Etiket: teknolojik ürünler

  • TEKNOLOJİ TRENDLERİ

    Çok değil, bundan 50 sene öncesinde filmlerde izlediğimiz, kitaplarda okuduğumuz, gerçekleşmesi hayal gibi duran birçok teknolojik yenilik artık hayatımızda. Hızla ilerleyen ve yaşamımızın bir parçası olma yolunda büyük yatırımlar alan son teknolojileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Son dönemlerde, özellikle pandemiden sonra insanların doğa ile kopmaz bağlarının bir parçası olan yaşam alanlarında bitki yetiştirmek çok moda oldu. İç mekânlarda yetiştirilen bitkilerin ciddiye alınması gereken bakım süreçleri bulunuyor. Bitkilerin topraklarından alacakları besin ve mineraller bitkilerin gelişimi için çok önemli. Bu konuyla ilgili satışa sunulan dönüştürücü makineler işleri bir hayli kolaylaştırıyor. %100 organik kompost hazırlayan bu makinenin kullanımı ise oldukça şaşırtıcı. Mutfaktan çıkan yemek artıkları ile diğer tüm organik atıklar çöp yerine cihazın bölmesine atılıyor ve saatler sonra bitki ya da bahçe toprağı için sağlıklı kompost gübre elde ediliyor. Etli yemek artıkları ya da meyve ve sebzelerin kullanılmayan kısımlarını dönüştürerek organik gübre elde ederken, doğaya zarar vermeden çöpleri de öğütmek mümkün oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Boston Dynamics” sıkça duyduğumuz şirketlerden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Yapay zekâ ve robotlar üzerine çalışan bu firma, tasarımında köpek anatomisinden esinlediği robotu “Spot” ile yaşamı kolaylaştırmayı hedeflerken; Çinli teknoloji firması Welian, “Alphadog” isimli benzer ürününü satışa sundu. Ev işlerinde yardım eden, ateş ölçme gibi sağlık verilerini uzaktan algılayıp herhangi bir tehlike anında uyarı veren bu robot köpekleri ilerleyen yıllarda sıkça göreceğiz gibi duruyor. Denge konusunda testlerden başarıyla geçen bu robot köpekleri bir tablet aracılığıyla kontrol etmek mümkün. Boston Dynamics’in spot robotlarının fiyatı 74.500 dolar olarak sadece ABD sınırları içerisinde resmî internet sitesi üzerinden satılmaya başlarken, Çinli robotun fiyatı 1000 dolar gibi muadiline kıyasla oldukça ucuz bir fiyattan satışa sunuldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı Xwing, elektrikli ve pilotsuz çalışan hava taksileri ile seyahat etmenin mümkün olduğu bir gelecek için hazır. Silikon Vadisi’ndeki yoğun çalışmalar üzerine; hava yoluyla seyahat etmeyi daha ucuz ve verimli bir ulaşıma dönüştürmek için çalışmalar üreten Xwing’e göre sadece birkaç yıl içerisinde bölgesel ve küresel uçuşları görmeye başlayacağız. Şirketin geliştirdiği yazılım ile bu uçakların iniş, kalkış ve sürüşünü otomatikleştiren uçuş kontrol sistemleri ile birleşerek hem temiz enerji ile çalışan hem de iş gücü maliyetleri düştüğü için daha ucuza uçmamızı sağlayacak teknolojiler kapımızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nesnelerin interneti (Iot), kullanılan birçok teknolojik ürünün Wi-Fi bağlantısı ile internete ve birbirine bağlanabilmesine olanak sağlayan yeni bir teknoloji. Cihazları, ev aletlerini, arabaları vb. ürünleri uzaktan kontrol etmemizi sağlayan bu teknoloji ile işe gittiğimizde evimizin kapısını kilitlemeyi unutsak bile, uzaktan verilen bir komut ile ev anahtarının kilitlenebilmesi sağlanmakta. Örneğin, dışarıdan evinize döneceksiniz ve eve girer girmez sıcak bir kahve içmek istiyorsunuz… İşte Iot teknolojisi ile sadece bir tuşa basarak eve ulaştığınızda sıcacık kahve sizi karşılıyor olacak. Bu yeni teknoloji trendinin sadece başlangıç aşamasındayız. Tahminler 2030 yılına kadar dünya çapında yaklaşık 50 milyar Iot cihazının kullanılacağını ve akıllı telefonlardan mutfak aletlerine kadar her şeyi kapsayan büyük çapta birbirine bağlı cihaz ağı oluşacağını öngörüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Son dönemin en çok tüketilen teknolojileri giyilebilir teknoloji oldu. Akıllı saatler, bluetooth ile çalışan kulaklıklar gibi ürünler gündelik hayatta sıkça kullanılırken, bazı teknoloji firmaları bu yenilikleri sağlık alanına taşımayı planlıyor. Kalp atış hızı, yakılan kalori miktarı, kan basıncı, bazı biyokimyasalların salınımı ve geçirilen nöbetleri bile tespit edebilen cihazlar sağlık alanında takibi mümkün kılarken; Hong Konglu bir firma ise Alzheimer hastalığı ile mücadele eden bir ürün geliştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. “Health@InnoHK” ile sağlık alanına odaklanırken, “Air@InnoHK” ile yapay zekâ ve robotik teknolojilerinde uzman ekiplerden oluşuyor. Alzheimer hastalığı için kan bazlı bir biyo-işaretleme sistemi üzerine çalışan proje, yaşlanan dünya nüfusunun yaşayacağı nörodejeneratif hastalıkları öngörmek ve önlemek adına giyilebilir teknolojiler alanında ürünler için çalışıyor. Hatta bu fikri kişiselleştirilmiş aşıya kadar götüren projeler bile mevcut. Gelecekte sağlığımız yapay zekâya emanet edilecekmiş gibi duruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı teknoloji devi Apple, otomotiv sektöründe iddialı yeni ürünü ile gündemin bir kez daha hâkimi oldu. Apple Car 2014’te ürettiği akıllı araba fikrini hayata geçirmeye hazırlanırken, farklı ülkelerdeki mühendislerle de iş birliği yapıyor. “Project Titan” ekibi sürücüsüz otomobiller için yazılım ve tasarım çalışmalarını yoğun bir şekilde gerçekleştiriyor. Minimal bir tasarıma sahip olacak olan Apple arabaları, elektrikli araç piyasasında en uzun menzilli otomobil olurken; bu otomobilleri sürmek için bir şoför gerekmeyecek. Parmak iziyle sürücüsünü tanıyacak olan “icar”lar yapay zekâya dayalı bir sisteme bağlı olacak. Bilim kurgu filmlerini aratmayan bu teknoloji ile sürücüsüz otomobilleri en geç 2027’de yollarda görmek mümkün gibi gözüküyor.

  • NAVİGASYONUN TARİHİ

    Haritalar, pusulalar derken şimdi de GPS… “Küresel Konumlama Sistemi”, namıdiğer GPS, telefonlarımızdan bildiğimiz şekliyle navigasyon, bugün olmazsa olmaz teknolojik ürünlerin başında geliyor. Yörüngeye fırlattığımız uydular sayesinde en ufak noktaları bile tespit edebilen GPS teknolojisinin nimetlerinden ortalama olarak dört milyar insan faydalanıyor. Atalarımızın yıldızları takip ederek bulduğu rotalar günümüzde avucumuzun içindeki cihazlarla kolaylıkla katediliyor. Bir dizi tesadüfler sonucu geliştirilen GPS teknolojisinin tarihsel gelişimini altı maddede listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1957’de Sovyetlerin uzaya fırlattığı Sputnik uydusu, tüm dünyayı derinden değiştirecek adımın ilki olur. Böylelikle basit bir uydu alıcısının uzayda da çalışabileceği ispatlanırken, uzaya uydu fırlatma döneminin de başlangıcını oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı iki fizikçi William Guier ve George Weiffenbach, kayıt cihazıyla Sputnik uydusunu dinler. Aldıkları sinyal ile uydunun yerini tespit edebildiklerini keşfederler. Bunun üzerine Amerikalı ekibin aklına dâhiyane bir fikir gelir. Uydudan aldıkları sinyali yer değiştirerek, yerküreden uzaya sinyal gönderme fikri bugün kullandığımız GPS’nin somut adımı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1960’a gelindiğinde Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından ilk uydu navigasyon sistemi test edilir ve başarıya ulaşır. 7 sene sonra GPS sistemi için gerekli olan tüm teknolojik gereçlerin bulunduğu Timation uydusu geliştirilerek, sadece bu amaç için yörüngeye fırlatılır ve Amerika’nın bu konuda ne kadar istekli olduğu ispatlanmış olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1960’ların ortalarında insanoğlunun uzaya gönderdiği sadece altı uydu bulunmaktadır. GPS’nin hedeften şaşma oranı 1.6 kilometredir. Bu sapmayı iyileştirmek adına araştırmalarına hız kesmeden devam eden ABD, 1973’te Navstar adını verdikleri gizli bir proje geliştirir. 7/24 kesintisiz konum bilgisi almak için 24 uyduya gereksinim olduğunu hesaplayan ABD ordusu, bu uyduların günde iki kez dünya etrafında dönerek kesintisiz sinyal göndermesi gerektiği sonucuna varır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Son derece hassas olan atomik saatlerin yolladığı sinyal ile dünyaya ışık hızıyla konum bilgisi gönderecek olan bu uydular; mekân ve zaman bilgisini hassas bir şekilde ölçümleyerek kesin sonuçlar verebilecek hâle getirilir. Dünyadaki GPS alıcısı en az dört mevcut uydudan sinyalleri alıp tam yeri belirlemek için uydular arasındaki mesafeleri belirleyecek ve havada, karada ya da denizde seyir ve tespit avantajı sağlayacaktır. Bu amaçla 1978’de ilk Navstar uydusu yörüngeye fırlatılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    24. uydunun 1994’te fırlatılmasıyla en yüksek kalitedeki sinyaller ile yer tespit etme teknolojileri Amerikan ordusunun üstün avantajlarla donatılmasını sağlar. Ancak GPS’nin halkın kullanımına sunulması 2000’li yılların başında olur. Günümüzde ABD’de satılan hemen hemen tüm araçlarda navigasyon sistemi entegre edilerek satışa sunulur. Amerikan ekonomisine 1.4 milyar dolar katkısı olan GPS sistemleri sayesinde bilmediğimiz uzak diyarlara yolculuk etmek bile kolay hâle gelmiştir.