Etiket: peynir

  • KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIKLARINIZI TÜKETMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIKLARINIZI TÜKETMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    Bilenler bilir, soframıza getirdiğimiz bir lezzeti “ben yaptım” demenin tadı bir başkadır. Bütün malzemelerini kendinizin seçtiği, şahsen yapım aşamalarında bulunduğunuz, içinde herhangi bir katkı maddesi olmadığına tanıklık ettiğiniz, üstüne bir de sevginizi ve emeğinizi kattığınız bir besin nasıl başka olmasın ki? Sofralarınızı daha da gururlu ve sağlıklı hale getirmek için aşağıda sıraladığımız yiyeceklerin hepsini evinizde rahatlıkla yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neredeyse hemen her öğün tüketilen bu besini evde gözünüz göre göre yapmanın ve iç rahatlığı ile tüketmenin keyfi tartışılmaz. Temel malzemeleri un, kuru maya, su, tuz ve şeker olan ekmeğin yapım aşamaları malzemeleri karıştırmak, yoğurmak, hamuru mayalanması için dinlendirmek ve fırına vererek üstü kızarana kadar pişirmek. Evde ekmek yapımı işte bu denli kolay.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tüm dünyaya armağanımız olan sağlık deposu yoğurdu evde yapmak da olabilecek en kolay uygulamalardan biri. Öyle ki yapım aşamaları sütü pişirdikten sonra ılıyana kadar bekletmek, mayası tutturmak istenilen yoğurdu ılıyan sütten birkaç kaşık alarak sulandırmak ve sütün içine dökmek, üstünü kapatıp sabit bir yer ve sıcaklıkta muhafaza ederek mayanın tutmasını beklemekten ibaret.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bu iş sakın gözünüzü korkutmasın, beyaz peynirden lor hatta kaşar peynire evde peynir yapımını bir kere denediğinizde hobiniz haline geleceğine emin olabilirsiniz. Yoğurt mayalama tarifinin takibinde uygulanan bazı aşamalar sütün peynir haline gelmesini sağlıyor. İhtiyacınız olacak malzemeler genel olarak süt, peynir mayası, tuz/kaya tuzu ve peynirin çeşidine göre bazen sirke.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Makarna tüketmeyi 7’den 70’e hepimizin sevdiği bir gerçek. Şehirlerde çoğunlukla dışarıdan temin edilen makarna Anadolu’da yüzyıllardır evlerde yapılageliyor. Unun, su ve bir miktar tuz eşliğinde yoğurularak hamur haline getirilmesinden sonra oklava yardımıyla açıp şerit şerit kesilmiş erişteler ya da küçükten iri taneli olanına çeşit çeşit makarnalar yapmak hem kolay hem eğlenceli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Vişneden güle, portakaldan ayvaya, elmadan çileğe, incirden zeytine reçeli yapılamayan bir meyve neredeyse yok. İsterseniz kahvaltı sofralarının bu en renkli ve tatlı üyelerini de ellerinizle yapabilir, meyve ve şeker oranını istediğiniz gibi ayarladığınız, içinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan reçellerinizi hem siz hem sevdikleriniz haftalar hatta aylarca güvenle tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evde tahin yapımı yaygın rastladığımız bir uygulama değil oysa onun da tarifi oldukça pratik. İhtiyacınız olan malzemeler susam, zeytinyağı ve tuz. Susam kavrulmuş olmalı fakat siz kavrulmamış temin ettiyseniz bu işlemi yağsız tavada kendiniz de yapabilir altın rengini alana kadar kavurabilirsiniz. Sonrasında ise sadece malzemeleri krema kıvamına gelene kadar blender’dan geçirmek kalıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Biz tarifini verelim, neden evde yapmıyorsunuz sorusunun cevabını siz verin. Yıkadığınız domatesleri soymadan robottan geçirin ve ocakta kaynamaya alın. Tahta kaşık yardımıyla ara sıra karıştırın. Suyunu çektiğinde ise altını kapatarak tuz ilave edin ve blender’dan geçirin. Tepsiye serdiğiniz karışımın üstünü ince bir tülbentle örtüp güneşte kurumaya bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Reçel gibi turşunun da envaiçeşidi bulunmakta, ister sebzelerden kurun ister meyvelerden… Mevsim ürünlerini saklamanın en güzel yollarından biri olan turşu, sebze/meyvelerin tuzlu su ile sirke içeren salamurada bekletilmesiyle elde ediliyor. Bütün çeşitler için aynı tarif geçerli olmakla birlikte malzemenin türüne göre limon mu sirke mi kullanılacağı gibi püf noktalara dikkat etmek de önemli.

  • ORTA ASYA’DAN TÜM DÜNYAYA YAYILAN BÖREĞİN TARİHSEL SERÜVENİ

    İncecik açılan yufkaların arasına gizlenen peynir, kıyma, ıspanak ya da patatesle şekillenen börek, yalnızca damakları değil, yüzyıllar boyunca kültürleri de birbirine bağlamıştır. Bir sokak simidi kadar gündelik, bir saray yemeği kadar ihtişamlı olabilen bu hamur işi, sandığımızdan çok daha köklü bir geçmişe sahip. Orta Asya’nın göçebe mutfaklarından Bizans’ın “plakous”larına, Osmanlı’nın zengin sofrasından günümüzün kahvaltı tabaklarına uzanan bu hikâye; sadece bir yemeğin değil, aynı zamanda ortak bir kültürel belleğin öyküsüdür. Gelin, böreğin tarihsel izini birlikte sürelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Böreğin kökeni hakkında farklı teoriler bulunmaktadır. Yaygın bir görüşe göre börek, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu Dönemi’nde bal ve peynir gibi malzemelerle hazırlanan “plakous” adlı yassı bir hamur işinden türemiştir. Ancak son araştırmalar böreğin kökenini, 7. yüzyıldan önceki Orta Asya göçebe Türklerine dayandırmaktadır. Göçebe yaşam tarzı, Orta Asya’da ince hamur işlerinin ve yufkanın yaygınlaşmasını sağlamıştır. Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken bu mutfak kültürünü de beraberlerinde getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orta Asya’daki göçebe halklar, özellikle Türkler, hamurla yapılan yemekler konusunda oldukça geniş bir deneyime sahipti. Uygurca yazılmış metinlerde, bu coğrafyada hamur işleriyle ilgili bazı ipuçlarına rastlanmaktadır. Her ne kadar bu metinlerde doğrudan börek tariflerine yer verilmese de hamur işlerinin önemli bir yere sahip olduğu ve halk mutfağının bu tür gıdalarla zenginleştiği anlaşılmaktadır. Bu tür yazılı kaynaklar, Orta Asya mutfağının hamurla yapılan yemeklere olan ilgisini ve bu yemeklerin kültür içerisindeki yerini açıkça göstermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göçebe yaşam tarzında taşınabilir ve pratik yiyecekler büyük önem taşırdı. İnce hamurun üzerine et, peynir veya sebze konularak kapatılmasıyla hazırlanan ilk “börek” tarzı yiyeceklerin bu döneme ait olduğu düşünülmektedir. Bu pratik yöntem, aynı zamanda Orta Asya’daki “yufka” kültürünün de temelini atmıştır. Orta Asya’dan gelen bu gelenek zamanla Anadolu’ya, Selçuklu mutfak kültürüne ve ardından Osmanlı İmparatorluğu’na yayılmıştır. 7. yüzyılın başlarından itibaren Türk halkları, en sevdikleri hamur işlerini de yanlarına alarak Orta Asya’nın batısına doğru göç etmeye başlamış; birkaç yıl içinde Sibirya’nın büyük bölümünü kontrol altına alan Göktürkler Aral Denizi’ne ulaşmış, Hazarlar Kafkasya’ya yerleşmiş ve böreği bu coğrafyalara taşımışlardır. Böreğin hikâyesi sadece batıya doğru olmamış, Türk-Moğol etkileşimi sonucunda Moğollar da böreği Çin mutfağıyla tanıştırmışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    11. yüzyılın başlarında Selçuklu Türkleri, Orta Asya’dan batıya doğru gerçekleştirdikleri büyük göç hareketleriyle İran üzerinden Anadolu’ya ulaştılar. Bu göç, sadece siyasi veya askerî değil, kültürel ve gastronomik açıdan da derin bir etkileşim süreci başlattı. Selçukluların peşinden Anadolu’ya gelen Orta Asyalı Türkler, yufkadan etli hamur işlerine uzanan zengin göçebe mutfak kültürlerini de beraberlerinde taşıdılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı Dönemi’nde börek, yalnızca halk arasında değil, saray mutfağında da önemli bir yer tutmuştur. İstanbul’daki saray mutfağında börek çeşitleri oldukça gelişmiş; farklı malzemelerle hazırlanan pek çok börek türü yaygınlaşmıştır. Bu dönemde et, peynir, bal kabağı, ıspanak gibi geniş bir malzeme yelpazesi börek yapımında kullanılmış; hatta tatlı börek çeşitlerine de yer verilmiştir. Özellikle hamurun incelikle açılması ve kat kat yapılar oluşturulması sanatı, Osmanlı mutfağında ustalık seviyesine ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Börek, diğer ülkelerde, özellikle Yunanistan, Balkanlar ve Kırım’da yerel mutfaklarla birleşerek yeni biçimler ve isimler kazanmıştır. Bosna’da “burek” adı verilen versiyonu, spiral şeklinde sarılarak et, çökelek, ıspanak veya patatesle doldurulmuştur. Girit’e özgü “bureki” ise kabak ve beyaz peynirle hazırlanmıştır. Tatar mutfağındaki “çi börek”, kuzu eti, soğan ve baharatla doldurulmuş gözlemeye benzemektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuzey Afrika kıyılarına kadar uzanan etkisi sayesinde Tunus ve Cezayir gibi ülkelerde de böreğin farklı çeşitleri ortaya çıkmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm bu yöresel lezzetlerin arasında kıymalı börek, Türk mutfağında ayrı bir yere sahiptir. İnce yufkalar arasına serilen kıyma, soğan ve baharatla hazırlanan bu börek; kimi zaman tepsi böreği kimi zaman kol böreği şeklinde karşımıza çıkar. Sonuçta börek, her evde farklı bir tarifle pişirilse de sofralarda bıraktığı tat ve sıcaklık ortaktır.

  • İnsanlık Tarihinin Vazgeçilmez Besini Süt ve Süt Ürünleri

    İnsanlık Tarihinin Vazgeçilmez Besini Süt ve Süt Ürünleri

    Farklı medeniyetlerden kalan binlerce yıl önceye ait duvar çizimleri ya da kabartmalarında, süt ve hatta peynir benzeri süt ürünlerine rastlandığını biliyor muydunuz? Verilerden yola çıkarak insanlığın 5 bin yıldan beri süt içmekte olduğu düşünülürse başlıkta neden “vazgeçilmez” ifadesini kullandığımız daha iyi anlaşılır. Hastayken güçlenmek, yatmadan önce sakinleşmek ama çoğunlukla beslenmek için içtiğimiz bu kıymetli ürün ve dönüşebildiği besinler sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Biliyor musunuz, içerdiği protein, vitamin ve minerallerle zengin bir kaynak olan sütün %88’ine yakın kısmı sudan oluşuyor. Ne var ki günlük kalsiyum ihtiyacımızın büyük bir kısmını karşılayabilen birkaç bardak süt, çocuk ve ergenlerde de kemik gelişimi için büyük önem taşıyor. Doğduğumuz günden itibaren tattığımız bu ilk besinin değeri kendisinden elde edilen farklı lezzetlerle de kat kat artıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ve o farklı lezzetlerin başında yoğurt geliyor. Sütün fermente edilmesi, halk dilindeki adıyla mayalanmasıyla elde edilen yoğurt dünyaya Türklerin bir armağanı. Birçok yemeğin eşlikçisi olabilirken ayran ya da cacık yaparak da tüketebileceğiniz yoğurdu ister evde kendiniz mayalayın ister marketten alın ama bağışıklık sistemini güçlendirip, sindirimi kolaylaştırdığını unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fermente süt ürünlerinden bir diğeri de peynirdir. Ülkemizde lordan çökeleğe, tulumdan hellime; dünyada mozzarelladan rokfora, gravyerden goudaya peynir dediğimizde çok farklı aroma ve çeşitten söz etmiş oluyoruz. Sütün, peynir mayası ve kültürü ile fermente edilmesiyle elde edilen besin yapılmak istenen türe göre farklı aşamalardan geçiyor; tuzlanıyor, olgunlaştırılıyor ve sair.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tavaya kırılmış yumurtalara karıştığında ortalığı özgün kokusuyla kaplayıveren tereyağı da en değerli süt ürünlerindendir. Ama biliyor musunuz ki 19. yüzyıla kadar tereyağının besin olarak tüketilebileceği bilinmiyor sadece kozmetik ve ilaç yapımında kullanılıyormuş. Mutfaklara girdiği günden beri Anadolu’daki insanların özenle evlerinde yaptıkları tereyağının günümüzdeki büyük bölümü sanayi üretimi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çıkış noktası Kafkasya olan, son yıllarda Amerika ile Avrupa’da da üretilmeye ve sağlıklı içeriğiyle ilgi görmeye başlayan kefir de fermente süt ürünlerinden. Faydaları saymakla bitmeyen bu yoğun kıvamlı içecek de yoğurt gibi mayalanarak elde ediliyor fakat doğal kefir mayasından üretilen besin yoğurttan farklı olarak probiyotik bakterileri direkt içeriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Süt ürünlerinin balla muhteşem uyumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Baksanıza tıpkı tereyağı hatta sütün kendisi gibi kaymak da balla bir araya geldiğinde mükemmel ikiliyi oluşturuyor. En lezzetlisinin manda sütünden elde edildiği kaymak bildiğiniz gibi ülkemizde genellikle Afyon iliyle anılır ve süt yağının yoğunlaştırılmasıyla elde edilen bu besinin ayva tatlısı ya da ekmek kadayıfı yanındaki tadına doyum olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Krema da kaymak gibi süt yağından elde edilen, dolayısıyla yağ oranı yüksek olan bir besin. Kıvamı kaymak kadar yoğun olmayan kremayı leziz bir makarnanın sosu ya da içinizi ısıtacak bir çorbanın en önemli detayı olarak kullanabileceğiniz gibi, pudra şekeri ve vanilya özütü ile karıştırarak krem şantiye dönüştürebilir pasta ya da meyve salatalarınızda kullanabilirsiniz.