Etiket: peyami safa

  • Otobiyografi Kitaplarıyla Kendi Öykülerinin Yazarı Olan İsimler

    Otobiyografi Kitaplarıyla Kendi Öykülerinin Yazarı Olan İsimler

    Otobiyografi, kişinin kendi hayat öyküsünü anlattığı edebiyat türüne deniyor ve o kişinin kendi yaşam öyküsünü yazmak için yazar ya da edebiyatçı olması da gerekmiyor. Kitapçı raflarında, tarihe adını yazdırmış birçok ünlü ismin yaşamlarını anlattığı otobiyografileri görmek mümkün… İçlerinden 6 tanesi listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden Abidin Dino’nun dolu dolu geçen yaşamını anlattığı otobiyografi kitabının adı Kısa Hayat Öyküm’dü.

    “Doğuştan üç̧ dilde birden düşünebilmenin, konuşabilmenin, sözcük bulabilmenin keyfini sürüyordum. Çünkü aynı eşya başka bir dilde isimlendirince âdeta başka renklere, kokulara bürünüyor, başka tatlar kazanıyordu.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İngiliz bilim adamı Stephen Hawking, çocukluğundan itibaren başlattığı anılarına Benim Kısa Tarihim isimli otobiyografi kitabında yer verdi.

    “Meslektaşlarım için sıradan bir fizikçiyim, fakat kamuoyu nezdinde herhâlde dünyanın en ünlü bilim insanı oldum. Peruk ve güneş gözlüğü takıp kamufle olamıyorum; yapsam bile sandalye ele verir.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı bilim insanı ve mucit Nikola Tesla’nın kendisini anlattığı İcatlarım ve Hayatım otobiyografisi ilk önce 1919’da Electrical Experimenter dergisinde altı bölüm olarak yayımlandı.

    “Tecrübelerin benim için birer ödül olduklarını düşünüyorum.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Büyük Rus yazar Tolstoy’un kendi çocukluğunu roman türünde anlattığı kitabı aynı zamanda yarı otobiyografik bir çalışma sayılıyor.

    “Annemin yüzü zaten güzeldi, ama gülümsediği zaman daha da güzelleşir ve etraftaki her şey daha da parlak görünürdü.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Nobel ödüllü edebiyatçımız Orhan Pamuk’un çocukluğu ve gençliğinin ilk yıllarını anlattığı İstanbul, Hatıralar ve Şehir isimli otobiyografi kitabına İstanbul tarihi de eşlik ediyor.

    “Ruhumdaki bu kırılmayı hissediyor, yaklaşan yalnızlığımdan telaşa kapılıyor, içine düşmekte olduğum karanlığın bir hayat tarzı olmasından korkarak herkes gibi olmaya karar veriyordum.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hindistan’ı bağımsızlığına ulaştıran kişi olarak tarihe geçen Mahatma Gandhi’nin tecrübeleriyle büyüttüğü yaşam öyküsü Bir Özyaşam Öyküsü adıyla yayınlandı.

    “İnsanlar nasıl olur da benzerlerini aşağılamaktan onur duyarlar, buna bir türlü aklım ermemiştir.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yazar ve gazeteci Peyami Safa’nın 15 yaş dönemini “hasta çocuk” karakteri üzerinden psikolojik roman hâlinde anlattığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu da bir otobiyografi kitabıdır.

    “Öyle bir yaştaydım ve öyle bir mizaçtaydım ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu.”

  • HAYATINDAN KESİTLERLE PEYAMİ SAFA: NAMIDİĞER SERVER BEDİ

    Fatih Harbiye, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya’nın Koltuğu ve Cingöz Recai’nin de aralarında bulunduğu sayısız esere imza atan Peyami Safa’nın baba tarafından soyunun Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’e dayandığını biliyor muydunuz? Peyami Safa’yı ölümünün 61. yıl dönümünde Kültür ve Yaşam sayfalarında anıyor, hayatından kısa kesitler paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Peyami Safa’nın hayatı” title_font_size=”13″]

    1899 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Peyami Safa aslen Trabzon kökenli olmasına karşın yaşamının ilk yıllarını Sivas’ta sürdürdü. Hayatı boyunca çeşitli hastalıklarla mücadele etti, bunlardan en bilineni sağ kolundaki kemik veremi hastalığıydı. Düzenli bir eğitim hayatı olmadı; son olarak Vefa Lisesi’ni bırakmak zorunda kaldığı bilinir. Her ne kadar geçerli bir diploması olmasa da kendisiyle yapılan mülakatlarda başarılı olarak dört yıl boyunca çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı; Rehber-i İttihad mektebine öğretmen olduğunda yalnızca 15 yaşındaydı. Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra gazeteciliğe geçiş yaptı ve 43 yıllık yazarlık hayatı başlamış oldu. Bu süreçte Cumhuriyet, Milliyet, Son Havadis, Tasvir-i Efkâr, Tercüman gibi gazetelerde görev aldı ve daha sonra ağabeyi İlhami Safa ile 1917- 1918 yıllarında Yirminci Asır gazetesini, 1936 yılında ise Kültür Haftası dergisini çıkardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Namıdiğer Server Bedi” title_font_size=”13″]

    Sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda kalemini adeta bir mızrak gibi kullanan Peyami Safa, “Server Bedi” takma adıyla pek çok esere imza attı, özellikle polisiye romanları büyük tirajlara ulaştı. Takma adla kaleme aldığı polisiye romanların en önemli kahramanı Cingöz Recai o kadar popüler oldu ki bir süre sonra 10 kitaplık bir seri haline getirildi hatta daha sonra beyaz perdeye uyarlandı. Peyami Safa’nın en ünlü eserlerinden bir diğeri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’dur. Kitapta genç bir hasta çocuğun psikolojisi anlatılır. Çocukluğunun büyük bir kısmını iltihap kapan sağ kolunun kesilmesi endişesiyle geçen Peyami Safa’nın hayatından izler taşıyan kitap, yazarın bir nevi çıkış romanıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Âdem Baba ile dert dinleme köşesi” title_font_size=”13″]

    Bir yanda öğretmenlik, bir yanda gazetecilik ve roman yazarlığı derken onlarca rengi yelpazesinde barındırmayı başaran Peyami Safa’nın en ilginç denemelerinden biri “dert dinleme köşesi” olmuştur. Haftalık olarak yayımlanan Yeni Hayat isimli dergide, Âdem Baba takma adıyla insanların derdini dinleyerek mektuplarını cevaplamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=” Peyami Safa’nın eserleri” title_font_size=”13″]

    Peyami Safa’nın hayatı, yoksulluk ve hastalıklarla geçmiş olsa da bu kötü tecrübeler, eserlerine ilham oldu. Gençliğimiz, Siyah Beyaz Hikâyeler, Ateş Böcekleri, İstanbul Hikâyeleri, Sözde Kızlar, Mahşer, Canan, Yalnızız, Biz İnsanlar, Cumbadan Rumbaya gibi onlarca eseri bizlere kazandırdı.  Peyami Safa’nın hayatının dönüm noktası oğlu Merve’nin vefatı oldu. Oğlunun, tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalık nedeniyle vefatının ardından yalnızca dört ay dayanabildi ve 15 Haziran 1961 yılında henüz 62 yaşında hayata gözlerini yumdu.

  • SERVER BEDİ ADIYLA ONLARCA ROMAN YAZAN PEYAMİ SAFA’DAN ALINTILAR

    Türk Edebiyatı’nın üretken isimlerinden Peyami Safa, gazete ve dergilerde sanattan felsefeye, politikadan kültür ve medeniyete çeşitli konularda yüzlerce yazı kaleme almış, hikâye ve şiirler yazmıştır ama literatürde en çok romancılığı ile öne çıkmıştır. Ünlü “Cingöz Recai” tiplemesinin de yaratıcısı olan Peyami Safa, 140’a yakın romanını annesi Server Bedia’nın adından türettiği Server Bedi takma ismiyle yazmıştır. 1899 ile 1961 yılları arasında yaşamış edebiyatçımızın romanlarından tadımlık alıntıları aşağıda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]