Etiket: patlıcan

  • PATLICANIN KITALARARASI SERÜVENİ VE PATLICANLI YEMEK TARİFLERİ

    Bilimsel adı “Solanum Melongena” olan patlıcan “Solanaceae” familyasına ait oldukça lezzetli bir yaz sebzesi.Patlıcanın hem saymakla bitmez faydaları hem çok leziz olan tarifleri hem de enteresan bir hikayesi var. Kaynaklara göre ilk yetiştirildiği yer M.Ö. 5. yüzyılda Hindistan. Bu tarihten sonra Afrika’ya, sonra Doğu Akdeniz’e ve 16. yüzyılda İspanyollar tarafından Avrupa’ya getirilen patlıcanı Avrupalılar uzun bir süre saksı bitkisi olarak kullandılar. Patlıcan, günümüzdeki formuna ulaşmadan önceki şeklinden dolayı İngilizcede “yumurta” anlamına gelen “eggplant” adını aldı çünkü patlıcanlar geçmiş dönemde beyaz rengiyle küçük kaz yumurtasına benzemekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapılan bilimsel analizler patlıcanın insan sağlığındaki önemine vurgu yapmaktadır. 100 gr patlıcanda 24 kalori, 1.1 g protein, 2 g yağ ve 5.5 g karbonhidrat bulunmaktadır ve yapısında büyük oranda su olduğu için sağlıklı besinler kategorisinde yerini almaktadır. A, B1, B2 ve C vitaminin de bulunduğu patlıcanın saponin adıyla bilinen fitokimyasal maddesi; alerji ve iltihaplanmalara karşı vücudu korumakta, kandaki kolesterol oranının düşmesine yardımcı olmaktadır. Lezzeti kadar faydası da çok olan patlıcanın Türk mutfağında sıklıkla yer bulan en lezzetli tariflerini sizler için hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bol karabiberli köz patlıcan çorbasını daha önce tatmadıysanız işte size bağımlısı olacağınız pratik bir tarif. Dört kişilik çorba için üç adet patlıcan yeterli olacaktır. Patlıcanları közleyip temizledikten sonra kolay ezilmesi için bir bıçak yardımıyla parçalara bölün. Tencerede iki yemek kaşığı tereyağı ve bir buçuk kaşık unu çok olmayacak şekilde kavurduktan sonra patlıcanları tencereye ekleyin ve bir çatal ya da blender yardımıyla püre haline getirin. Dilediğiniz kadar sarımsağı ekledikten sonra yavaş yavaş beş bardak su ekleyin ve su kaynamaya başlayınca bir bardak süt ilave ederek orta ateşte kaynatın. Son olarak damak tadınıza uygun karabiber ve tuz ekledikten sonra çorbanız içmeye hazır. Dilediğiniz taze yeşilliği ince ince kıyıp servis esnasında çorbayla servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sofralarımızda sıkça yer bulan şakşukayı sevmeyen var mıdır? İçeriğindeki diğer sebzelerle muazzam bir lezzete dönüşen şakşukanın kolayca hazırlayabileceğiniz lezzetli tarifi için gerekli olan malzemeler üç adet kemer patlıcan, on adet kıl biber. Domates sosu için altı adet domates, üç çorba kaşığı zeytinyağı, dört diş sarımsak, bir tatlı kaşığı arzu ettiğiniz sirke, bir tutam şeker, bir tutam tuz ve son olarak üç/dört dal maydanoz yeterli olacaktır. Patlıcanları soyup küp şeklinde doğradıktan sonra biberleri de doğrayın. Kızartma tenceresinde iyice ısınan kızgın yağda önce patlıcanları sonrasında biberleri sırasıyla kararmayacak şekilde kızartın ve yağı çekmesi için dilerseniz bir kâğıt havlu üzerine koyup tuz serpin. Şimdi sıra sosumuzda; yıkadığınız domatesleri rendeleyin. Tavaya üç kaşık zeytinyağını koyduktan sonra doğradığınız sarımsakları hafifçe kavurun ve rendelediğiniz domatesleri ekleyin. Orta ateşte domatesler sos halini alana kadar pişirdikten sonra ocaktan almadan önce sirke, tuz ve şekeri ekleyip birkaç dakika daha pişirin. Artık domates sosunuz hazır. Yağı süzülen patlıcan ve biberleri yeni bir tabağa alın ve üzerine sosunuzu dökün ve lezzetler iyice özdeşleşene kadar karıştırın. Son olarak maydanozları da doğrayıp üzerine ekleyin. Yemeğiniz artık servise hazır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sırada sultan sofralarının gözde yemeği hünkârbeğendi tarifi var. Osmanlı mutfağına ait olan bu leziz patlıcanlı yemeğin yapımı zahmetli gözükse de gözünüz korkmasın. Böylesine lezzetli bir yemek için hem uğraşmaya değecek hem de yemeğiniz hazır olduğunda o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. 600 gr kuşbaşı kesilmiş kuzu ya da dilerseniz dana eti ile hazırlayabileceğiniz tarif için gerekli olan diğer malzemeler; bir adet soğan, iki diş sarımsak, üç adet yeşil biber, iki adet domates, bir tatlı kaşığı biber salçası, üç çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı tuz, aroma katması için iki adet defne yaprağı, bir çay kaşığı karabiber ve son olarak iki buçuk bardak kaynamış su. Beğendi tarifi için gerekli olan malzemeler ise; üç adet közlenmiş patates, üç çorba kaşığı tepeleme un, iki çorba kaşığı tereyağı, üç su bardağı süt ve bir bardak ya da 100 gr rendelenmiş kaşar peyniri, bir tatlı kaşığı tuz ile bir çay kaşığı karabiber yeterli… Sırada pişirme işlemi var. Öncelikle tencerede zeytinyağı ve yemeklik kesilmiş soğanları birlikte kavurun. Ardından kuşbaşı eti ekleyip pişirmeye devam edin. Et suyunu çekmeye başladığında sarımsağı, karabiberi, domatesi ve ardından salçayı ekleyip iyice suyunu çekene kadar pişirmeye devam edin. Suyu çektikten sonra tuz ve defne yaprağını ekleyip hazırladığınız sıcak suyu da ekleyerek suyunu çekene ve et yumuşayana kadar malzemelerinizi pişmeye devam edin. Başka bir tencerede un ve tereyağını kavurun, közlenmiş patlıcanların kabuklarını temizledikten sonra doğrayıp tencereye ekleyin. Azar azar olacak şekilde sütü ekleyip kıvam alıncaya kadar karıştırarak pişirme işlemine devam edin. Kıvam aldıktan sonra tuz, karabiber, rendelenmiş kaşar peynirini eklemeniz yeterli olacaktır. Artık beğendiniz hazır. Şimdi sıra servis zamanı; önce beğendiyi tabağın zeminine yayın ve üzerine eti ekleyin. Artık onca emeğinize değdi, yemeğinizi soğutmadan yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sırada İtalyan mutfağına ait etsiz bir patlıcan tarifi var. Dört adet patlıcanı yıkadıktan sonra alacalı bir şekilde soyun, yuvarlak ve eşit olacak şekilde doğrayın. Patlıcanın acılığının gitmesi için tuzlu suda 15 dakika bekletin. Patlıcanlarınız suda beklerken derin bir kapta 300 gr galeta unu ve çeyrek bardak sütü karıştırın. Dilimlenen patlıcanları kâğıt havlu yardımıyla kuruladıktan sonra iki adet yumurtayı çırpın ve patlıcanlarınızı önce yumurtaya ardından da sütle hazırladığınız una bulayın. Kızgın yağda altın rengini alıncaya kadar patlıcanları kızartın. Üç adet domates, iki diş sarımsak, bir çorba kaşığı salça ve bit tutam fesleğeni tavada sos kıvamına gelene kadar pişirin. Son olarak fırın tepsisinin zeminine hazırladığınız domates sosu ekleyin, üzerine kızarmış patlıcanları dizin ve rendelenmiş mozeralla peyniri ile parmesan peyniri yayın. Bu işlemi üç ya da dört kat olacak şekilde yaptıktan sonra 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Hepsi bu kadar! İtalyan yemeğiniz hazır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Son tarifimiz patlıcanın farklı bir lezzet hali. Bazıları için patlıcanı tatlı bir lezzet olarak düşünmek zor olsa da Akdeniz Bölgesi ve Iğdır ilinde bu reçele sıkça rastlamak mümkün. Daha önce denemediyseniz belki kendi hazırladığınız reçelle bir yenilik yapabilirsiniz. Oldukça kolay olan tarif için küçük boyda beş – altı adet patlıcan yeterli olacaktır. Patlıcanların sapını kesin ve kabuklarını soyun. Her bir patlıcanı dört parçaya böldükten sonra bir patlıcanın acılığını alma klasiği olan 15 dakika tuzlu suda bekletme işlemini uygulayın. Ardından patlıcanları iyice yıkayın, süzün ve bir tencerede limon suyu veya dilerseniz limon tuzuyla yumuşayıncaya kadar haşlayın. Haşlanan patlıcanları süzün ve bir bez yardımıyla kurulayın. Son olarak boş bir tencereye aldığınız patlıcanların üzerine iki bardak içme suyu ve yine iki bardak olacak şekilde toz şekeri ekleyerek kıvamı yoğunlaşıncaya kadar pişirin. İyice yoğunlaştıktan sonra üzerine bir adet limonun suyunu ekleyin ve bir süre daha kaynattıktan sonra soğumaya bırakın. Artık patlıcan reçelinizi kavanozlayabilirsiniz. Elinize sağlık!

  • BU SEBZE VE MEYVELER TAM YAZLIK

    BU SEBZE VE MEYVELER TAM YAZLIK

    Sonbahar, kış, ilkbahar dedik, ne mutlu ki sıra güneşin içimizi ısıttığı manav tezgâhlarının rengârenk bir hal aldığı yaz mevsimine geldi! Haziran, temmuz, ağustos aylarında ürün veren onlarca sebze/meyveden 10 tanesini aşağıda görebilir ve bu ürünleri zamanında tüketerek vücudunuza çok daha fazla vitamin alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarında zeytinyağlısını veya salçalı-etli yemeğini yaparak afiyetle yiyebileceğiniz taze fasulyeyi fazla fazla alarak kış ayları için saklamak da âdettendir. Saklamanın en iyi iki yolundan biri konservesini yapmak diğeri de turşusunu kurmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çıtır çıtır yediğimiz sivri biberler de içini pirinç ya da kıymayla doldurabildiğimiz dolmalık biberler de yaz mevsimi sebzeleridir. Anavatanı Güney Amerika olan biberin ta Azteklere uzanan bir tarihi ve tüm dünyada 700’den fazla türü bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seveni de sevmeyeni de çok olan bir sebze patlıcan. İster karnıyarık yapın ister musakka, imambayıldı ya da kızartma. Ama öncesinde şeritler halinde soyulan patlıcanın acısını almak ve kararmasını önlemek için limon sıkılmış tuzlu suda bekletmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Artık yaz-kış her mevsim sofralarımızda görebildiğimiz domates aslında bir yaz meyvesidir. Evet yanlış duymadınız domates çekirdekli bir besin olarak meyve sınıfına girmekte. Hazır yaz ayları da gelmişken bu eşsiz meyveden menemen yapmanın hatta kış ayları için konserve kurmanın tam zamanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı domates gibi salatalık da yaz mevsiminde yetişen ve kabakgiller ailesinden olan bir meyve. Hıyar ve badem ismiyle de bilinen besin en çok salata ve cacık içinde ya da turşu olarak tüketiliyor. Yüzde 90 oranında su barındıran salatalık antioksidan etkisiyle tam bir mide ve cilt dostu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beklenmeyen şeylerin de olabileceğini anlatmak için “al kiraz üstüne kar yağmış” denir. Anlayacağınız tam bir yaz meyvesidir kiraz ve ister tane tane yiyin, ister hoşafını ya da reçelini yapın ama mutlaka bol bol tüketin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Van Gogh’dan Claude Monet’ye büyük ressamların tablolarına girecek kadar albenisi olan şeftali yaz aylarının en tatlı, sulu ve serinletici meyvelerinden biridir. Kalorisi düşük ve özellikle C vitamini kaynağı olan meyvenin hoşafını, reçelini veya marmelatını da yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Şeftali gibi sarı-kızıl renginde tüylü bir kabuğa sahip olan kayısının faydaları saymakla bitmez. Özellikle sindirim sistemini rahatlatmak için önerilen ve Malatya şehrimizle özdeşleşen meyvenin tazesini yaz aylarında kurusunu yılın her döneminde bulup tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Siz de yaz geldiğinde “karpuz, yanında da peynir olsun başka bir şey istemem” diyenlerden misiniz? Afrika’dan çıkıp dünyaya yayılan bu tatlı mı tatlı meyve için Diyarbakır ilimizde festivaller bile düzenleniyor. Faydalarını görmek içinse “Seçimi ve Sunumu Çaba Gerektiren Meyve: Karpuz” içeriğimize de göz atmayı ihmal etmeyin.