Etiket: üniversite

  • GELECEĞİN MESLEKLERİ VE ÜNİVERSİTE BÖLÜMLERİ

    Teknoloji çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Geriye dönüp baktığımızda bu gelişimi net olarak görebiliyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve değişmesiyle birlikte hayatımızda da birçok değişim oluyor. Teknoloji sayesinde hayatımıza bilgisayar, telefon, tablet, vb. birçok cihaz girdi. Günümüzde bu cihazlar yaşamımızın başköşesinde dururken gelişen dünyanın ihtiyaçları da hızla değişiyor. 50 sene öncesinin dünyası ile günümüz dünyası kıyaslandığında bazı mesleklerin geçerliliğini yitirdiğini görebiliriz ancak günümüz dünyasında olmazsa olmaz dediğimiz birçok yeni uzmanlık gerektiren mesleklerin de sayısı her geçen gün artıyor. Bu meslekleri ve bu mesleğe sahip olmak isteyen öğrencilerin üniversitelerde hangi bölümlerde okuması gerektiğini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği” title_font_size=”13″]

    Günümüzde teknoloji ve yapay zekâ hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Dört yıllık lisans programı olan bu bölümün eğitimin müfredatında insan beynine benzer şekilde; mantık yürütme, analiz etme ve bir sonuca varma işlemlerinin makinelerle yapılması için gerekli eğitimler veriliyor. Birbiri ile alakalı iki disiplini içeren bir lisans dalı olan “Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği Bölümü”nde okumak isteyen gençlerin yapay zekâ ile yazılım konusuna meraklı, disiplinli, teknolojiyi yakından takip eden ve bu gelişimin parçası olmayı istemesi ileride bu mesleği yapacak öğrenciler için oldukça önemli. Bilgisayar mühendisliğinin bir alt dalı olan bölüm, gelecekte hem yurt içi hem yurt dışında en çok tercih edilecek meslek dallarından biri olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İnternet ve Ağ Teknolojileri” title_font_size=”13″]

    “İnternet ve Ağ Teknolojileri Bölümü”, internet ve bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve değişmesi sonucu ortaya çıkan verilerin paylaşımı, saklanması, güvenliği, iletimi ve işlenmesi için kullanılan bilgisayar donanımını, yazılımını, bilgisayar ağlarını ve iletişim teknolojilerini kullanabilen meslek elemanı yetiştirmek için eğitim veren iki yıllık bir bölümdür. “İnternet ve Ağ Teknolojileri Bölümü”nden mezun olanlar, internet hizmeti vermekte olan tüm kurum ve markaların bilişim sektöründe iş imkânı bulabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mekatronik Mühendisliği ” title_font_size=”13″]

    “Mekatronik Mühendisliği Bölümü”, yeni makine ve araçların üretim ve işlevlerindeki verimliliği artırmak için mekanik, elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin özelliklerini birleştirir. Mekatronik mühendisi, üretim sürecindeki değişiklikleri uygulamaya koymadan önce, montaj hattı verimliliği ve maliyet gibi faktörleri göz önünde bulundurarak, iyileştirmeler yapmak için çeşitli yöntemlerle testler yapar. Potansiyel çözümleri geliştirmek için bilgisayar destekli tasarım yazılımı kullanır. Dört yıllık eğitim sürecinin ardından mezunlar; endüstriyel otomasyon, otomotiv ve havacılık sektörü, gemi endüstrisi, çeşitli sanayi kolları ve tıp sektöründe çalışabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sondaj Teknolojileri ” title_font_size=”13″]

    Sondaj teknolojisi; sondaj projelerini planlama aşamasından tamamlama aşamasına kadar takip eden bir sistemdir. 2 yıllık ön lisans eğitimi alan bölüm mezunları; jeotermal, petrol, maden ve su çıkarma gibi işlemlerde zemin etütleri konularının yanı sıra sondaj gerektiren hafriyat işlerinde ara kademede de görev alabilmektedir. Ayrıca bu bölümden mezun olan öğrenciler “Dikey Geçiş Sınavı”na katılarak; “Jeofizik Mühendisliği”, “Jeoloji Mühendisliği” ve “Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği” gibi lisans bölümlerine geçiş yapma hakkı da elde edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dezenfeksiyon, Sterilizasyon ve Antisepsi Teknikerliği” title_font_size=”13″]

    “Dezenfeksiyon, Sterilizasyon ve Antisepsi Teknikerliği”, sağlık sektöründe hastalara kullanılacak tıbbi aletlerin tekrar kullanıma hazırlanması gereken tüm basamakları teorik olarak bilen ve pratik olarak bunları yapabilecek beceriye sahip sağlık sektörüne teknik elemanlar yetiştirir. Bu bölümden mezun olanlar bireysel çalışma imkânına sahip olmayıp özel ve kamu hastaneleri ile polikliniklerin sterilizasyon birimlerinde çalışabilir. Ön lisans programından mezun olan öğrencilerin eğitim süresi ise iki yıldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bilişim Güvenliği Teknolojisi ” title_font_size=”13″]

    “Bilgi Güvenliği Teknolojisi”, bir ön lisans programıdır ve eğitim süresi iki yıldır. “Bilgi Güvenliği Teknolojisi Bölümü”nü tercih etmeyi düşünen öğrenciler sorumluluk sahibi ve ekip çalışmasına uygun olmalıdır. Mezunlar iş yerlerinin bilgi-işlem birimlerinde görev alır ve iş yerinin bilgi güvenliğini sağlar. Bu bölüm mezunları hem kamuda hem özel sektörde iş sahibi olabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3D Üretim Mühendisliği ” title_font_size=”13″]

    Yeni bir teknoloji olan 3D baskı teknolojisi, hızlı büyüyen sektörlerin başında geliyor. 3 boyutlu yazıcılar ve 3 boyutlu modelleme uygulamalarında uzmanlara artan oranda ihtiyaç duyuluyor. Bu alandaki istihdam artışının nedeni ise, modern endüstri firmalarının yanı sıra geleneksel iş yerlerinin de pratikliğinden ve maliyetinden dolayı 3D yazıcılara yönelmesinden kaynaklanıyor. Bilişim, yeme-içme, sağlık, tekstil, savunma sanayii, sanayi sektörü, eğlence ve turizm gibi alanlar başta olmak üzere hemen hemen her sektörde aktif bir şekilde görev alacak mühendisler yetiştiren “3DÜretim Mühendisliği Bölümü”, dört yıllık eğitimin ardından 3 boyutlu yazıcıların kullanımına doğrudan hâkim olan meslek sahiplerine iş imkânı sağlıyor.

  • TÜRKİYE’NİN ORDİNARYÜS PROFESÖRLERİ

    Ordinaryüs, Türk üniversitelerinde 1933’te yürürlüğe giren, 1960’da da kaldırılan akademik bir unvandır. Ordinaryüs derecesi, akademide en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmaları ile kendini ispatlamış ve öğretim üyeleri arasından seçilen kürsünün yönetiminde görevlendirilen akademisyenlere verilmektedir. 1960’tan önce ordinaryüs unvanını kazanan kişiler, bu unvanı taşıma hakkına erişmiş oldukları için unvan kaldırıldıktan sonra da kullanmaya devam etmişlerdir. 1960’tan sonra kimseye bu unvan verilmemiştir. Akademide artık karşımıza çıkmasa da halk dilinde de zaman zaman kullanımı görülmektedir ve günlük dilde “herhangi bir meslek ya da sanat dalında ileri derece uzman, üstat” anlamında kullanılmaktadır. Ülkemizin yetiştirdiği çok önemli ordinaryüs profesörler bulunmaktadır ve her biri alanlarında önemli çalışmalara imza atarak uluslararası arenada da takdir toplamıştır. Profesörlerin hocası anlamına da gelen bu unvanı ülkemizde alan son akademisyen Reşat Kaynar olmuştur. Yazımızda ülkemizin altı ordinaryüs profesörünü ve bilime katkılarını okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sadece ülkemizin değil tüm dünyanın saydığı ve sevdiği seçkin bir bilim insanı olan Halil İbrahim İnalcık, bir asırlık ömrüne sayısız başarı sığdırmış, ülkemizin dünyaya kazandırdığı en önemli bilim insanlarından biridir. Ülkemizde modern tarih biliminin kurucusu olan Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu’nun 624 sene süren yönetimi boyunca tuttuğu arşiv kayıtlarını titizlikle inceleyip deşifre ederek koskoca bir imparatorluğun geçmişine ışık tutmuş ve bu ışık dünya tarihinin yazılmasındaki çalışmaların önemli bir parçası olmuştur. Tarih profesörü olarak çalışmalarını dünyanın en önemli üniversitelerinde sürdüren, ülkemize olduğu kadar tüm dünyaya büyük bir ilim mirası bırakan Halil İnalcık, bir asır süren yaşamına sığdırdığı başarıları ile dünyayı değiştiren başarılara imza atmıştır. 2016’da hayata veda eden İnalcık’ın ordinaryüs derecesinin yanı sıra tarihçilerin şeyhi anlamına gelen “Şeyh’ül Müverrihin” olarak tüm dünyada anılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1910 doğumlu, Türk matematikçi ve bilim insanı Cahit Arf, cebir konularında çalışmaları ile dünyaca ün kazanmış bir akademisyendir. “Arf değişmezi, Arf halkaları, Arf sabiti” gibi literatüre kendi ismiyle geçen, önemli bilimsel çalışmaları bulunan Arf’ın portresi 10 Türk lirasının üzerine de basılmıştır. TUBİTAK Bilim Kolu Başkanlığı yapan ve bu kurumun kurulmasında önemli çalışmaları bulunan; yurt içi ve yurt dışındaki birçok akademik ve bilimsel kurumdan ödül alan Arf’in, İstanbul Teknik Üniversitesi, ODTÜ ve Karadeniz Teknik Üniversitesinden “Onur Doktorası” bulunmaktadır. “Matematik esas olarak sabır olayıdır. Ezberleyerek değil, keşfederek anlamak gerekir.” açıklamasıyla mesleğine ve bilime olan tutkusunu beyan eden Arf, Kaliforniya Üniversitesinde konuk öğretim üyesi olarak görevlendirilmiş, Kanada ve Amerika’daki saygın üniversitelerden kürsü teklif edilmiş ancak kendisi ülkesine hizmet etmek amacıyla akademik çalışmalarını Türkiye’de sürdürme kararı almıştır. Cahit Arf, 1997’de hayata veda etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1884 doğumlu Mazhar Osman Usman, ülkemizin ilk modern ruh sağlığı hastanesini kuran, ruh ve sinir hastalıkları hekimidir. 1904’te “Askeri Tıbbiye” okulunu yüzbaşı derecesi ile bitiren ve doktor unvanını alan Usman, Almanya’da modern psikiyatrinin en önemli isimlerinden olan; Alzheimer, Ziehen ve Kraepelin gibi saygın akademisyenlerle çalışmıştır. Gülhane ve Haseki Hastanelerinin Ruh ve Sinir Hastalıkları biriminde çalışan Usman, Bakırköy’de terk edilmiş olan Reşadiye Kışlasının bulunduğu araziyi devletten talep etmiş; Mustafa Kemal Atatürk’ün onayı ile 1927’de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesini kurmuştur. Uzun süre bu kurumda başhekimlik görevinde bulunan Usman, 1941’de görevinden emekli olmuş ve vefat ettiği 1951 yılına kadar akademide öğretim üyesi olarak genç hekimlerin yetiştirilmesine önemli katkılar sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1899 doğumlu İhsan Şükrü Aksel, o dönem Darülfünun Üniversitesi olarak anılan İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. Münih ve Hamburg’da, Prof. Kraepelin, Prof. Spielmeyer, Prof. Weygand ve Prof. Jakob gibi önemli isimlerle çalışan Aksel, 1925’te Türkiye’ye dönerek o dönem Emraz-ı Akliye ve Asabiye Hastanesi olarak anılan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine şef doktor olarak atanmış ve bu hastanenin nöropatoloji laboratuvarını kurmuştur. 1951’de ordinaryüs unvanını alan Aksel, ilerleyen yıllarda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini üstlenmiştir. Sağlık alanında yaptığı çalışmalarla ülkemiz adına önemli kazanımlar sağlayan Aksel, Çapa Üniversitesinin psikiyatri kliniğinin kurulmasına da öncülük etmiştir. 1958’de Çocuk Psikiyatri Enstitüsünü kuran ve saygın bir bilim insanı olan Aksel, 1987’de hayata veda etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1949 doğumlu Ahmet Nihat Berker, kuramsal fizik profesörüdür. Robert Kolejinden mezun olduktan sonra ABD’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsüne kabul edilen Berker, buradan hem fizik hem kimya bölümünden mezun olmuştur. 1977’de Illinois Üniversitesinden doktora unvanı alan Berker, ilerleyen yıllarda gösterdiği üstün başarı neticesinde Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden fizik profesörlüğü unvanını almıştır. 90’lı yıllarda Türkiye’ye dönen Berker, çalışmalarına İstanbul Teknik Üniversitesinde devam etmiş, bu kurumun dekanı olmuştur. 2004’te Massachusetts Teknoloji Enstitüsünden ordinaryüs profesör unvanı alan Berker, Almanya’nın en prestijli bilim ödüllerinden biri olan Humboldt Ödülü’nün de sahibi olmuştur. Ahmet Nihat Berker’in bilime katkıları devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1957’de dünyaya gelen İvet Bahar, Ahmet Nihat Berker gibi ordinaryüs unvanını yurt dışından alan önemli bir biyologdur. Boğaziçi Üniversitesinde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Bahar, İstanbul Teknik Üniversitesinde doktorasını tamamlamış, ardından da UNESCO bursu ile Pittsburgh Üniversitesinde akademik çalışmalarına devam etmiştir. Halen Pittsburgh Üniversitesinde ordinaryüs profesör olarak görevine devam eden İvet Bahar, 2020’de ABD Ulusal Bilimler Akademisine seçilmiş ve bu unvanı elde eden ilk Türk bilim insanı olmuştur.