Etiket: taşköprü

  • KUZEY MAKEDONYA CUMHURİYETİ’NDEN BALKAN ESİNTİLERİ

    KUZEY MAKEDONYA CUMHURİYETİ’NDEN BALKAN ESİNTİLERİ

    Gölleri, nehirleri, ormanları, farklı medeniyetleri anlatan tarihi yapıları, göz alıcı mutfağı ile Balkanların en güzel ülkelerinden Kuzey Makedonya Cumhuriyeti… Buraya giderseniz görmeden dönmemeniz gereken yerleri sizin için listeliyoruz. İlk sırada Yahya Kemal’den Mehmet Akif’e pek çok tanıdık iz taşıyan Üsküp var…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    makedonya

    Taşköprü, Üsküp’ün ortasından geçen Vardar nehrinin üstünde bir Osmanlı eseri ve şehrin en köklü simgesi durumunda… Köprünün bir yakasına geçerek Büyük İskender heykelinin de olduğu meydanı gezebilir, diğer yakasına geçerek Türk Çarşısı’nda Türkçe konuşan insanların elinden bir Türk kahvesi içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin rüya gibi dedirten manzaralarından biri Avrupa’nın en eski göllerinden olan Ohrid’e ait… Göle kıyısı olan Ohrid şehri ise UNESCO koruması altında ve tarihi dar sokakları masalsı yürüyüşler yapabileceğiniz en özel yerler arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Struga da Ohrid Gölü kıyısına kurulmuş bir şehir. Kara Drin Nehri ile ikiye bölünüyor ve kültürel, doğal güzellikleri ile turistik bölgelerin başında geliyor. Kenti ve ortasından geçen nehri kuşbakışı izlemek için paraşüt gezintileri bile yapılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ohrid Kiril alfabesinin çıktığı ve yayıldığı yer olarak da bilinir. Ohrid civarında mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Kiril alfabesinin yayılmasına öncülük eden Sveti (Aziz) Naum’un yaşadığı Sveti Naum Manastırı’dır. Yapı, Bizans mimarisinin en iyi örneklerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin ikinci büyük şehri olan ve Bitola bildiğimiz adıyla Manastır, caddelerinde Osmanlı imzasına sıkça rastlayabileceğiniz yerlerden biri… İshakpaşa Camii, Saat Kulesi bunların başında geliyor. Atatürk’ün eğitim aldığı Manastır Askeri İdadisi de burada yer alıyor ve günümüzde müze olarak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    makedonya

    Ülkenin kuzeybatısındaki Tetova’da attığınız her adımla tarihe yolculuk yapacak ama Alaca Cami’yi gördüğünüzde büyüleneceksiniz. Buraya geldiğinizde mutlaka Mavrova Vadisi’ne de gitmenizi, yağmur sularının biriktirilmesiyle oluşturulan yapay Mavrova Gölü’nü görmenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuzey kesiminde yer alan ve adı Osmanlılar zamanından kalan Kumanova şehrinin 31 km uzaklığında müthiş bir arkeolojik alanla karşılaşmanız mümkün. Burası, Ay ve Güneş hareketlerini izlemek için binlerce yıl önce kurulan Kokino Alanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ohrid’den sonra ülkenin ikinci büyük gölü Büyük Prespa Gölü… Yüzlerce balık ve kuş türüne mesken olan göl, üstündeki Golem Grad adını taşıyan ada ile de turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerler arasında bulunuyor. Ada yerleşime açık değil ve bu durum doğasını, manzarasını, havasını daha da eşsiz kılıyor.

  • 70 DERDE DEVA MUCİZEVİ BİTKİ

    70 DERDE DEVA MUCİZEVİ BİTKİ

    “Başlıkta tarif edilen bitki hangisidir?” diye sorsak eminiz yüzde 99’unuz “sarımsak” cevabı verecektir. Ya da şöyle sorsak “Hangi bitki doğal bir antibiyotiktir?” Çoğunluk yine sarımsak diyecektir. İşte konumuz böyle kıymetli bir besin… Tadını ve kokusunu anlatmaya gerek yok çünkü herkes biliyor, peki ama hakkındaki şu bilgileri biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sarımsak deyince akıllara gelen ikinci isim soğandır ve bu boşuna değil. Bir kere sarımsak soğanlı bir bitkidir yani toprak altında baş oluşturur, ikincisi bildiğimiz soğan türleriyle hatta pırasa ile aynı familyadandır. Anavatanı Orta ve Batı Asya olsa da dünyanın her yerinde yetişebilir. Biz onu beyaz kılıfı içindeki haliyle tanırız ama sarımsak toprakta yetişirken pembeden mora rengârenk çiçekler açabilen bir bitkidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sarımsağın gücü daha toprağında yetişirken kendisini gösterir. Pek çok bitkinin büyürken etkilendiği bazı hastalıklardan ve zararlılardan etkilenmez. Hatta tavşanları, köstebekleri kokusundan dolayı tarlalardan kaçırdığı söylenir. Bu özel bitkiye kendine has kokusunu ve acı tadını veren sorumlu ise kükürtlü bileşiği ile “allicin” isimli uçucu yağdır. Taze sarımsağın bir dişinde 4-5 mg allicin bulunduğu belirtilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sarımsağın tarihçesi binlerce yıl önceye kadar uzatılabilir. Eski Mısır krallarından Tutankamon’un mezarında bulunan sarımsaktan tutun da Antik Yunan’a, Çin’in eski devirlerine kadar izi sürülebilir. Mutfakta ve tıpta eş zamanlı olarak kullanılmıştır. Çok sayıda bilgin sarımsağın faydalarını sıralamış, onu ilaç yapımında kullanmış ve önermiştir. Büyük tıp bilgini İbn-i Sina da onlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sarımsağın kalp ve damar hastalıklarına, kötü kolesterole, yüksek kan basıncına, mantar ve parazit enfeksiyonlarına karşı koruma kapasitesi olduğu biliniyor. Ayrıca kan sulandırıcı etkisi ve bağışıklık sistemini güçlendirmedeki rolü de ispatlanmış durumda. Kan şekerini dengelemekten kanser tedavisindeki etkisine faydaları saymakla bitmez. Doğal bir antibiyotik olarak tanımlanmasına neden olan ise Louis Pasteur’ün 19. yüzyılda yaptığı araştırma sonuçları olmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki sarımsak üretiminin yüzde 80’i Çin’e aittir ve onu Hindistan izler. Ülkemizde ise sarımsak üretimi denince akıllara Kastamonu özellikle de Taşköprü ilçesi gelir, bununla birlikte Gaziantep de sarımsak üretiminde liderliği paylaşan şehirlerimiz arasındadır. Ilıman iklim olduğu sürece her yerde yetişebilen sarımsağı isterseniz balkonunuzda bile yetiştirebilirsiniz. Dikim için uygun zamanlar ise sonbahar ya da ilkbahar başı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Siyah sarımsak ise bildiğimiz beyaz sarımsağın 60 ile 90°C aralığında iki ay kadar bekletilerek ve hiçbir kimyasal katkı maddesi kullanmadan fermente edilmesiyle elde edilir. Bu süreçte, daha önce sözünü ettiğimiz allicin isimli bileşen çok daha güçlü yapıdaki s-allilsistein isimli maddeye dönüşür. Siyah sarımsağın besin öğeleri çok daha güçlüdür ve allicin maddesi dönüşüm yaşadığı için daha az koku içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzmanlar sarımsağın tüm özelliklerinden yararlanabilmek için çiğ ve ezilmiş olarak yememiz gerektiğini söylüyorlar fakat kokusundan çekindiği için yiyemeyenler de yok değil. Et yemekleri başta olmak üzere sayısız tarife kattığı tat ve kokudan vazgeçmek de mümkün değil. Bu durumda en doğrusu daha çok sarımsak tüketebilmenin yollarını aramak olacaktır. Örneğin sarımsağı sütle kaynatarak özlerinin süte geçmesini sağlayabilir, sonra da sarımsak dişlerini ayırarak sütünüzü içebilirsiniz. Bu kürün bazı mide ve sindirim rahatsızlıklarına iyi geldiği düşünülüyor.