Etiket: su

  • AKILLI SU KULLANIMI: BİLİNÇLİ KULLANIMLA SU AYAK İZİNİ AZALT

    Hititlerin suyun kirletilmeden kullanılması ve adil bir şekilde paylaşılması konusunda cezai yükümlülükleri 3.600 yıl önce kanunlarına koyduklarını biliyor musunuz? Binlerce yıl önce Hititlerin de anladığı ve korumaya çalıştığı gibi su, yaşamın temel kaynağı. Bu nedenle, suyu verimli kullanmak ve su ayak izimizi azaltmak büyük önem taşıyor. “Su ayak izi”, bir ürünün ya da bireyin tüm yaşam döngüsü boyunca doğrudan veya dolaylı olarak kullandığı toplam su miktarını ifade ediyor. Peki, günlük yaşamda tükettiğimiz ürünlerde ne kadar su harcandığını biliyor muyuz? Yazımızda, su ayak izimizi küçültmenin pratik yollarını ve bilinçli su tüketimi için atabileceğimiz basit ama etkili adımları derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Su ayak izimizi fark etmek, aslında suyun değerini fark etmektir. Çünkü dünya üzerindeki suyun %97,5’i tuzlu, yalnızca %2,5’i tatlı sudur. Üstelik bu tatlı suyun büyük bir kısmı buzullarda ve yer altındadır. Yani, bize kalan kullanılabilir su miktarı sandığımızdan çok daha az. Bu nedenle suyun sınırlı bir kaynak olduğunu unutmadan yaşamak, gelecekte olası su krizlerini önlemenin en güçlü adımıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Gezegenin sınırlı kaynaklarını koruyabilmek için suyla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmemiz gerekiyor. Küçük bir damla bile yılda 6 ton su kaybına yol açabilir. Bu nedenle sızdıran muslukları ve akan sifonları su tasarruflu modellerle değiştirmek hem çevreyi korur hem de faturalarınızı düşürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Evde su tasarrufu sağlamanın en pratik yollarından biri, meyve ve sebze yıkarken kullandığımız suyu boşa harcamamak. Bu suyu, tuvalet sifonunda veya bitki sulamada yeniden kullanabiliriz. Örneğin Japonya’da, tuvaletlerdeki su depolarının üzerine küçük lavabolar yerleştirilmiştir. Elinizi yıkarken kullandığınız su, doğrudan sifon haznesine dolar ve bir sonraki kullanımda değerlendirilir. Basit ama etkili bu sistemi kendi evimizde de uygulamak mümkün. Yeni inşaat planlamalarında veya küçük tadilatlarda bu tür tasarruf odaklı fikirler giderek daha çok önem kazanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kirlilik, bugün su kaynaklarımızı etkiliyor; gelecekte ise etkisi çok daha derin olacak. Bu nedenle öncelikle suyu kirletmemek gerekiyor. Islak mendiller ve tek kullanımlık ürünler hem kimyasal içerikleriyle suyu kirletir hem de doğada kolayca çözünmez. Bunun yerine eski usullere dönmek, yani havlu veya temizlik bezi kullanmak en basit ama etkili çözümlerden biridir. Özellikle kâğıt peçeteleri tezgâh silmek için kullanmak büyük bir israftır; çünkü tek bir peçetenin üretimi ortalama 10 litre suya mal olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Duş alırken, diş fırçalarken veya tıraş olurken suyu gereksiz yere akıtmak yerine kapatmak önemlidir. Özellikle banyoda suyun ısınmasını beklerken yalnızca 1-2 dakikada 10-15 litre su boşa akabilir. İdeal bir duş süresi 3-5 dakika arasında olmalıdır; bu süre hem temizlik hem de tasarruf açısından yeterlidir. Küvet doldurmak yerine kısa duşlar tercih etmek ise, tek seferde onlarca litre suyun boşa gitmesini önler. Küçük görünen bu alışkanlıkları değiştirmek hem su tasarrufu sağlar hem de sürdürülebilir bir yaşam için önemli bir adım oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evdeki kullanılmış yağlar, boya solventleri, akümülatör yağları gibi atıklar lavabo veya tuvalet sistemine dökülmemelidir. Çünkü bu tür atıklar arıtma sistemlerinde tamamen ayrıştırılamayabilir ve nehirler, göller ya da yer altı sularına ulaşarak ekosisteme ve içme/kullanma sularına zarar verebilir. Bu nedenle bu tür atıkları evsel atıktan ayrı olarak yetkili toplama sistemlerine teslim etmek suyun kirletilmemesi için en doğru yaklaşım olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yarım dolu makinede yapılan her yıkama, gereksiz su ve enerji tüketimi anlamına gelir. Bu yüzden çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolduğunda çalıştırmak hem suyu hem de elektriği verimli kullanmanızı sağlar. Ayrıca kimyasal içerikli deterjanlar yerine çevre dostu temizlik ürünleri tercih etmek, su kirliliğini azaltır ve doğaya daha az zarar verir.

  • Suyun Şekillendirdiği Oluşumlar

    Suyun Şekillendirdiği Oluşumlar

    Sitemizi sık ziyaret edenler daha önceki içeriklerimizde ne kadar çok “hava”dan “su”dan söz ettiğimizi hatırlayacaktır. Çünkü biliyoruz ki hava ve su yoksa yaşadığımız kürede yaşam da yok demektir. Bu sayfada da su kütlelerinin şekillendirdiği doğal oluşumlardan söz ettik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İç denizin sözlükteki tanımı şöyle: Boğazlarla ana denize bağlı olan deniz, dâhilî deniz… Örneğin güzeller güzeli Marmara Denizi… Ya da hırçınlığı ile nam salmış Karadeniz… Veyahut Rusya ile Ukrayna arasındaki Azak Denizi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Göl… “Oluşması genellikle tektonik, volkanik gibi olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü.” Nemrut’un patlaması sonucu oluşan Van Gölü örneğin… Ya da tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş Eğirdir Tatlı Su Gölü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    su şekilleri

    “Delta” kelimesini hepimiz duymuşuzdur ama ne anlama geldiğini biliyor olmak daha önemli… Delta,  “Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova” demek… Ege Bölgesi’nde 150 kilometre uzunluk ve 25 kilometre genişliğindeki Gediz Delta Ovası da bunun en güzel örneği.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda, akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu”na da “haliç” adı veriliyor. Anlayacağınız bizim İstanbul’daki Haliç’imiz aslında tam da içinde bulunduğu fiziksel oluşumun adını taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu’daki Horma ve Valla Kanyonu ya da Nevşehir Ihlara Vadisi içindeki kanyonlar gibi birbirinden etkileyici kanyonların oluşumu da suyun gücüne dayanıyor. Kanyon, “Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu dar ve boğaz biçimindeki vadi”ye deniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar değişen derinliği ile obruk, “içinde su biriken çukur yer” anlamına geliyor. Ülkemizde özellikle Konya ve çevresinde sıklıkla görülen obruklardan en çok ilgi görenleri May Obrukları, Çıralı Obruğu, Meyil Obruğu ve Kızören Obruğu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Suyun oluşturduğu doğal oluşumlardan en çok bilinenleri -küçükten büyüğe doğru sıralarsak- dere, çay, ırmak ve nehirdir. Dere, “yazın kuruyan küçük akarsu”ya denirken, ırmak ya da nehir “çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından büyük akarsu”ya denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    su şekilleri

    Pasifik, Atlas ya da Hint Okyanusları, “Kıtaları birbirinden ayıran açık deniz”lerdir ve Dünyanın neredeyse üçte ikisini kaplayan en büyük su kütleleridir. Ve bu devasa sular içlerinde barındırdığı milyonlarca canlının yaşam alanı olarak bambaşka bir dünya gibidir.

  • Sudan İlham Alan Deyimler

    Sudan İlham Alan Deyimler

    Su denince aklınıza gelen ilk beş şeyi sorsak nasıl bir sıralama yaparsınız? 1- Yaşam kaynağı… 2- Dünyanın ve vücudumuzun büyük bir bölümü… 3- Vazgeçilmez… 4- Renksiz ve kokusuz… 5- Saf ve temiz… Bizim aklımıza bir çırpıda gelen sıralama böyle… Peki, su ile ilgili deyimler desek kaç tane sayabilirsiniz? İsterseniz önce siz sıralayın, sonra biz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Su gibi değerli ol

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ne yapacağını bilememek, çok şaşırmak

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çok iyi ezberlemek

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sakıncalı konularla ilgilenmemek

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Zamanın hızla geçip gitmesi

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gizli gizli bir şeyler yapmak

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Belli olmak, aydınlanmak

  • SUYUMUZU KORUYAN YENİLİKÇİ PROJELER

    Dünya genelinde su kaynaklarının korunması, giderek daha büyük bir küresel mesele hâline geliyor. Hızla artan nüfus, sanayileşme, iklim değişikliği ve çevre kirliliği, tatlı su kaynaklarını tehdit eden en önemli faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle, suyun sürdürülebilir kullanımı ve korunması için dünya çapında pek çok yenilikçi proje hayata geçiriliyor. Hem yerel hem de küresel ölçekte yürütülen bu projeler, suyun verimli kullanımını, arıtılmasını ve korunmasını sağlayacak stratejiler geliştiriyor. Bu değerli kaynağın geleceğini güvence altına almak için dünya genelinde uygulanan projeleri yazımızda keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Havzası, suyun değerini en iyi bilen bölgelerden biri. Kuraklıkla sınanan bu verimli topraklarda, yağmur damlaları âdeta altın kadar kıymetli. İşte tam da bu bilinçle hayata geçirilen “Yağmur Hasadı Projesi”, suyun boşa akmasını önlemek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek için geliştirildi. Bu proje, yağmur suyunu yalnızca “yağan su” olarak değil, toprağın geleceği olarak görmeye dayanıyor. Bu proje sayesinde su, toprak yüzeyinde kaybolmadan özel kanallar ve havuzlar aracılığıyla toplanıyor. Böylece tarımsal sulamada kullanılabiliyor, yer altı su kaynaklarını destekliyor ve kuraklık riskini azaltıyor. Sonuç olarak, toprak daha verimli hâle gelirken çiftçiler de bu süreçte eğitiliyor. Yağmur suyu depolama yöntemleri öğretiliyor, toprak işleme teknikleri modernize edilerek suyun toprakta daha uzun süre tutulması sağlanıyor. Bu sayede, kuraklık dönemlerinde bile tarımsal üretkenlik artırılıyor ve suyun her damlası geleceğe yatırım hâline geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hayatın kaynağı olan su, bazen basit ama etkili yöntemlerle arındırılarak tekrar kullanıma hazır hâle getirilebilir. İşte fotokatalitik arıtma tam da bu noktada devreye giriyor. Bu yenilikçi yöntem, güneşin güçlü ışınlarını doğal bir temizlik aracına dönüştürerek suyu saflaştırıyor. Sürecin temelinde, özel bir madde olan titanyum dioksit (TiO₂) kullanılıyor. Güneş ışığıyla aktive olan bu madde, sudaki organik kirleticileri ve zararlı mikroorganizmaları parçalayarak yok ediyor. Üstelik bu işlemde ağır kimyasallar kullanılmıyor, yalnızca güneş ışığı ve doğanın gücü devreye giriyor. Bugün, Hindistan’ın kırsal bölgelerinde binlerce insan, bu yöntem sayesinde temiz içme suyuna kavuşuyor. Düşünün, bir şişe suyu arıtmak için ihtiyacınız olan tek şey, güneşin sıcak gülümsemesi ve biraz bilim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü, haritalardan silinmeye yüz tutmuş bir hâle gelmişti. Pamuk tarlalarını sulamak için yönü değiştirilen nehirler, gölü çölün ortasında susuz bir hatıraya dönüştürdü. Ancak Kazakistan, cesur bir adım atarak “Küçük Aral” adı verilen bölge için umut dolu bir restorasyon projesi başlattı. “Kokaral Barajı”, âdeta bir yaşam köprüsü olarak inşa edildi ve göle yeniden su taşıdı. Bunun sonucunda, yıllar önce terk edilen sulara balıklar geri döndü, yerel halk ise tekrar balıkçılığa başladı. Aral Gölü tam anlamıyla kurtarılamamış olabilir, ancak bize önemli bir ders verdi: Doğa, bir umut damlasıyla bile yeniden hayat bulabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Las Vegas denildiğinde akla ilk olarak ihtişamlı oteller ve ışıltılı caddeler gelse de bu çöl şehrinin ardında farklı bir hikâye saklı: Su tasarrufu için verilen sessiz bir mücadele. Las Vegas’ta başlatılan “Çöl Peyzajı Programı”, şehrin çimenlik alanlarını su dostu çöl bitkileriyle değiştirerek, her damla suyu kurtarma amacı taşıyor. Bu programda, aşırı su tüketen çimen yerine kaktüsler, sukulentler ve yerel çöl bitkileriyle tasarlanan bahçeler tercih ediliyor. Üstelik, şehir yönetimi vatandaşları bahçelerindeki yeşil alanları su tasarrufu sağlayan peyzajlarla değiştirmeye teşvik ederek dönüşümü hızlandırıyor. Bu sade ama etkili uygulamalar sayesinde Las Vegas, yıllar içinde milyarlarca litre su tasarrufu sağlamayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    En fazla su sıkıntısı çeken sanayileşmiş ülkelerinden biri olan İspanya, kuraklıkla mücadelede öncü adımlar attı. Su kaybını minimuma indirmek için teknolojinin gücünden faydalanan ülke, eskiyen altyapılardan kaynaklanan su kaçaklarını tespit etmek için “Sensör ve Manyetik Böcekler Projesini geliştirdi. Eskiyen altyapı sisteminde sızıntı gibi sorunlardan kaynaklanan su kayıpları, mevcut suyun ortalama %30’unu oluşturuyor. Yani bu, ortalama her 100 litre suyun sadece 70 litresinin kullanılabildiği anlamına geliyor. Âdeta birer yapay böcek gibi tasarlanan minik robotlar, su kanallarının içinde serbestçe hareket edebiliyor; basınç farklılıklarını, nem seviyelerini ve su akışındaki anormallikleri algılayabiliyor. Manyetik alanlar sayesinde hassasiyetle yön bulup en dar borularda bile ilerleyebiliyorlar. Bu yenilikçi teknoloji sayesinde İspanya, sadece kaçak su kayıplarını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlıyor ve su kaynaklarını çok daha verimli kullanabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Okyanuslar, dünya üzerindeki suyun büyük bölümünü barındıran, iklimi dengeleyen ve milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan devasa ekosistemlerdir. Ancak iklim değişikliği, kirlilik ve aşırı avlanma gibi faktörler, bu hassas deniz sistemlerini giderek daha fazla tehdit ediyor. Özellikle mercan resifleri, okyanus ekosistemlerinin en değerli yapılarından biri olmasına rağmen, artan sıcaklıklar ve asitlenme nedeniyle hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu noktada, yapay mercan resifleri çevresel restorasyon çalışmalarında umut vadeden çözümlerden biri olarak öne çıkıyor. Geri dönüştürülmüş malzemelerden veya doğaya uyumlu özel yapılarla oluşturulan bu resifler, doğal mercanların büyümesini destekleyerek deniz yaşamının korunmasına katkı sağlıyor. Bu projeler, ekosistemlerin kendini yenileyebilmesi için güçlü bir zemin hazırlarken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışının da önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

  • SIKÇA TÜKETTİĞİMİZ BESİNLERİN pH DEĞERLERİ

    Bir çözeltinin asitlik ve bazlık derecesini tarif eden ölçü birimine pH denir. “Power of Hydrogen” olarak adlandırılan pH, bir çözeltinin 1 litresindeki hidrojen iyon yoğunluğunun ölçüsüne göre asidik ya da alkalik olarak ikiye ayrılır. Saf suyun pH derecesi 7’dir ve bu değer pH nötr olarak kabul edilir. pH’ı 7’den düşük çözeltiler asidik; pH’ı 7’den büyük çözeltiler ise bazik, yani alkalidir. İçtiğimiz sulardan yediğimiz meyvelere kadar tüm gıdaların pH derecesi vardır. Asidik gıdalar vücudun bağışıklık sisteminin düşmesine; yorgunluk, unutkanlık, hızlı kilo alımı gibi sonuçlara sebep olabilir. Alkali beslenme ise bu olumsuz koşulları ortadan kaldırarak sağlıklı bir immün sisteme sahip olmamızı sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki bazı besinlerin değerleri 7’nin altında asidik olsa da diğer besinlerle beraber tüketildiğinde veya vücudumuza girdiğinde alkali olabilir. En sık tükettiğimiz besinlerin pH değerlerini ve etkileşimlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüksek C vitaminiyle yararlı besinler listesinde ilk sırada yer alan limon, 2.2 ile 3 arasındaki pH seviyesiyle sürpriz şekilde asidik bir meyve olarak karşımıza çıkıyor. Ancak limon, sıra dışı bir duruma da sahip; limon asidik bir madde olmasına rağmen limon suyu alkalik bir içecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yüzyıllardır şifasından faydalanılan balın pH derecesi arıların hangi çiçeklerden beslendiğiyle çok alakalı. 3.9 ile 6.1 arasında değişen pH seviyesiyle bal, asidik besin kategorisinde yer alırken; ılık su ile karıştırılan bal ve limon suyu mide asidini nötralize ederek alkali hâle gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yüksek miktarda lakopen içeren ve faydaları saymakla bitmeyen domatesin ortalama pH değeri 4 ile 4.5 arasındadır. Zayıf bir asit oranına sahip domates suyunu daha alkali hâle getirmek için suyuna bir miktar mineral suyu eklenebilir ya da yüksek oranda alkali olan Himalaya tuzu ile birlikte tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yoğurt 4 ile 4.5 oranındaki pH derecesiyle asidik besin kategorisindedir. Ancak birlikte tüketildiği besinlerle beraber asit dengesini sağlamaya yardımcı olan yoğurdun süzülen sarı renkli suyu ise alkalidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni yumurtlanan bir yumurtanın pH değeri 7.6 ile 8.5 değerleri arasındadır. Yumurtanın sarısı ise 6.4 ile 7 seviyesindedir. Bunun nedeni yumurtlandıktan sonra yumurta sarısındaki proteinde yaşanan su kaybıdır.

  • 8 Maddede Hayatın Temeli Su

    8 Maddede Hayatın Temeli Su

    Seyretmeye doyamadığımız deniz manzarası, sakin akan bir nehir, ağaçlar içinde bir göl… Tüm bu görüntülerin bize huzur vermesinin nedeni suyun yaşam için önemini bilmemiz olabilir mi? Bu listemizde, hayatın temeli suyu ve suyun bizim için önemini 8 maddede bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Su yaşam için vazgeçilmez olmasıyla tanımlanan bir madde. Öyle ki uzaydaki diğer gezegenlerde hayat olup olmadığını anlamak için bile suyun yani iki hidrojen bir oksijen molekülünün varlığı araştırılıyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Okulda ilk öğrendiğimiz konulardan biri suyun doğada üç farklı şekilde bulunduğudur. Gökyüzündeki bulutlardan, kutuplardaki buzullara, yapısıyla hayranlık veren kar tanelerine, metrelerce yukarıdan gürül gürül akan şelalelere doğanın birçok güzelliği suyun farklı hallerine örnektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yeryüzünün büyük bir çoğunluğunu kaplayan tuzlu sular yani okyanus ve denizler ise sayısız canlının yuvası olduğu gibi ticaret, taşımacılık gibi konularda medeniyetimiz için önem taşır. Bir yandan manzarasıyla içimizi açar, bir yandan da en sevdiğimiz etkinliklerden biri olan yüzmeye ve su sporlarına ev sahipliği yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Su o kadar hayatımızın içindedir ki gündelik dilde kullandığımız ifadelerde, deyimlerde de sık sık karşımıza çıkar. Örneğin yola çıkana “Su gibi git, su gibi gel.” der yolculuğunun iyi geçmesini dileriz. İki kişinin birbirine ne kadar yakın olduğunu anlatmak için “İçtikleri su ayrı gitmez.” ifadesini kullanırız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Aynı yeryüzü gibi bedenimizin de büyük bir kısmı sudan oluşur ve vücudumuzun su kaybetmesi bizim için çok tehlikeli olabilir. Su içmek hayatta kalmamız için şart olmasının yanında vücudumuzu toksinlerden arındırmanın da en iyi yoludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Faydalarının yanı sıra su manevi açıdan da bizi rahatlatan bir özelliğe sahiptir. Yağmur yağarken izlemeyi, damlaların sesini dinlerken kitap okumayı, hafif bir yağmurda toprağın kokusunu duyarak yürüyüş yapmayı herkes sever.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ama yağışların bizim için önemini yağmuru izlemeye indirgememek gerekir. Çünkü yağış berekettir, ekinlere can veren, ormanları büyüten, yokluğunda insanları yağmur duasına çıkaran da sudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sürdürülebilirlik

    Dünyadaki tüm canlılar için vazgeçilmez olan su sürdürülebilir bir hayat için korumamız gereken doğal kaynakların başında gelir. Dünyanın her yerinde bu konuda bilinçlendirme çalışmaları ve su kaynaklarını koruma kampanyaları devam ediyor. Uzmanlar, 4 kişilik bir ailenin yılda 140 ton su tasarrufu yapabileceğine dikkat çekiyor ve yediden yetmişe herkesi su kaynaklarımızı korumaya davet ediyor.

  • YAZIN SOKAK HAYVANLARI İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ 6 İYİLİK

    Su ihtiyaçları oluyor ancak söyleyemiyorlar… Sıcaktan çok etkileniyorlar ancak sığınacak yer bulamıyorlar… Karınları acıkıyor, halsiz düşüyorlar ancak kendilerini ifade edemiyorlar. Kısaca sokak hayvanları için yaz ayları oldukça zorlu geçiyor. Peki, bu durumda onlar için neler yapabiliriz? Sokak hayvanlarını yaz sıcaklarından korumak için birkaç öneri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • Okyanusta Bir Su Damlası Misali 8 Bilgi

    Okyanusta Bir Su Damlası Misali 8 Bilgi

    Hakkında her şeyi biliyorum deseniz bile aslında henüz hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir! Çünkü okyanuslar şimdiye kadar sadece %5’i keşfedilmiş %95’i ise hala gizem perdesiyle örtülü yeryüzü parçalarıdır. Hem su basıncının yüksekliği hem teknolojinin bugünkü seviyesi bu büyük su kütlelerinin araştırılmasını güçleştirmekte… Okyanusta bir su damlası gibi duran bilgilerden 8 tanesini sayfamızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]