Etiket: romantizm

  • KARAMSAR TABLOLARIN RESSAMI GOYA

    Romantizm akımının önde gelen isimlerinden olan Francisco Goya, resim ve gravür sanatında önemli eserleri insanlık tarihine kazandırmış bir sanatçı. Saray ressamı olarak soylu isimlerin portrelerini çizen ancak bu ünvana rağmen yaptığı bazı resimler sebebiyle engizisyon mahkemesine çıkarılan, döneminin ilk modern ve aynı zamanda sıra dışı ressamı Goya’nın hayatını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tam adı Francisco José de Goya y Lucientes olan ressam, 30 Mart 1746’da İspanya’daki özerk bir bölge olan Aragon’da dünyaya gelir. Çocukluğunu Zaragoza kentinde geçiren sanatçı, 10’lu yaşlarda tezhip ustası olan babasının yanında yaldızcı olarak çalışmaya başlar. Genç yaşından beri sanata ilgi duyan Goya, 14 yaşında Zaragoza Çizim Akademisinde resim eğitimi alır. 17 yaşında yaptığı Madrid seyahatinin ardından resimdeki çizgisi belirginleşmeye başlar, portre eserleri ile dikkatleri üzerine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tarz olarak neoklasik resmin öncülerinden Alman ressam Mengs’ten oldukça etkilenen Goya’nın feyz aldığı bir diğer isim ise Venedikli ressam ve gravür sanatçısı Tiepolo olur. Madrid’de bulunduğu dönemde San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi sınavlarına giren sanatçı, sınavlarda başarılı olamaz ancak sanatındaki tekniği geliştirmek ve diğer ressamların çalışmalarını incelemek için beş sene Napoli, Roma ve Parma’da gezinir, İtalya’nın şatafatlı sanat hayatının bir parçası olur. Parma’da gerçekleşen bir resim yarışmasında da birincilik kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İtalya gezisinden sonra önce doğduğu Zaragoza ardından da Madrid’e giden sanatçı, ressam arkadaşı Francisco Bayeu’nun kız kardeşi Josefa Bayeu ile evlenir. Bu dönemde eserlerinde ünlü İspanyol ressam Velázquez’in etkisi açıkça görülür hâle gelirken, Mengs’in tarzından giderek uzaklaşır. 1775’te Mengs’in yöneticiliğini yaptığı kraliyete ait dokuma fabrikasında tasarımlar ve resim taslakları hazırlar. 1780’de kayınbiraderleri Bayeu kardeşler ile katedralleri süslemeye başlayan Goya, sanatında daha da ilerleyebilmek adına daha önce başarısız olduğu San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi sınavlarına tekrar başvurur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1783’te İspanya Kralı III. Carlos’un başvekili Kont José de Monino’nun portresini çizen Goya, 1786’da henüz 40 yaşındayken kraliyet ressamlığına atanır. Goya, mevkisine rağmen sıkça disiplin sorunları yaşar. Aklına estiği gibi hareket etmekle ünlenen yetenekli ressam, saraydaki soylu isimlerin portresini çizerken hiçbir zaman dalkavukluk yapmaz, bu soylu isimleri tuvalinde güzelleştirmek için ekstra çaba harcamaz, gerçekçilikten uzaklaşmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1798’de başlayan Fransız Devrimi sonrası İspanyol Engizisyon Mahkemeleri daha sıkı önlemler alır ve bu durum saray ressamı olan Goya’yı endişelendirmeye başlar. Saraydan habersiz Endülüs’e gitmek için yola çıkan ressam, 1792’de talihsiz bir hastalık geçirir ve duyma yetisini tamamen kaybeder. Yaşadığı bu olayın ardından içe dönük ve karamsar bir ruh haline bürünen sanatçı, eserlerinde insan kusurlarını eleştiren acımasız bir üslup ortaya koyar. Yaşadığı karamsarlık eserlerinde net bir şekilde hissedilir, siyah rengi ön plana çıkar, kasvetli eserler üretmeye başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1814’te tekrar Madrid’e dönen Goya, geçmişte yaptığı resimlerden dolayı engizisyon mahkemesinde yargılanır. Engizisyondan kurtulur ve 1819’da Madrid’in dışında sakin bir kasabaya yerleşir. “Sağır Adamın Evi” olarak adlandırılan kır evinde yaşamaya başlayan sanatçının bu dönem olgunluk yılları olur. İlgisini portre ve manzara resimlerinden ziyade kişilerin iç dünyası çekmeye başlamıştır artık. Modelin rengi, duruşu değil de ona hayat veren duyguları da görmeye, anlamaya ve resme dökmeye başlar. Döneminin en güçlü ve özgün sanatçılarından biri olan Goya, ardından gelecek olan Picasso, Bacon ve Manet gibi ressamları da derinden etkilemeyi başarır. İyi bir gözlem yeteneğine sahip olan ressam, insan duygularını çok iyi analiz edip bu duyguları ön plana çıkaran portreleriyle tüm dünyada ünlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın içinde bulunduğu kaos ortamında can güvenliğinden endişe eden sanatçı, kaplıcalara gideceğini bahane ederek Fransa’ya yerleşir. 16 Nisan 1828 tarihinde Fransa’daki Bordeaux şehrinde hayata veda eder. Geride beş yüze yakın yağlı boya tablo ve fresko, üç yüz kadar litograf ve yüzlerce çizim bırakmıştır. Modern sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen Francisco Goya’nın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid’deki Museo del Prado’da sergilenmektedir.

  • ÖRNEKLERİYLE ROMANTİZM AKIMI

    Belirli bir çağ ya da döneme özgü ve genellikle kendinden önceki akıma tepki olarak ortaya çıkan akımlardan tarihte on yıl kadar hüküm süreni de olmuştur, onlarca yıl etki edeni de… Kiminin etkileri sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmıştır, kimi kendinden sonraki tüm akımlar için bir başlangıç noktası olmuştur. Bu akımlar arasında yer alan romantizmin önemli detaylarını aşağıda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımının Diğer Adı “Coşumculuk”” title_font_size=”13″]

    Aydınlanma Çağı ve Klasisizm’e tepki olarak doğan, 1790-1850 yılları arasında edebiyat ve sanatı etkileyen bir akımdır. Akımın doğuşunda 1789 Fransız İhtilali sırasında ve sonrasında yaşananların payı büyüktür. İlk ayak izleri Almanya’da görülen, hemen ardından İngiltere’de ilgi gören akımın genel çerçevesi yazar ve şair Victor Hugo gibi Fransız entelektüeller tarafından belirlenmiştir. En belirgin kuralı kuralsızlık olan romantizmde aklın yerini duygular, coşkular, hayaller, heyecanlar alır. Romantikler, dehanın akılda değil yürekte olduğunu savunurlar. Bununla birlikte Klasisizm’de soyut bir varlık olarak ele alınan insan, bu akımda somut varlığı ve sosyal çevresiyle birlikte değerlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantik Edebiyatta Sanat Toplum İçindir” title_font_size=”13″]

    Evrenselliğin değil ulusallık ve yerelliğin önemsendiği romantizm de sanat toplum içindir anlayışını benimser. Akımın en önemli ürünlerinden olan Victor Hugo’ya ait Sefiller romanı, aynı zamanda toplumcu gerçekçi izler de taşıyan edebiyat eserlerinden biridir. Lamartine’nin Bir Meleğin Düşüşü isimli eseri, Voltaire’in Henriade isimli destansı şiiri Fransa’da romantizmin örnekleri olarak okunabilir. Almanya’da ise akımın öncülerinden olan Goethe’nin Prometheus isimli şiiri, Schiller’in Wilhelm Tell isimli eseri akımdan etkilenmiştir. İngiliz Edebiyatı’nda akımın temsilcisi olarak şair Lord Byron ve eserleri öne çıkar. Türk Edebiyatı’nda romantizmden etkilenen ve bu doğrultuda eserler veren edebiyatçılar arasında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem,  Abdülhak Hamit Tarhan gibi isimler yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımından Etkilenmiş Resim Örnekleri” title_font_size=”13″]

    Romantizm, edebiyatta olduğu gibi resim, heykel gibi görsel sanatlarda da sanatçının duygularını, hayal dünyasını kurallara takılıp kalmadan, özgürce ortaya koymasını salık vermiştir. Bu dönemin temaları arasında doğanın yüceliği, insanın doğa karşısındaki çaresizliği de yer alır, ulus bilincini yükselten toplumsal olayların veya anların canlandırması da, aşk, ölüm, sevgi, nefret gibi duygular da. Manzara resimleri daha fazla değer verilen bir hale gelir. Yukarıda gördüğünüz resim, İngiliz manzara ressamı John Constable’ın romantizm anlayışını benimseyerek ürettiği Saman Arabası isimli eseridir. Akımın en ünlü resimleri arasında Francisco Goya’nın The Third of May, Eugéne Delacroix’nın Liberty Leading the People isimli eserleri gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımı Müziği, Mimariyi, Felsefeyi de Etkilemiştir” title_font_size=”13″]

    Romantizm 19. yüzyıl ortalarına kadar edebiyatı ve sanatı olduğu kadar felsefeyi, hatta bilimi de etkilemiş bir akımdır. Romantizm anlayışı müzik alanında orkestraları yönlendirmiştir ve katı armonilerin terk edildiği bu yönleniş en çok Beethoven’ın büyük partisyonlarında kendini göstermiştir. İnsan sesinin eşlik ettiği opera eserleri de akımdan etkilenmiş, opera bu dönemde dinleyiciden büyük ilgi görmüştür. Akımın mimarideki etkisi ise yapılarda büyük oranlar ve geometrik biçimler olarak görülmektedir. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz İngiltere’deki Culzean Kalesi, romantizmin temsilcilerinden olan İngiliz mimar ve tasarımcı Robert Adam’ın imzasını taşımaktadır.