Etiket: spor

  • KÜREK SPORU

    Kökenleri Eski Mısır’a kadar uzanan kürek sporu, ilk kez Romalılar ve Mısırlılar tarafından yapıldı. M.Ö. 25. yüzyıla kadar uzanan hikâyesi, Akdeniz ve Nil Nehri çevrelerinde yükselen Asur ve Mısırlılardan kalan kabartmalarda üç kürekli sandallara kadar uzanmaktadır. Kürekle dünyayı ilk kez dolaşanlar ise denizcilik ustası Vikingler olmuştur. 1715’te İngiliz kayıkçılarının kendi aralarında düzenledikleri “Doggest Coat Badge” ise modern kürek yarışlarının ilki sayılmaktadır. Gelin çok eski tarihlere kadar uzanan hikâyesiyle kürek sporunun tekniklerini ve araçlarını öğrenelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporunda teknenin en sonunda sporcuların ters yönünde oturarak kürekçilere yön veren sporculara 1 numara denir. Kürek teknesindeki diğer sporcular ise kürekçilerdir ve gittikleri yöne sırtlarını dönerek kürek çekerler. Yarış sırasındaki en temel kuralların başında teknenin kendi kulvarında gitmesi, diğer teknelere engel olmaması şartı gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporunda tekli, ikili, dörtlü ve sekizli olmak üzere dört farklı kategori vardır. Dar, hafif ve uzun kayıklara futa denir. Dalgasız sularda yapılması gereken bu sporda yarışan kayıklar başlama çizgisinde hazır olduklarında “iki dakika” uyarısı yapılır ve 2 bin metrelik parkurda altı takım yarışır. Başlama uyarısından sonra sporcuların birbirleriyle eş zamanlı olarak kürekleri çekmeleri gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporu olimpiyatlar dahil olmak üzere birçok uluslararası turnuvada temsil edilmektedir. Kürek sporu performans küreği olarak adlandırılan yarışma küreği ile profesyonel sporcuların alanına girerken, sağlıklı yaşamak için yapılan küreklere de rekreasyon küreği adı verilir. Yarış kayıklarına göre daha geniş kayıklar ile yapılan rekreasyon küreğinde temel amaç hız yapmak olmadığı için kullanılan kürekler de farklıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kürek sporcuları, kayıklarına kurallara göre belirlenmiş bir dizi hareket ile yerleşirler ve kayıklarına oturduklarında güvenlik önlemi olarak ayaklarını ve bellerini kemerle sabitlerler. Sağ ve sol ellerinde bulunan her bir küreğin hareketi takım arkadaşlarıyla senkronizedir. Vücuttaki tüm büyük kas gruplarını aktif olarak çalıştıran bu sporda, ilk bakışta sadece üst vücut kasları kullanılıyor gibi gözükse de aslında her kürek hareketinde kullanılan gücün yaklaşık %60’tan fazlası bacak kas gruplarından sağlanır. Kürek, en iyi kardiyovasküler antrenman yöntemlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği sporlardan biri olan kürek sporunun Anadolu’daki tarihi Selçuklular dönemine dayanmaktadır. Çaka Bey, 11. yüzyılda İzmir’i hakimiyeti altına aldıktan sonra 40 tekneden oluşan büyük bir kürek donanması kurmuş ve Ege Denizi’nde üstünlük sağlamıştır. 16. yüzyılda İstanbul Boğazı’nda kürek yarışları yapılmış, ilk resmî yarış ise 1913’te gerçekleşmiştir.

  • Sizi Oturup Çekirdek Çitlemekten Alıkoyacak 10 Aktivite

    Sizi Oturup Çekirdek Çitlemekten Alıkoyacak 10 Aktivite

    Evde televizyonun karşısında, mahallede bir duvarın üstünde, parkta, sahilde, okulda, iş yerinde, bazen kendinizi bir anda çekirdek çitlerken bulabilirsiniz. Çekirdek sizi etkisi altına alır ve yapılacak birçok aktivite, keşfedilecek birçok güzellik varken büyülenmiş gibi olduğunuz yerde sabitlenir, sonu saatlerce gelmeyecek olan çekirdek paketinin dibini bulana dek orada kalabilirsiniz. Tüm bunları yaşamayın, hayatın tadını doya doya çıkarın, gezin görün dolaşın istedik ve size çekirdek çitlemek yerine yapabileceğiniz 10 maddelik bir aktivite listesi hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yürüyüş Yapmak” title_font_size=”13″]
    running, walking, sosyal aktivite

    Düzenli yürüyüş yapmanın sağlığınıza faydaları artık kitaplara, dergilere hatta internete sığmıyor ama bir de şu yönden bakın: Çok gezen çok bilir. Kendinize güzel yürüyüş rotaları belirleyin, mesela şehrinizdeki görülecek yerleri uzun yürüyüşlerle keşfetmek tahmin ettiğinizden çok daha fazla hoşunuza gidebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dostlarla Kahve İçmek” title_font_size=”13″]
    coffe, sosyal aktivite

    İnsanı sevdikleriyle bir araya gelip de sohbet etmek kadar mutlu eden az şey vardır. Oturup televizyon karşısında çekirdek yemek yerine, dışarı çıkıp sevdiklerinizle birlikte zaman geçirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Müze Gezmek” title_font_size=”13″]

    Her şehrimizde, tarihimize, sanatımıza, kültürümüze ışık tutan birbirinden güzel müzeler bulunur. Çekirdek yemenin kesinlikle yasak olduğu müzelerimizde bir yandan genel kültürünüzü geliştirirken bir yandan da çekirdek yeme alışkanlığınızdan uzak durabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teleskop İle Yıldızları Seyretmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Şehrinizi, ülkemizi, dünyamızı ve hatta uzayı keşfedin. Şehrin farklı noktalarına serpiştirilmiş teleskoplar sayesinde yıldızları, gezegenleri izleyebilir, hatta böylece çocuklarınızı çekirdek yemek yerine bilimle tanıştırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fotoğraf Çekmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Son zamanların en gözde hobilerinden biri olan fotoğrafçılıkla tanışarak bilinçsizce çekirdek çitlemekten uzak durabileceğiniz gibi sevdiklerinizin, gezdiğiniz yerlerin güzel fotoğraflarını çekebilir, sanatla uğraşmanın tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklete Binmek” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite

    Bisiklete binmek hem spor yapmanın hem de gezmenin en zahmetsiz ve en eğlence yollarından biridir. Bisiklete bindiğiniz sırada çekirdek yiyemeyeceğiniz gibi daha önce yediğiniz çekirdekler sebebiyle aldığınız kalorileri de yakabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kitap Okumak” title_font_size=”13″]
    reading a book

    Evet, biliyoruz kitap okurken bir yandan da çekirdek yemeniz mümkün ama siz bunun yerine, ilginizi çeken bir konuda bir kitap, heyecanlı bir roman alın ve kendinizi sayfaların arasındaki yolculuğun kollarına bırakın. Bu sırada çekirdek dâhil aklınızdaki tüm düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Tarifler Denemek” title_font_size=”13″]
    aşçılık, cooking, cook

    Sağlıklı beslenmenin, yeni lezzetler keşfetmenin en kestirme yolu mutfağınızda yeni yemekler denemektir. İnternetten, yemek kitaplarından yeni tarifler bulun, kollarınızı sıvayıp mutfağa girin ve çekirdek yerine pişireceğiniz yiyecekleri tüketmeye çalışın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tiyatroya Gitmek” title_font_size=”13″]
    oyunculuk, theatre, sosyal aktivite

    Sanatın farklı dallarıyla meşgul olun böylece hayatınızı oturup çekirdek yemek yerine sanatla doldurursunuz. Tüm şehirlerimizde bulunan devlet ve özel tiyatroların programlarını edinin, eminiz ki sizi çekirdek yemekten alıkoyacak oyunlar bulacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sahafları Gezin” title_font_size=”13″]
    sosyal aktivite, kitap, kitapçı

    İkinci el kitap satan sahafları gezerek güzel zaman geçirebilir. Sahaflardaki mis gibi kitap kokusunu içinize çekip, birbirinden ilginç eski kitaplarla daha yaratıcı alışkanlıklara yelken açmayı deneyebilirsiniz.

  • FARKLI SPOR DALLARINA ÖZGÜ TOPLAR

    Başrolünde top olan birçok spor dalı bulunuyor. Kimi bir kale ya da potaya atılmaya kimi fileden aşırılmaya çalışılırken kimi bir araçla en uzağa atılmak üzere oyunda yer alıyor. Boyutları, biçimleri, renkleri birbirinden farklı o toplardan bazılarını aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Farklı renklerde olabilen bovling topunun ağırlıkları 2,7 ile 7,2 kilogram arasında değişir. Kauçuk, üretan, plastik ve reçineden yapılabileceği gibi bunların karışımından da imal edilebilir. Üstünde üç delik bulunur, alttaki deliğe başparmak, üstteki iki deliğe ise yüzük ve orta parmaklar yerleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüz geleneksel beyzbol topları ise makineler yardımıyla sıkı bir yumağa dönüştürülmüş iplerin dana derisiyle kaplanmasından oluşur. Beyzbol topundaki en önemli detay ise dana derisinin kırmızı renkli iplikle ve 108 adet çift dikişle elde dikilmesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Genellikle beyaz olan golf topu, ortalama 46 gram ağırlıktadır. Esnek kauçuğun hamur hâline getirilmesi ve çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle yapılır. Son aşamada topun üstü yüzlerce küçük çukurla kaplanır. Bu çukurlar topun havada rahat süzülmesi ve daha uzak mesafeye ulaşabilmesi içindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zaman içinde tahta, fildişi, plastik gibi malzemelerden üretilen bilardo topunun günümüzdeki ham maddesi melamin reçinesidir. Ağırlığı 220 gram ve çapı 62,2 milimetre olan 16 bilardo topu bulunur. Farklı renklere veya aynı renklerin farklı şeritlerine sahip bu topların, bilardo oyunu türüne göre tümü veya bir kısmı kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    10 yaş ve altındaki sporcular için renkli toplar kullanılmakla birlikte, profesyonel alanda sarı-yeşil karışımı fosforlu rengi tercih edilen tenis topları kauçuktan yapılmış, üzeri lifli keçeyle kaplanmıştır. Üst ve alt tarafı iki kalın beyaz çizgiyle çevrelenen bu toplar 56,70-58,47 gram ağırlığındadır. Çapı ise 6.35-6.67 santimetredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Esnek deri veya sentetik deriyle kaplanmış olan voleybol topunun ortalama ağırlığı 260-280 gram, çapı ise 65-67 santimetre arasında olmalıdır. FIVB Voleybol Oyun Kuralları çerçevesinde standartlar belirlenmiş fakat renk konusunda özellikle bir vurgu yapılmamıştır. Beyaz, turuncu, sarı, mavi, yeşil gibi tek renk veya bunların kombinasyonu olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    En ilginç toplardan biri, ileriye fırlatılmasını ve döne döne yol almasını sağlayan mekik biçimindeki görüntüsüyle Amerikan futbolu topudur. Dış kısmı deriyle kaplıdır ve üstünde oyun kurucunun parmaklarıyla rahat kavramasına izin veren kabarık dikişler bulunur.

  • AVUSTRALYA AÇIK’TAN DÜNYA SIRALAMASINA: ZEYNEP SÖNMEZ

    Avustralya Açık’ta tek kadınlarda ikinci tura yükselmeyi başaran ilk Türk kadın tenisçi olan Zeynep Sönmez, son yıllarda elde ettiği uluslararası sonuçlarla Türk tenisinde dikkat çeken bir isim. Alt yaş kategorilerinden başlayarak ITF, WTA ve Grand Slam turnuvalarına uzanan kariyeri boyunca istikrarlı bir gelişim gösterdi; disiplinli çalışma anlayışı ve kort içi tutumuyla öne çıktı. Yazımızda, Zeynep Sönmez’in çocukluk yıllarından profesyonel kariyerine uzanan yolculuğunu sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, 30 Nisan 2002 yılında İstanbul’da doğdu. Tenisle altı yaşında tanıştı. Ailesinin yaz okuluna kaydettirdiği bu dönemde basketbol ve yüzme derslerine katıldı. Ancak ilgisi tenis kortuna yöneldi. “Yaz okuluna yazdırıyor ailem beni. Basket ile yüzme. Ama ben basketi sevmemişim. Kaçıp, büyük raketlerle tenis oynamaya gidiyormuşum.” sözleriyle o günleri anlatan Sönmez, yaz okulunda antrenörü tarafından fark edildi ve 8 yaşında ilk turnuvasını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Profesyonel kariyerine ITF turnuvalarıyla adım atan Zeynep Sönmez, 2020 yılında Antalya’da düzenlenen 15K turnuvasında ilk ITF şampiyonluğunu kazandı. 2022’de 15K Monastir ve 25K Sozopol turnuvalarında iki ITF şampiyonluğu elde etti. 2023 yılında WTA seviyesinde ana tablolarda yer almaya başladı. Aynı yıl ’s-Hertogenbosch’ta ve Hamburg’da WTA Tur ana tablosunda ilk maçlarını oynadı. Wimbledon ve ABD Açık’ta ilk kez Grand Slam elemelerine katıldı. 2023’te Ljubljana’da ilk WTA 125 finaline, Kozerki’de ise WTA 125 yarı finaline ulaştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2024 yılında Merida’da ilk WTA Tur tekler şampiyonluğunu kazandı ve Çağla Büyükakçay’ın 2016 İstanbul zaferinden bu yana WTA Tur’da tekler şampiyonluğu elde eden ilk Türk tenisçi oldu. Aynı yıl Monastir’de çeyrek finale yükseldi. Sezonu ilk kez ilk 100 içinde tamamladı ve yılı kariyerinin en yüksek derecesi olan 89. sırada bitirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, Türk tenis tarihinde önemli ilklere imza atmaya devam ediyor. 2025’te Wimbledon’da Açık Dönem’de Grand Slam üçüncü turuna çıkan ilk Türk tenisçi olan Sönmez, aynı yıl Merida’da çeyrek final oynadı ve Pekin’de ilk WTA 1000 ana tablo galibiyetini alarak üçüncü tura yükseldi. Bu başarıların ardından 20 Ekim 2025’te dünya sıralamasında kariyerinin en iyi derecesi olan 69. sıraya çıktı. 2026 sezonuna da iddialı başlayan millî tenisçi, Avustralya Açık’ta Ekaterina Alexandrova’yı ve ardından Anna Bondar’ı set vermeden geçerek üçüncü tura yükseldi. Böylece Avustralya Açık ana tablosunda teklerde üçüncü tura çıkan ilk Türk kadın tenisçi oldu. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünya sıralamasında 112. sırada yer alan Sönmez, maçın ikinci setinde örnek bir davranış sergiledi. Rakibi Alexandrova servis atarken rahatsızlanan bir top toplayıcıyı fark eden millî tenisçi, oyunu durdurup genç kıza yardım etti ve kort kenarına alınmasını sağladı. Sönmez, yaşananların ardından iyi bir sporcu olmaktan önce iyi bir insan olmanın önemine vurgu yaparak yardım etmenin içgüdüsel olduğunu ve herkesin aynı şeyi yapacağını söyledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zeynep Sönmez, antrenman sürecinde fiziksel çalışmaların yanı sıra mental hazırlığa da zaman ayırdığını ifade ediyor. Maç sırasında kullandığı notlarda taktik başlıkların yanı sıra oyun içinde odağını yeniden toplamasına yardımcı olan kısa hatırlatmalar yer alıyor. Karşılaşmalara belirli bir ritüel ya da totem olmadan, fiziksel ve mental olarak maçı zihninde oynayarak hazırlandığını aktarıyor. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.

  • Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Bisiklet her geçen gün gündelik hayatımızın daha önemli bir parçası hâline geliyor. Yediden yetmişe birçok bisiklet sevdalısı, hem spor yaparken eğlenmek ve gezmek hem de daha dinamik bir hayat tarzına sahip olmak için bisikletli bir yaşamı tercih ediyor. Bisikletli hayatın 9 farklı güzelliğini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fark Etmeden Her Gün Spor Yaparsınız” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletli hayatın en büyük avantajlarından biri ekstra çaba harcamadan düzenli olarak spor yapmanızı sağlamasıdır. Her gün pedal çevirmek formunuzu korumanıza yardım eder daha dinamik bir hayat yaşamanızı mümkün kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oksijene Doyarsınız” title_font_size=”13″]

    Bisiklet dostu bir hayat sürerseniz arabada, otobüste geçireceğiniz saatleri bisiklet üzerinde, açık havada geçirirsiniz ve sağlıklı bir yaşamın en önemli koşullarından biri olan bol oksijenin tadını çıkarırsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Trafik Derdine Son” title_font_size=”13″]
    bicycle, car

    Bisikleti toplu taşıma amacıyla kullanmak sizi çağımızın en büyük sorunlarından biri olan trafik derdinden de kurtaracaktır. Üstelik bireyler araba ya da toplu taşıma araçlarını daha çok tercih etmeye başladıkça trafik sorunu da azalır, şehirlerimizde yaşam güzelleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğaya Zarar Vermediğinizi Bilmenin Hafifliği” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisiklet kullanırken doğada karbon izi bırakmazsınız. Bir yerden bir yere seyahat etmenin çevreye en az zarar veren yöntemi bisiklet kullanmaktır. Bir doğa dostu olarak, bisikletinizle seyahat ettiğiniz sürece ekolojik sisteme zarar vermediğinizi bilirsiniz ve bunun mutluluğunu yaşarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Dostları Bir Araya!” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Yaşadığınız şehirdeki, kasabadaki diğer bisiklet sevdalıları ile bir araya gelerek etkinlikler düzenleyebilir, yeni bir sosyal ortamda spor ve doğa dostu arkadaşlar edinebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küçüklerinize Örnek Olun” title_font_size=”13″]
    bicycle, kid, family

    Çocuğunuza, kardeşinize bisiklet kullanmayı öğreterek onların da bu güzel alışkanlığı kazanmasını sağlayabilir, daha sağlıklı bir hayatla tanışmalarını mümkün kılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Yaşa Uygun Bir Aktivite” title_font_size=”13″]
    bicycle, bicycle drivers

    Bisikletin en güzel yanlarından biri de her yaşa uygun bir aktivite olmasıdır. Minikler üç tekerlekli bisikletleri kullanabilecekleri gibi yaşlılar da kasalı modelleri tercih edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekonomik Bir Seçenek” title_font_size=”13″]
    bcycle, natural, tree

    Ulaşımınızı bisiklet ile sağlayarak tasarrufta bulunabilirsiniz. Arabanızın benzinine, toplu taşımaya harcayacağınız parayı biriktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Rotalarıyla Farklı Bir Tatil Deneyimi” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletinizle tatile de çıkabilirsiniz. Bisiklet severler için oluşturulmuş birçok tatil rotası arasından size çekici geleni seçebilir, bisikletinizle yeni maceralara atılabilirsiniz.

  • BU SPOR DALLARINI DAHA ÖNCE DUYMUŞ MUYDUNUZ?

    Spor kelimesinin Latince kökenli olduğu ve temelinde eğlence, oyun gibi anlamlar barındırdığı biliniyor. Spor, insanların asırlar boyunca eğlenmek için ürettiği aktivitelerden belki de en kıymetlisi. Zamanla fiziksel ve zihinsel gücü artırmanın da aracı olan sporun, asırlar içinde geliştirilen yüzlerce farklı çeşidi bulunuyor. Günümüzde branş veya dal olarak nitelediğimiz sporlardan hepsine hâkim olmamız elbette mümkün değil…  Adını ülkemizde sıklıkla duymadığımız spor dallarından birkaçını sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ragbi, ilk kez 19. yüzyılda İngiltere’nin Rugby isimli bölgesinde Rugby School’da oynandığı varsayılan ve adı da buradan gelen bir spordur. Bu sporda elips şeklindeki top, el ve ayaklar kullanılarak kontrol edilir. 40’ar dakikalık iki devre boyunca top, kale direkleri arasındaki çıtanın üstünden aşılarak sayı yapmaya çalışılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bireysel bir spor olan triatlonda sporcu sırasıyla yüzer, bisiklete biner ve koşar. Evet yanlış duymadınız, kökenini Yunancadan alan triatlon, üç farklı branşın bir arada yapıldığı spor dalıdır. Sporcu bir branştan diğerine geçerken önceki spor kıyafetlerini çıkarır ve bir sonraki dala uygun kıyafetlerini giyerek devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Orta Çağ İskoçya’sında doğduğu bilinen körling sporu, rink adı verilen buz pistinde oynanır. Granitten yapılmış dairesel taşın buz üstünde kaydırılması ve rinkin iki ucunda yer alan hedeflerin merkezinde durdurulması esasına dayanır. Buz üstünde oynandığı için hassas ayarlamalar gerektiren sporun, özel ekipmanları bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bireysel ve takım olarak oynanabilen biatlon, kayaklı koşu ve tüfekli atışın art arda yapıldığı spordur. Sporcular belli bir süre içinde kayaklarıyla koşarcasına kayar ve hedefi vurmak için durarak nişan alırlar. Ne kadar mesafede kayacakları ve kaç tane hedefi vurmaları gerektiği, spor etkinliğinin türüne göre değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Korfbol, yüzyıldan fazla geçmişi bulunan, kadın ve erkeklerin bir arada oynayabildiği bir takım sporudur. Amaç, topu rakip takımın korf denilen, sepete benzer, 3,5 metre yüksekliğindeki potasına atmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ayak voleybolu, üçer kişilik iki takımın karşılıklı oynadığı ve topu filenin üstünden aşırarak taraflarına düşürmemeye çalıştıkları spor dalıdır. Ayak voleybolunda sadece ayaklar değil, diz, omuz ve kafa da topu kontrol etmek için kullanılabilir, bu sporda bir tek elleri kullanmak yasaktır. İlk defa 15. yüzyılda oynandığı sanılan oldukça eski bir spordur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Netbol, basketbola çok benzeyen ama sahada sadece bir potanın bulunduğu spordur. Diğer ayırt edici özelliği ise sadece kadınlar tarafından oynanan bir spor dalı olmasıdır. Yedişer kişilik iki takımın sahada birbirine dokunmadan, top koşturmadan veya sektirmeden basket atarak sayı kazanmaya çalıştığı bir oyun türüdür.

  • MASA TENİSİNİN HİKÂYESİ VE TEMEL TEKNİKLERİ

    Masa tenisi, hız ve refleks kadar strateji, dikkat ve eğlenceyi de bir araya getirir. Kuralları öğrenip temel vuruşlara hâkim olduğunuzda oyun rekabetten öte gerçek bir deneyime dönüşür. Yazımızda, masa tenisinin tarihçesini, temel kurallarını, oyun mantığını ve tekniklerini adım adım ele alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyıl İngiltere’sinde “lawn tennis” yani çim kort tenisi çok popülerdi. Ancak yağmurlu ve kapalı hava, açık havada oynamayı her zaman mümkün kılmıyordu. Çözüm olarak tenis, yemek masalarına taşındı: Kitaplar file, içecek mantarları top, kutu kapakları raket oldu. Bu salon tenisi denemeleri, günümüz masa tenisinin ilk adımlarını oluşturdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zamanla ekipmanlar gelişti ve kurallar netleşmeye başladı. 1890’lardan itibaren İngiltere’de ‘whiff-whaff’ ve ‘gossima’ gibi adlarla masa üstü tenis setleri piyasaya sürüldü. Oyunun büyük sıçraması ise 1900’lü yılların başında, topun sıçrama sesiyle bağlantılı olarak ‘ping-pong’ adının marka olarak kullanılmaya başlanmasıyla gerçekleşti. İngiltere’de Jaques şirketi bu ismi tescilledi, ardından Amerika’da Parker Brothers bu markanın haklarını aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1902’de İngiliz E.C. Goode, raket yüzeyine pütürlü kauçuk ekleyerek topa daha fazla kontrol ve spin kazandırdı. 1952’de Japon Hiroji Satoh, süngerli raketiyle oyuna hız verdi ve Asyalı oyuncuların dünya sahnesindeki yükselişi başladı. Aynı dönemde Penhold tutuşu (raketin başparmak ve işaret parmağı arasında tutulması) ortaya çıktı ve hızlı hücumlarda avantaj sağladı. Nihayet, 1988 Seul Olimpiyatları ile masa tenisi olimpik bir spor oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Masa tenisinde bir masa, bir top ve her oyuncu için bir raket yeterlidir. Masa 274 santimetre uzunluğunda, 152 santimetre genişliğinde ve 76 santimetre yüksekliğindedir; ortasındaki file 15,25 santimetre yüksekliğe sahiptir. Top 40 milimetre çapında, 2,7 gram ağırlığındadır ve beyaz ya da turuncu renkte olabilir. Bu hassas ölçüler oyunun hızlı ve dengeli olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Oyunun amacı, topu rakibin alanına geçirip geri döndüremeyeceği bir vuruş yapmaktır. Oyun her zaman servis ile başlar; sıra ve taraf kura ile belirlenir. Servis atan oyuncu topu serbest elinde tutar, en az 16 santimetre havaya atar ve önce kendi sahasına, sonra rakibin sahasına çarptırır. Set sonunda oyuncular yer değiştirir, servis sırayla geçer. Topa iki kez art arda vurmak veya serbest elin masaya değmesi puan kaybına yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Masa tenisinde temel vuruşlar oyun için kritik öneme sahiptir: “Forehand / backhand” (raketin içi/dışıyla yapılan vuruşlar), “topspin” (topa üstten spin vererek hız ve yön kazandırma), “cut / chop” (topu düşük ve ters falso ile gönderme), “block” (rakibin hızlı vuruşlarını karşılamak) gibi… Bu teknikleri öğrenmek hem eğlenceli hem de stratejik bir oyun deneyimi sağlar. Düzenli antrenman ile bu vuruşlarda ustalaşmak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Masa tenisi Türkiye’ye 1920’li yıllarda girdi; öncelikle İstanbul’da sonrasında yurdun diğer şehirlerinde oynanmaya başladı. 1930’da düzenlenen İstanbul Şampiyonası’nda Raşit Bey, Fenerbahçe’ye ilk şampiyonluğu kazandırdı. 1950’li yıllarda İstanbul, İzmir ve Ankara’da turnuvalar hız kazandı; bu gelişmelerin ardından 1966’da Türkiye Masa Tenisi Federasyonu kuruldu. 1983’te Türkiye Ligi resmen başladı ve 2016 yılında Melek Hu, Avrupa şampiyonluğuyla Türkiye’ye bu alandaki ilk büyük başarısını kazandırdı.

  • DOĞANIN SESSİZLİĞİNDE ADRENALİN DOLU BİR YOLCULUK: DAĞCILIK

    Şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşıp doğanın sessizliğine karışmak isteyenler için dağcılık hem macera hem de deneyim dolu bir yolculuk sunuyor. Zirvelere tırmanmak, sabrı, dayanıklılığı ve doğayla uyumu sınayan bir macerayla dağcılık tutkusunu pekiştiriyor. Yükseklerden manzara izlemek için hem yurt içinde hem de yurt dışında çok sayıda zirve bulunuyor. Türkiye’de 3000 metreyi aşan yüzlerce doruk, ülkemizi dağcılık açısından oldukça zengin kılıyor. Yazımızda, dağcılık sporuna dair merak edilen detayları sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dağcılık, orman sınırının ötesinden başlayarak zirveye kadar uzanan uzun yürüyüşleri ve teknik tırmanışları kapsar. Bu yolculuğun bir parçası da kampçılıktır; kamp, yürüyüşler arasında dinlenme fırsatı sunar ve etkinliği uzun soluklu bir deneyime dönüştürür. Mevsim seçimi, dağcılığın en kritik unsurlarından biridir. Yaz, ilkbahar ve sonbahar ayları yeni başlayanlar için daha uygunken, kış dağcılığı çok daha çetin koşullar içerir. Kar, buz ve fırtına gibi zorlu hava şartlarında güvenli tırmanış tekniklerini bilmek, ısı kaybına karşı önlemler almak ve kamp kurabilmek ayrı bir bilgi ve deneyim gerektirir. Bu nedenle ilk adımlarını atanlara kış dağcılığından önce bahar ve yaz rotaları tavsiye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dağcılık sporu ilk kez Avrupa’nın en yüksek doruğu olan ve Güneydoğu Fransa’da bulunan Mont Blanc’a (4.807 metre) 1786 yılında gerçekleştirilen tırmanışla başlamıştır. Bu tırmanışı, biri doktor olmak üzere iki Fransız öncünün başarması, dağcılık tarihinin dönüm noktası sayılmaktadır. Türkiye’deki dağcılık faaliyetlerinin başlangıcı ise 1829 yılında bir Alman dağcının Ağrı Dağı’na yaptığı çıkışla kayıtlara geçmiştir. Türk dağcıların ilk çalışmaları I. Dünya Savaşı sonrasında daha çok askerî amaçlarla başlamış; kayıtlara geçen ilk resmî Türk tırmanışı ise 1924’te Miralay Cemil Cahit Bey’in Erciyes Dağı’na yaptığı tırmanış olmuştur. Zamanla dağcılık, askerî amaçlardan bağımsızlaşarak doğayı keşfetmenin ve sınırları zorlamanın bir aracı hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Farklı hedefler ve süreler doğrultusunda dağcılık çeşitli stillere ayrılır. Alpin stil, hafiflik ve hızın ön planda olduğu, zirveye en doğal ve doğrudan yöntemlerle ulaşmayı amaçlar. Günübirlik yapılan hiking, sabah çıkılıp akşam dönülen rotaları içerirken; trekking, doğada geçirilen birkaç günü kamp kurarak tamamlamayı ifade eder. Daha uzun ve kapsamlı deneyimler ise expedition stilinde karşımıza çıkar; araştırma gezileri, uzun süreli kamplar ve zorlu zirve tırmanışları bu kategoriye girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Her stilin ortak noktası güvenliktir. Dağda atılacak her adımın planlı olması gerekir. Tırmanış sırasında gruba yol gösteren, bölgeyi iyi bilen bir liderin bulunması büyük önem taşır. Yürüyüşlerin tek sıra hâlinde yapılması, kişiler arasında mesafe bırakılması ve temponun en yavaş üyeye göre ayarlanması hem uyum hem de güvenliği sağlar. Eşyaların kötü hava şartları düşünülerek hazırlanması ve yüklerin adil bir şekilde dağıtılması da ekip ruhunun vazgeçilmez unsurlarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güvenliğin bir diğer ayağı ise doğru ekipmandır. Tırmanma ipleri, halatlar, kazmalar ve kramponlar zorlu parkurlarda en büyük destekçidir. Su geçirmez, sert ve ayak bileğini saran dağcılık botları her koşulda konfor ve güvenlik sağlar. Giysilerin katmanlı olması şarttır. Nemi uzaklaştıran iç katman, mevsime uygun orta katman ve su geçirmez dış katman vücudu korurken; bere, eldiven ve bandana gibi aksesuarlar koşullara göre tamamlayıcıdır. Yükün dengeli taşınmasını sağlayan dağcılık çantalarının ise dayanıklı ve su geçirmez olması büyük fark oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ekipman kadar önemli olan bir diğer unsur düğümlerdir. Sekizli düğüm, kolay çözülebilirliği ve yüksek dayanıklılığı ile en sık tercih edilen bağlama yöntemidir. İplerin kalınlıklarının farklı olması durumunda çift balıkçı düğümü devreye girerken, prusik düğümü hem tırmanış hem de inişlerde güvenlik sağlar. Ancak bu düğümler sağlam bir istasyona bağlanmadıkça tek başına yeterli değildir. Kök salmış bir ağaç veya kaya çıkıntısına kurulan güvenli istasyon, tırmanışın en hayati halkasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm hazırlıklara rağmen doğa her zaman kendi kurallarını koyar. Buzulların kırılgan yüzeyleri, taş düşmelerinin yoğunlaştığı çarşak alanlar, kış ve bahar aylarında sıkça rastlanan çığ riski, yıldırımlar, sis ve karanlık dağcıların karşılaşabileceği tehlikeler arasındadır. Bu durumlarda ip kullanımı, riskli saatlerden kaçınma, sinyal cihazı taşıma, uygun sığınak arayışı ve navigasyon bilgisi hayati önem taşır. Ayrıca yüksek rakımlarda artan güneş ışınlarına karşı koruyucu krem kullanmak ve bol su tüketmek unutulmamalıdır.

  • ATALARIMIZDAN DEĞERLİ BİR MİRAS: GÜREŞ SPORU VE ÇEŞİTLERİ

    Güreş, birçok kültürde köklü geçmişe sahip bir spor dalıdır. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde güreş sadece bir spor değil, aynı zamanda savaş eğitimi olarak da kullanılır. Orta Asya’dan Antik Mısır’a birçok medeniyette yer bulan güreş, insanlık tarihinin en eski sporlarından kabul edilir. Alet ve edevata gerek olmaması ve kişinin kendini savunmak için bedensel gücünü kullanması; zamanla çeşitli stratejiler ve kurallara bağlanarak bu sporun doğmasına yol açar. Güreşin temel amacı, rakibi yere düşürerek ya da kontrol ederek puan elde etmektir. Ülkemizde de ata sporu olarak yüzlerce yıldır yapılan güreşi icra eden sporculara “pehlivan” veya “güreşmen” denir. Türk güreşi hem geleneksel hem de modern anlamda birçok farklı çeşidi içermektedir. Yazımızda ülkemizde en yaygın müsabakaları gerçekleşen güreş çeşitlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yağlı Güreş” title_font_size=”13″]

    Bu geleneksel sporumuz Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar uzanır. Yağlı güreş, sadece fiziksel güç değil, aynı zamanda strateji ve çeviklik gerektirir. Güreşçiler manda, dana, malak gibi hayvanların derisinden yapılan “kıspet” isimli özel bir giysi giyer ve vücutlarına belirli bir miktar zeytinyağı sürer. Bu sayede oyuncuların birbirini kavraması ve güreş tekniklerini uygulaması daha zor hâle gelir. Ülkemizdeki en ünlü yağlı güreş organizasyonu Kırkpınar Yağlı Güreşleri’dir. Bu güreş türünün ortaya çıkışıyla ilgili rivayetlerden biri şu şekildedir: Osmanlı’nın Edirne’yi fethinden önce, 14. yüzyılda, ordunun başında Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci padişahı Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa vardır. Ordudaki akıncı birlikleri Rumeli Seferleri sırasında verdikleri molada aralarında çeşitli sporlar yaparak boş zamanlarını değerlendirir. 6 Mayıs’ta, bir Hıdırellez gününde, güreşe tutuşan 40 yiğitten ikisi tutuştukları güreşte galip gelemez ve gece yarısına kadar güreşmeye devam eder. Sonuçta bu iki yiğit yorgunluktan güreştikleri yerde can verir ve arkadaşları oradaki bir incir ağacının altına güreşçileri defnederek akınlarına devam eder. Edirne’nin 1361’de fethinden sonra aynı çayırlığa geri döndüklerinde o incir ağacının civarından coşkun bir suyun çayırlığa doğru aktığını görürler. Akıncılar hep bir ağızdan “Kırktı bunlar, bu yakaya ilk ayak basanlardı onlar, bu pınar işte kırkların pınarıdır…” derler. Yüzyıllar boyunca burası “Kırkların Pınarı” olarak anılır, sonrasında da Kırkpınar adını alır. Günümüzde Kırkpınar, ülkemiz sınırlarında olmadığı için tarihi Kırkpınar güreşleri Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karakucak Güreşi ” title_font_size=”13″]

    Karakucak güreşi, Oğuz kökenli Türklere özgü yağsız güreş türüdür. Orta Asya kaynaklı bu güreş türünde yüzyıllar boyunca şekil ve kural itibarıyla çok az bir değişim olmuştur. Karakucak; Yakut Türklerinden, Moğolistan’dan, Azerbaycan’dan, Doğu ve Batı Türkistan’dan, Kırım ve Kazak Türklerine kadar yapılan bir spordur. Oğuzlarda ve eski Türklerde yapılan güreşin aynısı olan karakucak güreşinin müsabakaları günümüzde başta Kahramanmaraş olmak üzere; Amasya, Tokat, Çorum, Sivas, Erzincan, Erzurum, Samsun ve Yozgat’taki düğünlerde, anma günlerinde, panayırlarda, bayramlarda ve festivallerde de yapılır. Anadolu’nun zorlu coğrafyasında dağlık ve engebeli bölgelerde yaşayan insanların bu güreş türüyle birlikte dayanıklılık, çeviklik ve dengede kalma becerilerini geliştirdikleri söylenir. “Pırpıt” adı verilen özel bir giysi giyen güreşçiler kaba kuvvet yerine strateji ve taktiğe dayalı bir performans sergiler. Güreşçiler rakiplerini kollarından sararak denge kurma yetenekleri sayesinde üstünlük kurar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Serbest Güreş” title_font_size=”13″]

    Serbest güreş, grekoromen güreş ile birlikte olimpik oyunlarında oynanan bir güreş türüdür. Dünya genelinde birçok ülkede popülerdir. Serbest güreşin kökeni, Avrupa’da 19. yüzyılın ortalarına dayanır. Geleneksel güreş türlerinde yapılan reformlar ve değişiklikler sonucunda serbest güreş ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın başlarında Olimpiyat Oyunları’na dahil edilen serbest güreşin temel kuralları, rakibi yere düşürme veya kontrol etme amacını taşır. Güreşçiler vücutlarının üst ve alt kısımlarını kullanarak rakiplerine karşı mücadele eder. Müsabaka alanı içinde belirli bir süre boyunca puan toplama ve rakibi yenme amaçlanır. Serbest güreşin temel teknikleri arasında; atma, fırlatma ve rakibe üstünlük sağlama gibi hareketler bulunur. Klasik güreşten farkı; çapraz vurma, çelme takma ve belden aşağı sarılmanın serbest olmasıdır. Ülkemiz başta olmak üzere; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan gibi ülkelerde serbest güreş büyük ilgi görmektedir. Ülkemize serbest güreş tarihindeki ilk olimpiyat derecesini 1936’daki Berlin Oyunları’nda 79 kiloda Ahmet Kireççi bronz madalya ile kazandırmış; ilk altın madalyalarımız ise 1948 Londra oyunlarında farklı kilolarda Nasuh Akar, Gazanfer Bilge, Celal Atik ve Yaşar Doğu’nun efsane galibiyetleri ile gelmiştir. Serbest güreşin tarihi çok eskilere dayanmasa da ülkemizde gelenekselleşmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Grekoromen Güreş” title_font_size=”13″]

    Grekoromen güreş, Antik Yunan güreşi geleneğinden türemiştir. Bu güreşte, sadece güreşçinin üst vücut kısmını kullanmasına izin verilir. Güreşçiler rakiplerini omuzlarından tutarak veya sırtüstü düşürerek puan almaya çalışır. Bacakları kullanma bu güreş türünde yasaklanmıştır. Bu nedenle, grekoromen güreş daha çok üst vücut kuvvetine ve stratejisine odaklanırken; serbest güreş daha kapsamlı bir teknik yelpazesi sunar. Antik Yunan’da savaş eğitimi olarak verilen grekoromen, büyük bir öneme sahiptir. Olimpiyat Oyunları’nda yer alır ve “Antik Olimpiyatlar”ın temel sporlarından biridir. Modern grekoromen güreşin kuralları ve ana hatları 19. yüzyılın ortalarında Fransa’da ortaya çıkar ve daha sonra uluslararası bir spor haline dönüşür. Türk güreşçilerimiz özellikle grekoromen güreşte, dünya şampiyonalarında ve Olimpiyat Oyunları’nda önemli başarılar elde etmiştir. Grekoromen güreşte ilk olimpiyat madalyamız, 1936’daki Berlin oyunlarında Yaşar Erkan’ın 61 kilodaki galibiyeti ile kazanılmıştır. 1936’daki Berlin oyunlarında bronz madalya kazanan Ahmet Kireççi ise 1948’deki Londra Olimpiyatları’nda bu defa ülkemize altın madalya ile dönmüştür. Aynı yıl Mehmet Oktav, 62 kiloda altın madalya kazanarak ülkemize büyük sevinç yaşatmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şalvar Güreşi ” title_font_size=”13″]

    Şalvar güreşi hem Türkiye’de hem de bazı Orta Asya ülkelerinde popülerdir. Karakucak güreşinde olduğu gibi Türk bozkırlarındaki göçebe yaşam tarzına dayanan bu spor; kuvvet, dayanıklılık ve beceri gerektirir. Ülkemizde köy şenliklerinde, festivallerde ve özel etkinliklerde müsabakaları düzenlenir. Güreşçilerin giydiği şalvar, sporculara hareket özgürlüğü sağlar. Genellikle açık hava meydanlarında, toprak zeminlerde veya özel güreş alanlarında yapılan şalvar güreşinde diğer güreş türlerinde olduğu gibi ring tarzı bir alan kullanılmaz. Belirli bir süre boyunca rakibi yere düşürmeye veya kontrol etmeye dayanan basit kurallara sahiptir. Diğer güreş türlerinde olduğu gibi puanlama sistemleri kullanılabilir ancak bu kurallar etkinlikten etkinliğe değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aba Güreşi ” title_font_size=”13″]

    Aba güreşi, genellikle kalın yün kumaştan özel olarak üretilen “aba” giysisi ile yapılan bir güreş türüdür. Orta Asya ve Türkmenistan’da geleneksel bir güreş türü olan aba güreşinin müsabakaları ülkemizde Hatay ve Gaziantep’te yapılmaktadır. Çok eski çağlardan beri Türkler tarafından yapılan bu spor, özgün niteliklerinden neredeyse hiçbir şey kaybetmeden günümüze ulaşmıştır. Judo ile benzerlik taşıyan aba güreşinin aşırtmalı aba güreşi ve kapışmalı aba güreşi olmak üzere iki farklı türü vardır. Gaziantep’te yaygın olan aşırtmalı aba güreşi, geleneksel olarak genelde hasat sonunda ve düğünlerde; Hatay’da kapışmalı aba güreşi ise dağlılar ve kuzeyliler olarak adlandırılan iki grup arasında yapılmaktadır. Aba güreşlerinde yenme ve yenilme durumları da değişir. Rakip sırtüstü düştüğünde ya da yüzükoyun şekilde göbeği yere geldiğinde el kaldıran güreşçi, aşırtmalı aba güreşinde yenik sayılır. Kapışmalı aba güreşinde ise rakibin iki omzu yere geldiğinde sporcu yenik sayılmakta ve ayrıca köprüye düşen veya yerde köprü pozisyonuna gelen sporcu da mağlup kabul edilmektedir. Kapışmalı aba güreşi geleneğine göre, önce mağlup olan sonra galip gelen güreşçi birbirlerini havaya kaldırır. Ardından kucaklaşarak güreş meydanını terk ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuşak Güreşi ” title_font_size=”13″]

    Kuşak güreşinin kendine has özellikleri vardır. Bu güreşte pehlivanlar özel giysiler giymez; ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarır, bellerine kuşak bağlar. Daha sonra pehlivanların birbirlerinin kuşaklarından tutmasıyla güreş başlar. Ayaktan tutmak yasaktır. Galibiyet güreşçinin “şalka düşmesi” yani iki omzunun yere değmesiyle kazanılır. Ya da en çok sayıyı kazanan galip gelir. Baş ve yardımcı hakemler kurallara göre daha aktif güreşen pehlivanı kazanan olarak ilan eder. Kuşak güreşinin Türkmenistan’dan Kırım’a göç eden Kırım Türkleri tarafından Anadolu’ya getirildiği bilinmektedir. Kuşak güreşi “tepreş” denilen bahar eğlencelerinin favori etkinliklerinden biridir. Tepreş, Kırım Tatarlarının Hıdırellez sonrası kutladıkları bir bahar bayramıdır. Ülkemizde de Tatar Türklerinin yoğun olarak yaşadığı kentler ile Eskişehir ve civarında yapılan kuşak güreşi, her yıl Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu tarafından resmî müsabaka statüsü ile çeşitli illerde ve tarihlerde Kuşak Güreşi Türkiye Şampiyonası olarak düzenlenmektedir.

  • EN POPÜLER 5 EKSTREM SPOR

    İnsanoğlunun adrenalin isteği ve maceraya olan düşkünlüğü, limitleri zorlayan yeni sporların ortaya çıkmasına neden oluyor. Yaş kaç olursa olsun, hissedilen yaş genç oldukça adrenalin doruklarda olmaya devam edecek! İmkânların ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte adrenalin tutkunları için ekstrem spor seçenekleri de artıyor. Bu yazımızda en popüler ekstrem sporlardan birkaçını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Wingsuit adı verilen özel bir tulum ile hava akımının insan bedenini kaldırmasıyla yapılan, oldukça adrenalin yüklü bir spor olan kanatlı tulum uçuşu en tehlikeli sporlardan biri. Fiziksel hareketleri ve paraşüt hâkimiyetini kısıtlaması bakımından tehlikeli olan bu spor kanatlı elbise uçuşu ya da yarasa adam atlayışı olarak da bilinir. İsviçre Alpleri popüler kanatlı tulum uçuşu rotalarından.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zorlu doğa koşullarında yapılan en iddialı sporlardan biri olan buz tırmanışı için dağcılık faaliyetlerinin en üst noktasıdır demek mümkündür. Spor, ilk olarak 1908 yılında Oscar Eckenstein isimli bir dağcının, krampon tasarlamasıyla başladı. Bu kramponlar, dağcının kaygan buz üzerinde rahatlıkla tırmanmasına olanak sağladı ve buz tırmanışı daha kolay bir hale geldi. Erzurum’da bulunan Uzundere’de yazın kaya, kışın buz tırmanışı yapılabilir. Dünyada ise popüler buz tırmanışı rotalarının başında Finlandiya’da bulunan Kitsiputous Şelaleleri gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de son yıllarda popülaritesi artmaya başlayan bir spor olan uçurtma sörfü, adrenalin tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında. Uçurtma uçurmanın nostaljisini sörfle buluşturan bu ekstrem spor temelde rüzgâr sörfüyle aynı prensibe sahiptir; rüzgâr sörfü için kısaca paraşütle yapılan rüzgâr sörfü demek mümkündür. Rüzgârın havalandırdığı dev bir uçurtmanın gücünü kullanarak denizin üzerinde çeşitli akrobasi hareketlerini yapılmasıyla gerçekleşir. Uçurtma sörfü için ideal rotalardan birkaçı; Alaçatı, Ayvalık, Gökçeada, Didim ve Çanakkale gibi destinasyonlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En heyecanlı ve maceraperest doğa sporlarından biri olan helikopterli kayak, sıra dışı bir spor deneyimi sunar. Bu spor türünde, kayakçılar helikopterle tepelere bırakılır ve oradan kaymaları sağlanır; ardından yine helikopterlerle bulundukları yerden alınırlar. Sporculara kendi aralarında iletişim kurabilecekleri telsizler, uydu telefonları, GPRS vericileri verilir bu sayede olası bir kaybolma durumunda güvenlik sağlanmış olur. Ülkemizde bu spor özellikle Kaçkar Dağları’nın Rize sınırları içinde kalan Çamlıhemşin’de yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gelmiş geçmiş en tehlikeli sporlardan biri olan yanardağ sörfü, volkan kayağı olarak da bilinir. Nikaragua’da bulunan Cerro Negro adlı aktif yanardağda yapılan bu çılgın spor, adından da anlaşılacağı üzere yanardağın tepesinde sörf yapmaktır. Sporcular, aktif bir yanardağdan yaklaşık 70-80 km hızla, ortalama 700 metre aşağı sörf yapar. Bu tehlikeli spor için koruyucu kıyafet, dizlik ve başlık gerekir.