Etiket: türk edebiyatı

  • Türk Edebiyatı’ndan Zamanı Anlatan 7 Alıntı

    Türk Edebiyatı’ndan Zamanı Anlatan 7 Alıntı

    Bazen üzen bazen dertlere deva olan zaman birçok şiire, şarkıya, yazıya konu olmuştur. Edebiyatın gelmiş geçmiş en büyük isimleri zaman üzerine düşünmüş, zamandan ilham alarak ya da akıp geçen zamana sitem ederek okuyanı derinden etkileyen eserlere imza atmışlardır. Tüm hayatımızı çekip çeviren zamana bir de Türk Edebiyatı’nın büyük ustalarının gözüyle bakalım istedik ve zamanı anlatan 7 alıntıyı listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • BİR ÖĞRETMENİN SERÜVENİ: ÇALIKUŞU

    1922’de gazetede bölüm bölüm yayımlanan ve 1923’te kitap olarak basılan Türk edebiyatının en çok sevilen eserlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanı, Öğretmen Feride’nin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşadığı zorlu mücadeleyi anlatır. Yeni yetme bir öğretmenin meslek aşkıyla İstanbul’dan taşraya uzanan hikâyesinin anlatıldığı kitap, kurtuluş mücadelesi veren bir ülkenin umut sembolü olmuştur. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde mesleğine gönül vermiş tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarken, Güntekin’in öncü eserini de hatırlamak istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Köklü bir ailede doğup büyüyen ve İstanbul’da iyi bir eğitim alan Feride, erken yaşta annesini ve babasını kaybetmiştir. Çok sevdiği nişanlısı Kâmran tarafından ihanete uğrayınca kendini öğretmenlik mesleğine adar. Feride, derinden etkilendiği aşk acısıyla taşrada yaşayan çocuklara yeni bir hayat sunabilmek arzusuyla hiç bilmediği şehirlerin hiç bilmediği ücra köşelerine; çoğu öğretmenin gitmeyi kabul etmediği kuş uçmaz kervan geçmez bir köye mesleğini yapmak için gider.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “İstanbul Kızı” adıyla dört perdelik bir piyes olarak kaleme alınan bu eserin, Darülbedayide sahnelenmesi planlanmış ancak köy sahnelerinin zorlu dekorasyonu ve o dönemde Müslüman kadın oyuncuların sahneye çıkamaması sebebiyle Güntekin, bu rolde kırık Türkçe ile konuşan bir kadın başrol oyuncusu istemediği için Çalıkuşu sahnelenememiştir. Durum böyle olunca yazar, kaleme aldığı bu eseri kitap olarak yayımlatmaya karar verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Baba mesleği öğretmenlik olan Güntekin’in daha çocuk yaşında ailesi ile Anadolu’nun birçok yerini görme ve gözlemleme imkânı olmuş; bu yıllarda yaşadığı deneyimlerini ileriki yıllarda kaleme alacağı eserlerine yansıtmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Anadolu’nun içinde bulunduğu zorlu koşullara şahit olan Güntekin’in tüm eserleri gerçekçi bir bakış açısıyla yazılmıştır. Bir kadın eğitimci olarak ideallerini gerçekleştirme arzusunun verdiği motivasyonla karşılaştığı tüm engelleri bertaraf eden Öğretmen Feride’nin hikâyesi, o dönem toplum içinde yankı uyandırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz öncesi Akşehir’deki evinde Çalıkuşu kitabını okuduğu ve bu kitap için “Biliyor musunuz, gece Reşat Nuri Bey’in Çalıkuşu romanını okumaya başladım. Çok beğendim. İhmal edilmiş Anadolu’yu ve genç bir hanım öğretmenin yaşadığı zorlukları pek güzel anlatmış. Sizler de okuyun!” dediği bilinmektedir. Kitap, Atamızın başucu kitapları arasında yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çalıkuşu, 1966’da Osman Seden’in yönetmenliği ile ilk kez beyaz perdede gösterilir. Başrollerini Türkan Şoray ve Kartal Tibet’in paylaştığı filmde; Aliye Rona, Cahide Sonku ve Ayşecik gibi dönemin ünlü oyuncuları yer alır ve film, büyük ses getirir. Aynı yönetmen 1986’da bu defa TV izleyicileri için Feride rolünde Aydan Şener’i izlediğimiz bir uyarlamayı dizi olarak çeker. 2005’te modern bir uyarlama olan Yeniden Çalıkuşu, Cem Akyoldaş ve Melih Gülgen yönetmenliğinde tekrar dizi olarak çekilirken; 2013 yılında ise Fahriye Evcen ve Burak Özçivit’in başrolleri paylaştığı Çalıkuşu, o döneme uygun set ortamı ve kostüm prodüksiyonuyla şimdilik son kez sevenleri ile buluşur.

  • 8 Alıntı İle Türk Edebiyatı’nın İstanbul Öykücüsü Sait Faik Abasıyanık

    8 Alıntı İle Türk Edebiyatı’nın İstanbul Öykücüsü Sait Faik Abasıyanık

    Modern Türk hikâyeciliğinin en büyük isimlerinden Sait Faik, hikâye anlatıcılığında klasik kalıpları kırması; insanlara, hayatın amansız akışına, şehre, en çok da İstanbul’a bambaşka bir açıdan bakmasıyla tanınır. Edebiyatta kendi tarzını yaratmış büyük isimlerden biri olan Abasıyanık’ın bu özelliğinin şerefine 1955 yılından beri her sene başarılı bir hikâye yazarına Sait Faik Hikâye Armağanı verilir. Yazarın ölümünden sonra Burgazada’daki evi müzeye dönüştürülmüş, edebiyat meraklılarının ziyaretine açılmıştır. Türk Edebiyatı’nda derin bir iz bırakan, kendine has bir üslup yaratarak birçok genç yazara ilham olan Sait Faik Abasıyanık, hikâyelerinden 8 alıntıyla karşınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sait faik şiirleri
  • İlban Ertem’in Çizimi Ve 8 Alıntıyla Puslu Kıtalar Atlası

    İlban Ertem’in Çizimi Ve 8 Alıntıyla Puslu Kıtalar Atlası

    Modern Türk edebiyatının önemli ismi İhsan Oktay Anar, 1995 yılında basılan ilk romanı Puslu Kıtalar Atlası ile tüm edebiyatseverleri büyülemişti. Puslu Kıtalar Atlası’nı sadece tarihi bir roman olarak betimlemek bu büyük esere haksızlık olacaktır. Her gün geçip gittiğimiz Galata, Karaköy gibi İstanbul semtlerinde geçen roman, o zamanın ruhunu ve sosyal yaşamını inanılmaz bir canlılık ve ustaca bir kurgu ile aktarır. Her okuyanı içine çeken Puslu Kıtalar Atlası, ünlü çizerimiz İlban Ertem’in kalemiyle buluşmuş ve 2015 yılında resimli roman olarak raflardaki yerini almıştır. Bu iki usta ile İstanbul’un ve bu güzel hikayenin tadını çıkarmanız için 8 alıntıyla karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, roman
  • Murat Menteş’in Kült Eseri Dublörün Dilemması’ndan 11 Alıntı

    Murat Menteş’in Kült Eseri Dublörün Dilemması’ndan 11 Alıntı

    Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Murat Menteş, usta ve yenilikçi dil kullanımı ve ilginç hikâyeleriyle kısa sürede birçok okurun favori yazarlarından biri oldu. Afili Filintalar sayesinde adını sıkça duyduğumuz, okudukça vazgeçemediğimiz yazarın kült romanı Dublörün Dilemması’ndan 10 alıntıyla gününüze edebiyat katmaya geldik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, afili filintalar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, afili filintalar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
  • TÜRK EDEBİYATI’NIN ÜNLÜ KADIN KARAKTERLERİ

    Romanlarda gerek ana karakter gerekse yan karakter olarak iz bırakmış kadınları Kültür ve Yaşam’da ağırlıyoruz. İçlerinde, kitabı okuduğunuz için tanıdık bir yüz gibi hatırladıklarınız olacaktır elbette ama daha önce hiç tanışmadıklarınız da olabilir. Siz de bilirsiniz ki ünlü edebiyatçıların kaleminden çıkan bu kitapları okumak için hiçbir zaman geç değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Feride, ağaç tepelerinden inmediği için Çalıkuşu lakabı takılan tez canlı, hareketli ve neşeli, aynı zamanda Kamran’la en fazla nişanlılığa kadar uzanıp hayal kırıklığı ile noktalanan ilişkisinde duyduğu sevgiyi göstermek yerine hırçın, inatçı ve alaycı tavırlar sergileyen bir karakterdir. İstanbullu zengin bir ailenin kızı olan Feride anne-babasını kaybedince Anadolu’nun köylerinde öğretmenlik yapmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cemal Bey’in kızı Handan yabancı dil ve piyano eğitimleri alırken felsefe, sosyoloji gibi alanlara da ilgi duyan eğitimli bir karakterdir. İlgilendiği ilk erkek olan Nazım’la soğuk bulduğu için evlenmeyi reddeden Handan, kendisinden yaşça büyük ve zengin Hüsnü Paşa ile evlenir. Evliliğini ve diğer tüm konuları, kardeş gibi büyüdüğü Neriman’ın kocası Refik Cemal’e mektuplar yazarak anlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Maria Puder, Raif Efendi’nin Almanya’da bir sergide görüp âşık olduğu Kürk Mantolu Madonna portresinin ta kendisidir. Puder, Atlantis isimli gece kulübünde keman çalıp şarkı söyleyen, görüp tecrübe ettikleri nedeniyle aşka olan güvenini ve tutkusunu kaybetmiş bir karakterdir. Tesadüf eseri yolu Raif Efendi ile kesiştiğinde ise kaybettiği tutku ve güvene yeniden kavuşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Suat, maddi ve manevi gösterdiği tüm ilgiye rağmen aynı karşılığı göremediği Süreyya ile evlidir. Mutlu olabilmek için babasından para isteyip yalı kiralaması dahi Süreyya’dan ilgi görmesine yetmemiştir. Bir süre sonra evliliğinin bu şekilde konumlandığını kabul eden Suat, sık sık ziyaretlerine gelen, Süreyya’nın halasının oğlu Necip ile duygusal bir yakınlaşmaya girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mebrure, Manisa’da babasıyla yaşayan adı gibi erdemli bir kızdır. Fakat mütareke yıllarında babasını kaybetmiştir ve onu bulmak için İstanbul’a gelir, Mustafa Efendi’nin konağında kalmaya başlar. Konağın çocukları gibi alafranga yaşam özentisi yoktur, tek amacı babasını bulmaktır. Ne var ki Mebrure’nin parası da yoktur ve kendisine rahatsızlık derecesinde ilgi gösteren konağın oğlu Behiç’le zaman zaman evlenmeyi de düşünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bihter, şaşaalı yaşam takıntısı olan annesi Firdevs’in etkisinde kalan ve yetiştiği dünyada kendisinden beklenildiği gibi davranan genç bir kadındır. Zenginliğinden şüphe duyulmayan, yaşça bir hayli büyük Adnan Bey’in evlilik teklifini kabul ederek de yine gerektiği gibi davrandığını düşünür. Evlendiği adamın kızı Nihal ile girdiği rekabet, aşka ihtiyacı olduğunu düşünerek kocasını aldatması onu baş etmekte zorlanacağı olayların içine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amerikan Kız Koleji’ni bitirerek eğitim almaya Paris’e giden Aylin, Arap Prensi Senusi ile evlenerek prenses olur fakat evliliğine ihanet eder. Olayın ardından Türkiye’ye ve oradan da Avusturya’ya gider. Burada tıp eğitimi aldığı sırada Jean Pierre ile evlilik yapar ve sonuç yine ayrılıktır. Amerika’ya giderek ünlü bir psikiyatrist olan Aylin orada da Mişel ile evlenir ve ayrılır. Aylin’in hikâyesi Amerika’da albay rütbesi ile subay olup orduda görev yapmaya kadar uzanır. Yazarın tabiriyle o, “deli fişek” bir karakterdir.

  • Türk Edebiyatı’ndan İlkler

    Türk Edebiyatı’ndan İlkler

    Bir roman, bir hikâye, bir şiir yazmak… Bir çeviri yapmak… Bir sözlük ya da ansiklopedi hazırlamak… Bir türe ait edebi ürün vermek… Bunların hepsi şüphesiz ki mühim çalışmalar… Ama bir de edebiyatta bazı ilkleri gerçekleştirdiğinizi düşünün! İlk hikâyeyi yazdığınızı; herhangi bir türü ilk üreten olduğunuzu; ilk romancı, ilk şair, ilk öykücü olduğunuzu! Bu şerefe nail olmuş insanlar ve eserler şimdi Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ahmet mithat efendi
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • hayata bakışımızı değiştiren 9 ahmet hamdi tanpınar karakteri

    hayata bakışımızı değiştiren 9 ahmet hamdi tanpınar karakteri

    Büyük Türk yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar, eserleriyle hem toplumun hem de bireylerin iç dünyasına ışık tutan büyük bir edebiyat ustasıydı. Romanları, hikayeleri ve denemeleriyle Türk Edebiyatı’na birbirinden renkli karakterler ve onların etrafında şekillenen hikayeler sunan ünlü yazarın 9 karakterini sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün Hassas Karakteri Hayri İrdal” title_font_size=”13″]
    saatleri ayarlama enstitüsü, hayri irdal

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün başkarakteri Hayri İrdal’ın hayatı, romanın bir diğer ana karakteri Halit Ayarcı’nın ortaya çıkmasıyla değişir. Saat ayarlama konusundaki hassasiyeti ile Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün ilham kaynağı olan Hayri İrdal, “Hepimiz kendi masallarımızın kurbanlarıyız.” der ve kendi masalıyla geleneksel ve yenilikçi hayat tarzlarının algısı konusunda da düşüncelere sevk eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Halit Ayarcı, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün İcraat Adamı ” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı, saatleri ayarlama enstitüsü

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün kurucusu Halit Ayarcı, ileri görüşlü bir icraat adamıdır. Eminönü ve Karaköy’de ayarları birbirini tutmayan iki saat olduğunu fark etmesi sonucu meşhur enstitüyü kurar. Hayata farklı bakış açısı en çok “Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar?” gibi özlü sözlerinde kendini gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün Asi Kadranı Mübarek ” title_font_size=”13″]
    saatleri ayarlama enstitüsü

    Hayri İrdal’ın dedesinin vasiyeti üzerinde evlerine gelen saat Mübarek, romanın başına buyruk karakteridir. Bu saat ayar kabul etmez üstelik İrdal’ın babası saate Menhus yani uğursuz adını verir. İnsan-zaman ilişkisi üzerine derinleşen Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Mübarek karakteri ve onun asi tavrı olmadan düşünülemez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Huzur’un Dertli Hayalperesti Mümtaz” title_font_size=”13″]
    huzur, mümtaz

    Huzur’un ana karakteri Mümtaz, annesini babasını kaybetmiş ve İstanbul’a gönderilmiştir. Mümtaz gençliğinden itibaren hayalperest, kültürlü ve naif bir kişilik olarak dikkat çeker. Tanpınar’ın “Mümtaz hayatının anlattığımız kısmıyla bir macerası olan adamdı. Bir faciayı, bir roman gibi ve tesirleri daima taze kalacak bir yaşta yaşamıştı.” sözleri karakterin kırılganlığının adeta aynasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Huzur’un Hüznü Nuran” title_font_size=”13″]
    huzur, nuran

    Çocuklu ve boşanmış bir kadın olan Nuran hüzünlü bir karakterdir. Nuran’ın yaşadıkları onu değiştirmiştir ve belki de Nuran karakterinin yüreğimize hitap eden yanı budur. Mümtaz’a onun kendisine beslediği kadar coşkulu bir aşkla bağlı değildir. Romanın bir başka karakteri olan Adile, “Ah Mümtaz bilsen, ne hissiz kadındır o.” diyerek Mümtaz’ı uyarır ama tüm bu uyarılar nafiledir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Huzur’un Karanlığı Suat” title_font_size=”13″]
    huzur, suat

    İntiharıyla Huzur’un olay örgüsüne şekil veren Suat’ın kötü mü yoksa zavallı mı bir karakter olduğu tartışmaya açıktır. Eşine karşı sadakatsiz olmasına rağmen Nuran’a karşı büyük bir aşk beslemesi, tatminsiz ve sorunlu ruh halini yansıtır. Yazarın, “Garip bir adam, yamyam, katil ve müntehir” sözleriyle tanımladığı Suat, romanın karanlık yönüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mahur Beste’nin Naifliği İle Hayran Bırakan Karakteri Behçet Bey” title_font_size=”13″]
    mahur beste, behçet bey

    Mahur Beste romanının ana karakteri olan Behçet Bey, antika dükkanlarına, narin eşyalara, saatlere meraklı, iç dünyasına dönük bir kişiliktir. Bu yönü, derin bir hayranlık beslediği karısına bile istemeden de olsa yeterince ilgi gösterememesine sebep olmuştur. Tanpınar, “Fikirlerimiz, onları taşıyacak kudrette olduğumuz nisbette bizimdirler.” diye yazar ve okuyucuyu Behçet Bey’in narin karakteri üzerinden bir içsel yolculuğa davet eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sahnenin Dışındakiler’in Cesur Karakteri Sabiha” title_font_size=”13″]
    türk edebiyatı

    Sahnenin Dışındakiler romanının cesur kadın karakteri Sabiha’nın kadın hakları konusundaki mücadelesi hikaye için belirleyici bir unsurdur. Sabiha’ya aşık olan Cemil ona olan hayranlığını “O kadar başka türlü bir insan ki o..” diyerek tanımlamaya çalışır. Roman boyunca verdiği mücadelenin sonunda tiyatro sahnesine çıkan ilk kadın olan Sabiha okuyucuya cesaret aşılayan bir karakterdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Leyla Bütün Kadınlara Benzer Ama Yine Leyla’dır” title_font_size=”13″]
    aydaki kadın, leyla

    Aydaki Kadın romanının etkileyici, güzel, erkeklerin aklını başından alan kahramanı Leyla, akıllı ve güçlü bir kadındır. Ahmet Hamdi Tanpınar, “Leyla bütün kadınlara benzer, ama yine Leyla’dır.” sözleriyle, karakterin gücünü net bir şekilde ortaya koyar.

  • Türk Edebiyatı’ndan Beyaz Perdeye Uyarlanan 7 Eser

    Türk Edebiyatı’ndan Beyaz Perdeye Uyarlanan 7 Eser

    Sinemanın sürekli olarak beslendiği edebiyatla arasında güçlü bir ilişki vardır. Ne var ki, ne zaman bir kitap sinemaya uyarlansa hikâyenin başarılı biçimde aktarılıp aktarılamadığı tartışma konusu olur. Aşağıda 7 roman ve beyaz perdedeki 7 yansımasını göreceksiniz. Hangilerini okuduğunuzu ya da izlediğinizi görmek için göz atmanızı öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ertem eğilmez, şener şen, kemal suna

    Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani adlı romanından uyarlanan ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini yaptığı Süt Kardeşler filminin yapım tarihi 1976… Romanın basım yılı ise 1913…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kerime nadir, hülya koçyiğit, yeşilçam

    Kerime Nadir’in ilk kez 1953 yılında yayınlanan kitabı Samanyolu, 1967’de sinemaya uyarlandı. Orhan Aksoy’un yönettiği filmde Nejat karakterini Ediz Hun, Zülal’i ise Hülya Koçyiğit canlandırmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    osman seden

    Reşat Nuri Güntekin’in kaleminden çıkan Çalıkuşu aslında ilk kez 1921 yılında, o dönemki Vakit gazetesinde yayınlanmıştı. Roman olarak da 1922’de basıldı. Beyaz perdeye ise Osman Seden yönetmenliğinde 1966’da uyarlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    altın ayı, erol taş, hülya koçyiğit

    Necati Cumalı’ya ait Susuz Yaz kitabı 1962’de yayınlandı. Bir yıl sonra sinemaya uyarlayan ve yöneten ise Metin Erksan’dı. Film 1964 yılında da Berlin’de Altın Ayı Ödülü’nü kazanmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    şerif gönen, türk sineması

    Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü kitabı aynı adla 1985 yılında sinemaya uyarlandı ve filmin yönetmeni Şerif Gören’di. Bu film, kitabın ikinci beyaz perde uyarlamasıydı. İlki 1962 yapımlı ve siyah-beyazdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Halide Edib Adıvar’ın romanı Sinekli Bakkal 1936 yılında Türkiye’de basılmadan önce ilk kez 1935’te “Soytarı ile Kızı” adıyla İngilizce olarak Londra’da yayınlandı. 1967’de ise beyaz perdeye uyarlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    safa önal

    Cingöz Recai, Peyami Safa’nın kaleminden ortaya çıkan bir polisiye kahraman ve onun maceraları birbirini izleyen bir kitap serisi ile anlatılır. Ayhan Işık’ın 1969’da canlandırdığı Cingöz Recai’nin senarist ve yönetmeni ise Safa Önal’dır.

  • EDEBİYATIMIZIN ÜRETKEN YAZARLARINDAN YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

    1889 ile 1974 yılları arasında yaşayan, Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu yaşamı boyunca makale, anı, oyun, öykü, şiir, roman türlerinde yüzlerce eser üretti. Biz de değerli edebiyatçıyı hayatına ve eserlerine dair özet bilgilerle Kültür ve Yaşam’da ağırlıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocukluk anıları” title_font_size=”13″]

    Babası aslen Manisalı köklü bir aileden olan Yakup Kadri Kahire’de dünyaya gelir ve konaklarda geçen bir çocukluk yaşar. Manisa’ya dönmeden önceki çocukluğunu anılarında şöyle kaleme almıştır:

     

     

    “ (…) çeşit çeşit yemiş ağaçlı bahçesiyle ne büyük, ne güzel, ne süslü, ne ferah ve ne kadar kalabalık bir evimiz vardı. (…) Sabahları güler yüzlü dadılarımızın bizi türlü şaklabanlıklarla uyandırıp kaldırışları, giydirip kuşatışları ve annemizin elini öpmeye götürdükten sonra elvan elvan reçel tabaklarıyla donanmış kahvaltı tepsisinin başına oturtuşları; geceleri incecik saz örgülerden kuru yemiş sepetleri etrafında birbirinden tuhaf masallarla avutup uyutuşları ve bu kalkışlarla bu yatışlar arasında geçen günlerin her biri bir başka şenlik, bir başka bayram havasıyla dolup taşan saatleri (…) ne tadına doyulmaz saadetlerdi.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yazdığı ilk romanı” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da hukuk okuyan, yazmaya Fecr-i Ati topluluğu ile başlayan, ilk eseri Nirvana isimli bir piyes olan Yakup Kadri, çok sayıda gazete ve dergi için makale, öykü, deneme hatta şiir kaleme alır. Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı sonrasında sanat için sanat görüşünden toplum için sanat anlayışına geçer ve yazılarıyla Milli Mücadele’ye destek verir. Ankara Hükümeti’nin çağrısıyla Anadolu’ya giderek yurdun farklı şehirlerinde bulunur, eserlerinde büyük ölçüde buradaki gözlemlerinden beslenir.

     

     

    Cumhuriyet’in ilanından sonra Mardin ve Manisa milletvekilliği, Tiran, Prag, Lahey, Bern, Tahran şehirlerinde elçilik yapan yazar, toplumsal koşullara ve değişimlere ağırlık verdiği yazılarında eleştirel bir üslup kullanır. Döneminde kendisi de bu yüzden sıkça eleştirilir. Eserleri içinde en yoğun ilgi romanlarına gösterilir. Yazarın kaleme aldığı ilk roman Nur Baba’dır fakat basılan ilk romanı değildir. Nur Baba 1922 yılında yayımlanmadan önce gazetede tefrika edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Basılan ilk romanı ” title_font_size=”13″]

    Yazdığı ikinci romanı olmakla birlikte basıma giren ilk romanı Kiralık Konak’tır. Roman kurgusunda konağın sahibi, geleneklerine bağlılığı ile tanınan emekli bakan Naim Efendi’dir. Karısı Nefise Hanım artık hayatta değildir. Naim Efendi, kızı Sakine Hanım, damadı Servet Bey, torunları Seniha ve Cemil ile aynı konakta yaşamaktadır. Hikâyenin ana karakterlerinden biri de Seniha ile ilişkisi olan genç şair Hakkı Celis’tir.

     

     

    Yakup Kadri, bu karakterler etrafında üç kuşağın anlayış ve yaşam farklılıklarını ele alır. Yaşanan olaylar silsilesi aileyi çöküşe sürükleyecek ve Naim Efendi’yi konakta tek başına bırakana dek devam edecektir. Sözü geçen üç kuşak aynı zamanda Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemine karşılık gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En ünlü eseri” title_font_size=”13″]

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun en ünlü eseri 1932 yılında basılan Yaban isimli romanıdır. Romanın ana kahramanı Birinci Dünya Savaşı’na yedek subay olarak katılan ve bu sırada tek kolunu kaybeden Ahmet Celal’dir. Gazi olarak savaştan dönen ve İstanbul’da yapamayacağını anlayan Ahmet Celal, emir eri Mehmet Ali’nin daveti üzerine onun Porsuk çayı kıyısındaki köyüne gider ve asıl hikâye başlar.

     

     

    Yaban romanı, Yakup Kadri’nin Anadolu insanı ile Türk aydını arasındaki mesafeyi ele aldığı, döneminde hem en çok eleştirildiği hem en çok övgü topladığı eseri olur. Yazarın nispeten daha az bilinen diğer romanları ise Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Hep O Şarkı, Bir Sürgün, Ankara ve Panorama’dır.