Etiket: renk

  • ÖZGÜNLÜĞÜN SUYLA BULUŞTUĞU AN: EBRU SANATI

    Su üzerine desen ve renklerle resim yapma sanatı olarak bilinen ebru, asırlardır görenleri büyüleyen bir estetik mirastır. Bugün Topkapı Sarayı’nda korunan en eski örneklerinden biri, bu sanatın köklü geçmişine tanıklık etmektedir. Ebru sanatının tam olarak ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmese de tarih boyunca farklı coğrafyalardan geçerek Osmanlı’ya ulaşmış ve dünyaya yayılmıştır. Osmanlı Dönemi’nde kitap ciltlerinin iç kapaklarını süsleyen, hat sanatının zarif satırlarına fon olan ebru; yalnızca bir süsleme tekniği değil, aynı zamanda sabrın, özgünlüğün ve suyun üzerinde şekillenen hayal gücünün yansımasıdır. Kültürel mirasımızın en değerli parçalarından biri olan ebru sanatının tarihçesini sizlerle paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ebru, doğanın sadeliğiyle estetiğin buluştuğu, suyun üzerinde hayat bulan büyüleyici bir sanattır. Kitre adı verilen (suyu yoğunlaştırmaya yarayan bitkisel öz) maddeyle hazırlanmış yüzeye, gül dalından yapılmış fırçalarla doğal boyalar serpilir. Sonrasında sanatçının isteğine göre biz (ahşap sap üzerine sabitlenmiş ince metal çubuk) ya da tarak gibi araçlarla desenlere yön verilir. Ortaya çıkan her eser tektir; tıpkı parmak izi gibi, aynı desen bir daha asla yinelenemez. Bu nedenle ebru, yalnızca bir süsleme tekniği değil, aynı zamanda anın ruhunu ve özgünlüğünü yansıtan eşsiz bir sanattır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ebru sanatının kökeni, Orta Asya’ya, özellikle de Türkistan’ın Buhara Bölgesi’ne kadar uzanır. Türkler, bu eşsiz sanatı İpek Yolu aracılığıyla Anadolu’ya taşımış; İran üzerinden geçerek Osmanlı coğrafyasında kök salmasını sağlamıştır. Osmanlı’da tarihî el yazması kitapların iç kapaklarında yan kâğıdı olarak kullanılan ebrular, çoğu zaman kitabın yazımından sonra cilde eklenmiştir. Bu sebeple, bir ebrunun kesin yapım tarihini belirlemek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak üzerine tarih düşülmüş bir yazı eklenmişse yapıldığı döneme ait net bir bilgiye ulaşmak mümkün olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türk ebrusuna dair bilinen en eski yazılı kaynaklardan biri, Tertîb-i Risâle-i Ebri’dir. Bu eserde adı geçen Şevket Mehmed Efendi, kayıtlara geçmiş ilk ebru ustası olarak kabul edilir. Onu özel kılan ise yalnızca adının anılması değil; aynı zamanda ebru yapımını yazılı olarak belgeleyen ilk kişi olmasıdır. Şevket Mehmed Efendi’ye atfedilen en eski uygulamalardan biri ise 1595 tarihli, Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ (Mutluluklar Bahçesi) adlı yazma eserinde yer alan üç hafif ebru örneğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ebru sanatının ustalık zinciri, Ayasofya Camii hatibi Hatip Mehmed Efendi ile başlar. 18. yüzyılda kitre kıvamını artırarak canlı renkleri ve desen hâkimiyetini mümkün kılan bu yenilikçi hatip, “hatip ebrusu”nun mucididir. Onun açtığı bu renkli yolda, 19. yüzyılda, Özbekler Tekkesinin ebru ustası Edhem Efendi yürür. Hem teknikleri geliştirir hem de çiçekli ebruyu zirveye taşıyan Necmeddin Okyay gibi efsane öğrenciler yetiştirir. Lale, sümbül, menekşe gibi motiflerle ebru sanatını resme yaklaştırırken; yazı ile ebruyu ustalıkla buluşturan özgün teknikleriyle de adını kalıcı kılar. Böylece, kuşaklar boyunca aktarılan ustalık, ebruyu bir kültür mirasına dönüştürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ebru sanatçıları ve çırakları, bu sanatı yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; aynı zamanda geleneklerinin, kimliklerinin ve yaşam tarzlarının ayrılmaz bir parçası olarak görür. Ebruya dair bilgi ve beceriler, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde sözlü aktarım ve pratik eğitimle kuşaktan kuşağa taşınır. Temel becerilerin kazanılması ise sabır ve özen gerektiren, çoğu zaman en az iki yıl süren uzun bir sürecin sonunda mümkün olur. Bu köklü miras, 2014 yılında UNESCO tarafından “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi”ne alınarak uluslararası düzeyde tescillenmiş ve ebrunun evrensel önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde ebru sanatı; kumaş, ahşap, deri, cam, ipek ve fayans gibi pek çok yüzeye uygulanabilmektedir. Sanatçılar yalnızca geleneksel desenlerle yetinmeyip; kuş, horoz, kelebek ve balık gibi hayvan figürlerinden insan silüetlerine, hatta manzara betimlemelerine kadar uzanan motifli ebrular da üretmektedir. Sıradan bir yüzeyi bile sanata dönüştüren bu eşsiz geleneğin incelikleri videoda!

  • OKYANUS VE DENİZ NEDEN MAVİ GÖRÜNÜR?

    Merhaba arkadaşlar!

     

    Okyanusların ne kadar büyük olduğunu hayal ettiniz mi hiç? Peki, denizi seviyor musunuz? Buradan “Eveeet!” dediğinizi duyar gibiyim! Peki, hiç düşündünüz mü: Okyanus ya da deniz neden mavi görünür? Bu sorunun cevabını birlikte keşfetmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş, gökyüzünden dünyaya ışık gönderir. Bu ışık bize beyaz gibi görünür; ama aslında içinde gökkuşağındaki tüm renkler saklıdır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneş ışığı okyanusa ya da denize düştüğünde bu renkler birbirinden ayrılır. Kırmızı, turuncu ve sarı gibi renkler suyun içinde emilir, yani kaybolur. Ama mavi renk yoluna devam eder ve suyun yüzeyine geri yansır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aslında su renksizdir. Ancak mavi ışık daha fazla yansıdığı için biz denizi ve okyanusu mavi olarak görürüz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şimdi sıra sende!

     

    Seninle evde kolayca yapabileceğimiz bir deney var. Hazırsan başlayalım!

     

    Malzemeler:

    • Büyük bir bardak ya da cam kâse
    • Su
    • Birkaç damla süt
    • El feneri (telefon feneri de olur)
    • Karanlık bir oda

     

    Yapılışı:

     

    Bardağa ya da cam kâseye suyu doldur.

     

    Suyun içine 1-2 damla süt damlat ve iyice karıştır.

     

    Odayı karart ve el fenerini yandan ya da üstten suya doğru tut.

     

    Şimdi suya dikkatle bak: Suyun üstünde mavi bir ışık görüyor musun?

     

    Tıpkı okyanus gibi! Tıpkı deniz gibi! Çünkü bazı renkler su tarafından emildi ama mavi renk geri yansıdı.

     

    Deneyimiz bitti.

     

    Artık okyanusun ve denizin neden mavi göründüğünü biliyorsun.