Etiket: rıfat ılgaz

  • 6 Madde İle Romandan Beyaz Perdeye Hababam Sınıfı’nın Yolculuğu

    6 Madde İle Romandan Beyaz Perdeye Hababam Sınıfı’nın Yolculuğu

    Rıfat Ilgaz, Dolmuş dergisi için yazdığı öyküleri derleyerek oluşturduğu Hababam Sınıfı romanını 1957 yılında yayımladı. Böylece hem Hababam Sınıfı’nın haşarı öğrencileri, hem de başta Kel Mahmut olmak üzere birbirinden renkli karakterlere sahip öğretmenleri ve tabii ki Hafize Ana -bir daha çıkmamak üzere- hayatımıza girdi. Hababam Sınıfı, beş roman, altı klasik dönem filmi, üç modern uyarlama ve dört tiyatro oyunuyla Türkiye’yi yıllarca kahkahaya boğdu. Hababam Sınıfı’nın efsane filmlerini listemize konuk ediyor, sizleri bu eğlenceli kadro ile ufak bir zaman yolculuğuna davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    inek şaban, güdük necmi

    6 Edebiyat A sınıfının beyaz perdeyle ilk buluşması olan bu film, 1975 yılında gösterime girdiğinde beklenenin üzerinde bir ilgi gördü. Yönetmeni Ertem Eğilmez olan filmin başrol oyuncuları arasında Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Tarık Akan gibi çok sevilen isimler bulunuyordu. Seriyle özdeşleşen, her duyduğumuzda yüzümüzü gülümseten müzikler ise Melih Kibar’ın usta ellerine emanetti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    semra özdamar, hafiza ana, mahmut hoca

    Serinin bu filminde ekibe, beden eğitimi öğretmeni Badi Ekrem rolü ile ülke genelinde bir fenomene dönüşecek Şener Şen ve genç edebiyat öğretmenini canlandıran Semra Özdamar da dâhil olur. Film boyunca Hababam Sınıfı öğrencileri ile Badi Ekrem arasındaki efsane çekişmelere şahit oluruz. Ayrıca “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” Türk Sineması’nın efsane ikilisi Şener Şen ve Kemal Sunal’ın beraber rol aldığı ilk yapım olarak da önem taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    inek şaban, badi ekrem

    Serinin 1977 tarihli filminde Damat Ferit’i canlandıran Tarık Akan kadrodan ayrılmış, duyarlı ve sınıfın diğer öğrencilerine kıyasla aklı fazlasıyla başında olan Ahmet karakteri hikâyeye dâhil olmuştur. Serinin bu filmi Ahmet’in bu yaramaz ve uçarı sınıfa adapte olma sürecine odaklanırken, Badi Ekrem ile İnek Şaban’ın çekişmeleri Türk komedisinin unutulmazları arasına girecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kel mahmut

    Okul müdürünün okula kızları da kabul etmeye başlamasıyla beraber Hababam Sınıfı’nın kadrosu genişler; Ayşen Gruda, Sevda Aktolga gibi isimler de ekibe katılır. Hababam Sınıfı’nın yeni öğrencileri tabii ki yeni maceralara sebep olacak ve izleyenleri kahkahaya boğacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hababam Sınıfı’nın efsane kadrosuna, kız öğrencilerden sonra Hürrem Hoca rolüyle Perran Kutman, bir aşiret reisinin oğlunu canlandıran İlyas Salman ve kimya öğretmeni Kalem Şakir yani Şevket Altuğ da dâhil oldu. Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor’un yönetmen koltuğunda ise Kartal Tibet oturuyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    hafize ana

    Klasik serinin son filmi olan yapımda Anadolu’dan gelen edebiyat öğretmeni Mehmet Hoca özel okul çocuklarına uyum sağlamakta zorlanır ama iyi niyetiyle herkesin gönlünü kazanacaktır. Bu arada Hababam Sınıfı’nın başkarakterlerinden Hafize Ana’nın kızı Nazlı da büyümüş ve bu meşhur sınıfın öğrencileri arasına girmiştir.

  • Romanlarla Çizilen Türkiye Haritası

    Romanlarla Çizilen Türkiye Haritası

    Bir romanda hikâyenin geçtiği mekânlar, yerler ya da şehirler en az o romanda yaşayan karakterler, gelişen olaylar kadar önemlidir. Eğer gerçekçi bir romansa okuduğumuz –yazarın anlatım gücüyle doğru orantılı olarak- daha önce gitmediğimiz o yerlere gitmiş gibi hisseder, çevrede olup bitenleri orada yaşamış kadar biliriz. Bakın edebiyat tarihimizde hangi roman hangi şehirde geçiyor, şimdilik 8 tanesini listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nabizâde Nâzım’ın yazdığı, 1890’da yayımlanan ve ilk Türkçe köy romanı olarak kabul edilen Karabibik Antalya’da geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaşlandığı için sahibi tarafından doğaya bırakılan bir atın hikâyesi anlatılır Yılkı Atı’nda… Yazarı Abbas Sayar olan ve 1970 yılında yayımlanan kitap Yozgat’ta geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da geçen bir aşk hikâyesinin anlatıldığı Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en sevilen romanlarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    aganta burina burinata

    Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Halikarnas Balıkçısı mahlasıyla 1946’da yazdığı roman Aganta Burina Burinata tahmin edeceğiniz gibi Muğla’da geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz’in Kıyıcığında isimli roman, Düzce iline bağlı Akçakoca’yı ve insanını anlatır. Aynı zamanda yazarı Rıfat Ilgaz’ın öğretmenlik yaptığı yerdir burası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun büyük yazarı Yaşar Kemal’in kaleme aldığı Ağrı Dağı Efsanesi Iğdır ilinde geçmektedir ve 1970 yılında yayımlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2016 yılında yayımlanan Bir Türk Ailesinin Öyküsü romanı, adından da anlaşılacağı gibi bir Türk ailesinde yaşanan olayları anlatır. İrfan Orga’nın yazdığı kitapta konu İstanbul, İzmir ve Eskişehir gibi farklı şehirlerde geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaşar Kemal’in en güzel eserlerinden Binboğalar Efsanesi 1971 yılında yayımlanmıştır ve hikâyesi Çukurova’da yani Adana’da geçmektedir.

  • Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Hayatının bir bölümünde öğretmenlik yapan insanlar arasında dilimizdeki en güzel cümleleri kuran yazar ve şairlerimiz de bulunuyor. Naif ruhlu insanları buluşturan bu meslek için Atatürk, “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” demiş ve biz de bu listemizde sadece yazarak değil öğretmenlik yaparak topluma ışık yaymış 8 yazar ve şairimizi konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cide doğumlu şiir, roman ve öykü yazarımız Rıfat Ilgaz, Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yapmış, Gümüşova’da başöğretmen olmuştu. İstanbul’da bir ortaokulda Türkçe öğretmenliği yaptığı sırada kendisi de fakültede felsefe öğrencisiydi. Rıfat Ilgaz 1911-1993 yılları arasında yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Manisa doğumlu yazarımız 1921-1989 yılları arasında yaşadı. Yalnızlık konusunu etkileyici biçimde işlediği Aylak Adam ve Anayurt Oteli kitaplarıyla tanıdığımız Yusuf Atılgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmişti ve Akşehir’deki bir askeri lisede edebiyat öğretmenliği yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yahya Kemal Beyatlı tarih, edebiyat ve uygarlık tarihi dersleri okutmuş, İstanbul Üniversitesine dönüştürülen Darülfünunda medeniyet tarihi, Batı ve Türk edebiyatı tarihi dersleri vermişti. 1884-1958 yılları arasında yaşayan Yahya Kemal’in öğrencilerinden biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazar, edebiyat tarihçisi ve şair olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendi. Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul’da lise edebiyat öğretmenliği yaptı. 1901-1962 yılları arasında yaşayan Tanpınar, Güzel Sanatlar Akademisinde “estetik mitoloji” dersleri de vermişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1898-1973 yılları arasında yaşayan Faruk Nafiz Çamlıbel Kayseri, Ankara, İstanbul’daki liselerde uzun süre edebiyat öğretmenliği ve kısa süre de coğrafya öğretmenliği yaptı. Behçet Kemal Çağlar ile Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazan şairimizin görev yaptığı okullar için yazdığı başka marşlar da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu insanını anlattığı roman ve hikâyeleriyle öne çıkan yazarımız Refik Halit Karay bir süre İstanbul’da Türkçe öğretmenliği yapmıştı. 1888-1965 yılları arasında yaşayan Karay aslında Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1934-1977 yılları arasında yaşayan Kastamonu doğumlu yazarımız Oğuz Atay, İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun olmuş ve İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin İnşaat Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştı, yani bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1867-1915 yılları arasında yaşayan ve son nefesine kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Türkçe ve edebiyat dersleri vermişti. Aynı zamanda şair ve yayıncı olan Fikret, Mekteb-i Sultani yani bugünkü Galatasaray Lisesi’nde de müdür olarak da görev yapmıştı.

  • 8 Maddede Batı Karadeniz’in Hazinesi Kastamonu

    8 Maddede Batı Karadeniz’in Hazinesi Kastamonu

    Kastamonu’da yaz ya da hafta sonu tatili yapmayı düşünmüş müydünüz hiç? Düşünmemiş olanlar için söylemeliyiz ki Kastamonu deyince aklınıza, plajları ve koyları, dağları ve milli parkları, kanyonları ve mağaraları, müzeleri ve ören yerleri, tarihi konakları, yaylaları, hatta kış turizmi için kayak merkezi gelmeli. Ayrıca listemizdeki maddelerin de Kastamonu deyince aklınıza gelmesi gerekenler arasında olduğunu söylemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu, şehir merkezinde yoğun olarak görebileceğiniz tarihi konaklarıyla en özgün sivil mimarlık örneklerini verir. Ve bu bölgede pek çok konak tarihi hikâyelerinden aldıkları isimle tanınır. Kalenin, saat kulesinin ve sayısız tarihi mekânın çevrelediği Kastamonu merkezinde sayısı 500’ü aşan taşınmazların yaklaşık 400’ünün yüz yaşını aştığı belirtiliyor. Bu tarihi yapıların önemli özelliklerinden biri de her birinin cephesinde farklı mimari uygulamalara gidilmiş olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kastamonulu olmayanlar için en tanıdık yerleşim yerlerinin başında Cide geliyor. Cide deyince akıllara ilk gelen de elbette Rıfat Ilgaz… Ünlü edebiyatçının doğup büyüdüğü yer olarak eserlerinde de zaman zaman yer verdiği sahilleri, koyları, ormanları ile Cide mutlaka gidip görülmesi gereken bir yer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Rıfat Ilgaz’ın bu şehirden aldığı ve bu şehre kattığı o kadar çok değer var ki… Yazarın, soyadını memleketindeki temiz hava diyarı Ilgaz Dağları’ndan aldığını ekleyelim. Binlerce çeşit bitki çeşidini, çok sayıda hayvan türünü barındıran Ilgaz Dağları 1976 tarihinde Milli Park ilan edilmiş… Günümüzde Ilgaz’a gittiğinizde, sunduğu muhteşem manzaralar eşliğinde botanik geziler yapabilir, hayvan gözlemlerine katılabilir, kamp kurabilir, kış aylarında snowboard  ya da kayak yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hani ülkemizin kıyı şeridi için “yeşil ve mavinin iç içe geçtiği” deriz ya, işte bu ifadenin hakkını sonuna kadar teslim eden bir şehir Kastamonu. Karadeniz’e kıyı kentin koyları eşsiz bir berraklığa sahip. Gideros Koyu, Günolu Koyu, Gemiciler Koyu sadece birkaç tanesi… Amazonlar tarafından kurulan Gideros Koyu’nun geçmişinin yüzlerce yıl önceye uzandığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çoğumuz Kastamonu’nun birbirinden farklı doğa harikası alanlara sahip olduğunu bilmeyiz. İlginç yeryüzü oluşumlarını, özellikle de kanyonları sevenler için bir cennettir burası. Örneğin, 1.2 km ile dünyanın en derin kanyonu olan Valla Kanyonu burada yer alır. 12 km uzunluğundaki kanyon, geçişi en zor kanyonlar arasında gösterilir. Yine dünyanın 4. büyük kanyonu olarak ifade edilen Çatak Kanyonu da Kastamonu’dadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şehrin en iddialı olduğu alanlardan biri de mutfağıdır. Taşköprü sarımsağından Tosya pirincine, İnebolu kestanesinden Araç cevizine, Azdavay armudundan Tosya üzümüne yöreye özgü yüzlerce çeşit lezzetten söz edildiğini duyduğumuzda biz de oldukça şaşırdık. Fakat oralara kadar gitmişseniz illa ki hindi etiyle yapılan bandumasından ve çekme helvasından tatmayı ihmal etmemelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu kadar rengin yanında aynı zamanda bir müzeler şehridir Kastamonu… Hem arkeolojik açıdan verimliliği hem tarihsel kimliği bunu adeta zorunlu kılar. Mimar Kemaleddin Bey’in imzasını taşıyan Arkeoloji Müzesi dışında Etnografya Müzesi, Şapka Müzesi şehrin en çok ziyaretçi alan müzeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ahşap işçiliğinin en zarif örneklerini taşıyan süs eşyaları, 500 yıllık geçmişi olan taş baskının en nadide ürünleri, dokuma tezgâhlarından çıkmış otantik eserler Kastamonu’ya gelen yerli-yabancı turistlerin hayranlıkla baktığı ve hatıra olarak alıp sakladığı kültürel değerler arasında bulunuyor.

  • Şiir Roman Öykü Yazarı ve Hababam Sınıfı’nın Yaratıcısı Rıfat Ilgaz

    Şiir Roman Öykü Yazarı ve Hababam Sınıfı’nın Yaratıcısı Rıfat Ilgaz

    1911 yılında Kastamonu’da başlayan yaşamını 1993 yılında İstanbul’da tamamlayan, ardında çocuk edebiyatı dâhil çok sayıda eser bırakan, öyküleri tiyatro sahnesine ve beyaz perdeye aktarılan, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Rıfat Ilgaz’ı Kültür ve Yaşam’ın listesine konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Rıfat Ilgaz, üniversite eğitimi almak isterken babası hastalanınca Kastamonu Muallim Mektebine giderek öğretmen oldu. Gerede, Akçakoca, Gümüşova’da öğretmenlik yaptı. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümüne girerek üniversite hayalini de gerçekleştirdi. Mezuniyetin ardından Adapazarı’na atanmıştı ki vereme yakalandığını öğrendi, İstanbul’a gelerek sanatoryumda tedavi görmeye başladı. Burada hem öğretmenlik yaptı, hem felsefe eğitimi aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Edebiyat hayatının nüvesinde şiir vardı. Yukarıda yaptığımız alıntı “Sevgilimin Mezarında” isimli şiirinden, bu şiiri 1926 yılında henüz 15 yaşında iken yazmıştı. Şiirleri Varlık başta olmak üzere önemli edebiyat dergilerinde yayınlandı ve daha o günlerde Nazım Hikmet’in beğenisini kazanmıştı: “Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum, isimleri henüz yer etmedi, ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları, sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat dünyasında dergiciliğin yaygın olduğu dönemde Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte haftalık mizah dergisi Markopaşa’yı çıkardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    çocuk edebiyatı

    Dolmuş dergisi için Stepne mahlasıyla yazdığı hikâye serisi sonradan Hababam Sınıfı adıyla romanlaştırıldı. Çizimler Turhan Selçuk’a aitti fakat takma ad kullanan yazarın kim olduğu tartışma konusu oldu. Dergide tefrika edilen yazılarını toplayıp yayınladığındaysa insanları inandırmakta güçlük çekti. Bu konu sonraki yıllarda da başını ağrıtmaya devam etti. Buna karşılık ülkenin dört bir yanındaki insanlar edebiyatla ilgilense de ilgilenmese de Rıfat Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı” eserini duydu, gördü, tanıdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1970’ler roman alanında en üretken olduğu yıllardı. Yaşamında hasta, hapis, sürgün ya da yasaklı olarak geçirdiği yıllara rağmen çok sayıda mizahi öyküler, anı kitapları, çocuk kitapları, şiirler yazdı. “Nerde Kalmıştık” ve “Cart Curt” isimleri altında köşe yazarlığı yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Doğduğu ve dağlarından soyadını aldığı Kastamonu’nun, özellikle Cide’nin kendisi için daima ayrı bir yeri oldu. Toplumcu gerçekçi yazar, eserlerinde sık sık memleketine yer verdi. Yıldız Karayel, Sarı Yazma, Halime Kaptan, Karadenizin Kıyıcığında romanları bunlardan bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu da Rıfat Ilgaz’a sevgi ve saygısını çeşitli şekillerde göstermenin yollarını daima buldu. Her yıl temmuz ayında gerçekleştirilen Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma ve Kültür Sanat Festivali, T.C. Kastamonu Üniversitesi Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu, Cide’de Rıfat Ilgaz Caddesi… Edebiyat adamının doğduğu ev de 2007 yılında Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi olarak açıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Rıfat Ilgaz, eserleri sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da ilgi gören, şiirleri yurt dışı akademik dergilerde yayınlanan, bazı kitapları İngilizce ve Almancaya çevrilen bir yazar ve şairdi. Yukarıda yer verdiğimiz şiirini ise 19 Kasım 1991’de kaleme almıştı.

  • Karadeniz’de Dünü Bugüne Bağlayan Müzeler

    Karadeniz’de Dünü Bugüne Bağlayan Müzeler

    Karadeniz Bölgesi’ndeki müzelere geldi sıra… Bilgilendiren, hayrete düşüren, yüzümüzü güldüren, bazen de hüzünlendiren o kadar çok müze var ki size önerebileceğimiz… Örneğin Artvin’in ilk ve tek müzesi “Dikyamaç Köyü Yaşam Tarzı Müzesi”ni daha önce duymuş muydunuz? Ya da maden ve madencilerimizle ünlü Zonguldak’taki Maden Müzesi’ni? Bakın yeşille mavinin harman olduğu bu güzel coğrafyada başka hangi müzeler var…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İnşası 1238 yılına kadar giden, Geç Bizans kilise mimarisinin en güzel örneği olan Azize Sofya Kilisesi günümüzde Ayasofya Müzesi olarak ziyarete açık durumda. Duvarlarında, kubbesinde hatta pencerelerindeki tasvirlerle Trabzon’da görülmesi gereken bir yapı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    Milli Mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olan Samsun’da, Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile şehre gelişini anlatan farklı müzeler bulunuyor. 1968 yılında açılan ve Gazi’ye ait 114 eserin sergilendiği Atatürk Müzesi ise şehirde en çok ilgi gören müzelerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3# ” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    Boğazköy Müzesi, Hititlerin başkenti olan Hattuşaş’tan çıkarılan kalıntıların sergilenebilmesi amacıyla 1966 yılında Çorum’un Boğazköy ilçesinde kurulmuş. Hitit medeniyetine ait onlarca eserin görülebileceği müze antik döneme ilgi duyanlar için büyük önem arz ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    Hababam Sınıfı’nın yaratıcısı, Cide doğumlu yazar Rıfat Ilgaz’ın doğduğu ev günümüzde müze olarak ziyarete açık durumda. Yazara ait eşyalar, el yazısıyla yazılmış notlar ve hayatından geriye kalan fotoğraf kareleri Rıfat Ilgaz Müzesi’nde görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    Dört bin yıllık kale surlarının ardındaki yapı 14. yüzyıldan 1999 yılına kadar hapishane olarak kullanılmış ve bu tarihten sonra da içinde yaşanan hikâyelerle müze olarak hizmet vermeye başlamış. Artık gönüllü ziyaretçilerini bekleyen müze Sinop’ta denizin hemen kıyısında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    14. yüzyıl Amasya’sında psikolojik hastalıkları tedavi etmek için açılan şifahane binası, 20. yüzyılda, eski tıp bilgini Sabuncuoğlu Şerefeddin adına müze olarak yeniden düzenlenmiş. Dedesi ve babası da kendisi gibi tıpçı olan Sabuncuoğlu’nun sağlık alanına sunduğu katkılar bu müzede görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    karadeniz müzeleri

    Giresun’da Gogora Mahallesi’nde yer alan Aziz Nikola Kilisesi günümüzde Giresun Müzesi olarak hizmet veriyor. Mekânsal olarak sanatsal bir değere sahip olan yapıda Eski Tunç Çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan eserler sergileniyor.