAdams, Michael Sheen, Marion Cotillard, Kathy Bates
    Yapım: ABD – 2011

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Esaretin Bedeli / The Shawshank Redemption” title_font_size=”13″]
    rrank darabont, tim robbins, morgan freeman

    Yönetmen: Frank Darabont
    Oyuncular: Tim Robbins, Morgan Freeman, Bob Gunton, Clancy Brown, William Sadler
    Yapım: ABD – 1994

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Annem Hakkında Her Şey / All About My Mother” title_font_size=”13″]
    pedro almodovar, cecilia roth, marisa paredes

    Yönetmen: Pedro Almodóvar
    Oyuncular: Cecilia Roth, Marisa Paredes, Antonia San Juan, Penélope Cruz, Candela Peña
    Yapım: İspanya – 1999

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşk ve Gurur / Pride & Prejudice ” title_font_size=”13″]
    keira knightley, matthew macfadyen

    Yönetmen: Joe Wright
    Oyuncular: Keira Knightley, Matthew Macfadyen, Brenda Blethyn, Donald Sutherland, Tom Hollander
    Yapım: Fransa, İngiltere, ABD – 2005

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yağmur Altında / Singin’ in the Rain” title_font_size=”13″]

    Yönetmen: Gene Kelly, Stanley Donen
    Oyuncular: Jean Hagen, Gene Kelly, Debbie Reynolds, Donald O’Connor
    Yapım: ABD – 1952

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hababam Sınıfı” title_font_size=”13″]
    ertem eğilmez, yeşilça

    Yönetmen: Ertem Eğilmez
    Oyuncular: Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Adile Naşit
    Yapım: Türkiye, 1975

  • MAVİ GEZEGENİMİZİN YEŞİL AKCİĞERLERİ

    Havadaki karbondioksit oranını düşürmesi ve nemi arttırması nedeniyle gezegenimizin akciğerleri olarak bilinen yağmur ormanları, büyüleyici görüntüsü ve binlerce canlı çeşidine yuva olmasının yanı sıra sağladığı sayısız fayda ile biliniyor. Günümüzde bile keşfedilmemiş yerleri bulunan bu dev yeşil bölgenin gezegenimiz için ürettiği besleyici yağmurlar, hayat için gerekli olan su döngüsünü iyileştiriyor ve bu bölgede yaşayan yerli halklara olduğu kadar binlerce kilometre uzaktaki ülkeler için bile yaşam alanı sağlıyor. Yağmur ormanları hakkında ilginç olduğu kadar şaşırtan bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanları dünya yüzeyinin %2’sinden daha azını kaplamasına rağmen dünyadaki biyolojik çeşitliliğin %50’sinden fazlasına ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanına düşen bir yağmur damlasının yoğun bitki tabakasını geçerek toprağa ulaşması yaklaşık 10 dakika sürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanlarındaki ağaçlar tüm dünyanın oksijen kaynağının beşte birini üretiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’daki Amazon yağmur ormanları bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesi olurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Avustralya yağmur ormanlarındaki çiçeklerin %80’i dünyanın başka hiçbir yerinde yetişmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’nın Daintree Yağmur Ormanı’nın 180 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede dev hayvan kalıntıları ile birlikte dinozor fosillerine de rastlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tükettiğimiz doğal gıdaların yaklaşık %80’i yağmur ormanlarından geliyor. Yani severek yediğimiz birçok doğal besinin ataları yağmur ormanlarından.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Modern tıp ilaçlarında kullanılan bileşenlerin dörtte biri yağmur ormanlarında yetişen bitkilerden elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Amazonlardaki ormansızlaşma oranı bir yılda oldukça artarak %69 oranlarına ulaştı. Yani bir yılda yok olan ormanlık alan New York’un neredeyse iki buçuk katı kadar. İçinde barındırdığı canlılığı düşünürsek bu birçok bitki ve hayvanın yuvasının da yok olduğu anlamına geliyor.

  • BİR ZAMANLAR STATÜ SEMBOLÜ ŞEMSİYENİN İCAT SERÜVENİ

    Günümüzde yağmurda ıslanmamak amacıyla kullanılan şemsiyelerin 4 bin sene önce güneşten korunmak için tercih edildiğini biliyor muydunuz? Dilimize Arapça “güneş” anlamına gelen “şems” kelimesinden geçen ve “güneşlik” anlamını taşıyan şemsiyenin icat serüvenini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Arkeolojik bulgular ilk şemsiye kullanımına ilişkin bilgilere Mezopotamya’da rastlar. Asur İmparatorluğu’na ait kabartmalarda ve oyma eserlerde kralların şemsiye ile korunduğunu betimleyen antik bulgular şemsiyenin atası olarak bu uygarlığı ve dönemi gösterir. M.Ö. 704-681 yılları arasında Asur Kralı Sanherib’e ait rölyeflerde şemsiyenin kullanımına dair kayıtlar bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Daha sonraki yıllarda Antik Mısır medeniyetlerinde şemsiye yine seçkin devlet insanları ve din adamları tarafından güneşten korunmak amacıyla kullanılır. Bir çubuğa bağlı palmiye yaprağı veya papirüslerden yapılan bu şemsiyeleri taşımak ise hizmetlilerin görevidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uzunca bir süre otorite sembolü olarak kullanılan şemsiye, Çin topraklarına ulaştığında güneşten korunmak için değil, yağmurda ıslanmamak amacıyla kullanılır. Yağlı kâğıdı dayanıklı olması için su geçirmez bir materyal olan balmumu ile kaplayan Çinlilerin şemsiyesi ise hem ağır hem de dayanıksızdır. Zamanla daha sağlam şemsiyeler kullanan Çinliler; çatı kısımları deriden, çıtaları balina kemiğinden, sapları ise ahşaptan yapılan şemsiyeler üretirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Uzun bir dönem varlıklı kesimler tarafından kullanılan şemsiyeler, 16. yüzyılda Avrupa’da özellikle Fransa’da moda olur. Kadınlar 18. yüzyıla kadar güneşten korunmak amacıyla küçük, zarif ve renkli şemsiyeleri aksesuar olarak kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    18. yüzyılda Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway, Londra’da kullanılan şemsiyelere “Hanway” ismini verir ve şemsiye bu isimle anılır. 1750’lerde İngiltere sokaklarında erkeklerin de kullandığı bir aksesuar haline gelen şemsiye, İngiliz Samuel Fox’un 1852’de çelik iskelete sahip, hafif ve kullanışlı bir şemsiyeyi tasarlamasıyla yaygınlaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1928’de ise Alman Hans Haupt, Fox’un tasarımını geliştirerek katlanabilen ve çantada taşınabilen ilk portatif şemsiyeyi tasarlar. Farklı renk ve tasarımlarla şemsiye, yağmur esnasında ıslanmamızı engelleyen ya da çok güneşli günlerde bizleri güneşe karşı koruyan, taşınması oldukça kolay bir eşya olarak günümüzde de çoğu kişi tarafından tercih ediliyor.