Etiket: pamukkale

  • 8 Madde İle Türkiye Turizminin Hem Gözde Hem Saklı Köşelerinden Denizli

    8 Madde İle Türkiye Turizminin Hem Gözde Hem Saklı Köşelerinden Denizli

    Kuzeyi Ege’de güneyi Akdeniz bölgesinde kalan Denizli’nin adının nereden geldiği hakkında çeşitli rivayetler var ama en çok kabul göreni eski Türkçedeki “tengiz” yani “deniz” kelimesinden doğru geldiği yönünde… Tarımıyla, sanayisiyle gelişmiş bir şehir olan Denizli, antik kentleri, müzeleri, her yıl düzenlenen farklı festivalleri, tiyatroları, parkları ve bahçeleri ile de tarihsel ve kültürel yönünü konuşturur. Şehrin öne çıkanlarını 8 maddelik listemizden okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    denizli teleferik

    Denizli çok eski bir yerleşim… Ve ilk yerleşim yeri de Kaleiçi… Şehir merkezine çok yakın bir noktada cıvıl cıvıl tarihi bir arasta olan Kaleiçi, buralara kadar geldiğinizde mutlaka birkaç saatinizi ayırmanız gereken yerler arasındadır. Ama bir Denizli gezisinin olmazsa olmazı teleferikle yapılan o kısa seyahattir. Böylece Denizli’yi sadece kuş bakışı izlemekle kalmaz, yaylalarına da çıkabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Denizli’ye gidenlerin çektirdiği hatıra fotoğraflarının mutlaka bir tanesinde fonda en kabarmış haliyle duran bir horoz görülür. Çünkü farklı noktalara heykeli dikilecek kadar şehrin simgesi haline gelen bir canlıdır horoz… Denizli’de resmî kurumlar dâhil birçok kuruluşun logosunda da horoz figürüyle karşılaşmak çok olağandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaşadığımız gezegende Denizli’den başka bir yerde göremeyeceğiniz doğa oluşumu ise Pamukkale’deki travertenlerdir. Uzunluğu 2700 metre, yüksekliği 160 metre olan Pamukkale, elbette UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi’nde yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    denizli

    Hikâyesi Antik Çağ’a kadar uzanan Denizli’de, o dönemlerden günümüze ulaşan çok sayıda kalıntı vardır ve meraklıları için bu açıdan sürprizlerle dolu bir yerdir. Leodikeia Antik Kenti, Anaua Antik Kenti, Tripolis Antik Kenti, Sebastopolis, Trapezopolis, Attuda… Pamukkale travertenlerinin tepesinde yer alan Hierapolis Antik Kenti ise tiyatrosu, havuzu, müzesi ile en çok ilgi görenler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Denizli denince akla gelenlerden biri de termal turizmdir. Yaz-kış kaynağından çıkan 58 derecelik suyu ile Karahayıt, dünya ülkelerinden şifa arayan insanları kendine çekmektedir. Karahayıt’taki kırmızı su ve termal çamurdan faydalanmak isteyenler için civardaki termal oteller yaşamlarındaki özel adreslere karşılık geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Batı Anadolu’da köy yiğidi” anlamına gelen “efe”lerin başta gelen memleketlerinden biri de Denizli’dir ve zeybek dansının en güzel versiyonları Denizli’de icra edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Denizli’nin Türkiye’nin en büyük 10 ekonomisi arasında yer alması biraz da tekstil ürünleri sayesindedir. Örneğin, Buldan ilçesinde dokunan buldan bezinin tarihinde Yıldırım Beyazıt’ın kızına gelinlik, Barbaros Hayrettin’e şal, Genç Osman’a gömlek olmak vardır. Seyyahların bile eserlerinde yer verdiği buldan kumaşı Denizli’nin alametifarikalarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ege ve Akdeniz arasında köprü gibi duran Denizli’nin mutfağında elbette bu bölgelere özgü ot yemeklerini bulabilirsiniz. Arapsaçından çaput aşına, keşkekten gındıra çorbasına… Ama yine de Denizli’ye gelen turistlerin yemeden geçmediği lezzetlerin başında kebap geliyor! Tandır, Denizli ya da patlıcan kebabı en çok tercih edilenler arasında.

  • 8 Madde İle Karbonat Minarellerinin Oluşturduğu Teraslar: Pamukkale Travertenleri

    8 Madde İle Karbonat Minarellerinin Oluşturduğu Teraslar: Pamukkale Travertenleri

    Travertenlerin bembeyaz dokusu ve tarihin izlerini taşıyan eşsiz Hierapolis Antik Kenti ile adından söz ettiren Pamukkale, dünyanın en büyük turizm merkezlerinden biri halini almış başlıca güzelliklerimizden… Hem kültürel hem doğal bir miras olan bölgenin merak edilenlerini ve keşfedilmesi gereken yerlerini sizler için 8 maddede derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pamukkale” title_font_size=”13″]

    Ege’nin beyaz masalı diye bahsedilen, barındırdığı tarihi dokuları ve antik kentleriyle şehrin en canlı, en merak uyandıran ilçesi diyebiliriz. Travertenlerin dünyada bir başka benzeri olmayışı burayı ‘turizmin kalbi’ haline getirmiştir. Yerli ve yabancı gözetmeksizin, her yıl sayısız turist tarafından sıkça ziyaret edilen Pamukkale, keşfedildikçe güzelliklerinin sınırı olmayan eşsiz bir yer konumundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Travertenler Nasıl Oluştu?” title_font_size=”13″]

    Muhteşem görüntüsüyle büyüleyen bu kayalar, bölgedeki su akıntılarının 14 bin yıl öncesine kadar dayandığı yönünde. Pamukkale’de sıcak sular bu traverten yataklarına doğru akmış ve bu da kayaların çökmesine neden olmuştur. Suların içerisinde bolca kalsiyum ile karbonhidrat bulunur ve su her yeryüzüne çıktığında havayla temas ettiği için karbondioksit ve karbonmonoksit uçar. Bu uçan gazlar da travertenlerde birikerek, günümüzdeki eşsiz beyazlığına ve sertliğine kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Traverten nedir?” title_font_size=”13″]

    Basınç altında bünyesinde erimiş karbondioksit bulunan yeraltı suları, geçtikleri alanlardaki kalsiyum karbonatı eriterek taşımaktadır. Suyun aniden basınçsız bir alana çıkması ve karbondioksitin uçması ile suda erimiş olan kalsiyum karbonat çok ince katmanlar halinde kayaların üzerine çökmektedir. Bu birikim de zamanla bir bulut gibi yumuşak hatları olan travertenleri meydana getirmektedir. Aynı zamanda mermerle birlikte de kullanabileceğimiz bir yapı malzemesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nelere İyi Gelir?” title_font_size=”13″]

    Pamukkale, şifalı suyu ve bu sayede oluşan travertenlerinin sunduğu güzellikle her gün binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. Termal suyun birçok hastalığı tedavi edici olduğu o zamanlardan beri düşünülse de ancak yüzyıllar sonra bilimsel açıdan kanıtlanmıştır. Bu suyun her türlü tansiyona, romatizmal hastalığa, kas ve eklem ağrılarına, kalp damar hastalıklarına şifa olması gibi bir özelliği bulunuyor. Her yıl dünyanın dört bir yanında gelen ziyaretçiler de bu sularda şifa aramaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hierapolis Antik Kenti” title_font_size=”13″]

    Pamukkale Travertenleri’yle iç içe olan kent, içindeki çeşitli tapınak ve dinsel yapılarının varlığından dolayı aynı zamanda Kutsal Kent olarak da bilinir. Denizli’nin hem doğa hem de kültürel mirasları arasında bulunan ve MÖ 2. Bergama kralı Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan geldiği düşünülmektedir. Roma İmparatoru Neron zamanında güçlü bir depremle hasar gören şehir aynı süreçte baştan aşağı yenilenmiştir. Tapınakları, antik tiyatrosu, tarihin izlerini taşıyan kapıları, surları, caddesi, kilisesi, gizemli mağarası ile dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğramaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hierapolis Antik Havuz” title_font_size=”13″]

    Hierapolis Antik Havuz, bir diğer adıyla Kleopatra Havuzu olarak da bilinen, MÖ 7. yüzyılda gerçekleşen bir deprem sonrasında oluşmuştur. Şehrin göbeğinde bir göçüğün meydana gelmesi ve Agora meydanına ait yıkılmış sütunların bu göçüğün içerisindeyken termal suların alanı doldurmasıyla şu anki görkemli halini almıştır. Sıcaklığının 36 derece olması ve yaz-kış bu durumun hiç değişmemesi başlıca özelliklerindendir. Roma döneminde çok ünlü bir sağlık merkezi olarak da kullanıldığı düşünülen havuz, yapılan araştırmalar sonrasında içerisindeki suyun pek çok hastalığa şifa olduğu anlaşılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Plutonion Mağarası” title_font_size=”13″]

    Oldukça sıra dışı olan bu doğal mağara, fay kırığından çıkan termal suyu ve kendisine yaklaşan canlıların ölümüne yol açtığı düşünülen bol miktarda karbondioksit gazı bulunduruyor. Antik dönem zamanında, yer altı tanrısı Hades’e, tören eşliğinde kurban verilen bir yer olduğundan ‘ölüler ülkesine geçiş kapısı’ olarak düşünülmektedir. Bilinenlere göre bu doğal mağaraya Hades için bir boğa sokulur, boğa zehirli gazdan dolayı ölür ve böylelikle tanrıya kurban edilmiş olur. Yer altının tüm hazineleri Hades’e ait olduğundan Romalılar onun ismini varlıklı anlamına gelen Plüton olarak değiştirmiş ve günümüzde de Plutonium, yani “yer altı tanrısının ülkesine geçiş noktası” adını almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antik Tiyatro” title_font_size=”13″]

    Hierapolis Antik Kenti içerisinde bulunan önemli yapılardan bir tanesi de 9.500 kişi kapasiteli antik tiyatrodur. MS 60 yılında gerçekleşen büyük deprem sonrası yapım planlanan Antik Tiyatro, MS 206 yılında tamamlanmıştır. Büyüklüğü ve tarih kokan duruşuyla ziyaretçilerin yoğun ilgisini kazanan Antik Tiyatro, tasarımından dolayı o dönemde büyük gladyatör savaşlarının da yapıldığı rivayet edilmiştir. Sütunların arasında o dönemin güzelliklerini yansıtan heykellerin bulunmasıyla beraber, tepede büyüleyici manzarasıyla izleyenlere unutulmayacak bir deneyim kazandırıyor.

  • Yarıyıl Tatilinde Ailecek Seyahat Edebileceğiniz 8 Şehrimiz

    Yarıyıl Tatilinde Ailecek Seyahat Edebileceğiniz 8 Şehrimiz

    Yarıyıl tatili başlayıp da karneler gelince, uzun süredir heyecanla beklenen tatil de başlar. Çocukların dönem boyunca hevesle beklediği 15 günlük tatil aslında ebeveynler için de gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak adına bir fırsattır. Hem anne-babaların hem de çocukların eğlenebileceği bir tatil için doğru rotayı belirlemek ise her zaman çok kolay olmayabilir. Biz de yarıyıl tatilinde beraber zaman geçirmek isteyen aileleri düşündük ve ailedeki herkesin eğlenebileceği 8 şehrimizi listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mardin” title_font_size=”13″]

    Eğer çocuklarınızı tarihi ve kültürel değerlerimizle tanıştıracağınız bir sömestir tatili planlıyorsanız, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Mardin sizin için en uygun tatil rotalarından biri olacaktır. Ermeni ve Süryani mimarisinin örneklerini görebileceğiniz taş evleri, medreseleri, birbirinden güzel tarihi manastırları ve yörenin lezzetli mutfağını ailecek keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eskişehir” title_font_size=”13″]

    Hem güzel ve düzenli bir şehir olmasıyla hem de birçok etkinliğe ve gezilecek mekâna ev sahipliği yapmasıyla Eskişehir çocuklu ailelerin öncelikli tercihlerinden biri oluyor. Osmanlı ve Türkmen mimarisini yansıtan tarihi Odunpazarı Evleri, kar yağışı eşliğinde ailecek deneyimleyebileceğiniz tekne ve gondol turları, çocukların hem eğlenip hem de bilinçlenmesine yardım edecek ‘‘Bilim Deney Merkezi’’ ile gezilip görülmesi gereken yerlerimizden biri. Özellikle çocuklu aileler için önerilen Sazova Parkı’nı ve parkın yakınında bulunan otelleri güzel bir tatil için tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bolu, Abant” title_font_size=”13″]

    Bolu kentinin güneybatısında yer alan ve tatlı su gölü olan Abant, keşfe gelenler için yılın dört mevsiminde de kapılarını ziyaretçilerine açıyor. Kışın, beyaza bürünmüş görüntüsüyle farklı bir deneyim yaşama imkânı sunan kentte deniz seviyesinden yüksek yedi adet göl bulunuyor. Çocuklarınızla özellikle de karlar altında bir şahesere dönüşen gölün kenarında güzel zaman geçirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bursa, Uludağ” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun birçok yerinde bulunan kayak merkezleri sömestir döneminde çoğu aile için değişmez adreslerden. Özellikle çocuklu aileler ve gençlerin tercih ettiği Türkiye’nin önde gelen kayak merkezlerinden Uludağ, İstanbul’a olan yakınlığı ile de bilinip her yıl binlerce insana ev sahipliği yapıyor. Çocuklarınızı kar sporlarıyla tanıştırmak için harika bir merkez olan Uludağ’ı ziyaretiniz sırasında, Bursa’nın sembolü haline gelmiş Ulu Cami’yi ve şehrin tarihi hanlarını görerek birbirinden şirin köylerde keşfe çıkabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir” title_font_size=”13″]

    İzmir’in iklimini diğer şehirlerimizle kıyasladığımızda kış aylarını daha hafif geçirdiğini söyleyebiliriz. ‘‘Ege’nin incisi’’ olarak bilinen şehir, dünya çapında tanınan liman özelliğine ve fuar alanına sahiptir. Yaklaşık 8500 yıllık tarihi ile bilinen ve her mevsim turist akınına uğrayan şehrin içerisinde pek çok tarihi yapı ve müze bulunmakta. Çocuklar için de birçok etkinlik düzenleyen şehirde, Evrensel Çocuk Müzesi ve Eğitim Kampüsü gibi minikler için eğlence vadeden etkinlik merkezleri bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pamukkale, Denizli” title_font_size=”13″]

    ‘‘Beyaz Cennet’’ lakaplı ve Dünya Miras Listesi’nde yer alan Pamukkale, ailecek tatil için değerlendirilebilecek en iyi seçeneklerden bir tanesi. Önemli bir turizm merkezi olan kentteki kaplıcalar ve termal suların pek çok hastalığa şifa olduğu düşünülüyor. Siz de bölgede, şelalenin, yüksek dağların, yaylaların ve milli parkların bulunduğu alanlarda ailecek uzun soluklu doğa yürüyüşleri yapabilir, çocuğunuzu eşsiz bir manzaraya sahip Bağbaşı Kent Ormanı’nda doğayla tanıştırabilir, keyifli bir teleferik deneyimi yaşayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Amasya” title_font_size=”13″]

    Sömestir tatilinde gidilebilecek alternatif rotalardan bir tanesi de Amasya; nam-ı diğer ‘‘Şehzadeler Şehri’’. Geçmiş tarihlerde birçok sanatkâr, şair, bilim insanı ve şehzadenin eğitim gördüğü şehir Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında da önemli bir yere sahiptir. Amasya Kalesi, Şehzadeler Müzesi ve meşhur saat kulesiyle her yıl ziyaretçiler tarafından oldukça ilgi çeken şehrimizde çocuklarınızı tarihimizle kaynaştırabilir, kendinizi doğanın muhteşem güzelliğine kaptırıp, unutamayacağınız anılar biriktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Maşukiye, Kocaeli” title_font_size=”13″]

    İsmi ‘‘aşık’’ anlamına gelen ‘‘maşuk’’tan türeyen ve son zamanlarda sıkça ziyaret edilen bölge tertemiz havası, doğal güzellikleri ve meşhur alabalık restoranları ile vakit geçirmekten pişman olmayacağınız yerler arasında. Ayrıca yakınında bulunan Sapanca Gölü’ne gidip doğa yürüyüşü yapabilir, çocukların bayıldığı deniz bisikletiyle seyahat edebilirsiniz. Başka bir alternatif olarak da, yaklaşık 15 km uzaklıkta bulunan Kartepe’ye giderek ailecek kış sporlarının tadını çıkarabilir, ATV’ye binebilir, yemeğinizi çevresinde bulunan kafelerin muhteşem manzarası eşliğinde yiyebilirsiniz.