Etiket: tarif

  • YÖRESEL REÇELLER VE PRATİK TARİFLERİ

    Kahvaltının vazgeçilmez lezzetlerinden reçel, sadece meyvelerle değil, sebze ve gül reçelinde olduğu gibi çiçek yapraklarıyla da hazırlanmakta.  Kek ve pasta tariflerinde de kullanılan reçellerin ülkemizde birçok farklı çeşidi bulunuyor. Ülkemizde yetişen meyve ve bitki çeşitliliğinin fazla olması her yöreye ait farklı bir reçel tarifinin ortaya çıkmasını sağlamış durumda. Gelin hem lezzetli hem de pek alışık olmadığımız reçel tariflerini yöresel pişirme teknikleriyle birlikte deneyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cevizin anavatanı olarak bilinen Bitlis’e özgü bir reçel olan ceviz reçeli diğer reçellere göre yapımı biraz zahmetli bir reçeldir. Bir kilo taze cevizle hazırlanan reçel için diğer gerekli olan malzemeler; sekiz su bardağı su, yedi su bardağı toz şeker, iki adet çubuk tarçın, dört adet karanfil ve yarım çay kaşığı limon tuzu. Taze cevizlerle hazırlandığından ellerinizin boya olmaması için lateks eldiven kullanabilirsiniz. Unutmayın ki cevizin boyası zor çıkar. Öncelikle olgunlaşmamış cevizin kabuklarını çok ince olacak şekilde soyun. Büyük bir kapta üzerini tamamen kaplayacak şekilde içme su ilave edin. İki gün boyunca suda beklettiğiniz cevizleri üçüncü gün itibariyle suyunu günde üç kez değiştirerek yedi gün boyunca bu işlemi tekrarlayın. Şimdi sıra pişirme işleminde. Son kez suyunu döktükten sonra 20 dakika içme suyu ile haşlayın. Ardından iki kez daha 15’er dakika olacak şekilde yeni su ile haşladığınız reçele son kez sekiz bardak içme suyu ilave ederek 30 dakika kısık ateşte kaynatın. Yedi bardak şekeri ilave ettikten edip bir saat daha kısık ateşte kaynadıktan sonra tencerenin içerisine karanfili, tarçını limon tuzunu ekleyip 10 dakika daha kaynatın. Bu zahmetli ama lezzetli reçel için çok uğraştınız ancak artık reçelinizi afiyetle tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı döneminden bu yana hazırlanan ve Türk mutfağının özgün tatlarından bir tanesi olan gül reçeli Isparta’ya ait reçel. Isparta’nın yanı sıra Sivas ve Van’da da yapılan bu hoş kokulu reçeli hazırlamak için 15 adet gül, 5 su bardağı toz şeker, 2 bardak su ve yarım limon suyu gerekmektedir. Gül yaprakla güzelce ayıklandıktan ve yıkandıktan sonra bir gece öncesinden şeker ile bekletilir. Ertesi gün suyunu salmış olan gül yaprakları ve şeker saldığı suyuyla birlikte kısık ateşte kaynatılır. Kaynamaya başladıktan sonra limon suyu eklenir ve 20 dakika daha karıştırılarak iyice kaynatılır. Ocaktan alınan reçel oda sıcaklığına geldiğinde kavanoza alınmaya hazırdır. Tamamen soğuduktan sonra kapağı kapatılır. Artık gül reçeli hazır. Tüm evinize yayılan gül kokusu ayrı bir keyif verecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz Bölgesi özellikle Antalya’da yapılan nar reçeli için gerekli malzemeler; üç adet büyük boy nar, bir su bardağı toz şeker, yarım limon suyu. İlk olarak bir adet narın tanelerini zarar görmeyecek şekilde ayıklayın, diğer iki narın suyunu sıkın. Derince bir tencereye nar tanelerini, üzerine şekeri, son olarak da tencereye nar suyunu ekleyin. Orta ateşte kaynamaya başladıktan sonra yarım limon suyunu ekleyin ve hafifçe karıştırın. 45 dakika daha kaynattıktan sonra eğer kıvam almışsa ve çok sulu değilse reçeliniz hazır demektir. Eğer sulu kaldıysa kıvam alana kadar kontrollü bir şekilde kaynatmaya devam edin. Kıvamlanan reçeliniz oda sıcaklığına geldiğinde kavanoza alınmaya hazır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şifasıyla ünlü, öksürük ve solunum yollarına iyi gelen çam kozalağından reçel yapıldığını biliyor muydunuz? Pek de alışık olmadığımız bir reçel olsa da Akdeniz Bölgesi’nden Balkanlara kadar hazırlanan reçelin yapımı kolay ancak uzun bir süreç istiyor. Malzemeleri için 30 adet küçük boy olacak şekilde çam kozalağı, bir buçuk litre içme suyu, bir buçuk kilogram toz şeker ve yarım limon suyu. Kozalakların temizlenmesi için su ile güzelce yıkayın. İyice temizlenen kozalakları derin bir tencereye alın ve suyunu da ekledikten sonra bir saat orta ateşte kaynatın. Bir saatin sonunda şekeri ilave ederek kaynatmaya devam edin. Üzeri köpüklenecektir bu sebeple tahta bir kaşık ile sürekli olarak köpükleri üzerinden toplayın. İyice özdeşleştikten ve kıvam aldıktan sonra limon suyunu da ilave ederek beş dakika daha kaynatın ve ocaktan alın. Reçel soğumadan kavanoza alın ve 12 saat ters olacak şekilde beklettikten sonra reçelinizi afiyetle tüketebilirsiniz. Özellikle kaymak ile çok lezzetli olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bazıları için patlıcanı tatlı bir lezzet olarak düşünmek zor olsa da Akdeniz Bölgesi ve Iğdır ilinde bu reçele sıkça rastlamak mümkün. Oldukça kolay olan tarif için küçük boyda beş – altı adet patlıcan yeterli olacaktır. Patlıcanların sapını kesin ve kabuklarını soyun. Her bir patlıcanı dört parçaya böldükten sonra bir patlıcanın acılığını alma klasiği olan 15 dakika tuzlu suda bekletme işlemini uygulayın. Ardından patlıcanları iyice yıkayın, süzün ve bir tencerede limon suyu veya dilerseniz limon tuzuyla yumuşayıncaya kadar haşlayın. Haşlanan patlıcanları süzün ve bir bez yardımıyla kurulayın. Son olarak boş bir tencereye aldığınız patlıcanların üzerine iki bardak içme suyu ve yine iki bardak olacak şekilde toz şekeri ekleyerek kıvamı yoğunlaşıncaya kadar pişirin. İyice kıvam aldıktan sonra üzerine bir adet limonun suyunu ekleyin ve bir süre daha kaynatıp soğumaya bırakın. Artık patlıcan reçelinizi kavanoza alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağından miras kalan kızılcık reçeli özellikle Karadeniz Bölgesine has bir reçeldir. Yazın sonlarına doğru hazırlanan bu reçel için olgunlaşmış kızılcık gerekmektedir. Bir kilogram kızılcık, 750 gram toz şeker, yarım su bardağı su ve bir tatlı kaşığı limon suyu ile hazırlanır. Kızılcıklar yıkadıktan sonra suyu süzülür ardından şeker ilave edilerek bir gece bekletilir. Ertesi gün yarım su bardağı içme suyu eklenerek kaynatılır. Daha sonrasında 45 dakika sürecek olan kaynatma işlemi kontrollü bir şekilde karıştırılarak devam eder. Tencerede biriken köpük tahta kaşık yardımıyla alınır. Kıvamlanan reçele son olarak limon suyu eklenir ve beş dakika daha kaynatılır. Reçelin vakumlanabilmesi için sıcakken kavanoza alınmalıdır. Ters bir şekilde bekletilen kavanozlar güneş almayan bir şekilde soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra reçelinizi afiyetle tüketebilirsiniz.

  • SONBAHARIN EN LEZZETLİ BALIKLARI VE TARİFLERİ

    Eylül ayıyla birlikte balık sezonu açılıyor. Denizlerin suyu soğudukça balıklar enerji depolamak için daha fazla yağ biriktiriyor; bu da lezzetlerini artırıyor. Palamut, levrek, barbun, hamsi gibi pek çok balığın bol olduğu bu aylarda, mevsim balıklarının besin değeri de yükseliyor. Yazımızda, sonbahar mevsiminde pişirebileceğiniz balıkları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Levrek Fileto Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekim ayının iri ve besleyici balıklarından biri olan levrek, nasıl pişirilirse pişirilsin oldukça lezzetli olacaktır. Yaz bitmeden yakılan son mangallarda, levreğin hafif ve beyaz etini dışı çıtır, içini ise yumuşak ve sulu kalacak şekilde pişirebilirsiniz. Mangaldaki kömürün kattığı hafif tütsülenmiş aroma, lezzetini daha da artırır. Levreği zeytinyağı, limon, sarımsak ve taze otlarla önceden marine etmek hem lezzetini derinleştirir hem de pişirme sırasında kurumasını önler. Ayrıca balığın yapışmaması için ızgarayı iyice yağlamak önemlidir. Mangalda lezzetli bir levrek için ihtiyacınız olan malzemeler:

    • 2 adet levrek (temizlenmiş ve fileto doğranmış)
    • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 limon (su ve kabuğu rendelenmiş)
    • Tuz ve karabiber (isteğe bağlı)
    • Taze otlar (maydanoz, kekik veya dereotu)

    Bir kâsede zeytinyağını, ezilmiş sarımsağı, limon suyu ve limon kabuğu rendesini karıştırın. Tuz ve karabiber ekleyin. Levrek filetolarını bu sosun içine ekleyin ve 2 saat buzdolabında dinlendirin. Marine edilmiş levrekleri ızgaraya yerleştirin ve her iki tarafı da altın rengi olana kadar, yaklaşık 4-5 dakika pişirin. Yanına fırınlanmış patates gibi garnitürler ve bol yeşillikli bir salata çok yakışacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barbun Tava” title_font_size=”13″]

    Ekim ve kasım aylarının küçük ama lezzetli balıklarından barbun, Akdeniz ve Karadeniz gibi sıcak ve ılıman sularda yaşar. Lezzeti ve yumuşak etiyle ünlü olan barbun, kendine has tadı nedeniyle genellikle sade yöntemlerle, tavada veya ızgarada pişirilir. Mısır unu ile pişirilen barbunun dışı çıtır çıtır olurken, içi yumuşak ve sulu kalır. Akdeniz mutfağında sıkça tercih edilen mısır unlu barbun tava için gerekli malzemeler:

    • 1 kg barbun balığı
    • 200 g un (mısır unu tercih edilebilir)
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • Yarım çay kaşığı karabiber
    • Kızartma için 200 ml zeytinyağı
    • Limon dilimleri (servis için)

    Temizlenmiş barbunların içini ve dışını tuz ve karabiberle iyice ovun. Mısır ununu geniş bir tabağa alın ve balıkların her tarafını unla kaplayın. Tavada zeytinyağını ısıtın, yağ iyice ısındığında balıkları tavaya yerleştirin. Her iki tarafını da altın sarısı olana kadar kızartın. Kızarmış balıkları kâğıt havlu serili bir tabağa alarak fazla yağını süzdürün. Limon dilimleri ve mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Palamut Fırın” title_font_size=”13″]

    Karadeniz, Marmara ve Akdeniz gibi denizlerde yaşayan palamut, sonbahar aylarında yağ oranı arttığı için daha da lezzetli hale gelir. Eti dağılmadığından, farklı pişirme yöntemlerine uygun bir balıktır; fırında, ızgarada, tavada veya buğulama olarak pişirilebilir. Palamudun yağlı ve güçlü tadı, limon ve çeşitli baharatlarla birleştiğinde lezzeti iyice artar. Ayrıca, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olduğu için sağlık açısından da son derece faydalıdır. Sebzelerle zenginleştirilmiş fırın palamut için gerekli malzemeler:

    • 2 adet palamut (takoz dilimlenmiş)
    • 2 adet soğan (halka şeklinde doğranmış)
    • 2 adet patates (ince dilimlenmiş)
    • 2 adet domates (dilimlenmiş)
    • 2 adet yeşil biber (doğranmış)
    • 4 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • Yarım çay bardağı limon suyu
    • Tuz, karabiber, kekik

    Fırını 180 dereceye ısıtın. Takoz şeklinde dilimlenmiş palamutları yıkayıp fazla suyunu süzün. Üzerine tuz ve karabiber serpin. Fırın tepsisine önce soğan, patates, domates ve biberleri yerleştirin, ardından palamut dilimlerini sebzelerin üzerine dizin. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve kekik karışımını balık ve sebzelerin üzerine gezdirin. Fırında yaklaşık 30-40 dakika, balıklar ve sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Servis ederken, tepsideki tüm malzemelerin lezzetinin birleştiği suyunu eklemeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asma Yaprağında Sardalya” title_font_size=”13″]

    Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Atlantik Okyanusu’nun bazı bölgelerinde yaşayan küçük ve yağlı bir deniz balığı olan sardalyayı, ekşi tatları sevenler asma yaprakları ile deneyebilir. Asma yaprakları, sardalyanın dışının çıtır olmasını sağlarken içinin yumuşacık kalmasına yardımcı olacaktır.

    • 500 g sardalya balığı (temizlenmiş)
    • 20-25 adet taze veya salamura asma yaprağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 yemek kaşığı limon suyu
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz
    • Karabiber

    Eğer salamura asma yaprağı kullanıyorsanız, fazla tuzunu almak için yaprakları sıcak suda 10-15 dakika bekletin ve iyice süzün. Sardalyaları temizleyip yıkayın ve gerekirse peçete ile kurulayın. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve karabiberi bir kâsede karıştırarak marinasyon için sos hazırlayın. Sardalyaları bu sosta en az 15-20 dakika bekletin. Her bir sardalyayı, asma yapraklarının damarlı kısmı üste gelecek şekilde yerleştirin. Saplarını koparın ve sardalyaları yapraklara sarın. Izgara tavayı orta ateşte zeytinyağı ile ısıtın. Asma yaprağına sarılmış sardalyaları her iki tarafı da kızarana kadar, yaklaşık 3-4 dakika pişirin. Aynı tarifi 180 derece fırında 20-25 dakika pişirerek de yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uskumru Tava Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekmek arası balığın vazgeçilmezi olan uskumru, kasım ayında lezzetinin doruğuna ulaşır. Besleyici bu balık, zengin aroması ve yoğun tadıyla öne çıkar. Yüksek yağ oranı sayesinde pişirildiğinde hem sulu kalır hem de nefis bir tat sunar, bu da onu ızgara ya da fırın gibi pişirme yöntemleri için mükemmel bir seçim haline getirir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında avlanan uskumru, bu dönemde daha yağlı olur ve damaklarda unutulmaz bir tat bırakır. Lezzetli bir ızgara uskumru hazırlamak için gereken malzemeler ise şöyledir:

    • 2 adet uskumru (temizlenmiş ve fileto şeklinde)
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı limon suyu
    • 3 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz, karabiber, kekik

    Uskumruları temizleyip yıkayın, ardından fazla suyunu bir peçete yardımıyla alın. Zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, limon suyu, tuz, karabiber ve kekikten oluşan bir marine sosu hazırlayın. Fileto şeklinde kestiğiniz uskumruları bu sosun içine yerleştirip her tarafını iyice kaplayın. Yaklaşık 15-20 dakika marine olması için bekletin. Tavaya zeytinyağı ekleyip iyice ısıtın. Tava iyice ısındığında, balıkları derili tarafı alta gelecek şekilde yerleştirin. Her iki tarafını da yaklaşık 3-4 dakika, balıklar altın rengi olana kadar pişirin. Zengin ve yağlı lezzeti tamamlamak için uskumruları roka-domates salatası, çoban salatası ya da mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hamsili Pilav ” title_font_size=”13″]

    Karadeniz mutfağının simge yemeklerinden hamsili pilavı pişirmek için en uygun zaman sonbahar ve kış aylarıdır. Bu özel tarifin en dikkat çekici yanı, hamsinin kuş üzümü ve dolmalık fıstık gibi malzemelerle birleşerek ortaya çıkardığı tatlı-tuzlu lezzet uyumudur. Osmanlı döneminden günümüze uzanan bu geleneksel yemeği hazırlamak için gerekli malzemeler:

    • 1 kg hamsi (temizlenmiş ve kılçıkları çıkarılmış)
    • 2 su bardağı pirinç
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 adet kuru soğan (doğranmış)
    • 3 yemek kaşığı dolmalık fıstık
    • 3 yemek kaşığı kuş üzümü
    • 1 tatlı kaşığı toz şeker
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı yenibahar
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı kuru nane
    • 2,5 su bardağı sıcak su
    • 1 adet limonun rendelenmiş kabuğu

    Pirinci tuzlu suda yaklaşık 30 dakika bekletin, ardından iyice yıkayıp süzün. Geniş bir tavada tereyağı ve zeytinyağını eritin. Doğranmış soğanları ekleyip pembeleşene kadar kavurun. Ardından dolmalık fıstıkları ekleyin ve fıstıklar altın rengini alana dek kavurmaya devam edin. Pirinci ilave edip 3-4 dakika daha kavurun. Daha sonra kuş üzümü, toz şeker, karabiber, yenibahar, tuz, kuru nane ve limon kabuğunu ekleyin. Sıcak suyu da ekledikten sonra, pilavı kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra pilavı demlenmeye bırakın.

     

    Bu sırada hamsileri temizleyip yıkayın ve iyice süzün. Dilerseniz kılçıklarını çıkarabilirsiniz. Fırın kabının tabanına ve kenarlarına, hamsilerin derili kısımları alta gelecek şekilde dizin. Hazırladığınız pilavı hamsilerin üzerine dökün ve yüzeyini düzeltin. Üst kısmı da tamamen hamsilerle kaplayın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzeri kızarana kadar yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Hamsili pilavı, asidik tadıyla yemeği dengeleyen karışık turşu ve mısır ekmeği eşliğinde servis edebilirsiniz.

  • YEMEK SANATINDA USTALIK REHBERİ: MUTFAK TERİMLERİ

    Mutfakta zaman geçiren herkesin uyguladığı teknikler, gastronomi dünyasında özel isimlerle anılır. Yeni tarifler denemekten keyif alan ve yemek yapmayı bir sanat olarak gören herkesin bildiği başlıca mutfak terimleri ve teknikleri, hazırlanan yemeklerin daha profesyonel olmasını sağlar. Deglaze etmekten karamelize etmeye, benmari tekniğinden konfi yöntemine, mutfakta lezzetli dokunuşlar için gerekli olan teknik bilgileri ve terimleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Konfi” title_font_size=”13″]

    Fransızca bir kelime olan “confit”ten dilimize gelen konfit ya da konfi, yemeğin kendi yağında veya üzerine eklenen bir yağda uzun süre pişirilmesi tekniğidir. Bu teknik, genellikle ördek ve kaz etlerinde, bazen de sebze yemeklerinde kullanılır. Yiyecekler, suyun kaynama noktasının altında, yani 90-95 derece arasında yavaşça pişirilir. Bu sayede lezzet yoğunlaşır ve yiyecekler uzun süre saklanabilir hâle gelir. Etler genellikle tuz, çeşitli otlar ve baharatlarla ovularak marine edilir, ardından birkaç saat veya bir gece boyunca buzdolabında dinlendirilir. Bu işlem, etin fazla suyunu çekerek lezzetinin yoğunlaşmasını sağlar. Marine edilen etler, fazla tuzları temizlendikten sonra tamamen yağla kaplanarak düşük sıcaklıkta yavaşça pişirilir. Pişirme süresi birkaç saat ile birkaç gün arasında değişebilir. Örneğin, ördek konfi genellikle 2-4 saat arasında pişirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kefini Almak” title_font_size=”13″]

    Tavuk, et veya kemik haşlarken kaynayan suyun üzerinde oluşan beyaz yoğun köpük tabakasına “kef” denir. Kefini almak ise haşlama sırasında bir kevgir ya da kaşık ile bu beyaz köpüğü temizlemek anlamına gelmektedir. Berrak ve lezzetli bir et, tavuk veya kemik haşlama suyu elde etmek için mutlaka uygulanması gereken basit ama önemli adımlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Deglaze Etmek” title_font_size=”13″]

    Deglaze etmek, yemek pişirme sürecinde tavada kalan kahverengi, karamelize olmuş parçacıkları (fond) çözme ve bu parçacıklardan lezzetli bir sos yapmak için sıvı ekleme işlemidir. Bu teknik, özellikle et pişirildikten sonra tavada kalan lezzetli kısmının değerlendirilmesi için kullanılır. Tavadaki tortuları sos haline getirmek için kullanılacak sıvı, tamamen damak tadına bağlıdır. Eklenen sıvı birkaç dakika kaynatılarak biraz yoğunlaştırılır. Sosa ekstra lezzet katmak için ise tereyağı, krema veya baharatlar ilave edilebilir. Deglaze yöntemi ile tavada pişen etin lezzeti, sos olarak yemeğe dâhil edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Benmari” title_font_size=”13″]

    Benmari, çikolata veya tereyağı gibi yiyeceklerin ısıya doğrudan maruz kalmadan, sıcak su buharı veya sıcak suyun dolaylı ısısıyla pişirilmesi ya da eritilmesi tekniğidir. Bu yöntem, özellikle kolayca yanabilen veya kesilebilen malzemeler için kullanılır. “Benmari” terimi Fransızca “bain-marie” kelimesinden gelir. Krem karamel veya cheesecake gibi yumurta bazlı tatlılar ve hollandez sos gibi soslar benmari yöntemiyle pişirilir çünkü bu yöntem nazik bir ısı transferi sağlayarak pürüzsüz ve kremsi bir doku oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karamelize Etmek” title_font_size=”13″]

    Yemeklere farklı bir doku ve aroma katan karamelizasyon işlemi, gıdalardaki doğal şekerin yüksek ısıda pişirilerek yoğunlaştırılması işlemidir. Isının etkisiyle renk değiştirerek kahverengileşen şeker, gıdaya tatlı bir aroma kazandırır. Karamelize edilecek yiyecek genellikle doğal şeker içeren soğan, havuç gibi sebzeler ve elma gibi meyvelerdir. Ayrıca, beyaz veya esmer şekere su ekleyerek de karamelizasyon yapılabilir. Şeker, 160-180 derece arasında bir sıcaklığa ulaştığında karamelize olmaya başlar; eridikçe sıvı hale gelir ve renk değiştirerek açık kahverengiden koyu kahverengiye doğru döner. Sürekli karıştırmak önemlidir; bu şekilde şekerin yanmadan eşit şekilde karamelize olması sağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Börmaniye” title_font_size=”13″]

    Fransız mutfağından dünya mutfaklarına yayılan ‘börmaniye’ terimi, tereyağı ve unun mükemmel uyumunu ifade eden bir karışımdır. Börmaniye, “yoğurulmuş tereyağı” anlamına gelen “beurre manie” kelimesinden türemiştir. Çorbalardan soslara kadar, içeriğinde bol su bulunan yemeklerin koyulaştırılması ve kıvam kazanması için kullanılır. Börmariye için eşit miktarda tereyağı ve un gerekir. Oda sıcaklığındaki tereyağı ile un, pürüzsüz bir kıvam alıncaya dek karıştırılır. Karışımdan küçük parçalar alınıp, yemeğe eklenir, eriyene ve kıvam verinceye kadar karıştırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bağlamak” title_font_size=”13″]

    Çorba ve tencere yemeği gibi sulu yemeklerin kıvamını bir sos, bağlayıcı veya meyane yardımıyla koyulaştırma işlemine ‘bağlamak’ denir. Bu işlemde, yumurta, yoğurt, ekmek içi, krema ve nişasta gibi malzemeler kullanılarak yemeğin kıvamı artırılır. Bağlama işlemi sırasında soğuk ve sıcak dengesinin iyi sağlanması ve bağdaştırıcı olarak kullanılacak malzemelerin ölçülü bir şekilde ayarlanması önemlidir. Örneğin, bir çorba veya sosu bağlamak için un veya nişasta önce suyla karıştırılır ve ardından yavaş yavaş kaynayan sıvıya eklenir. Bağlayıcı sıvı sürekli karıştırılarak kıvam alana kadar pişirilir. Bu yöntem, yemeğin daha zengin ve yoğun bir doku kazanmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şoklamak ” title_font_size=”13″]

    Şoklama tekniği, yiyeceklerin hızla soğutulmasını ifade eder ve genellikle yiyeceklerin renklerini, dokularını ve besin değerlerini korumak amacıyla uygulanır. Şoklama, özellikle blanşe edilen (kısa süre haşlanan) sebzeler veya pişirilen yiyeceklerde kullanılır. Bu işlem için büyük bir kap veya tencere soğuk su ve bol miktarda buz ile doldurulur; suyun çok soğuk olması, şoklamanın etkili olması için kritiktir. Pişirilen yiyecekler kaynar sudan çıkarıldıktan hemen sonra buzlu suya alınır ve birkaç dakika tutulur. Yiyecekler buzlu sudan çıkarılırken süzgeç yardımıyla süzülür ve kurulanır. Bu aşamada yiyeceklerin fazla suyunu almak için temiz bir mutfak havlusu veya kâğıt havlu kullanılabilir. Şoklama, pişme sürecini hızla durdurarak besinlerin vitamin ve mineral değerlerini korumaya yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Panko ” title_font_size=”13″]

    Panko, Japon mutfağından dünya mutfaklarına yayılan hafif ve gevrek bir ekmek kırıntısı türüdür. Geleneksel ekmek kırıntılarından farklı olarak daha iri ve hafif bir dokuya sahiptir. Panko, kızartılmış veya fırınlanmış yiyeceklere ekstra gevreklik kazandırır. Kabuksuz beyaz ekmekten yapılan panko, iri kırıntılar halinde rendelenir, ardından kurutulur veya hafifçe fırınlanır. Endüstriyel olarak üretilen panko ise özel bir elektrikli akım yöntemiyle pişirilir, bu da kırıntıların hafif ve havadar olmasını sağlar.

  • 3 MALZEMELİ TATLI TARİFLERİ

    Bazen canımız uzun uzun mutfakta vakit geçirmek isterken, bazen bir yumurta kıracak gücü kendimizde bulamayız. İşte bu gibi durumlarda elimiz hemen kolay ve mümkünse az malzemeli tariflere gider. Evinizdeki malzemeleri değerlendirerek pratik tarifler yapmak istiyorsanız bu yazımız tam size göre. Yalnızca 3 malzemeyle hazırlanan, yapımı kolay tarifleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pudra şekeri, un ve sıvıyağ ile şahane bir kurabiye hazırlamaya ne dersiniz? Yoğurma kabında malzemeleri iyice karıştırın. Kıvam almaya başlayınca hamura biraz daha un ilave edin. Hamurdan küçük parçalar koparın ve elinizde yuvarlayıp fırın tepsine dizin. Yaklaşık 15 dakika fırında pişirdikten sonra nefis kokulu kurabiyeleriniz hazır olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kakaolu puding, süt ve pötibör bisküvi ile pratik bir mozaik pasta yapabilirsiniz. Puding ve sütü bir tencerede karıştırın, koyulaşana kadar pişirin. Piştikten sonra pötibör bisküvilerin üzerine dökün. Pötibörlerin her bir katına bu işlemi uygulayın. Sonra buzluğa kaldırın ve en az 2 saat dinlenmeye bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Saray helvası için ihtiyacımız olan 3 malzeme; un, tereyağı ve pudra şekeridir. Unu kavurduktan sonra ocağın altını kapatın ve eritilmiş tereyağını ilave edin. Pudra şekerini ekledikten sonra ocağın altını yeniden kısık ateşte açın. Bir süre sonra kıvam aldığında içine pişirme kâğıdı yerleştirdiğiniz borcama karışımı dökün. Kaşıkla üzerini bastırın ve düzleşmesini sağlayın. Bıçakla dilediğiniz gibi dilimleyin. Eğer sade saray helvası tercih etmiyorsanız üzerine benmari usulü eritilmiş çikolata ya da toz fıstık da serpebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yapımı meşakkatli gibi dursa da aslında üç malzeme ile şambali tatlısı da yapabilirsiniz. Bunun için yoğurt, irmik ve toz şekere ihtiyacınız olacaktır. Yoğurdu bir karıştırma kabına alın ve üzerine irmik ve şekeri ilave edin. Borcamı yağladıktan sonra karışımı dökün. Eğer kabarık bir şambali tatlısı istiyorsanız karışıma kabartma tozu da atabilirsiniz. Karışımı borcama döktükten sonra üzerini kapatın ve yaklaşık 1 saat kadar buzdolabında dinlendirin. Dinlendikten sonra bıçak ile kesin, isterseniz kestiğiniz dilimlerin üzerine toz fıstık da serpebilirsiniz. Su ve şekeri karıştırdıktan sonra elde ettiğiniz şerbeti de tatlının üzerine dökün. 5-6 saat dolapta dinlendikten sonra şahane tatlınız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çikolatalı parfe için ihtiyacımız olan malzemeler; krem şanti, süt ve çikolata.  Süt ve krem şantiyi iyice karıştırın ve dolaba kaldırın. Çikolataları parçalayın, benmari usulü eritin ve soğumuş olan krem şantinin üzerine ekleyip karıştırın. Bir kalıba harcı dökün ve üzerini sarıp 1 gece dinlendirin. Ertesi gün kalıptan dikkatlice çıkarın ve servis edin.

  • Meyvelerle Neler Neler Yapılır

    Meyvelerle Neler Neler Yapılır

    İnsan diyetinin mihenk taşı meyveler dünyanın her yerinde en sevilen, en değerli yiyecekler arasında. Muson Asyası’na, Güney Amerika’ya ya da Afrika’ya gitsek birbirinden çok farklı meyvelerle karşılaşabiliriz belki ama değişmeyen şey o meyvelerin bölge halkı için önemi olur. Her mutfak geleneğinde bambaşka şekillerde kullanılabilen meyveleri bizler hangi tariflerde, nasıl kullanıyoruz listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Her ülkenin kahvaltısı başka olsa da ortak noktalardan biri marmelattır. Meyveler daha uzun süre muhafaza edilmek amacıyla şekerle pişirilerek soframıza gelir ve püre halinde olursa marmelat, tanecik halinde olursa reçel adını alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İlk başta bir içecek olarak hayatımıza giren smoothie çeşitleri artık kâselerde de servis ediliyor ve bu haliyle tercih edilen bir kahvaltı alternatifi oluyor. Biraz daha koyu kıvamlı hazırlanan smoothie’nin üzeri meyve ve kuruyemişlerle süsleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Lezzetli bir meyveyi biraz baharat ve şekerle pişirerek hafif bir tatlı yapabilirsiniz. Mutfağımızın klasiklerinden ayva tatlısı da bu şekilde hazırlanır ama eğer hâlâ denemediyseniz aynı usulde hazırlayacağınız armut tatlısını tavsiye ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Sofralarımızın en sevilen ekşisi turşu aklınıza gelecek her türlü sebze ve meyve ile kurulabilir. Erik, domates, limon, kapari, karpuz, havuç, elma ve ayva. Meyve turşuları en çok Anadolu mutfağında çeşitleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Hem hafif hem lezzetli, hem kendi başına bir tatlı hem başka tatlıların yanında mükemmel eşlikçi… Meyveli dondurma yediden yetmişe favorilerimizden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Geleneksel içeceklerimizden şerbet, meyveleri bozulmadan değerlendirmenin en eski yolları arasında… Meyveyle tatlanan şerbet çeşitleri ise saymakla bitmez; koruk, kuşburnu, kızılcık, ayva ve daha niceleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sirke

    Ev yapımı sirke sağlıklı yaşamak, sağlıklı beslenmek isteyenlerin tercihi, en çok yapılan çeşitleri ise elma ve limon sirkesi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Meyvelerin püre haline getirilip güneşte kurutulmasıyla hazırlanan pestil çeşitleri Anadolu’nun sağlıklı tatlı alternatiflerinin başında geliyor. İncecik bir erik, dut ya da kayısı pestilinin yerini hiçbir hazır gıda tutamaz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Son yıllarda hayatımıza giren yeni bir alışkanlık ise suya salatalık, limon, nane, biberiye gibi malzemeler ekleyerek aroma ve vitamin kazandırmak.