Etiket: safranbolu

  • KARABÜK: TARİHİ EVLERİN ZENGİN ORMANLARIN ŞEHRİ

    KARABÜK: TARİHİ EVLERİN ZENGİN ORMANLARIN ŞEHRİ

    Karadeniz Bölgesi’nde bulunup Karadeniz’e sınırı olmayan şehirlerimizden biri Karabük. Tipik bir Karadeniz iklimine değil, karasal iklimin de kendini gösterdiği geçişli bir havası var. Yüksek dağların, geniş ormanların gölgesinde yetişip büyüyen güzel mi güzel bir coğrafyaya sahip. Aşağıda görecekleriniz ise şehirde öne çıkanlardan sadece birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Merkez, Ovacık, Eflani, Eskipazar, Yenice ilçelerine sahip olan şehrin en turistik ilçesi şüphesiz ki Safranbolu’dur. Safranbolu deyince de akla hemen Osmanlı kent mimarisini yansıtan özgün, tarihî evler gelir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yerini alan yarı ahşap evlerin çok farklı versiyonlarını görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karabük’ün en çok turist çeken yerlerinden biri de Safranbolu sınırları içinde kalan Yörük Köyü’dür. Burası âdeta bir açık hava müzesi konumundadır. Evleri ve konakları, bahçeleri ve sokakları, ortak kullanım alanı olan çamaşırhanesi ile sizi alır yüzlerce yıl öncesine götürür. Türkmenlerin inşa ettiği bu yapılarda dönemine ait sosyal ve kültürel yaşamın izleri detaylarıyla görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karabük’te fotoğraf karelerine en çok giren doğal alan Tokatlı Kanyonu ve bu kanyonun üzerine inşa edilmiş tarihî İncekaya Su Kemeri’dir. 1700’lü yıllarda yapıldığı düşünülen kemerin denizden yüksekliği 600 metre iken kanyona olan yüksekliği 60 metre civarındadır. Kemerin uzunluğu ise 116 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem bitki örtüsüyle 6,5 kilometre boyunca uzanan Şeker Kanyonu’nun yüksekliği 100 ile 250 metre arasında değişmektedir. Yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği doğa ortamında kamp kurabilir, karavanınızda kalabilir veya civardaki tesislerde konaklayabilirsiniz. Şeker Kanyonu Yenice ilçesindeki Yenice Ormanları içinde yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yenice Ormanları, başlı başına Karabük’ün en önemli değerleri arasındadır. Sahip olduğu fauna ve flora Yenice Ormanları’nın 1999 yılında Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından “Acil Olarak Korunması Gereken 100 Sıcak Nokta” dan birisi olarak seçilmesini sağlamıştır. Burası barındırdığı yaban hayatı ve anıt ağaçları ile ülkemizin en güzel ormanlarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Safranbolu’ya adını veren değerli mi değerli safran bitkisi Karabük’ün medarıiftiharıdır. Eskisi kadar yetiştirilmiyor olsa da şehre, özellikle de Safranbolu’ya gidildiğinde birkaç gram alınmadan dönülmemeli. Aldığınız safran ile pilavınızı lezzetlendirebilir, hamur işi tariflerinizi renklendirebilir ya da çayını yaparak tüketebilirsiniz.

  • ANADOLU ŞEHİRLERİ VE ALAMETİFARİKALARI

    ANADOLU ŞEHİRLERİ VE ALAMETİFARİKALARI

    Bazen tek bir doğa harikası ya da tek bir tarihî eserin ünü, içinde bulunduğu şehrin ününü bile aşıp gidebiliyor. Bunun dünyada da birçok örneği var, mesela Paris ünlü bir şehirdir ama Eyfel Kulesi’nin ünü Paris’le yarışacak boyutlardadır. Bakalım ülkemizdeki hangi doğal ya da insan ürünü yapılar, içinde yer aldığı şehrin adı kadar öne çıkabiliyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karadeniz’in asırlık evleriyle ünlü şehri Karabük” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde ilk demir-çelik fabrikasının kurulduğu şehir Karabük’tür ama adı geçer geçmez akla önce Safranbolu ilçesi gelir. Safranbolu’yu böylesine ünlü yapansa özgün mimarisiyle dikkat çeken, 18,19 ve 20. yüzyılların başlarında yapılmış geleneksel Türk evleridir. Sayısı 2000’i bulan evlerden 800 tanesi günümüzde yasal koruma altındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İç Anadolu’nun göbeğindeki cevher Aksaray” title_font_size=”13″]

    Konya, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Ankara ve Tuz Gölü ile çevrelenmiş Aksaray’ın en ünlü alametifarikası Ihlara Vadisi’dir. Yüksekliği 100 metreyi aşan kanyon benzeri bu vadinin içine girdiğinizde, tarihî ve doğal güzelliklerle dolu 14 kilometrelik bir yolculuğa çıktığınızı da aklınızda bulundurmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saklı kalmış güzellik Bartın” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in kıyısındaki Bartın’a gezi için gidenler soluğu ilk önce Amasra ilçesinde alır. Amasra şahsına münhasır, turistik ve aynı zamanda 3000 yıllık geçmişi olan tarihî bir yerleşimdir. Kalesi, evleri, anakaraya bağlı adaları ile eşsizdir. İki mahalleyi deniz üstünde birbirine bağlayan Kemere Köprüsü ise Bartın’ın da Amasra’nın da simgesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğu Anadolu’nun tarih yüklü şehri Erzurum” title_font_size=”13″]

    Sarıkamış’tan Palandöken’e ya da Üç Kümbetler’den Çift Minareli Medrese’ye Erzurum’un akla getirdiği yerler şüphesiz ki oldukça fazla. Yine de 48 metre yükseklikten dökülen 21 metre genişliğindeki Tortum Şelalesi, dünyanın en büyük şelalelerinden biri olarak Erzurum’un alametifarikası diyebileceğimiz bir doğal güzelliktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski medeniyetlerin büyük mirasçısı Adıyaman” title_font_size=”13″]

    Hititlerden tutun da Asur, Pers, Roma, Bizans gibi medeniyetlerin yaşam alanlarından olmuş Adıyaman, topraklarında barındırdığı tarihle geçmişin bilgisini geleceğe taşıyan bir köprü gibidir. Şehri uluslararası üne kavuşturan değeri de Nemrut Dağı’dır. Görkemli Nemrut’u özelleştiren ise Kommagene Kralı tarafından yaptırılmış devasa büyüklükteki anıtsal heykellerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Masmavi sularla şenlenen şehir Sakarya ” title_font_size=”13″]

    Marmara Bölgesi’nde yer alan ama Karadeniz ile kıyısı da bulanan Sakarya ülkemizin kalabalık şehirlerinden biridir. Diğer illerimiz gibi onun da birden çok alametifarikası var elbette, örneğin adını aldığı Sakarya Nehri. Fakat insanlara kıyılarında sunduğu aktivite olanakları, uçsuz bucaksız gibi görünen manzarasıyla Sapanca Gölü bir adım daha öne çıkmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğa, tarih, kültür şehri Akdenizli Burdur” title_font_size=”13″]

    Kendi adıyla anılan Burdur Gölü, en berrak göllerimizden Salda, ülkemizin turizme açılan ilk mağarası İnsuyu hepsi Burdur’da yer alır… Şehir dünyanın ilgisini ise içinde Roma Dönemi’ne ait muhteşem yapılar barındıran Sagalassos Antik Kenti ile üstünde tutar. Bu tarihî bölge 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şiirler yazdıran şehir Kastamonu” title_font_size=”13″]

    Cideli Rıfat Ilgaz mı diyelim İnebolulu Oğuz Atay mı, Horna Kanyonu mu diyelim Gideros Koyu mu? Karadeniz’in büyük mü büyük şehri Kastamonu’da sayacak öyle çok özellik var ki, seçmesi zor. Fakat “Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın / Baharda yeryüzünde o cennetin bağısın…” dizeleriyle zihnimize yerleşen şarkısıyla da Ilgaz Dağları sadece bu şehrin değil Anadolu’nun alametifarikalarından biridir.

  • 8 Maddede Safranbolu ve Ünlü Safranbolu Evlerinin Mimari Özellikleri

    8 Maddede Safranbolu ve Ünlü Safranbolu Evlerinin Mimari Özellikleri

    Tarihimizin ve geleneksel kültürümüzün önemli kentleri arasında yer alan Safranbolu, Karabük şehrimizin gezilip görülmesi gereken turistik bölgelerinden biridir. Karadeniz’in 90 km güneyinde yer alan şehir, 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı kent mimarinin günümüze kadar korunmuş en doğru örneklerinden… Bizler de tarihiyle Safranbolu’yu ve bünyesinde barındırdığı değerleri sizler için 8 maddelik listede bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun kuzeybatı yönünde bulunan kent, geçmiş tarihlerde ‘‘Paphlogonia’’ olarak isimlendirilmiş bölgededir. 1200’ü aşkın tarihi eseri yapısında bulunduran Safranbolu, ismini, o bölgede yetişen ve nadir bulunan safran bitkisinden almıştır. Şehrin tarihine baktığımızda ise Osmanlı’nın da içinde bulunduğu birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığını görürüz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Görkemli evleriyle bilinen Safranbolu’da kentsel yerleşimin başlangıcı kesin olarak bilinmez ancak şehrin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. Çeşitli uygarlıklar arasında el değiştiren bu tarihi yer, 1196’da Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın oğlu Muhittin Mesut Şah tarafından alınmış ve Türklerin egemenliği altına geçmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tarihi kadar zengin bir mutfağa da sahip olan Safranbolu’nun, yerli ve yabancı çoğu kimsenin aklında tatlılarıyla da yer ettiğini söyleyebiliriz. Glikoz oranının az olması ve genzi yakmamasıyla bilinen lokumları arasında adını ‘‘safran’’dan alan Safranbolu lokumu ve özenle yapılan çifte kavrulmuş, özellikle Japon ziyaretçiler tarafından oldukça sevilen türlerden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mimarisini yansıtan ‘‘Safranbolu evleri’’, Türk kent kültürünü günümüzde de yaşatmaya devam eden başlıca yapılardan. Bu sayede, ‘‘Korumanın Başkenti’’ unvanına sahip olan kentte 2000’i aşkın Türk evi bulunur ve bu evlerin özellikleri oldukça ilgi çekicidir. Sokakları Arnavut kaldırımıyla kaplı evler çoğunlukla dini yapılara, kamu binalarına veya tarihi eserlere dönük vaziyette bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kendine has mimarisiyle dikkat çeken evler 2 veya 3 kattan oluşmuş, yapımında da ahşap, taş, kerpiç ve alaturka kiremitler kullanılmıştır. Birbirlerinin güneşini engellemeyecek şekilde tasarlanan evlerin camları komşu evin camına bakmaz. Zemin katı ise erzaklar ve ev halkının beslediği hayvanlar için kullanılır, aynı zamanda toplanan odunların daha sonra yakılabilmesi için depolandıkları alanlar da vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İslam kültürüne uygun ev yaşantısı sonucunda evlerde haremlik-selamlık bölümleri de bulunur. Dar ama sayıca fazla olan pencerelerde bulunan ahşap korkuluklar evin içinin dışarıdan görünmemesini fakat içeriden dışarının görünebilmesini sağlar. Kalabalık aile yapısından dolayı evlerin tümü oldukça büyüktür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Safranbolu evlerinde ortak kullanım alanı olarak bilinen sofanın merkezinde büyükçe bir havuz da vardır. Bu havuzun bulunduğu odada edilen uzunca sohbetler su sesi sayesinde diğer odadakiler tarafından duyulmazmış. Ayrıca bu evlerde mutfak ile genelde erkeklerin buluştuğu oda yan yana olup mutfaktan salon tarafına doğru da dönen bir dolap mevcutmuş ve burada pişirilen yemekler bu dolap vasıtasıyla diğer bölüme ulaştırılırmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bugün, ülkemizde korunması esas kılınan neredeyse 50 bine yakın kültürel ve doğal güzellik mevcut. Bunlardan yaklaşık 1500 tanesi Safranbolu’dadır ve kent tarihinden bu yana toplumumuzun sosyal değerlerini en iyi taşıyan yörelerimizden biri olmuştur. 17 Aralık 1994 senesinde de ‘‘Dünya Miras Listesi’’ne alınarak bizi gururlandırmıştır.

  • 9 Madde ile Ülkemizin Saat Kuleleri ve Hikâyeleri

    9 Madde ile Ülkemizin Saat Kuleleri ve Hikâyeleri

    İcadı devrim olarak nitelenen mekanik saat, elektroniğe dönüşmeden, insanların evlerinde, ceplerinde, kollarında görünmeden ve bu kadar küçülmeden çok daha önce, kent meydanlarında, civardaki herkesin rahatlıkla görebileceği büyüklükte ve yükseklikteydi. Saat kulelerinin Avrupa’daki yapımına 13. yüzyılda başlanmış, kuleler 14. yüzyılda iyice yaygınlaşmıştı. Batı’da çoğunlukla kilise ve saray binalarına dikilirken Osmanlı’da meydanlara ve özellikle tarihi yapıların yakınına inşa edildi. İlk örneği 16. yüzyılda Üsküp’te yapılan saat kulesi oldu, zamanla Anadolu’nun içlerine kadar girdi. Bu listemizde sizi birbirinden farklı mimarileri ile ülkemizdeki 9 saat kulesi ile buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Anadolu’da bulunan saat kulelerinin bir kısmı II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıl dönümü anısına yaptırılmıştır. Konak Meydanı’ndaki saat kulesi de 1901 yılında bu vesile ile inşa edilenler arasında… İzmir’de yaşamış Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan, ince, zarif mimarisi ile zamanla İzmir’in simgesi haline gelen kule pek çok badire atlatmış ama günümüze kadar dimdik ayakta kalmayı başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dolmabahçe Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Dolmabahçe Sarayı’nın Saltanat Kapısı tarafındaki ihtişamlı kule ünlü saray mimarlarından Sarkis Balyan’a, II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. 27 metre yüksekliğindeki dört katlı kulenin dört tarafında tarihe tanıklık eden ve tıkır tıkır işleyen saatler bulunur. Yansıttığı neobarok, ampir ve rokoko tarzı ile Dolmabahçe Sarayı’nın doğal bir uzantısı gibidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ankara Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Ankara’da farklı tarihlere tanıklık eden saat kuleleri vardır. Bunlardan bir tanesi Ankara Kalesi’nin Hisar Kapısı tarafına yaptırılmıştır ve üstüne kurulduğu kalıntıların hikâyesi milattan önce 200’lü yıllara kadar uzanır. Hamamönü Meydanı’ndaki saat kulesi ise mimarisinde Osmanlı esintileri taşıyan tarihi mahallede bulunur ve mahalle sakinleri için zamanın kıymetini anlatan kadim bir dost gibidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antalya Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    2. Abdülhamit’in gümüş yılı şerefine yapılan saat kulelerinden biri de Kale Kapısı mevkiinde yer alır. 1942 yılında fırtınada yıkılmadan önce bir kubbe şeklinde olan kulenin tepe kısmı daha sonra kare yapıda onarılmıştır. Dört tarafında dört saat ve üst tarafında bir çan bulunur. Öncesinde haftada bir kurulan saatler 1974 yılında elektronik olanlarla değiştirilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bursa Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Bursa’da Tophane Parkı içinde yer alan saat kulesinin temeli Sultan Abdülaziz dönemine uzanıyor. İlerleyen dönemlere taşınamayan yapının yerine, 1904 yılında II. Abdülhamit şerefine Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından tekrar bir saat kulesi yaptırılmış. Dört elektronik saate sahip 65 metre yüksekliğindeki altı katlı kulede Bursa manzarasını izlemek de mümkün. Turistik bölgede bulunan saat kulesi belediye tarafından yangın gözetleme için de kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kütahya Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Bir kilisenin çan kulesi iken saat kulesine dönüştürülen, 1970’li yıllarda belediye tarafından yıkılarak yerine iş hanı yaptırılan yapı 2005-2006 yıllarında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş, nihayet Kütahya saat kulesine kavuşabilmiştir. Kesme taştan kare formda yapılan yapı, sade ve zarif mimarisi ile Zafer Meydanı’nda bütün ilgiyi üzerine toplamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Amasya Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    Silindir gövdenin üzerinde kare planda yükselen saat kulesi Amasya’nın merkez ilçesinde yer alır. 1865’te Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından yaptırılmış, deprem, yıkım geçirip görmüş, 2002 yılında başlanan inşa çalışmaları ile yeniden aslına döndürülmüştür. Helkıs Köprüsü’nün kuzey ucunda bulunan saat kulesi konumu ve manzarası ile görenlerde hayranlık uyandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Safranbolu Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’daki saat kulesi, “Herkesin evine ve cebine saat hediye edeceğim” diyen İzzet Mehmet Paşa tarafından 220 yıl önce yaptırılır. Bugün ülkenin kulesine kadar çıkılabilen en eski saat kulesi burasıdır. Paşa’nın sözü ise bugün bile geçerliliğini korur, çünkü haftada bir kurulan saatin her saat başı çalan çan sesi o kadar güçlüdür ki insanların evine, bağda bahçedeyken de cebine kadar ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmit Saat Kulesi” title_font_size=”13″]

    2. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıl dönümü için İzmit’te temeli atılan saat kulesi, 1901 yılında padişahın 26. yıl dönümünde tamamlanmıştır. Neoklasik üslupta yapılan kulenin orta katında Abdülhamit Han’ın tuğrası ve dört tarafında kitabeler bulunmaktadır. 2008 yılında ışıklandırılan yapı özellikle fotoğraf severlerin ilgisini çekmektedir.

  • Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Şu önemli bir detay: Motor kullananlar için esas olan yolculuk halidir. Başka bir deyişle, varılacak yerden önce o yere giderken yolda geçirdikleri zaman önem taşır. Hatta kimileri de sırf motor sürmek için bir yere gider. Motor tutkunları için şehir trafiğine takılmadan, duraksamadan, uzayıp giden bir  yolculuk yapmak bir meditasyon şeklidir. Biz de doğanın ve tarihin içinde özgürce yol alabilecekleri 7 motor rotasını onlar için seçtik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Aralarındaki 97 km. mesafe ile İstanbullular için günübirlik bir kaçış rotası aynı zamanda Riva… Bahar aylarında doğanın, yaz aylarında denizin tadını doyasıya çıkarıp geceyi evinizde uyuyarak geçirmenize izin verecek küçük bir sahil köyü… Ama oraya kadar gitmişken Karadeniz’e dökülen Riva deresi yakınlarında deniz ürünleri yemeden ve Riva Kalesi’ne çıkmadan dönmemenizi tavsiye ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük sahil kenti Amasra’yı kuşbakışı gören Bakacak Tepesi’nden yola çıkarak 92 km. sonra Safranbolu’da tamamlayabileceğiniz bir rota… Bu rota ile yolculuğunuzu doğanın içinden çıkıp tarihin içinde tamamladığınızı göreceksiniz. Safranbolu’ya gittiğinizde taş sokaklarında dolaşıp çarşısını gezmeli ve tarihi yapıların birinde mutlaka bir Türk kahvesi içmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bartın’da gaz verdiğiniz motorunuzu kıyı şeridinden sürerek Kastamonu-Cide üzerinden Sinop’a ulaşmaya çalışırken yolda defalarca durup fotoğraf çekmek isteyeceksiniz. Gerze’de tamamlayabileceğiniz yolculuğunuzda Sinop Kalesi’ne çıkarak Sabahattin Âli’ye uzanan hüzünlü hikâyesini dinleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Antalya Kemer’den başlayıp Bodrum’da son bulacak motor rotası 560 km’lik bir yola karşılık geliyor. Bu iki nokta arasında Kaş, Kalkan, Demre, Fethiye, Gökova’dan geçerken duraksayacağınız hemen her noktada uzun süreli konaklamalar yapabilir Türkiye’nin güneyindeki eşsiz manzaraları zihninize depolayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Motor üstünde yapılan yolculuklarınız içinde tarihi soluyacağınız en güzel rotalardan biri olacak Midyat-Ahlat güzergâhı… Yaklaşık 300 km. sürecek yolculuğunuzda olağanüstü bir serüven yaşayacaksınız. Kâh milattan önceye dayanan tarihsel bölgelerden geçecek kâh Hasankeyf’te iç içe geçmiş doğa ve tarihi izleyecek kâh Van Gölü’nün sularında seyre dalacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Off-road sürüşü sevenler için Karadeniz yaylalarından daha iyi bir seçenek düşünemiyoruz, tabii Karadeniz’in engebeli arazilerine uygun bir motosikletiniz varsa ve siz de profesyonel bir motorcu iseniz… Bu şekilde Rize’den çıktığınız yolu yeşilin en taze halini içinize çeke çeke Çamlıhemşin üzerinden devam ettirebilir Pokut Yaylası’nda sonlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da yaşayanlar için günübirlik yapılabilecek bir motor rotası da Şile yolu üzerinden gidilebilecek Kefken ve Kerpe kasabalarıdır. Karadeniz’in dalgaları kışları doğası gereği hırçınlaşırken yazları size kendinizi Ege kıyılarında hissettirir. Kerpe ve Kefken’deki doğal güzellikleri motorunuzla rahatlıkla keşfedebilir dilerseniz İzmit-İstanbul otoyolu üzerinden geri dönebilirsiniz.