Etiket: Sümela Manastırı

  • Evliya Çelebi’nin Küçük İstanbul’u

    Evliya Çelebi’nin Küçük İstanbul’u

    Yüzyıllar önce yapmış Evliya Çelebi bu benzetmeyi… Büyük seyyah, Trabzon için aynen şu cümleyi kullanmış: “Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası…” 2010 yılında büyükşehir statüsü alınan Trabzon, Karadeniz’in ikinci büyük şehri olduğu gibi Türkiye’nin de en kalabalık şehirlerinden biridir. Düzenlediğimiz kısa turla sizi bu kez Trabzon’a götürüyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Trabzon’un Karadeniz coğrafyasını yansıtan kalelerine fotoğraftan bakmak bile insanı başka dünyalara götürmeye yetiyor. Fırtına Vadisi’nde, üç yanı uçurum bir kayalığın üstüne kurulmuş Zil Kale de bunlardan biri… Evliya Çelebi bu kaleden de söz etmiş: “Dağ tarafında cehennem kuyusuna benzer bir derin hendeği vardır ki yetmiş yedi adam girer. Safi kesme kayadır. İçinde camii, muhafazacı evleri, mahzenleri, cebehâneleri vardır.” Kale günümüze kadar tamamı ulaşmamışsa da büyük oranda korunmuş bir yapıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Maçka’da, Altındere köyünde, Altındere Vadisi’ne hâkim konumda Hz. Meryem adına kurulmuş Sümela Manastırı dünya çapında bilinen bir yapı… Sümela, “siyah” demek… Aslında M.Ö. 300’lü yıllarda kilise olarak inşa edilmiş ve bin yıllık bir süreçten sonra manastıra dönüştürülmüş. Hz. Meryem’in yaşamının fresklerle anlatıldığı manastırda şapelleri, gizli geçitle ulaşılan çile odalarını görmek mümkün…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz demek büyük oranda yaylalar demektir. Yayla demek de bol oksijene ve saf doğaya karşılık geliyor. Maçka’daki, Akçaabat’taki, Tonya ve Araklı’daki yaylalarıyla Trabzon, yeryüzünün en yeşil ve havası en temiz bölgelerinden biri… Hele bir de temmuz aylarında gerçekleşen şenliklere denk gelirseniz, işte o zaman bölgenin müziğiyle doğasının, horonuyla insanının oluşturduğu renkliliğe tanıklık edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraftan yansıyan görüntü bir masal diyarını andırıyor ve insana Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği “süs”lerden biri de Çaykara ilçesindeki bu Uzungöl olmalı dedirtiyor. Burası yaşlı ormanlarla çevrili bir göle, sayısı 60’ı geçen endemik bitkinin ve 250 kuş türünün barındığı bir doğaya sahip. Doğal Sit Alanı ve Tabiat Parkı ilan edilmesi de elbette kaçınılmaz olmuş. Turistik bir yer olan Uzungöl’de konaklama tesislerinin bulunduğunu da belirtelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bunun kısa bir tur olacağını yazının başında söylemiştik. Kaldı ki Trabzon’u anlatmak için sayfalar da yetmeyecektir. 18 tane ilçesi bulunan ve denizi ayrı karası ayrı bir dünya olan şehri gezmek için bir haftanızı ayırmanız gerekebilir. Yine de kentin genel görüntüsünü zihninize kazımak ve güneşi batırmak için sadece Boztepe’ye gitmek bile sizi fazlasıyla mutlu etmeye yetecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şehrin merkezinde bulunan Taşhan, 16. yüzyılda yapılmış iki katlı avlulu bir yapı… Bu tarihi ve turistik han Trabzon’un genelindeki hanlardan, bedestenlerden sadece bir tanesi… 18. yüzyılla tarihlenmiş Vakıf Han ve Alaca Hanı görmenizi de özellikle tavsiye ediyoruz. Yüzyıllar önce hamam olarak inşa edilmiş ve şehrin farklı noktalarına dağılmış eski yapılar da ziyaretçi ağırlamaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dokumacılığın oldukça gelişmiş olduğu bu şehre yolunuz düşerse el tezgâhlarında üretilen, kadınların başlarına ya da bellerine bağladıkları keşan ve peştamallardan, saf yünden örülmüş çoraplardan, pamuk ipliğiyle yapılmış şallardan almayı düşünebilirsiniz. Bunlar dışında adına “hasır bilezik” de denen ve 31-32 mikron inceliğindeki altın veya gümüş tellerin örülmesiyle yapılan Trabzon bileziği de yörenin en meşhur kültürel ögeleri arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Etten daha fazla sebzenin, çeşitli otların hüküm sürdüğü bir mutfak kültürü var Trabzon’un ve Karadeniz denince akla ilk gelen lezzetleri barındırıyor. Çay, fındık, mısır… Mısır unundan yapılmış kuymak, turşu kavurması, hamsi buğulama, karalahana ile yapılan her şey… Ama illa ki taş fırında pişirilen ve uzun süre taze kalabilen şişman bir Trabzon ekmeği…

  • 8 Madde İle Trabzon Karadağ’ın Eteklerine Kurulmuş Sümela Manastırı

    8 Madde İle Trabzon Karadağ’ın Eteklerine Kurulmuş Sümela Manastırı

    Karadeniz turlarının en ilgi çekici yanlarından biri Trabzon’daki Sümela Manastırı’nı ziyaret etmektir. Hristiyanlık dini için kutsal olan bu ihtişamlı yapının fotoğraflarını önceden görmüş olsanız bile Sümela Manastırı’nı kendi gözlerinizle gördüğünüzde hayrete düşmemeniz imkânsızdır. Çağlar boyunca ayakta kalmış ve Trabzon’un tarihine şahit olmuş Sümela Manastırı’nı 8 madde ile huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Sümela Manastırı, Altındere Vadisi içinde, Karadağ eteklerinde bulunur ve yüksekliği 1150 metredir. Manastırın MS 300’lü yıllarda inşa edildiğini göz önünde bulundurduğumuzda bu tarihte bu kadar yükseğe böyle heybetli bir yapı inşa edilmiş olmasına şaşırmamak mümkün değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    İlk başta bir kilise olarak inşa edilen manastırın temelleri rivayetlere göre iki aziz tarafından atılmış. Aziz Barnabas ve Aziz Sophronios’un aynı rüyayı gördükleri, birbirlerinden habersiz olarak Trabzon’a geldikleri ve Sümela Manastırı’nın temellerini attıkları düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    trabzon, sümela

    Sümela Manastırı’nın temellerinin atılmasından yaklaşık olarak 1000 yıl sonra yani 1300’lü yılların ikinci yarısında zamanın Trabzon Rum Hükümdarı III. Alexios tarafından bir manastıra çevrildiği düşünülmektedir. Aradaki bu bin yıllık süreçte neler yaşandığına dair kesin bilgiler bulunmamaktadır

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Orijinal adları Panagia Sumela ya da Theotokos Sumela olan Sümela, bir Rum Ortodoks manastırıdır ve yapı olarak Anadolu’daki Kapadokya Kiliseleri ile benzerlik gösterir. Manastırda, ana kaya kilise, şapel, fırın, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ve ayazma bölümleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastır 14. yüzyıldan itibaren Türkmen akınlarına karşın bir ileri karakol olarak kullanılmış. Trabzon’u fetheden Osmanlı Devleti, manastıra dokunmamış hatta Yavuz Sultan Selim buraya iki şamdan hediye etmiş. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet’ten III. Murat’a dek birçok Osmanlı padişahının da manastır ile ilgili fermanları bulunduğu bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastırın yukarı kısmında bulunan bir çeşmeden hastalıklara deva olduğuna inanılan kutsal bir suyun aktığına, Osmanlı padişahlarının bu sebeple Hristiyanlığın ilk mabetlerinden biri olan yapıya dokunmadığına dair söylentiler de bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Sümela Manastırı Hristiyanlık için çok önemli bir yapıdır ve bunda manastırda bulunan fresklerin de önemli bir payı vardır. Bu kadim yapıda Meryem’in doğuşu, İsa’nın doğuşu gibi tasvirler ve İncil’den resimler bulunur. İncil’in yazarlarından Aziz Luka’nın yaptığı üç Panagia ikonasının da burada bulunduğu fakat Rus işgali sırasında kaçırıldığı düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    karadağ, sümela

    Manastır, günümüzde de Hristiyanlık açısından önemini kaybetmemiştir. Her sene Ağustos ayında manastırın çevresinde şenlikler düzenlenir. Hatta 2010 yılında, yani tam 88 yıl sonra Hristiyanlar için oldukça önemli bir gün olan 15 Ağustos Meryem Ana’nın Göğe Yükselişi Sümela Manastırı’nda kutlanmış ve ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiştir.