Etiket: taze fasülye

  • FASULYE ÇEŞİTLERİ VE LEZZETLİ TARİFLERİ

    Sindirim sistemine faydaları saymakla bitmeyen fasulye hem taze hem kuru formuyla sofralarımızda sıkça yer bulan oldukça sağlıklı bir besin. Ülkemizde de kolaylıkla üretilen fasulyenin ana vatanı cinsine göre değişse de genetik çalışmalar Orta ve Güney Amerika bölgelerinden dünyaya yayıldığını göstermektedir. Baklagiller familyasına ait, güçlü antioksidan kaynağı olan fasulyenin kanserli hücreleri onarmada da faydaları biliniyor. İçeriğindeki K vitamini vücudumuzu kansere karşı korurken, beyin ve sinir sistemine etkisiyle bilişsel işlevlere de katkı sağlıyor. Folat ve folik asit bakımından da oldukça zengin olan bu süper besinin kemikleri güçlendirmesi ve protein zenginliği gibi faydaları sebebiyle haftada en az iki öğün tüketilmesi tavsiye ediliyor. Yazımızda sıkça kullanılan fasulye çeşitlerini ve bu fasulyelerle hazırlayabileceğiniz pratik tarifleri okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarında tüketilen taze fasulye, henüz yeşilken dalından toplanarak elde edilir ve bu durumda toplananlara “Çalı” ya da “Boncuk” fasulye denir. Çalı fasulyesi daha uzun ve yassı olurken, boncuk fasulyenin içindeki taneler daha iri olur ve her ikisi de tanelerini çıkarmadan yeşil kabuğuyla tüketilebilir. Çalı fasulyesi ayrıca konserve için de uygundur. Taze fasulye ile hazırlayabileceğiniz pratik tarifimiz için fasulyenin varsa önce kenarlarındaki kılçıklar ayıklanmalıdır. Ayıkladıktan sonra dikine olacak şekilde ikiye kesilen fasulyeler zeytinyağı ile karıştırılarak 180 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar ortalama 15 dakika pişirilir. Derin bir kapta sarımsak, dört beş adet ufak parçalara bölünmüş ceviz ve ezilmiş sarımsak hazırlanır. Yarım çay bardağı zeytinyağı tavada kızdırıldıktan sonra derin kaptaki malzemelerin üzerine eklenir. Fırından çıkan fasulyelerin üzerine arzu edilen miktarda yoğurt, yoğurdun üzerine de zeytinyağlı karışım ekledikten sonra servis edebilirsiniz. Bu tarifi meze olarak da tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Lif ve protein açısından oldukça zengin olan kuru fasulye; B6, demir, potasyum, selenyum, folat ve tiamin kaynağıdır. Pişirmeden önce bir süre suda bekletilen kuru fasulyenin midede gaz yapan şeker içeriği de azalmaktadır. Kabuğundan taneleri ayrılarak elde edilen kuru fasulyenin birçok türü bulunur. Düzenli tüketildiğinde sindirim sistemini güçlendiren, kemik yapısını geliştiren fasulyenin pek de alışık olmadığımız tatlı tarifini denemek isterseniz gerekli olan malzemeler şöyle: Bir su bardağı haşlanmış kuru fasulye, bir yumurta, bir çay bardağı süt, iki adet olgun muz, iki yemek kaşığı tereyağı ya da Hindistan cevizi yağı, yarım su bardağı bitter çikolata ve bir paket kabartma tozu… Muzu ve haşlanan kuru fasulyeleri rondodan geçirdikten sonra derin bir kabın içine yumurta, süt ve rondodan geçirilen malzemeler eklenir; yağ, çikolata ve kabartma tozu ilave edilir ve güzelce karıştırılır. 180 derece ısıtılmış fırında ortalama yarım saat pişirilmesinin ardından üzerine dondurma ya da çikolatalı sos ekleyerek servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Popülaritesi son günlerde giderek artan maş fasulyesinin ana vatanı Hindistan’dır ve çoğunlukla Asya ülkelerinde yetişmektedir. Yüksek oranda demir, lif, protein, potasyum, magnezyum, manganez ve fosfor içeren maş fasulyesinin diğer fasulye türlerinden en önemli farkı gaz yapmamasıdır. Kas sağlığı için de oldukça faydalı olan maş fasulyesi aynı zamanda iyi bir folat kaynağıdır. Antioksidan ve antiaging özelliği ile dikkat çeken maş fasulyesini çimlendirerek salatalarda kullanmak da mümkün. Rengârenk ve oldukça faydalı bir maş fasulyesi salatası için gerekli malzemeler: Bir çay bardağı haşlanmış maş fasulyesi, bir çay bardağı haşlanmış mısır, her biri bir adet olacak şekilde domates, kırmızı soğan, havuç, limon ve bir tatlı kaşığı nar ekşisi, yarım çay bardağı zeytinyağı, dereotu, maydanoz ve arzuya göre baharatlar… Tüm malzemeleri mümkün olduğunca incecik doğrayıp, karıştırıp, soslamanız yeterli olacaktır. Dilerseniz ceviz de ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Farklı dillerde “Borlotti” ya da “Roma” fasulyesi olarak geçen barbunya fasulyesi; A, B5, B9 ve C vitamini içermektedir. Kalsiyum, demir ve magnezyum mineralleri açısından da oldukça zengin olan barbunya, protein açısından neredeyse kırmızı et ile yarışmaktadır. Lifli yapısıyla tok tutan, kan şekerini düşüren, böbreklerdeki kum ve taşın dökülmesinde etkili olan barbunyanın kalp sağlığına faydaları saymakla bitmez. Cilt bariyerini güçlendiren yapısı nedeniyle cildi yumuşatır ve gençleştirir. Türk mutfağında sıkça yer alan barbunyanın pek de alışık olmadığımız barbunya köftesi tarifi için, iyice haşlanmış barbunya, soğan, galeta unu, yumurta ve maydanoz yeterli olacaktır. Püre hâline getirilen barbunyaya arzu edilen baharatlarla birlikte diğer malzemeler eklenir ve iyice yoğrulur. Buzdolabında en az bir saat dinlendirdikten sonra galeta ununa bulanarak kızgın yağda kızartılır. Barbunya falafeli hazır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Doğu Asya kökenli olan soya fasulyesi ile Batı dünyasının tanışması 20. yüzyılı bulmuştur. Hayvansal proteine alternatif olan soya fasulyesini tüketmek kanser riskini azaltmaktadır. Asya mutfağında; soya sosu, miso, tempeh ve nattö gibi fermente edilmiş formları sıkça tüketilirken, özellikle vegan beslenenler için süt ürünleri ve tofu peyniri en çok tüketilen formlarının başında gelmektedir. Soya fasulyesi sıklıkla salatalarda kullanılsa da yazımızda tofu peyniri tarifini tercih ettik. Tofu peyniri tarifi için; 500 gram soya fasulyesi, 250 ml limon suyu ve üç buçuk litre içme suyu gerekmektedir. Altı saat suda bekletilen soya fasulyesi blender ile ezilir. Geniş bir tencerede gerilen tülbentin üzerine ezilen püre dökülür ve suyu iyice süzülür. Tülbentin üzerinde kalan posaya “okara” denir ve bu posa protein açısından oldukça zengindir. Tencerenin içinde biriken su, kısık ateşte 10 dakika kaynatılır ve ılıması için bırakılır. Derin bir kap içerisine eklenen limon suyunun üzerine yüksekten ılık soya suyu dökülür ve kesilmemesi için kesintisiz bir şekilde karıştırılır. İyice karıştırılan ve kıvam alan karışım tekrar temiz bir tülbent ile süzülür. Ortalama yarım saat sonra kontrol edilen tofu kıvam almışsa buzdolabında bekletilir. Omega-3 bakımından oldukça zengin peynirinizi artık dilediğiniz tarifte kullanabilirsiniz.

  • YAŞASIN YAZ DEDİRTEN YEŞİL SEBZELER

    YAŞASIN YAZ DEDİRTEN YEŞİL SEBZELER

    İlkbaharın gelmesiyle hareketlenen manav tezgâhları yaz aylarıyla birlikte renk yelpazesinde doruğa ulaşır. Sofralarımızda yer almak için kırmızılar, morlar, sarılar birbiriyle yarışır. Baktıkça gözümüz gönlümüz açılır, doğrusu iştahımız da fazlasıyla artar. Ne mutlu ki artan iştahımız bu besinler sayesinde istenmeyen kilolarla değil sağlıklı beslenme ile sonuçlanır. Elbette bu yarışın içinde yeşiller çeşitliliği ile başı çekerler. Aman siz siz olun yaz aylarındaysanız yemeden geçmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Düşük kalorisi ve kalbimizden cildimize sağladığı yüksek faydalar sayesinde yaz aylarının yüzümüzü güldüren sebzelerinden semizotu ile ne mi yapabilirsiniz? Çorbasından salçalı yemeğine, cevizli domatesli salatasından yoğurtlu mezesine, kavurmasından böreğine yapamayacağınız tür neredeyse yok diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Protein deposu yeşil börülce yaz aylarının heyecanla beklenen sebzelerindendir. Temmuz ve ağustos geldi mi ne kadar tüketseniz o kadar iyi. İçerdiği değerler açısından et yemeyenlerin önemli alternatiflerinden olan yeşil börülcenin en popüler tüketimi ise salata şeklindedir. Ondan sonra kavurması ile sulu yemeği gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Diğer kabakgillerden ayırmak için sakız kabağı da diyebileceğimiz bu sebzenin aslında etli kısmı beyazdır ama kabukları genellikle yeşil tonlarındadır. Artık etli dolmasını ya da yemeğini mi, yoksa kekini böreğini mi yaparsınız orası size kalmış. Yine de siz de bilirsiniz ki kabak denince akla gelen ilk tarif mücverdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde köy evlerinden kent restoranlarına en çok tüketilen sebze taze fasulye olsa gerek. İçimizde zeytinyağlı fasulyeye “hayır” diyecek olan var mıdır ki? Bu yeşil mucizenin faydaları da en az tadı kadar yoğun… Özellikle diyet yapanların buzdolaplarında bulundurmaları gereken taze fasulyeyi yaz aylarında bolca alıp kış için stoklayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tamam, karşımızdaki taze fasulye kadar kolay yapılabilen bir sebze değil ama en az onun kadar lezzetli bir besin bamya. Sadece tabiri caizse “salyalanmadan” ayıklamanın püf noktalarına dikkat etmek gerekli. Eğer bamyaya karşı önyargılarınız varsa, hamarat bir elden çıkmış zeytinyağlı bamyanın tadına bir kez olsun bakmanızı öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dolmalık biberlerin iç harcını etli yaparak sulu yemeğini hazırlayabileceğiniz gibi, pirinç ile doldurarak zeytinyağlısını da yapabilirsiniz. Bu tombik biberler de tıpkı diğer türleri gibi C vitamini açısından çok zengindir hatta şöyle düşünün, bir dolmalık biber bir portakalın içerdiğinden iki kat daha fazla C vitamini içerir!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Taze bakla dendiği vakit akıllara hemen Ege usulünce pişirilen dereotlu, domatesli zeytinyağlı bakla yemeği gelir. İçine sıkılan limon sayesinde mayhoş bir tada bürünen bu yemek yaz günlerinin en hafif en lezzetli besinlerindendir. Servis ederken ilave edilen sarımsaklı yoğurt ise yemeği direkt efsaneler arasına katar.

  • BU SEBZE VE MEYVELER TAM YAZLIK

    BU SEBZE VE MEYVELER TAM YAZLIK

    Sonbahar, kış, ilkbahar dedik, ne mutlu ki sıra güneşin içimizi ısıttığı manav tezgâhlarının rengârenk bir hal aldığı yaz mevsimine geldi! Haziran, temmuz, ağustos aylarında ürün veren onlarca sebze/meyveden 10 tanesini aşağıda görebilir ve bu ürünleri zamanında tüketerek vücudunuza çok daha fazla vitamin alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarında zeytinyağlısını veya salçalı-etli yemeğini yaparak afiyetle yiyebileceğiniz taze fasulyeyi fazla fazla alarak kış ayları için saklamak da âdettendir. Saklamanın en iyi iki yolundan biri konservesini yapmak diğeri de turşusunu kurmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çıtır çıtır yediğimiz sivri biberler de içini pirinç ya da kıymayla doldurabildiğimiz dolmalık biberler de yaz mevsimi sebzeleridir. Anavatanı Güney Amerika olan biberin ta Azteklere uzanan bir tarihi ve tüm dünyada 700’den fazla türü bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seveni de sevmeyeni de çok olan bir sebze patlıcan. İster karnıyarık yapın ister musakka, imambayıldı ya da kızartma. Ama öncesinde şeritler halinde soyulan patlıcanın acısını almak ve kararmasını önlemek için limon sıkılmış tuzlu suda bekletmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Artık yaz-kış her mevsim sofralarımızda görebildiğimiz domates aslında bir yaz meyvesidir. Evet yanlış duymadınız domates çekirdekli bir besin olarak meyve sınıfına girmekte. Hazır yaz ayları da gelmişken bu eşsiz meyveden menemen yapmanın hatta kış ayları için konserve kurmanın tam zamanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı domates gibi salatalık da yaz mevsiminde yetişen ve kabakgiller ailesinden olan bir meyve. Hıyar ve badem ismiyle de bilinen besin en çok salata ve cacık içinde ya da turşu olarak tüketiliyor. Yüzde 90 oranında su barındıran salatalık antioksidan etkisiyle tam bir mide ve cilt dostu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beklenmeyen şeylerin de olabileceğini anlatmak için “al kiraz üstüne kar yağmış” denir. Anlayacağınız tam bir yaz meyvesidir kiraz ve ister tane tane yiyin, ister hoşafını ya da reçelini yapın ama mutlaka bol bol tüketin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Van Gogh’dan Claude Monet’ye büyük ressamların tablolarına girecek kadar albenisi olan şeftali yaz aylarının en tatlı, sulu ve serinletici meyvelerinden biridir. Kalorisi düşük ve özellikle C vitamini kaynağı olan meyvenin hoşafını, reçelini veya marmelatını da yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Şeftali gibi sarı-kızıl renginde tüylü bir kabuğa sahip olan kayısının faydaları saymakla bitmez. Özellikle sindirim sistemini rahatlatmak için önerilen ve Malatya şehrimizle özdeşleşen meyvenin tazesini yaz aylarında kurusunu yılın her döneminde bulup tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Siz de yaz geldiğinde “karpuz, yanında da peynir olsun başka bir şey istemem” diyenlerden misiniz? Afrika’dan çıkıp dünyaya yayılan bu tatlı mı tatlı meyve için Diyarbakır ilimizde festivaller bile düzenleniyor. Faydalarını görmek içinse “Seçimi ve Sunumu Çaba Gerektiren Meyve: Karpuz” içeriğimize de göz atmayı ihmal etmeyin.