Etiket: sinop

  • MİLYON YILLIK LAV İZLERİ: BOYABAT BAZALT KAYALIKLARI

    Sinop’un Boyabat ilçesine 17 kilometre uzaklıkta, vadiler boyunca uzanan sıra dışı bir doğa harikası yükseliyor: Boyabat Bazalt Kayalıkları. Yaklaşık 10 hektarlık bir alana yayılan bu oluşumlar, 30-40 metreye varan altıgen prizma sütunlardan meydana geliyor. Yukarıdan bakıldığında arı peteğini andıran taş bloklar, farklı açılardan incelendiğinde bambaşka şekillere dönüşüyor. Gelin, bu benzersiz doğal yapıya birlikte göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Milyonlarca yıl önce yerin derinliklerinden yükselen magma, yani lav, yüzeye çıktığında hızla soğuyarak katılaştı. Bu süreç sırasında mineral tanecikleri sıkıca birleşerek sert bazalt kayalarına dönüştü. Soğuma farklılıkları bazı bölgelerde çatlaklar oluşturdu; bu çatlaklar genellikle beşgen veya altıgen geometrilerle kendini gösterdi. Yüzeyle hızlı temas, sütunların üst katmanlarına ayrıcalıklı bir doku kazandırdı ve bugünkü görkemli şekilleri meydana getirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu jeolojik süreçlerin sonucunda ortaya çıkan Boyabat Bazalt Kayalıkları su, rüzgâr ve buzun etkisiyle yüzeylerini aşındırarak bugünkü etkileyici görünümünü kazandı ve Türkiye’de, hatta dünyada, nadir bulunan bir volkanik oluşum hâline geldi. 1996’da 1. derece doğal sit alanı, 2011’de ise tabiat anıtı ilan edilerek koruma altına alındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bazalt Kayalıkları Tabiat Anıtı, ortalama 600 metre yükseklikteki engebeli bir arazide konumlanıyor. Burada gürgen ve meşe ağaçlarının oluşturduğu karışık ormanlar, çalılıklar ve kayalık alanlar bir arada bulunuyor. Sütunların çoğu 30 ila 40 metreye ulaşırken bazı bölgelerde 20 metreye kadar alçalan dikine çatlaklar da gözlemleniyor. Bu doğal ortam, kirpi, yarasa, kaplumbağa, sincap ve çeşitli memeli türler gibi birçok hayvana ev sahipliği yapıyor. Böylesine zengin bir çevre, bölgeyi yalnızca bir ekosistem olarak değil, aynı zamanda keşfedilmeye değer bir turistik alan hâline getiriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kayalıklara gelen ziyaretçiler; yürüyüş yolları, ahşap köprüler, merdivenler, seyir terasları ve yağmur barınakları sayesinde hem konforlu hem de güvenli bir gezi deneyimi yaşıyor. Ahşap köprülerden geçerken kayalıkların arı peteğini andıran düzenini yakından gözlemlemek mümkün. Rota sonunda ise yaklaşık 75 metre yükseklikte, vadilere hâkim, nefes kesici manzaralarla karşılaşmak unutulmaz bir doğa deneyimi kazandırıyor.

  • DALGALARIYLA İLHAM VEREN KARADENİZ

    DALGALARIYLA İLHAM VEREN KARADENİZ

    “Şimdi Kırat’ıma biner aşarım / Karadeniz gibi kaynar coşarım” diyen büyük ozan Köroğlu gibi ya da “Karadeniz gibi kükrer coşarsa / Dalgası gelince yaman âşıklar” diyen Âşık Veysel gibi hepimiz Karadeniz sularının hırçınlığında hem fikiriz. Zaten onu bu kadar özgün, özel yapan da bu hali değil mi? Bir deniz düşünün ki hikâyesini sürekli hareket halinde olan dalgalarıyla anlatsın, sadece dalgalarıyla ressamlara, şairlere, yazarlara ilhamlar versin… O Karadeniz’i şimdi en somut haliyle biraz daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in adı farklı dönem ve topluluklarda farklı isimlerle anılmıştır. Örneğin eski Yunan halkı deniz tanrısı Pontus’un adını da kullanarak “Pontus Euxinus” demiş, Araplar Orta Çağ’da Bizans Denizi ya da Trabzon Denizi gibi isimlerle anmıştır. Karadeniz isminin ise daha eski tarihlerde İskitler tarafından verildiği araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Bu isim 14. yüzyıldan sonra Batı’da da kabul edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir iç deniz olan Karadeniz’in okyanusla buluşmasına giden yolda ilk bağlantısı İstanbul Boğazı’dır. Bu boğaz aracılığıyla önce Marmara Denizi’ne, sonra Ege ve Akdeniz’e bağlanarak oradan Atlas Okyanusu’yla birleşir. Boğaz ile Karadeniz’in birleştiği alanın manzarası, karada en güzel Anadolu ve Rumeli Kavağı tepelerinden seyredilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz, güneybatısında İstanbul Boğazı ile okyanusa doğru yolculuğa çıkarken, kuzeyde Kerç Boğazı ile Azak Denizi’ne bağlanır. Başka bir ifadeyle, Rusya ve Ukrayna arasındaki bir iç deniz olan Azak Denizi’ni okyanusa bağlayan boğazdır Kerç Boğazı. Üzerine yapılan 19 km’lik karayolu ve demiryolu köprüsünün, bilinen adıyla Kırım Köprüsü’nün otoyol kısmının açılışı 2018 yılında yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    460 bin km2’lik bir alanı kaplayan Karadeniz’in üstünde çok sayıda ada bulunur, fakat birçoğu boyutlarından dolayı adacık olarak nitelenir. Yılan Adası, Berezan Adası, St. Ivan Adası, St. Cyricus Adası, St. Peter Adası bunlardan bazılarıdır. Karadeniz üstünde ülkemize bağlı iki adadan biri Giresun Adası diğeri ise Kefken Adası’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in Türkiye sınırlarına sokularak oluşturduğu koylar da güzellikleriyle göz kamaştırır. Kastamonu-Cide’de bulunan Gideros Koyu ziyaretçilerini saklı kalmış bir hazineyle karşılaşmışçasına şaşırtmaya devam etmektedir. Yine Kastamonu’ya bağlı Ginolu Koyu, Kocaeli’ye bağlı Sardala Koyu, Sinop’a bağlı Hamsilos Koyu bölgedeki koylar arasında en bilinenleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in soğuk suyu ve hırçın dalgaları yaz aylarında Akdeniz ve Ege sahilleri gibi tercih edilmesini engeller belki ama bu karakterdeki bir denizin ve sunduğu eşsiz manzaraların müdavimleri de az değildir. Bölge, en doğu ucunda yani Artvin-Hopa’da Kemalpaşa Plajı, batıya doğru Ordu-Fatsa’da Belice Plajı, Bartın-Amasra’da Çakraz Plajı gibi keşfedilmeyi bekleyen sahillerle kaplıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    8.350 km kıyı şeridine sahip olan Karadeniz’in ülkemizle kıyı uzunluğu yaklaşık olarak 1.700 km’dir. Ve bu kıyıyla az ya da çok temas eden şanslı şehirlerimiz batıdan doğuya doğru Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Türkiye dışında bu büyük iç denizle kıyısı olan diğer ülkeler ise Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Rusya’dır. Ve tıpkı ülkemizden doğup da Karadeniz’e dökülen Yeşilırmak, Kızılırmak, Çoruh ve Sakarya nehirleri gibi bu ülkelerden doğan Dinyester, Dinyeper, Rioni, Don ve Tuna nehirleri de Karadeniz’e dökülerek su kaynağını beslerler.

  • 8 Maddede Mutlu İnsanların Şehri Sinop

    8 Maddede Mutlu İnsanların Şehri Sinop

    TÜİK Araştırması’nda ülkemizde en çok kişinin “Mutluyum!” dediği şehir birçok kez Sinop oldu. Antik çağlardaki adı Sinope olan, saygının, sevginin hâkim olduğu bu küçük Karadeniz kentini 8 maddelik listemizde daha yakından tanıyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şahin Tepesi’ne çıkmak biraz zahmetli de olsa şehir manzarasını ve denizle bütünleşen kıyılarını net biçimde gördüğünüz seyir terasına geldiğinizde bu zahmete değdiğini düşüneceksiniz. Merkezdeki Ada mahallesinde bulunan Şahin Tepesi’ne akşamüzeri güneşi batırmak için gitmenizi tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sinop

    Sabahattin Âli, “Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar / Seni bu sesler oyalar aldırma gönül aldırma…” dizelerini 1933 yılında kaldığı Sinop Cezaevi’nde yazmıştı. Ruhi Su’nun, Refik Halat Karay’ın da kaldığı cezaevi 1999 yılında yoğun ziyaretçi akışı olan bir müzeye dönüştürüldü. Cezaevini daha ilginç yapansa şehir merkezindeki kale surlarının içinde yer alması. MÖ 7. yüzyılda yapılan kale birkaç kere onarım geçirse de büyük oranda korunmuş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ünlü “Gölge etme başka ihsan istemem.” sözünü, Yunan filozof Diyojen’in bir dileği olup olmadığını soran Büyük İskender’e cevaben söylediği biliniyor. MÖ 412 ve MÖ 323 yılları arasında yaşayan Diyojen Sinop’ta doğmuş ve şehrin girişinde büyük bir heykeli bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en kuzey ucu Karadeniz’e doğru uzanan İnceburun’dur. Burun üzerindeki Hamsolos, daha çok bilinen adıyla Hamsilos Koyu ise eşsiz bir doğal yapıya sahip. Oksijen yoğunluğu bakımından ülkemizde ilk sırada gösterilen bölge Norveç fiyortlarına benzer bir görüntü veriyor. Merkeze 11 km uzaklıktaki koy ülkemizin turizm sembollerinin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezine 45 km mesafedeki Erfelek’teki Tatlıca köyünde 28 şelale bulunuyor. Bu Tatlıca Şelalelerinin döküldüğü yükseltiler olağandışı bir yapıya sahip ve bölgede hem tırmanış hem de trekking yapılabiliyor. Ulaşım sorunu olmayan şelaleler onlarca çeşit ağacın, çiçeğin oluşturduğu tabiat parkı içinde yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem bir göl manzarası ve köknar ağaçlarından yansıyan tertemiz bir hava eşliğinde kamp kurmak, piknik yapmak, yürüyüşe çıkmak için Sinop’taki en ideal yerlerden biri Boyabat ilçesinde Akgöl Yaylası… Tavşanları, ördekleri, sincapları görebileceğiniz bu nefis doğanın ayıların ve yaban domuzlarının yaşam alanı olduğunu da söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Işıklandırılıp çevre düzenlemesi yapılarak 2001 yılında ziyarete açılan İnaltı Mağarası Ayancık ilçesine 35 km mesafede bulunuyor. Uzunluğu 658 metre olan mağaranın içinde yürürken kendinizi tam anlamıyla doğanın bağrında hissedeceksiniz. Eğer İnaltı Mağarası’na ulaşım konusunu aşıp gidebilirseniz 6 km uzaklıktaki alabalık tesislerine uğramanızı da tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Mantı, mayalı hamurla yapılan üzümlü ya da cevizli nokul, saçta pişirilmiş yufkanın dilimlenmesi ve üstüne et suyu dökülmesiyle yapılan ıslama, hamsiyle yapılan içli tava gibi yemekler Sinop’tan yolu geçenlerin tadabileceklerinden bazıları… Yaz ya da kış olsun içerken içine yoğurt da ilave edebileceğiniz mısır çorbasını da denemeden geçmemelisiniz.