Etiket: uzay

  • Uzay İçin Küçük İnsanlık İçin Büyük Bilgiler

    Uzay İçin Küçük İnsanlık İçin Büyük Bilgiler

    Uzayla ilgili bir bilgi olsun da ilginç olmasın, mümkün mü? Uzay ortamının rutinleri biz insanoğlu için her daim hayret verici gerçekten… İçinde hızla yol aldığımız bu büyük boşluk kimini çözdüğümüz, kimini hala çözmeye çalıştığımız, kiminin farkında bile olmadığımız sırlarla dolu. Bu milyonlarca karizmatik bilgiden 8 tanesi için sayfamıza bakmanız yeterli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    doğa
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    gökyüzü, dolunay
  • EVREN YERİNDE DURMUYOR!

    2022 yılı dünyamızda, her yıl olduğu gibi, birçok değişikliğin ve yeniliğin gerçekleştiği bir yıl oldu. Bireysel yaşamımızda, aldığımız kararları uygulayabildiğimiz zamanlar oldu, kararlarımızın dışında hareket ettiğimiz zamanlar da… Ancak evrenimiz bizden bağımsız olarak, kararlı bir şekilde, hareketine devam ediyor. Üzerinde yaşadığımız Dünya bizlere her gün aynı durağanlıkta gelse de aslında gezegenimiz Güneş’in etrafında 107.000 km/saat hızla dönmeye devam ederken, içinde bulunduğumuz galaksi sistemi 720.000 km/saat hızla hareketine devam etti. Evrendeki tüm cisimlerin hız kesmeden yol aldığı bu sonsuz uzayda 2022’de gerçekleşen rakamları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • İLK UZAY YOLCUMUZ ALPER GEZERAVCI

    Millî Uzay Programı’nın ilk ayağı olan “İlk İnsanlı Uzay Misyonu” kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonuna (ISS) gönderilen ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın yolculuğu ülkemize büyük heyecan yaşattı. 13 farklı bilimsel deneyin gerçekleşeceği misyon kapsamında Alper Gezeravcı, 19 Ocak’taki fırlatmanın ardından ISS’de 14 gün kalacak. Kanserden bağışıklık hücrelerine; biyoloji, tıp ve genetik alanlarında literatüre katkı sağlayacak çalışmaların bulunduğu 13 deney uzayda gerçekleştirilecek. Gezeravcı, misyonda İspanyol, İtalyan ve İsveçli astronotlarla birlikte görev alıyor. Peki, Alper Gezeravcı kimdir ve bu görev için nasıl seçilmiştir? Detaylar yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alper Gezeravcı, 2 Aralık 1979’da Mersin’de dünyaya geldi. Hava Harp Okulundan Elektronik Mühendisi olarak mezun olduktan sonra ABD Hava Kuvvetleri Teknoloji Enstitüsünde Harekât Araştırması Bölümünde yüksek lisansını tamamladı. F-16 pilotu olan Alper Gezeravcı, 21 yıl boyunca Hava Kuvvetlerinde önemli görevlere ve başarılara imza atmış bir isim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Alper Gezeravcı’nın uzay macerası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye’nin Millî Uzay Programı’nı duyurması ile başladı. Bu kapsamda gerekli yeterlilikleri gösteren bir Türk vatandaşının uzaya gönderileceği açıklandı ve çalışmalar hız kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    36 bin adayın başvuru yaptığı “İnsanlı Uzay Misyonu” için seçilen 30 aday, Ankara’ya çağrıldı. Adayların seçilmesinde mühendislik, fizik, tıp ve astronomi alanlarında gösterdikleri faaliyetlerin yanı sıra yaptıkları sporlar da belirleyici etkenlerden oldu. Gerekli şartları sağlayan adaylar Ankara’da tıbbi ve psikolojik testlerden geçirildi. Yapılan son değerlendirmeler sonucunda Nisan 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ax-3” isimli uzay yolculuğu için Alper Gezeravcı’nın seçildiğini açıkladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye saatiyle 18 Ocak’ı 19 Ocak’a bağlayan gece 00.49’da yola çıkan ekip, eğitimlerini ABD merkezli Axiom Space Şirketinde tamamladı. SpaceX Falcon 9 roketi, Ax-3 mürettebatını SpaceX Dragon uzay aracıyla NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezindeki Fırlatma Kompleksinden ISS’ye kenetlenmesi için gönderildi. Mürettebatı taşıyan araç, 1,5 gün süren yolculuk sonunda 20 Ocak saat 13.15’te Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzay görevine gidecek uzay yolcuları yanlarında kişisel ve ülkelerini simgeleyen eşyayı götürebiliyor. Gezeravcı’nın tercihi başta yeğeni olmak üzere aile bireylerinin fotoğrafları, Yörük kültürüne ait bazı objeler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine hediye ettiği Türk bayrağı oldu. Milyonlarca insanın canlı yayından izlediği fırlatma işleminin ardından uzay yolculuğuna başlayan Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaydaki ilk sözleri, “Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu için ilk Türk’ün uzaya adım attığı şu anda Yüce Atamızın sözüyle bu anı başlatmak istiyorum: Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dahiyane sözü ‘İstikbal göklerdedir!’” oldu.

  • İLK KADIN GÖK BİLİMCİMİZ NÜZHET GÖKDOĞAN

    Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın gök bilimcisi ve ilk üniversite senatör ve dekanı olan Nüzhet Gökdoğan, 92 yıllık ömrüne gurur duyduğumuz başarılar sığdırmış bir isim. Ülkemizde uzay biliminin gelişmesinde büyük katkıları olan; akademik olarak verdiği hizmet ile gelecek nesillere çevirilerini, ders kitaplarını ve makalelerini miras bırakan Nüzhet Gökdoğan’ın hayat hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    14 Ağustos 1910’da İstanbul’da dünyaya gelen Hatice Nüzhet Gökdoğan’ın babası Atatürk’ün tümgeneral olan silah arkadaşı Mehmet Zihni Toydemir, annesi Nebihe Hanım’dır. Erenköy Kız Lisesinde yatılı okuyan Gökdoğan, 1928’de mezun olduktan sonra devlet bursuyla Fransa’ya gider. Lyon Kız Lisesinde eğitimine devam eden Gökdoğan, Fransızca öğrendikten sonra Lyon Erkek Lisesinde matematik ağırlıklı öğrenim görür. 1932’de Lyon Üniversitesinde matematik lisansını tamamlar ve bir yıl sonra Paris Üniversitesinde fizik dersleri alır, Paris Gözlemevinde staj yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Stajını tamamladıktan sonra yurda dönen genç bilim insanı, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Enstitüsünde doçentlik görevine başlar. Böylelikle Türkiye’nin “üniversitede görev alan ilk bilim kadını” ünvanını alır. Doçentliği esnasında üniversite bahçesinde gözlemevi kurulması için çalışan ekipte yer alan Gökdoğan, 1936’da ismi “Yüksek Mühendis Mektebi” olarak geçen İstanbul Teknik Üniversitesine “müderris muavini” olarak atanır. Müderris muavini o dönem akademide ders veren eğitimcilere verilen bir ünvandır. Bu ünvan, İstanbul Teknik Üniversitesinin de ilk kadın çalışanı olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1937’de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde doktora tezini tamamlayan Gökdoğan, 1946’ya kadar aynı kurumda matematik dersleri verir. Doktora tezi, fakültenin ilk tezidir ve arşivlere “bir numaralı tez” olarak geçer. İstanbul Teknik Üniversitesinde çalışırken tanıştığı Mukbil Gökdoğan ile 1938’de dünya evine girer. Kızı Gönül 1940’da, oğlu Ömer Can 1946’da dünyaya gelir. Henüz 36 yaşındayken hem akademik kariyerinde birçok başarıya imza atan hem de aile kurup iki çocuğunu yetiştiren Gökdoğan; oğlu Ömer Can doğmadan bir sene evvel doçent ünvanını da alır. Aynı yıl William Marshall Smart’ın “Spherical Astronomy” adlı eserini “Kürevî Astronomi” adıyla Türkçeye kazandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1948’de profesör olan Gökdoğan, aynı yıl Türk Matematik Derneğinin; 1949’da da Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) kurucu isimleri arasında yer alır. 1950’li yılların ortasından 1970’li yıllara kadar belirli dönemlerde Türk Kadınlar Derneğine de başkanlık yapar. 1954’te birkaç astronom ile birlikte kurduğu Türk Astronomi Derneğinin başkanlığını 20 sene boyunca sürdürür. 1951 ila 1952 yıllarında ABD’de Ann Arbor Gözlemevi, McMath-Hulbert Gözlemevi, Wilson ile Palomar Dağı Gözlemevi merkezinin bulunduğu Kaliforniya’da çalışır. Bu gözlemevlerinde dönemin önemli bilim insanları ile birlikte çalışma fırsatı bulan Gökdoğan, 1954’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi dekanlığına seçilerek ülkemizin ilk kadın dekanı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1958’den 1980’e kadar astronomi kürsüsü başkanlığı yapan Nüzhet Gökdoğan, yurt dışından önemli bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşen sempozyumlar organize eder, ülkemizin uzay bilimindeki çalışmalarını bir adım öteye taşır. 1978’de Silivri’de II. Ulusal Astronomi Kongresi’ni düzenleyen Gökdoğan, 1997’de kurulacak olan “Ulusal Gözlemevi” fikrinin ortaya çıkmasına vesile olur. Böylelikle TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin temellerinin atılmasını sağlayan Gökdoğan, 1980 yılında ikinci kez dekan seçilir ve taşıdığı bayrağı yeni nesillere devrederek emekli olur. Akademik kariyeri boyunca üç ders kitabı yazar, altı eseri Türkçeye çevirir ve 13 bilimsel makale yayımlar. 24 Nisan 2003’te kalp yetmezliğinden dolayı hayata veda eden Nüzhet Gökdoğan, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir.

  • Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel gelişmeler, yenilikler ya da buluşlar tüm insanlığın katkılarıyla ilerlemeye devam ederken Kültür ve Yaşam sayfası son bir yılda gerçekleşen bilimsel gelişmelerden 6 tanesine yer veriyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ağır işler yapan robot…” title_font_size=”13″]

    2018’de Tokyo’daki Dünya Robot Fuarı’nda tanıtılan robot, 12 kg ağırlığındaki panelleri depodan alarak inşa edilmek istenen duvara götürüp vidaladı. Japonya’daki Ulusal İleri Bilim ve Teknoloji Kurumu, malzemenin ağırlığına göre kol ve bacaklarının açısını ayarlayabilen “HRP-5P” insansı robotun etrafındaki eşyalara çarpmadan hareket edebildiğini açıkladı ve ekledi: Sırada gemi ve uçak montajı yapacak insansı robot var!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teknoloji aracılığıyla telepati denemesi…” title_font_size=”13″]

    İnternet bağlantılı “EEG/ Elektroensefalografi” ve “TMS/ Transcranial Magnetic Stimulation”, yani beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel yöntemle izlenmesini ölçen teknolojiler kullanılarak dünyada ilk kez birbirinden uzakta iki insan arasında zihinsel aktarım sağlandı. Araştırma ekibi, biri Hindistan’da diğeri Fransa’da bulunan iki kişi arasında “hola” ve “ciao” kelimelerinin teknoloji desteği ile zihinsel geçişlerini başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sadece hastalıklı hücrelere ilaç taşıyan hidrojel…” title_font_size=”13″]

    Cole DeForest, George Washington Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde bir akademisyen… İlaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden sadece hastalıklı hücrelere ulaşmasını sağlayan programlanabilir biyomalzeme üretti. İlaç, yüzde 90’ı su, kalan kısmı biyopolimer olan ve hidrojel denilen malzemenin içine yerleştiriliyor ve tümör hücrelerine ulaşınca parçalanıp ilacı serbest bırakması sağlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çekirdek ile manto arasında madde aktarımı olabilir mi?” title_font_size=”13″]

    Gezegenimizin 5000 km. derinliğindeki çekirdeğini, yani merkezini incelemek yapısından dolayı çok güç. Son on yıldır bu konuda önemli çalışmalar yapıldı. 2019 yılı başlarında ise bilim insanları çekirdekte nedeni belirlenemeyen erime ile açığa çıkan tungsten elementinin Dünya yüzeyine kadar ulaştığını açıkladı. Bu durum bilim dünyası tarafından oldukça merak edilen çekirdek ile manto arasında madde aktarımı var mı sorusu için önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Buzullardaki etkileşimi ölçecek uydu…” title_font_size=”13″]
    buzullar

    Bilim insanlarının kutup bölgesi ve buz tabakaları hakkındaki görüşlerimizde devrim yaratacak dediği Ice, Cloud and land Elevation Satellite-2, kısaca ICESat-2, 2018’in Eylül ayında NASA tarafından uzaya gönderildi. Sahip olduğu lazer ve sensörler sayesinde buz kütleler üzerinde çok hassas hesaplamalar yapabilen bu uydu sayesinde buzulların küresel ısınmadan nasıl etkilendiğini öğrenebileceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzay istasyonunda ekosistem çalışması…” title_font_size=”13″]
    bilim

    Dünya dışı yaşam mümkün mü araştırmaları devam ederken, NASA, hemen 2019 öncesi Uzay İstasyonu dışına monte edilen bir cihazla küresel ekosistem araştırmasını başlattı. Dünyamızdaki ormanlarla ilgili en ince ayrıntısına kadar yapılabilecek üç boyutlu gözlemler sayesinde ağaçlarda ne kadar karbon depolanıyor ya da ormansızlaşma iklim değişikliğini nasıl etkiliyor gibi önemli soruların cevapları bulunabilecek.

  • 9 Madde İle Uzaya Gönderilen İlk Mesajın Hikâyesi

    9 Madde İle Uzaya Gönderilen İlk Mesajın Hikâyesi

    İnsanlık her zaman bilinmeyene, uzaya, kâinatın gizemlerine karşı kuvvetli bir ilgi duymuştur. Bu ilgimizi tatmin etmek için dünyanın en büyük bilim kurumları araştırmalar yapmış, uzay araştırmalarına büyük kaynaklar ayırmıştır. Kâinatı keşfetme ve uzaydaki yaşam formları ile tanışma arzumuzun bir ürünü de 1977 yılında Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçlarıyla beraber uzaya gönderilen altın plaklardır. Karşınızda, 9 madde ile insanlık tarihinin en özel plakları ve bu plakların içinde yer alan Türkçe mesajın hikâyesi…

    1977 yılında, NASA Voyager 1 ve Voyager 2 isimli iki uzay aracını uzaya fırlatır. Voyager 1’in 40.000 yıl yani 17.6 ışık yılı sonra, Zürafa Takımyıldızı’nda bulunan  AC+79 3888 isimli yıldıza ulaşması planlanmıştır.

    Biz insanlar nasıl uzayı tanımak istiyorsak uzaydaki potansiyel canlı formların da bizi tanımak isteyebileceği düşünülerek dünyadaki yaşamı tanıtan kayıtlar yapılır ve altın plaklara kaydedilerek Voyager 1’in içine yerleştirilir.

    Voyager’ı planlayan bilim insanlarının amacı bu plakların bir uzaylı yaşam formunun eline geçmesi durumunda, dünya hakkındaki en önemli bilgileri karşı tarafa iletmekti. Elbette bu plakların içine gezegenimiz ile ilgili her şeyi kaydetmek mümkün değildi.

    Plaklara kaydedilecek bilgileri seçmesi için bir ekip oluşturuldu ve ekibin başına dünyaca ünlü astrobiyolog Carl Sagan getirildi. Carl Sagan bu projeyi, kozmik okyanusa içinde not olan bir şişe bırakmaya benzetmişti. Uzmanlardan oluşan ekip, titiz bir çalışma sonucunda 115 görüntü ve sesi bu plaklara kaydedilmek üzere seçti.

    Plaklarda, dünyanın doğal ortamını tanıtacak gök gürültüsü, dalga sesi, yağmur sesi gibi kayıtlara ve görüntülere de yer verilmiştir. DNA, insan anatomisi, güneş sistemi gibi konularda bilgi veren görseller bakırdan yapılarak altın ile kaplanan plaklara aktarılmıştır.

    Dünya ile ilgili bilimsel verilerin yanı sıra kültürümüzü tanıtması amacıyla çeşitli ses kayıtları da bu plaklara eklendi. Beethoven’dan Chuck Berry’e birçok müzisyenin eseri ve dünyanın farklı dillerinde mesajlar plaklarda yer buldu.

    Tam 55 farklı dünya dilinde kaydedilen mesajlardan biri de Türkçe’ydi. Plaktaki Türkçe mesaj, Arkeolog Peter Ian Kuniholm’un sesiyle kaydedildi. Kuniholm mesajda ünlü şairimiz Behçet Kemal Çağlar’dan öğrendiği, “Sayın Türkçe bilen arkadaşlarımız, sabahı şerifleriniz hayır olsun” cümlesini seslendirmişti.

    Bu plakları özenle hazırlayan ekip, plakların nasıl çalınabileceği ile ilgili açıklayıcı çizimleri de plakların köşesine iliştirdi. En yakın yıldıza ulaşmasının 40.000 yıl süreceği hesaplanan Voyager 1, bir gün yeni medeniyetler tarafından keşfedilir ve gezegenimizi tanıtan bu plaklar çalınabilir mi, bilmiyoruz.

    Uzaylı medeniyetlerin ilgisini çekip çekmeyeceği henüz bilinmese de dünyanın tarihini, yapısını, üzerindeki yaşamı mükemmel şekilde özetleyen bu değerli kayıtlar, plak ve CD formatlarında basılarak satıldı ve dünya çapında büyük ilgi gördü. Üstelik son günlerde plakların doldurulmasının 40. yılını kutlamak amacıyla tekrar basılmalarıyla ilgili çalışmalara da başlandı.