Etiket: selimiye camii

  • 9 Madde İle Mimar Sinan’ın Çıraklıktan Ustalığa Geçiş Hikâyesi

    9 Madde İle Mimar Sinan’ın Çıraklıktan Ustalığa Geçiş Hikâyesi

    Sadece bu toprakların değil tüm dünyanın gördüğü gelmiş geçmiş en büyük mimar ve inşaat mühendislerinden biri olan Mimar Sinan, üç farklı Osmanlı padişahının döneminde başmimarlık yapmıştır. Dâhiyane mimari çözümleri ve çağının çok ötesinde inşaat teknikleriyle tüm dünyayı hayran bırakan Mimar Sinan’ın eserlerini görmek için birçok turist ülkemize akın eder. Mimar Sinan hayatı boyunca sayısız eser vermiştir; genelde cami, köprü, kervansaray gibi yapılar inşa eden ustanın 350’nin üzerinde eseri olduğu düşünülmektedir. Mimar Sinan’ın çıraklık eseri Şehzadebaşı Camii’nden, ustalık eseri Selimiye Camii’ne uzanan yolculuğunu 9 madde ile sunuyoruz.

    İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Şehzadebaşı Camii, Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi eseridir. Bu camii Şehzade Camii ve Şehzade Mehmet Camii olarak da bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kubbelerin Estetiği” title_font_size=”13″]

    19 metre yüksekliğinde bir büyük kubbe ve 4 yarım kubbeden oluşur. Şadırvan avlusunda ise 12 kubbe ve 16 sütun bulunur. Tüm bu mimari öğeler bir ahenk içindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehzade’nin Türbesi” title_font_size=”13″]

    Bu camii Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın 22 yaşında ölen oğlu Saruhan Sancak Beyi Mehmet Şehzade için yapılmıştır ve şehzadenin bedeni burada yatar, türbenin içinde rengârenk çiniler bulunur.

    Süleymaniye Camii, İstanbul Eminönü’ndeki Süleymaniye Külliyesi’nin içinde bulunur. Mimar Sinan’ın kalfalık dönemi eseri olan Süleymaniye Camii’ne medreseler, kütüphane, hamam, imaret eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıllara Meydan Okuyan Mimari” title_font_size=”13″]

    1557 yılından beri inşa edildiği yerde sapasağlam duran Süleymaniye Camii, İstanbul’un geçirdiği hiçbir depremden etkilenmemiştir. Caminin 53 metre yüksekliğindeki kubbesinde 32 adet pencere yer alır. Cami avlusunun dört bir yanında ise birer minare bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akıllara Durgunluk Veren Mimari Teknikler” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin içinde günümüz mimarlarının dahi hayran kaldığı bazı teknikler kullanılmıştır. Camiinin içinde bulunan yağ lambalarının isleri, Mimar Sinan’ın yapı içinde oluşturduğu hava akımı sayesinde tek bir noktada toplanır.

    Edirne’de bulunan Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın ustalık eseridir. Yapımı 7 yıl süren cami, Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden biri olduğu gibi Osmanlı Mimarisinin de en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tek Bir Kubbe” title_font_size=”13″]

    Diğer Mimar Sinan eserlerinde kubbe yarım kubbelerin üzerine oturtulmuşken, Selimiye’de tek bir kubbe 8 sütunlu bir kasnak üzerine yerleştirilmiştir. Avlunun dört bir yanında üçer şerefesi bulunan 4 minare bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İç Süslemelerin Zenginliği” title_font_size=”13″]

    Caminin içi süslemeleri de dış kaidesi kadar etkileyicidir. Caminin içinde İznik çinileri kullanılmıştır aynı zamanda hat ve mermer işçiliklerinin ustalığı da ziyaretçileri hayran bırakır. Kubbenin tam altında ise 12 sütunun üzerinde yer alan 2 metre yüksekliğindeki hünkâr mahfili bulunur.

  • Köprüler Kuran Şehir

    Köprüler Kuran Şehir

    Edirne, sadece karşılıklı yakaları değil kültürleri birleştirmek için de köprüler kuran bir şehir. Yunanistan ve Bulgaristan’la sınır olan ilimiz, kapalı çarşıları, festivalleri, doğası, camileri, kiliseleri, sinagoglarıyla dünyanın neresinde olursanız olun gidip görün diyebileceğimiz bir renkliliğe sahip. Aralarından öne çıkanlar sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Meriç Köprüsü, Bulgaristan’da doğarak Edirne’den ülkemize giren ve Yunanistan’la sınırımızın bir kısmını oluşturan Meriç Nehri üzerinde bulunuyor. 1847 yılında yapılan ve 263 metre uzunluğundaki köprü şehrin önemli yapılarından biri… Bu arada Meriç ve Tuna Nehirleri Edirne için “sular şehri” denilmesinin en büyük iki nedeni…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, Osmanlı padişahlarından II. Selim adına yaptığı Selimiye Camii için “ustalık eserim” demiş. Şehrin birçok yerinden görülebilen kubbesi ve minareleriyle, iç süslemelerindeki olağanüstü detaylarla göz kamaştıran bu tarihi yapı da Edirne sınırları içinde… Yedi yıllık bir çalışmayla 1575 yılında ibadete açılan cami 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescillendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Edirne’nin Merkez ilçesiyle birlikte dokuz ilçesi bulunuyor ve her ilçe farklı güzelliklerin ev sahipliğini yapıyor. Enez ve Keşan ilçeleri sahilleriyle, Merkez ilçesi Karaağaç gibi otantik köyleriyle, Uzunköprü dünyanın en uzun taş köprüsüyle, Lalapaşa ya da Süloğlu seyrine doyum olmayan binlerce dönüm ayçiçeği tarlalarıyla turistlerce ilgi görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın üçüncü büyük sinagogu da Edirne’de bulunuyor. Temelleri 1492’ye kadar giden, 20. yüzyılın başındaki yangınla harap olup Sultan Abdülhamit’in isteğiyle yeniden inşa edilen sinagog, 1983 sonrası atıl kalmış 2015 yılında tekrar ibadete açılmıştı. Fransız mimar France Depré tarafından projelendirilen yapı Edirne’nin Merkez ilçesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Davulu zurnası, pehlivanı ağası, peşrevi cazgırı, kıspeti zembili, altın kemeri ve duasıyla Kırkpınar Yağlı Güreşleri geçmişten geleceğe taşınan kültürel bir değerimizdir. Hem bu sporun meraklıları hem de festival havası solumak isteyen çok sayıda insan, her yıl haziran sonu temmuz başında düzenlenen etkinlikler için Edirne’ye akın ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez, her sene mayıs ayının 5’ini 6’sına bağlayan zaman diliminde kutlanan mevsimsel şölenlerden biridir. Bahar aylarına çoktan girilmiş olsa da bu tarih Anadolu ve Orta Doğu’da doğanın uyanışı olarak kabul edilir. Romanların kutladığı Kakava Şenlikleri de yine mayıs ayına denk gelir. Ve bu iki şenlik yüzlerce kişinin katılımıyla en güzel ve coşkulu biçimde Edirne’de kutlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Edirne, özellikle 15. 16. ve 17. yüzyıllarda ürettiği el sanatı eserleriyle Osmanlı’nın önde gelen merkezlerindendi, öyle ki kendi adıyla anılan bir sanat tekniğine bile sahipti: Edirnekâri. Oyma, kakma, boyama işçiliğiyle üretilen birbirinden güzel ağaç materyaller, geometrik desenlerle bezeli çiniler, natüralist desenlerin süslediği kitap ciltleri… Bu eserlerin en güzel örneklerini Edirne Müzesinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaprak şeklinde doğranmış tava ciğeri, dolmayı andıran ciğer sarması, kadınbudu köftesi, elbasan tavasıyla ünlü Edirne mutfağı, böreği, mantısı, köfte çeşitleriyle Trakya kültüründen de izler barındırır. Kavala kurabiyesi ise Edirne’den ülkemizin her köşesine gitmiş bademli, pudra şekerli en hafif ve güzel tatlı çeşididir.

  • 50 YILLIK MİMARLIK YAŞAMINDA YÜZLERCE ESERE İMZA ATAN MİMAR SİNAN

    1588 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yumduğunda 100 yaşına iki kalmıştı. Mimarbaşı olduğunda, çok da genç sayılmayacak bir döneminde, 48 yaşındaydı ve yarım asırlık mimarlık kariyerine yüzlerce eser sığdırdı. İmza attığı 477 adet eserin içinde camiler, köprüler, imaretler, medreseler, darüşşifalar, hamamlar, kervansaraylar diye devam eden 16 farklı yapı tipi bulunuyordu. Eserlerinden 120 tanesi günümüzde hâlâ kullanılmakta. Gelin, sadece mimar kimliğiyle değil mühendislik zekâsıyla da bir deha olan Mimar Sinan’ı, mesleğine ve eserlerine ilişkin kimi detayları hatırlayarak analım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Katıldığı Boğdan Seferi sırasında, ordunun karşı kıyıya geçmesi için Prut Nehri üstüne köprü yapılması gerekmiş, birkaç deneme başarısız olunca Sultan Süleyman’dan gelen emir üzerine o dönem yeniçeri olan Sinan devreye girmişti. İleriki zamanlarda Kanuni’nin başmimarı olacak Sinan, Prut Nehri üstüne sadece 10 günde bir köprü inşa etti. Tabii geçici bir köprü olduğu için günümüze kadar ulaşamadı. Fotoğraftaki yapı ise yine usta mimarın imza attığı Bosna-Hersek’teki Drina Köprüsü’dür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin asırlara meydan okumasının sırlarından biri, yapının temeli kazıldığında Mimar Sinan’ın inşayı hemen başlatmaması, birkaç sene kazık çakarak zeminin iyice sıkılaşmasını beklemesiydi. Hatta bu inceliğin farkında olmayanlar, usta mimarın işi ağırdan aldığı söylentilerini bile yaymıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Alibey Deresi üzerine Mağlova Su Kemeri’ni inşa ederken sel baskını ve şiddetli hava akımına karşı yaptığı küçük hafifletme kemerleri, ayrıca ağırlığı taşıması için yaptığı piramit şeklindeki ayaklar, Mimar Sinan’ın geliştirdiği ve dünyada örneği bulunmayan sigorta sistemleriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçbükey olduğu için sesi odaklayan cami kubbelerinin akustik sorununu, bazen kubbeden yansıyan sesin duvarlarda yutulmasını, bazen de sesi direkt kubbenin yutmasını sağlayarak giderdi. Bunu farklı malzemelerden oluşan özel sıvalar kullanarak yapmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, eserlerinde ana kubbe, yarım kubbeler, kemerler ve pandantiflerden oluşan taşıyıcı bir sistem geliştirmiş, bunun kare, altıgen ya da sekizgen olmak üzere üç çeşidini kullanmıştı. Ana kubbe ve onu çevreleyen dört yarım kubbesiyle Şehzade Camii, sonradan gelenekselleşecek bu tarzın ilk örneğiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan’ın, Selimiye Camii’ni inşa etmekteyken üstünde çalıştığı diğer bir yapı Kasımpaşa’daki Piyale Paşa Camii’ydi. 1573 yılında ve 83 yaşında yaptığı bu eser hem daha önceki deneyimlerini kullandığı hem de öncekilerden daha farklı bir tarza büründürdüğü ayrıcalıklı bir Osmanlı yapısı olacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, çıraklık eserini 50’li yaşlarında, kalfalık eserini 60’lı yaşlarında, ustalık eserini 80’li yaşlarında ortaya koydu. Bilindiği gibi çıraklık eseri olarak Şehzade Camii’ni, kalfalık eseri olarak Süleymaniye Camii’ni, ustalık eseri olarak Selimiye Camii’ni göstermişti.

  • 9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    Ülkemizde tüm dünyanın hayranlığını kazanan birçok kültürel değerimiz bulunur, kuşkusuz ki bunların bir kısmı da büyük medeniyetlerin kültürel mirasları, değerli mimarlarımızın yetenekleri sayesinde ortaya çıkan mimari yapılardır. Bu toprakların gördüğü en büyük mimar, Mimar Sinan’ın eserleri bu kültürel mirasa eşsiz örnekler oluşturur. Büyük ustanın elinden çıkan, tekniğiyle, güzelliğiyle her göreni derinden etkileyen Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 9 madde ile karşınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii, Sultan II. Selim’in emriyle 1569-1575 yılları arasında Edirne’de yapılmıştır. Ülkenin en heybetli camisi için Edirne’nin seçilme sebebi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunur ama bunlar arasında en çok rağbet gören, II. Selim’in Edirne’yi hayatı boyunca çok sevmiş olmasıdır. Ne yazık ki II. Selim’in Mimar Sinan’ın başyapıtının tamamlanmış halini görecek kadar yaşayamamış, 1574’te vefat etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii’nin konumu da ustalıkla seçilmiştir. Cami kentin merkezinde eskiden Sarıbayır ve Kavak Meydanları’nın bulunduğu Yeni Mahalle semtindedir. Büyük ustanın cami için seçtiği konumun özelliği Edirne’nin her yerinden görülebiliyor olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu camiyi tamamladığında 80 yaşına gelmiştir ve büyük usta Selimiye için “ustalık dönemi eserim” demiştir. Mimar Sinan kadar önemli bir şahsiyetin Selimiye’yi ustalık dönemi eseri olarak betimlemesi dahi bu mimari harikaya ne kadar önem atfedilmesi gerektiğini ortaya koyar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye’nin en ilgi çekici yanlarından biri heybetli olmasıdır zira Selimiye’nin kubbesi yaklaşık 49 metrelik yüksekliği ve 32 metrelik çapıyla Ayasofya’nın kubbesinden bile büyüktür. Bu kubbeyi, her biri 6 metre genişliğinde kemerlerle desteklenen 8 paye taşır. Caminin iç yüzölçümü 1620 metrekaredir ve en büyük camimizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu dev yapıyı aydınlatmak için kubbe kasnağına 32 adet büyük pencere ve duvarlara yüzlerce küçük pencere yerleştirmiştir. Pencerelerin ustalıkla planlanmış konumları sayesinde cami mükemmel şekilde aydınlatılır ve caminin en az mimari teknikleri kadar büyüleyici olan ahşap, sedef, mermer ve çini iç süslemeleri de keyifle seyredilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye camiinin minareleri de eşsiz yapılarıyla dikkat çeker. 4 zarif minarenin her birinin üç adet şerefesi bulunur. Bu şerefelere çıkan merdivenlerin de yapısı oldukça ilgi çekicidir. Her minarede şerefelere çıkmak için üçer merdiven bulunur. Bu merdivenleri kullanarak aynı anda yukarıya çıkan üç kişinin şerefeye varana kadar birbirlerini görmeyeceği söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan’ın elinden çıkan tüm yapılarda görülen teknik mükemmellik, mimari dâhinin ustalık eserinde en üst noktasına ulaşmıştır. 1500’lü yıllarda yapılan caminin üzerinde bir çatlak bile bulunmamaktadır. Üstelik dev kubbe de yıllara meydan okumayı başarmıştır. Yerli ve yabancı birçok bilim insanı ve mimar, Mimar Sinan’ın o tarihlerde nasıl olup da depremlere ve doğa koşullarına yüzlerce yıl dayanabilen bir bina inşa edebildiğini hala araştırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii ile ilgili dikkat çeken rivayetlerden biri de Müezzinler Mahfeli’ndeki bir mermer ayağın üzerine yerleştirilmiş olan küçük bir ters lale motifidir. Bu ters lale motifinin anlamıyla ilgili birçok farklı söylenti bulunur. Bunların biri ters lalenin her sene biraz daha toprağa yaklaştığı ve toprağa değdiği gün dünyanın sonunun geleceğidir. Daha çok bilinen bir söylenti ise, eskiden caminin bulunduğu yerde bir lale bahçesi olduğu ve bu lale motifinin eski lale bahçesini sembolize ettiğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Edirne Selimiye Külliyesi’nin ortasında tüm ihtişamıyla Selimiye Camii’nin, güney köşelerinde eğitim amacıyla kullanılan binalar bulunur. Avlunun Batı cephesini ise arasta kaplamaktadır. Külliyede yer alan medrese ve Darülhadis 1572 yılında, camiden önce tamamlanmıştır. Ayrıca tek kubbeli bir Darülkurra da arastanın hemen arkasında konumlanmıştır.