Etiket: tac mahal

  • SONSUZ AŞKIN SEMBOLÜ TAC MAHAL

    Bir insanın eşine olan aşkını ve hasretini anlattığı en güzel eser ne bir şiir ne de bir şarkı… Dünyanın en görkemli yapılarından biri olan Tac Mahal ebedi sevgi ve özlemin cisimleşmiş en güzel örneklerin bir tanesi. Hindistan’ın kuzeyindeki Agra şehrinde bulunan Tac Mahal, Babür hükümdarı Şah Cihan tarafından, 1631 yılında 14. çocuğunu doğururken ölen eşi Mümtaz Mahal’e olan sonsuz aşkını dile getirmek için dönemin en ünlü mimarları, nakışçıları, hattatları ve sanatçılarına yaptırıldı. 1632 yılında yapımına başlanan ve 22 sene süren bu şaheser, aynı zamanda İslam sanatının en seçkin örneklerinden biri. Aşk ve hüzün dolu Tac Mahal’in inşasındaki şaşkınlık yaratan detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dönemin en zengin imparatorlarından biri olan Şah Cihan, büyük aşk beslediği karısına güvenini göstermek için en yüksek mevki sahibinin kullandığı şah mührünü kullanma yetkisini bile vermiş aşık bir imparator. Öyle ki bu hüzünlü hikâye birlikte gittikleri bir seferde karısının doğum sırasında ölmesiyle başlıyor. Daha 40’ına bile gelmemiş olan Mümtaz Begüm Mahal’in ölmesiyle derin bir yas dönemine gömülen Şah Cihan, eşinin ölümünden 1 sene sonra bu anıt mezarı yaptırmaya karar vererek odasından çıkmış ve tekrar devlet işlerinin başına dönmüş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İnşa edildiği dönemde 1 milyar dolar karşılığına denk düşen 32 milyon Hindistan rupisine mal olan Tac Mahal’in yapımında değerli taşların ve mermerlerin taşınması için 1000’den fazla fil, 22 bin tane de işçi çalıştırılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tac Mahal’in mermer yapısının üzerinde 30’a yakın kıymetli ve yarı kıymetli taş kullanılmış. Bu taşlardan turkuaz olan Tibet’ten, yeşim olan Çin’den, binanın asıl malzemesi olan mermer ise Rajasthan’dan getirilmiş. Yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında, ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet oldukça iri inci süslemeleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sonsuz aşkı betimlemek için yapılan bu eşsiz yapının her biri 82 metre uzunluğunda olan dört minaresi, olur da depremde hasar görüp yapının üstüne düşmesin diye hafif dışarıya doğru eğilimli olarak tasarlanmış ve inşa edilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yapının baş mimarı Ustad-Ahmad Lahauri olsa da, Mimar Sinan’ın iki öğrencisi Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi Tac Mahal’in yapımında önemli görevlerde bulunmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tac Mahal’in yapımında kullanılan beyaz mermerler günün farklı saatlerinde farklı renkleri yansıtıyor. Beyaz mermerler sabahları pembe, gündüzleri beyaz, geceleri ise altın rengine bürünüyor. Bu eşsiz manzaranın bozulmaması, hava kirliliğinin bembeyaz mermeri etkilememesi için yapının 4 kilometre çevresinde motorlu taşıt kullanmak yasak.

  • Aşk İçin Neler Yapıldı?

    Aşk İçin Neler Yapıldı?

    Sevgiyi göstermenin binbir yolu var elbet… Susarak, konuşarak, giderek, kalarak, anlatarak, saklayarak, direnerek, vazgeçerek izlenebilecek çeşit çeşit yol… Yeryüzünde ne kadar seven varsa gidilebilecek o kadar farklı yol olduğunu biliyoruz. Bizim yolculuğumuz ise gerçekten yaşanmış ya da efsanelerde yaşatılmış aşk hikâyelerine!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mecnun olmak kolay değil!” title_font_size=”13″]

    Doğu Edebiyatı’nın en önemli ürünlerinden olan; Türk Edebiyatı’nda ise Fuzuli’nin yazdığı satırlarla yer edinen “Leyla ile Mecnun”un yaşanmış bir hikâyeden esinlendiği düşünülür. Eğer gerçekten öyleyse; bu dünyada sevdiğine kavuşamadığı için kendini çöllere vuran bir “mecnun” yaşamış demektir. Kays ile Leyla birbirine âşık ama aileleri tarafından evlenmelerine izin verilmeyen iki gençtir. Leyla’nın başkasıyla evlendirilmesine dayanamayan Kays, çektiği aşk acısıyla herkesten uzakta, çölde yaşamaya başlar. Leyla ise “Mecnun”a dönen sevdiğinin ardından “ah” çekerek yatağa düşer. İki sevgili hiçbir zaman kavuşamaz… Ve bundan sonra kavuşamayan tüm âşıklara “Leyla ile Mecnun gibi” denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Düelloya davet!” title_font_size=”13″]

    Hangi büyük yazar sevdiği kadın uğruna girdiği düello sonucu hayatını kaybetmiştir? Anlayacağınız Puşkin’inki ne hikâye ne masal, yaşanmış bir olaydır. Modern Rus Edebiyatı’nın kurucusu, bir baloda gördüğü Natalya Gonçarova’ya ilk görüşte âşık olmuş, güzel kadının evlenme teklifini kabul etmesi için uzun uğraşlar vermiş, sonunda nikâh masasına oturtabilmiştir. Fakat evliliklerinin 6’ıncı yılında eşine kur yaptığını düşündüğü George Charles d’Anthès isimli genci düelloya davet ederek kendi sonunu hazırlar. Ne yazık ki Puşkin düello sırasında karnından ölümcül bir yara alır ve iki gün sonra hayatını kaybeder!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Onun için şu dağı delebilir misin?”” title_font_size=”13″]

    Ablası, Şirin için bir köşk yaptırır ve bu köşkün nakkaşlığını Ferhat’a verir. Bu sırada birbirini gören Ferhat ile Şirin âşık olurlar. Ne var ki Şirin’in ablası da aynı delikanlıya âşıktır ve sevgililerin evlenmelerine izin vermez. Ferhat da boş durmaz ve Amasya’nın kadın hükümdarından yardım ister; Şirin’in ablası alt edilir, fakat bu sefer de hükümdar kendi oğlunun Şirin’e âşık olduğunu öğrenir. Ferhat’a der ki: “Şu dağı delerek suyu kente getirirsen Şirin’le evlenebilirsin.” Ferhat, büyük bir heyecanla gece gündüz çalışarak dağı deler… Tam işini tamamlamak üzereyken Şirin’in öldüğü haberini alır. Tabii bu haber hükümdarın Ferhat’a ilettiği yalan bir haberdir. Sonrasında bu acı habere dayanamayan Ferhat yaşamına son verir. Neyse ki bu aşk hikâyesi sadece bir efsaneden ibarettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sen mutlu ol yeter!” title_font_size=”13″]
    sevgililer günü

    Var olup olmadığı konusunda hala emin olamadığımız; yazılı birkaç kaynakta geçen Babil’in Asma Bahçeleri’ni biliyorsunuz… Aynı kaynaklardaki bilgilere göre II. Nebukadnezar bu bahçeyi sevdiğinin yüzünü güldürmek için yaptırmış meğer! Kraliçe Amytis kendi memleketinin yeşil doğasını özleyince, Babil’in kralı da eşini mutlu etmek amacıyla teras teras yükselen asma bahçeler yaptırmış. Hikâyenin gerçek ya da fantastik olması o kadar da önemli değil… Önemli olan eski dünyanın harikalarından kabul edilen bu yerin kayıtlara bir aşk detayı ile girmiş olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da…”” title_font_size=”13″]

    Bir efsane daha… Padişahın kızı Zühre ile vezirin oğlu Tahir’in mutlu sonla bitmeyen aşkı… Evlendirilmek üzere olan gençlerin arasına girenler, Tahir’in yedi yıl zindanda tutulmasına neden olur. Âşık genç sevdasından vazgeçmez ve bu kez de bir sandık içinde nehire atılır. Oradan da kurtulur Tahir… Zühre’nin evlendirileceğini öğrenince kadın kılığına girerek saraya bile girer. Verdikleri bütün uğraşlara rağmen bir araya gelemeyen gençlerin aşkları trajik bir sonla nihayete erer… Ve şairin dediği gibi; “Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da, hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte, yani yürekte.”dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Unutma Beni… Unutturma Beni…” title_font_size=”13″]
    sevgililer günü

    Biraz da gerçeklerden bahsedelim… Hayatını kaybeden eşi için öyle bir mezar yaptırdı ki üstünden yüzyıllar geçti hala yüz milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor! Hindistan’ın meşhur Tac Mahal’inden söz ediyoruz. Mezarı yaptıran kişi Babür İmparatorluğu’nun 5’inci hükümdarı Şah Cihan; böylesi bir anıt mezarla uğurlanan kişi ise evlendikten sonra Mümtaz Mahal adını alan Ercümend Bânû Begüm’dür. İmparator bu konuyu o kadar önemser ki anıtın mimarisini 5 yılda ancak seçer. Eser, 20 bin kişiyle 20 yıl gibi bir sürede bitirilebilir ama hikâye burada bitmez… Şah Cihan da hayatını kaybettiğinde unutamadığı eşinin yanına defnedilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şairane bir padişah…” title_font_size=”13″]
    sevgililer günü

    “Karşında ben pervaneyem / Sen şem-i tabansın bana / Aşkınla ben divaneyem / Sen afet-i cansın bana.” Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’a yazdığı edebiyat ve aşk dolu dizeler bunlar… İmparatorluk yöneten, üç kıtada seferlere çıkan bir padişahın kalbinden ve kaleminden dökülen sözcüklerin çok küçük bir bölümü… Bu aşk hikâyesi, Sultan Süleyman’ın şiirleri ve Hürrem Sultan’ın mektupları ile tarihi kayıtlara geçmiş; o halde biz susalım da o dizeler konuşsun:

     

    “Ben ben değil fermanınem,

    Sen şah-ı sultansın bana.

    Zülfüne gönlüm bestedir,

    Ahım göğe, peyvestedir.

    Canan, Muhibbi hastadır,

    Sen derde dermansın bana.”