Etiket: ulubey kanyonu

  • ÜLKEMİZİN MANZARALARINI KUŞ BAKIŞI GÖREBİLECEĞİNİZ SEYİR TERASLARI

    Çoğu derin kanyonlara, geniş vadilere kurulmuş seyir teraslarının bazıları da bir gölü ya da şehri seyredebilecek biçimde yapılmış. Bulunduğu bölgenin zirvesine inşa edilmiş olmaksa hepsinin ortak özelliği. Yükseklik korkusu olanlar ne düşünür bilinmez ama bu teraslar dağa, tepeye tırmanmaya gerek kalmadan manzaraları kuş bakışı seyretme imkânı sunan harika yapılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Valla Kanyonu, Karadeniz’in yemyeşil şehri Kastamonu’da Küre Dağları Millî Parkı içinde yer alıyor. Devrekâni Çayı’nın oluşturduğu ortalama 800 metre derinliğindeki kanyon, dünyanın en derin kanyonları arasında gösteriliyor. Zirveye kurulan üç katlı seyir terası ise bu derinliğin barındırdığı muhteşem manzarayı gözler önüne seriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Malatya’nın Akçadağ ilçesindeki Levent Vadisi, mağaraları, uçurumları, milyonlarca yıl öncesine ait kaya oluşumlarıyla etkileyici bir bölge. Normal şartlarda her yıl düzenlenen Uluslararası Doğa Sporları Festivali de bu vadide gerçekleşiyor. Yine her yıl on binlerce kişi, 104 metre yükseğe inşa edilen ve 8,5 metresi boşluğa uzanan Levent Vadisi Seyir Terası’na ayak basıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Artvin-Merkez ilçesindeki Hatila Vadisi, şehirde ulaşımın kolay sağlandığı doğal alanlardan biri. Vadideki yükseklikler 170 metreden başlayıp 3224 metreye kadar çıkabiliyor. 220 metre ile ülkemizin en yüksek cam seyir terası da Hatila Vadisi içinde yer alıyor. 2015 yılında yapılan teras, vadinin tüm güzelliklerini kuş bakışı seyretmeye olanak sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karabük’te doğanın tadının doyasıya çıkarılabileceği yerlerden biri Safranbolu ilçesindeki Tokatlı Kanyonu’dur. İçinde 9 kilometrelik yürüyüş parkuru da bulunan bu kanyonun manzarası ise en iyi 80 metre yüksekliğindeki seyir terasından görülebiliyor. Zemini cam olan teras 11 metre genişliğinde ve 75 ton yük taşıma kapasitesine sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yer alan seyir terası, ilk yapımı Orta Çağ’a kadar uzanan Torul Kalesi’nin yakınındaki zirveye inşa edilmiş. Bu teras konumu nedeniyle diğer örneklerinden farklı olarak hem kale hem de yerleşim yerleri manzarasını içine alıyor ve ziyaretçilerine bambaşka bir deneyim vaat ediyor. Aynı anda 50 kişinin kullanabileceği teras her yıl on binlerce turisti ağırlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ulubey Kanyonu Seyir Terası Uşak ili Ulubey ilçesinde yer alıyor. Zemini cam olan teras 2015 yılında inşa edilerek ziyaretçilere açılmış. Yetkililer, kanyondan geçen Dokuzsele Deresi’nin temizlenme çalışmaları tamamlandıktan sonra bölgenin daha fazla rağbet göreceğini ve değerinin artacağını ifade ediyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tortum Çayı üstünde oluşan heyelan set gölü Tortum, Erzurum’un en güzel doğal manzaralarından birine sahiptir. Gölün üstüne inşa edilen cam zeminli teras da bu manzaranın güven içinde seyredilebileceği yerlerin başında geliyor. 12,3 metre uzunluğu ile oldukça geniş bir alanı olan terasın arka tarafında bir de kafesi bulunuyor.

  • 9 Madde İle Keşfedilmeyi Bekleyen Şehir Uşak

    9 Madde İle Keşfedilmeyi Bekleyen Şehir Uşak

    Uşak’ı Türkiye haritası üzerinde bir çırpıda gösterebilir misiniz? Peki, Uşak’la ilgili aklınıza gelen ilk üç şey nedir diye sorsak? Bunlar şehri tanıyanlar için oldukça kolay sorular ama cevap vermekte zorlananlar için yardım alabilecekleri keyifli bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Komşuları Kütahya, Afyon, Denizli ve Manisa olan Uşak, Ege Bölgesi’nde yer alır. İç Anadolu Bölgesi’ne de yakın konumuyla iklimi ılıman değil daha çok karasaldır, yani yazları sıcaktır ama kışları da bir o kadar sert geçer. Uşak’a gidip de görmeden dönülmemesi gereken yerlerin başında ise Burma Camii gelir. Şehir merkezinde mimarisiyle ilgi çeken eserin 16. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesinden sonra bölgeye yerleşen insanların kendilerine Makedonyalı Blaundus adını verdiği rivayet ediliyor. Blaundus Antik Kenti’nin adı işte o tarihten miras… Uşak’a 40 km mesafedeki yerin varlığı 1845 yılında fark edilmiş… 2018 yılında ise saklı kalıntıları gün yüzüne çıkarmak ve bölgeyi canlandırmak için kazı çalışmaları başlatıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uşak Arkeoloji Müzesi tadilat nedeniyle bir süredir kapalı fakat şehrin akılda tutulması gereken yerlerinden biri olduğu için listemizde yer veriyoruz.  Özellikle, 60’lı yıllarda Amerika’ya kaçırılan, Kültür Bakanlığının peşini bırakmayıp dava açtığı ve 1993’te ülkemize geri getirilen namıdiğer “Karun Hazineleri”nin de burada sergilendiğini söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    45 kilometre uzunluğundaki Ulubey Kanyonu bir ana kanyon ile ona bağlı onlarca kanyondan oluşuyor. İçinden dereler, çaylar geçen doğa harikası kanyonu 2015 yılında açılan cam seyir terasından seyretmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Frigyalılardan, yani 2500 yıl önceden günümüze ulaşan, 24 metre uzunluğundaki Clandras Köprüsü Uşak’a 46 km mesafede. Köprü sadece mimarisiyle değil çevresindeki doğa ile de göz kamaştırıyor. Bölgeyi geliştirmek ve turizme kazandırmak için gönüllü çalışmalar da yapılmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    30’dan fazla erkek cirit kulübünün bulunduğu Uşak’ta, aynı zamanda ilk kadın cirit kulübünün kurulduğunu da biliyor musunuz? Ata sporumuzu büyük bir coşkuyla sürdüren şehirde her yıl nisan ayında ulusal cirit müsabakaları düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uşak deyince akıllara gelmesi gereken bir başka konu da dokumacılık olmalıdır. Çeşit çeşit dokumanın yapıldığı şehir özellikle halı ve kilim dokumalarıyla yüz yıllar öncesinde nam salmıştır. Türkiye’nin ilk halı müzesi de tarihi bir Uşak evi restore edilerek yine bu şehirde kurulmuştur. Diğer taraftan tıpkı dokumacılık gibi deri işçiliğinde de Uşak büyük bir birikime sahip; şehrin tabakhanelerinde dünyanın en iyi deri ürünleri üretiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki battaniye üretiminin yüzde 95’i de Uşak’ta gerçekleşmektedir, özellikle yün battaniyeler… Evimizde bizlere konfor sağlayan battaniyeler bazı insanlar için ev sıcaklığını hissedebileceği bir araç olabiliyor ve Uşak’ta, göçmenlerle çevre ülkelerdeki savaş mağdurları için milyonlarca battaniye üretiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Uşak mutfağında Ege ve İç Anadolu’nun mutfak kültürü harmanlanmış… En çok yapılan yemekler arasında yumurta sızdırması, keşkek, pazı yaprağı ile yapılan sarma, ciğerli bulgur bulunuyor. Ama tarhana çorbasının ülkemizdeki özel birkaç adresinden biri de bu şehirdir. Eskiden “dar hane”lerin çorbası olduğu düşünülen lezzet bugün her sınıf için tadına doyum olunmayan bir lezzet. Fakat takdir edersiniz ki Uşak usulü hakiki bir tarhana çorbası içmek isterseniz Ege’nin bu mütevazı şehrine bir yolculuk yapmanız gerekir.

  • Ülkemizin Doğasının 8 İlginç Özelliği

    Ülkemizin Doğasının 8 İlginç Özelliği

    Doğası güzel, çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz ama güzelliği kadar başka özellikleriyle dikkat çeken doğa oluşumlarına da sahibiz. Güzel olduğu kadar “tek”, güzel olduğu kadar “farklı”, güzel olduğu kadar “şaşırtıcı” ve daha nicesi… Ülkemiz doğasının 8 ilginç özelliğini listemize alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ulubey Kanyonu, Uşak” title_font_size=”13″]

    ABD’nin Arizona Eyaleti’ndeki dünyanın en büyük kanyonu Büyük Kanyon’dan sonra ikinci büyük kanyon Türkiye’de, Uşak sınırları içindeki Ulubey’de bulunuyor. Keşfi yakın tarihlere dayanan kanyon Ulubey ve Banaz Çayları boyunca devam eden bir ana kanyon ile bu dev kanyona bağlı onlarca kanyondan oluşuyor. Kelime anlamı olarak kanyon, “Bir akarsuyun oyarak oluşturduğu, duvar gibi dik yamaçları olan dar ve uzun yüzey” demek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Obruk Gölü, Konya” title_font_size=”13″]

    Obruk, “İçinde su biriken çukur yer” anlamına geliyor. Yer altı suyu ile karbondioksit birleşmesinden oluşan karbonik asit, kireçtaşı yoğunluğu bulunan toprağı çökerterek mağaralar oluşmasına neden oluyor. Zamanla mağaraların üstündeki toprak da çökünce obruk oluşuyor. Konya coğrafyasında 20’nin üzerinde obruk gölü bulunuyor. Bunlardan bir tanesinin adı da Obruk Gölü… Konya’da bu doğal oluşum hakkında dededen toruna geçen efsaneler ise en az göl kadar fantastik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gilindire Mağarası, Mersin” title_font_size=”13″]

    Bir kirpi ve peşine düşen çoban sayesinde 1999 yılında keşfedilen bir mağara Gilindire Mağarası… Kirpinin bir oyuğa girmesi ve bunu çobanın görmesi ile bu doğa harikası gün yüzüne çıkmış. Mağarayı keşif sırasında da içindeki gölle karşılaşılmış. Bir kısmı tatlı bir kısmı tuzlu suya sahip bu göl ayna gibi parladığı için Aynalıgöl, mağaraya da Aynalıgöl Mağarası deniyor. Denizden ve karadan gidilebilen bir alan burası. 555 metre uzunluğundaki mağaranın hem tavan kısmı hem de su içinde kalan kısmında dikitler bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tuz Gölü” title_font_size=”13″]

    Üç ilin, Ankara, Konya ve Aksaray’ın sınırlarının kesiştiği bölgede bulunan Tuz Gölü Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür ve olağanüstü bir doğa oluşumudur. Gölde tuz birikmesine neden olan birkaç etken bulunur, fakat kısaca, meteorolojik suların yer altına süzülerek daha önce oluşmuş tuz kubbelerini eritmesi ve tektonik hatlar boyunca yüzeye taşımasıyla oluştuğu ifade edilir. Ülkemizin tuz ihtiyacının %40’ını karşılayan göl aynı zamanda ülkenin derinliği en az olan gölüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelin Tülü Şelalesi, Rize” title_font_size=”13″]

    Rize’de Ayder Yaylası’ndaki Gelin Tülü Şelalesi’nden daha yüksek ya da daha uzun şelaleler var olsa da şelalenin ilginç biçimiyle uyandırdığı his ve bu sebeple kendisine uygun görülen ismi başlı başına farklı olmasını sağlıyor. Yaklaşık 1500 metrelik dik bir akışla inen şelale son noktada kendini 23 metredeki kayalardan boşluğa bırakırken görüntüsü uzun bir gelin duvağını andırıyor. Bu görüntünün tamamı en iyi Ayder’in üst kısmında yer alan Huser Yaylası’ndan görülebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cilo Dağı, Hakkari” title_font_size=”13″]

    Ağrı Dağı’ndan sonra Türkiye’nin ikinci en yüksek dağı Cilo Dağı’dır. Tepesi yaz kış erimeyen karlar ve buz örtüsüyle kaplıdır. Sahip olduğu zirveler ve buzullarla en ilginç dağ görüntülerinden birini yansıtan Cilo, Güneydoğu Torosların en doğu uzantısını oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yanartaş, Çıralı Antalya” title_font_size=”13″]

    Denizi, yeşili, doğası ile insana burası cennet dedirten Çıralı, sahilinin bir ucunda caretta caretta kaplumbağaların yavrulama alanı ve aynı zamanda antik bir yerleşim yeri Olimpos, diğer ucunda Yanartaş ile mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Yanartaş, kayalıklar arasından sızan gazın sürekli olarak yanmasından dolayı bu adı almış. Bu ilginç yer, ağzından alevler saçan üç başlı canavar efsanesiyle birlikte yerli yabancı turistlerin ilgi odağında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Van Gölü” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük gölü ve dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nün tarihinde bir canavar hikâyesi de bulunuyor. Canavarı gördüğünü iddia edenler, üzerine yapılan haberler, tartışmalar araştırmalarla özellikle 90’lı yıllarda adından çok söz ettirmişti. Bu yerli canavar hikâyesi gündemi etkilemede ve Van Gölü’nün adını duyurmada o kadar etkili olmuştu ki en sonunda Gevaş’ta anısına 4 metre yüksekliğinde bir heykel bile dikildi.