Etiket: turşu

  • KIŞ SOFRALARINA YAZ TADINI TAŞIYAN EV YAPIMI LEZZETLER

    Yaz mevsiminde tüketebildiğiniz bir şeyi kışın da bulmak ne harika değil mi? İşte tam da bu yüzden her yörenin kendine özgü hazırlıkları çok değerli. Yazın taptaze topladığımız sebze ve meyveler, erişteden tarhanaya, turşulardan konservelere kadar yapılan kış hazırlıkları sayesinde sofralarımıza aynı lezzetle geliyor. Hem mutfak kültürümüzü yaşatıyor hem de kış boyunca sağlıklı ve keyifli beslenmemizi sağlıyor. Peki, malzemeleriniz hazırsa tariflere geçmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kesme Erişte” title_font_size=”13″]

    Kesme erişte yapmak sandığınızdan çok daha keyifli ve kolay! Önce 300 gram unu eleyin ve ortasına küçük bir yuva açın. Bu yuvaya üç yumurtayı kırın ve bir çatal yardımıyla içten dışa doğru karıştırarak unla buluşturun. Yumurtalar ve un birbirine karışır karışmaz üzerine 30 gram zeytinyağı ve bir çay kaşığı tuzu ekleyin ve yavaşça yoğurmaya başlayın. Hamur homojen bir kıvam alınca, onu yuvarlak bir beze hâline getirin, üzerini nemli bir bezle örtün ve 30 dakika kadar dinlendirin. Dinlenen hamuru oklava ile açın; yeterince büyük ve ince olduğunda şeritler hâlinde kesin, hamurun birbirine yapışmaması için hafifçe un serpmeyi unutmayın. Eş büyüklükteki şeritleri üst üste dizerek istediğiniz kalınlıkta kesin ve unladığınız bir tepsiye alıp birkaç saat kurumaya bırakın. İşte bu kadar! Erişteniz hazır; geriye sadece onun sosunu düşünmek kalıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dondurucuda Taze Fasulye” title_font_size=”13″]

    Kışın da taze fasulyenin tadını çıkarmak mümkün! Bunun için 2 kilogram taze fasulyeyi güzelce yıkayın, saplarını temizleyin ve istediğiniz şekilde doğrayın. 8 adet büyük boy domatesi yıkayıp kabuklarını soyduktan sonra küp küp doğrayın. Domatesleri derin bir tencereye alın ve doğranmış fasulyeleri ekleyin. Ocağa alıp ara ara karıştırarak yaklaşık 20 dakika pişirin; fasulyelerin rengi hafifçe solduğunda kıvam tamdır. Pişen fasulyeleri geniş bir tepsiye aktarın ve tamamen soğumalarını bekleyin. Soğuduktan sonra buzdolabı poşetlerine bölüştürüp dondurucuya kaldırın. Kışın istediğiniz zaman buzluktan çıkarıp çözdürdükten sonra bir adet soğan ve isteğe göre salça ile pişirerek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Domates Konservesi” title_font_size=”13″]

    5 kilo taze domatesin kabuklarını soyup küp küp doğrayın, ardından derin bir tencereye alın. Üzerine 1 yemek kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı şeker ve yarım çay bardağı sıvı yağ ekleyin. Önce yüksek ateşte kaynatın, sonra kısık ateşte ara ara karıştırarak yaklaşık bir saat pişirin. Domatesler hâlâ kaynamaktayken cam kavanozlara iki parmak boşluk kalacak şekilde doldurun, metal kapakların yeni ve sağlam olduğundan emin olarak sıkıca kapatın ve soğuyana kadar bekletin. Oda sıcaklığında ya da kilerde rahatlıkla saklayabileceğiniz bu konserve kavanozlarının kapağını iyice kapattığınızdan emin olun; aksi hâlde hava alabilir. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karışık Turşu” title_font_size=”13″]

    İşte 5 litrelik bidon için net ölçülerle kütür kütür bir turşu tarifi: 6 yemek kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı şeker, 1 su bardağı sirke, 1 tatlı kaşığı limon tuzu. Sebzeleri güzelce yıkayın; biberleri saplarından ayırıp doğrayın, salatalıkların uçlarını kesin, domatesleri iriyse dilimleyin, havuç ve kırmızıbiberleri dilediğiniz gibi doğrayın. Bidona sebzeleri karışık yerleştirin; üzerine de sarımsak ve saplı maydanoz ekleyin. Hazırladığınız tuzlu sirkeli karışımla önceden kaynatılıp soğumuş suyu içine dökün. Kapağını sıkıca kapatıp iyice çalkalayın. Serin, karanlık yerde 20 gün bekletin. Hava aldırmadığınız sürece turşunuz kütür kütür olacak. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarhana” title_font_size=”13″]

    Kış sofralarınıza hem lezzet hem de emek katacak bir tarif: Ev yapımı tarhana! Önce domates, kırmızıbiber, soğan, maydanoz ve naneyi doğrayıp 1 litre suyla yumuşayıncaya kadar pişirin, haşlanmış nohutu ekleyip blenderdan geçirin. Karışıma yoğurt ve tuzu ekleyip karıştırın, üzerine un ilave ederek katı bir hamur elde edin. Hamuru birkaç gün mayalandırın, her gün karıştırmayı ihmal etmeyin. Ardından küçük parçalar hâlinde kurutun, kevgirden geçirin ve gölgede tekrardan iyice kurumasını sağlayın. Bez torbada veya yağlı kâğıtta saklayın; böylece kış boyunca kendi tarhananızla çorbalarınıza yazın tazeliğini taşımış olacaksınız. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yufka” title_font_size=”13″]

    Ev yapımı yufka ekmek hazırlamak oldukça pratik ve keyifli. 5 su bardağı un ve 2 tatlı kaşığı tuzu yoğurma kabına alın, ortasını çukurlaştırıp 2,5 su bardağı suyu yavaş yavaş ekleyerek hamuru yoğurun. Hamur toparlanınca unlanmış tezgâha alın ve yoğurmaya devam edin. Ardından streçleyip 30 dakika buzdolabında dinlendirin. Hamuru 30 eşit bezeye bölün, streçleyip kurumalarını önleyin ve her birini olabildiğince ince açın. Açtığınız yufkaları temiz bir bezin üzerine yerleştirin ve yine bir bezle örtün. Yufkaları kızdırılmış tavada hızlıca çevirerek pişirin ve üst üste dizin. Uzun süre saklamak için çift kilitli poşetlere ya da nem almayan bir yerde üst üste dizerek yerleştirin; tüketeceğiniz zaman temiz bir bezle hafifçe nemlendirip dinlendirerek yumuşatabilirsiniz. Afiyet olsun!

  • 9 Madde İle Ankara’nın Yeşil Altını Çubuk Turşusu

    9 Madde İle Ankara’nın Yeşil Altını Çubuk Turşusu

    Turşu, neredeyse tüm dünya mutfaklarında vazgeçilmez bir yer tutar. Avrupa’dan, Amerika’ya, Uzak Doğu’ya her kültürün kendi lezzetleriyle şekillenmiş kendine özgü turşu tarifleri vardır. Ülkemizin zengin yemek kültüründe de turşunun ayrı bir yeri bulunur, hemen hemen her sebzenin ve meyvenin turşusuna rastlamak mümkündür. Pazarların, mahalle çarşılarının renkli vitrinleriyle ağız sulandıran turşucuları da kültürümüzün lezzetli bir parçasıdır. Ama Türk mutfağının öyle bir turşusu vardır ki tek bir ilçeyle özdeşleşmiş ama ünüyle tüm ülkede tanınmıştır, işte karşınızda 9 madde ile turşunun Türk mutfağındaki yeri ve meşhur mu meşhur Ankara Çubuk turşusu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Turşunun MÖ 2000’li yıllardan beri yapıldığı bilinmektedir, yiyecekleri saklamanın en verimli yollarından biri olan turşunun Türk mutfağındaki yeri Osmanlı Devleti’nden bile önceye dayanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkler Anadolu’ya geldikten sonra, klasik öğünleri olan et yahnisi, pilav ve ekmek gibi yemeklerin yanına turşuyu da eklemiş, özellikle davet sofralarında bu lezzete yer vermişlerdir. Osmanlı Sarayı’nda ise mutfakta çalışan özel turşuculara yer verilmiş, birçok sebze ve meyveden turşu yapılmıştır. En çok da hardal tohumu kullanarak yapılan üzüm turşusu Osmanlı’nın klasik lezzetleri arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’dan sonra çeşitler biraz değişse de turşunun Türk mutfağındaki önemi değişmemiş ve turşu sofraların değişmez lezzetleri arasında kalmıştır. Birçok Türk yemeği için mükemmel bir eşlikçi olması ve soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklara iyi gelip, bağışıklığı güçlendirmesi turşuyu vazgeçilmez kılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağının en lezzetli, en meşhur turşu çeşitlerinden biri Çubuk turşusudur. Çubuk turşusu adını şeklinden değil yapıldığı yerden alır, bu leziz turşunun adresi Ankara’nın Çubuk ilçesidir. Çubuk turşusunun doğum yeri gerekli patent ile resmileştirilmiştir yani sadece Çubuk ilçesinde üretilen turşulara Çubuk turşusu denilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şanına yakışır bir Çubuk turşusunu yapmak için dikkat edilmesi gereken birçok püf nokta bulunsa da, bu özel tarife has malzemeler arasında sarımsak, dereotu ve defne yaprağı bulunur. Bu malzemeler Çubuk turşusuna başka turşularda bulamayacağınız o eşsiz aromayı verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çubuk turşusunun yapımında maden suyu kullanımının da büyük önemi olduğu söylenir. Bunun sebebi Ankara Çubuk bölgesinin sularının sert ve mineralli olmasıdır. Çubuk turşusunun bir başka değişmez malzemesi ise sirkedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Aslında ülkemizde her ustanın turşu yaparken kullandığı malzemeler farklıdır, turşucuların ürünleri arasındaki farkı sağlayan, turşu kültürüne lezzet zenginliği katan da işte bu tercihlerdir. Türk sinemasının sevilen eserlerinden Neşeli Günler filminde de bu duruma mizahi bir açıdan bakılır ve turşunun limonla mı yoksa sirkeyle mi yapılması gerektiğine dair durmaksızın tartışan bir ailenin hikâyesi izleyiciye sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çubuk turşusu sanıldığının aksine sadece salatalıktan yapılmaz. En bilinen ve en çok sevilen Çubuk turşusu türü salatalık olsa da; fasulye, lahana, biber, kelek, pancar, armut, koruk, karnabahar gibi meyve sebzelerden de Çubuk turşusu kurulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    2004 yılından beri her sene genellikle Eylül ayında ve dört gün süreyle Çubuk Turşusu Festivali yapılır. Her sene festival komitesi festival için bir ana tema belirler ve festival boyunca açılan stantlarda çeşit çeşit Çubuk turşuları ziyaretçilere sunulur, bu lezzet ile tanışmaları sağlanır.

  • Turşusunun Yapıldığına İnanamayacağınız Besinler

    Turşusunun Yapıldığına İnanamayacağınız Besinler

    5000 yıl önce besinleri saklama yöntemlerinden biri turşu kurmaktı. 21. yüzyıl insanı içinse damak tadını geliştiren leziz mi leziz bir yiyecek… Fakat turşu olarak düşünmekte zorlandığımız besinler de yok değil; hangileri olduğunu görmek için listemize göz atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • BİNLERCE YIL ÖNCEDEN KEŞFEDİLEN LEZZET: KİMCHİ

    Kore mutfağı denildiğinde ilk akla gelen yemeklerden biri de kimchi. Kore turşusu olarak da bilinen ve yemeklerin yanında bol bol servis edilen bu yemeğin Uzak Doğu ülkelerinde festivalleri bile yapılıyor. Hem besleyici hem lezzetli olan kimchi’nin yapımında birbirinden farklı sebzeler kullanılıyor. Peki, kimchi hangi malzemelerle nasıl yapılıyor? Listemizdeki birinci maddede yer alan malzemeleri hazırladıysanız kimchi yapımına başlayabiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle lezzetli bir kimchi yapmak için gerekli olan malzemeleri listeleyelim. Artık market ve pazarlarda sıkça karşımıza çıkan Çin lahanasından bir adet, bir demet taze soğan, iki adet havuç, bir adet pırasa, bir yemek kaşığı rendelenmiş zencefil, bir adet kuru soğan, iki yemek kaşığı toz şeker, iki yemek kaşığı pirinç unu, bir adet Japon turpu veya normal turp, iki yemek kaşığı pul biber, iki tatlı kaşığı tuz ve son olarak isteğe göre yarım bardak balık sosu, lezzetli bir kimchi hazırlamak için yeterli olacaktır. Gelelim detaylara…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Öncelikle Çin lahanasını iyice yıkayın ve dört parçaya bölün. Böldüğünüz Çin lahanasının yapraklarını büyük parçalara ayırın ve yaprakları yaklaşık yarım saat tuzda bekletin. Havuç ve turplar güzelce yıkandıktan sonra kabuklarını soyun ve ardından her iki sebzeyi de ince ve uzun olacak şekilde dilimleyin. Tuzda bekletilen Çin lahanasını bol su ile duruladıktan sonra dilimlenen havuç ve turp ile birlikte bir kaba alın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kimchi’nin olmazsa olmazı pirinç lapası için iki yemek kaşığı pirinç ununa iki bardak su ve iki yemek kaşığı şekeri ekleyin. Karışımı kıvam alana kadar kaynatın, beraberinde iki yemek kaşığı pul biber de ekleyin ve ardından soğuması için bekletin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sarımsak, zencefil ve kuru soğanı robottan geçirin ve bu karışımı soğuması için beklettiğiniz pirinç lapasına ekleyin. Peşi sıra iki tatlı kaşığı tuzu katıp güzelce karıştırın ve soğuması için tekrar bekletin. Dilerseniz bu aşamada balık sosunu da ekleyebilirsiniz. Bu tamamen size kalmış…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Son aşamada doğranmış sebzeler ile pirinç lapasını karıştırıp temiz bir kavanoza doldurun ve kapağını sıkıca kapatın. Serin bir ortamda bir hafta beklettikten sonra afiyetle yiyebilirsiniz.

  • ALMAN LAHANA TURŞUSU: SAUERKRAUT

    Türk mutfağının olmazsa olmazı turşunun çok farklı tarifleri ve doğal ürünlerle yapılmışsa saymakla bitmeyen faydaları bulunuyor. Yazımızda bildiğimiz lahana turşusunun Alman versiyonu olan sauerkraut tarifini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut, kolay hazırlanan ve fermantasyon sürecinde ortaya çıkan iyi bakteriler sayesinde probiyotik zengini bir besin. Probiyotikler sindirim sistemini düzenlemesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle sağlığa olumlu etkileri olan mikroorganizmalar. Kış aylarının vazgeçilmez lezzeti sauerkraut’un sırrı da sirkesiz hazırlanması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut için ihtiyacımız olan ana malzemeler: Orta boyutta taze mor veya beyaz lahana ve bir yemek kaşığı rafine olmayan tuz. Ancak çeşnili lezzetler elde etmek için dilerseniz içerisine sarımsak, zencefil, kimyon, acı biber ya da kişniş gibi ağız tadınıza uygun ürünler ekleyebilirsiniz. Tuz tercihinizi de kaya tuzu, deniz tuzu ya da Himalaya tuzundan yana kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak seçtiğiniz lahanayı iyice yıkayın. Lahananın dış kabuğunu ayırın ve kuruması için ayrı bir yerde bekletin. Ardından lahananın içini alın ve çok ince olacak şekilde doğrayın. Derin bir kapta tuz ekleyerek lahananın suyu çıkana kadar kuvvetli bir şekilde ovalayın. Eğer suyunu salmıyorsa biraz daha beklettikten sonra tekrar bu işlemi uygulayın. Lahana tüm suyunu saldığında bir kavanoza elinizle iyice baskı uygulayarak yerleştirin. Kavanozun üst kısmında en az bir parmak boyunda boşluk bırakın. Bu aşamada tuz oranını anlamak için lahananın tadına bakın. Çünkü fermantasyon aşamasında yararlı bakteriler lahanadaki şekerle birlikte tuzu tüketeceği için alışageldiğimiz tuz oranından biraz daha fazla tuzlu olması gerekmektedir. Merak etmeyin, turşunuz yemeye hazır hâle geldiğinde bu kadar tuzlu olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Son aşamada turşunun kapağı için ayırdığınız lahananın dış yaprağını birkaç parçaya bölün ve üzerini kaplayacak şekilde yerleştirin. Eğer turşunun suyu malzemeyi geçmiyorsa kavanoza aldığı kadar içme suyu ekleyebilirsiniz. Buradaki önemli nokta, lahananın tuzlu suyun altında kalmasını sağlamak. Ardından kavanozun kapağını kapatarak turşunuzu güneş almayan bir alanda bekletin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fermantasyon sürecinin başlayıp başlamadığını turşudan ufak gaz çıkışları gerçekleştiğinde anlayabilirsiniz. Gaz çıkışları olmaya başlayacak ve suyu yükselecektir. Turşu suyunun yükselmesi sonucunda taşma ihtimali olabilir, altına bir tabak yerleştirerek bu riski ortadan kaldırabilirsiniz. Beşinci günden sonra turşunun mevcut suyu artık yükselmeyecek hatta azalmaya başlayacaktır. Bu noktada tadını kontrol edebilirsiniz. Rengi veya kokusu rahatsız edici geldiyse kötü bakteriler üremiş olabilir, bu durumda tüketmeyin ancak tüm süreçleri tarifteki gibi yaptıysanız ve kokusu da davetkârsa sauerkraut tüketilmeye hazır demektir. Afiyet olsun.

  • Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Büyük marketlerin, mağazaların, online alışveriş sitelerinin olmadığı zamanlarda pek çok ihtiyacımızı evlerimizde çoğunlukla da annelerimizin müşfikliği sayesinde karşılardık. Bunların bir kısmı özellikle Anadolu’da hala evlerde yapılıyorsa da büyük şehirlerdeki koşuşturma pek çoğuna izin vermiyor. Bu listemizin 7 maddesinde eskiden evde yaparken artık dışarıdan temin ettiklerimize yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eskiden evlerde kışa hazırlanan karıncalar misali bir koşuşturmaca yaşanır, tarhanalar serilir, turşular kurulur, salçalar kaynatılırdı. Aile bütçesine katkı amacıyla yapılan bu işlemler alabildiğine doğaldı. Tabii bir o kadar da zahmetli. Şimdi bir kavanoz turşu, bir kilo tarhana için elimizi sadece marketin rafına doğru uzatmamız yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pantolon alındı paçası mı kıvrılacak, pijamanın beline lastik mi geçirilecek, giysilerde sökük gedik mi var, annelerimiz ellerinde iğne iplik işe koyulurdu. Hatta evinde bir dikiş makinası olan, pedalını tıngır mıngır çalıştırarak çocuklarına bayramlık elbiseler dikerdi. Şimdiyse en ufak bir tadilatı terzide yaptırıyor, oturduğumuz yerde internet üzerinden verdiğimiz siparişlerle giysilerimizi kapıdan alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    biber

    Evlerin iki üç katlı ve bahçeli olduğu zamanlarda hemen kapının önünden toplanan maydanoz, biber, salatalıkların kokusu neredeyse bütün mahalleyi sarardı. Şimdi dışarıdan temin ettiğimiz sebzeler hakkında en büyük tartışma konusu ne kadar doğal oldukları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    lif

    Yumuşacık, rengârenk, model model tığ işi sabun bezleri banyoların olmazsa olmazıydı. Bugün çoğumuz dışarıdan aldığımız farklı çeşitlerdeki banyo liflerini kullanıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eskiden soğuk aldığımızı hissettiğimizde ilk işimiz eczaneye gidip grip ilacı istemek olmazdı. Önce bir ballı zencefil yapılır, nane-limon kaynatılır, hastalığın gidişatına göre bilumum doğal takviyelere iltifat edilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Neredeyse akla gelebilecek her şeyin oyuncağının yapıldığı günümüzde bir çocuk kalkar da telden yapılmış bir arabaya, tahtadan yapılmış bir ata, bezden yapılmış bir bebeğe ilgi gösterir mi bilmiyoruz ama bugün amca-teyze dediğimiz insanların çoğu bu oyuncaklarla büyüdüler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mantı

    Bugün sadece mantı yapan restoranlar var. Evde pişirmek istiyorsanız da hemen her markette bulmanız mümkün. Oysa eskiden mantıyı, erişteyi annelerimiz evde yapardı. Eşit büyüklükte erişteler kesebilmek, minik minik mantıları tek tek kapatmak sabır ve marifet istiyordu tabii…