Etiket: padişah

  • OSMANLI PADİŞAHLARININ GÖZDE YEMEKLERİ

    Birbirinden lezzetli yemekleri ve benzersiz tatlılarıyla Osmanlı mutfağı oldukça zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Saray mutfağında kullanılan etler, sebzeler, baharatlar en iyi kalitede ve tazelikte olmalıdır. Sarayda ana iki mutfak vardır: İlki saray erkanı için, ikincisi yalnız padişahların zevkine uygun pişirilen yemekler içindir. Yazımızda sultanların en sevdiği yemekleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fatih Sultan Mehmet ” title_font_size=”13″]

    21 yaşında İstanbul’u fethederek tarihe adını “Büyük Türk” olarak yazdıran Osmanlı’nın 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in en sevdiği yemeklerin başında deniz ürünleri gelmektedir. 1473’te hazırlanmış, Topkapı Sarayı’na ait bir mutfak defterinden elde edilen bilgilere göre sarayda en çok pişen yemekler mutfak masrafları ve padişahın en sevdiği yemekler kayıt altına alınmıştır. Mutfakta en çok pişen ve saray halkı tarafından en çok tüketilen yiyecek lahana çorbası olurken, Fatih Sultan Mehmet’in bu defterde en çok karides, balık, istiridye ve ıstakoz yemeğini tercih ettiği belirtilmektedir. Ayrıca tavuklu yemekleri seven Sultan’ın naneli üzüm şerbeti, pekmez, boza ve ayran sevdiği meşrubatlar arasında yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yavuz Sultan Selim” title_font_size=”13″]

    Doğu’ya yaptığı sefer ve fetihlerle Osmanlı’nın en önemli padişahlarından olan Yavuz Sultan Selim, aşçısı tarafından sunulan 32 çeşit yemeğin arasından en beğendiğini yermiş. Alman din adamı Stephan Gerlach, Avusturya elçisi ile birlikte heyetinin vaizi olarak 1573’de İstanbul’a geldiğinde özellikle saray hayatını gözlemlemiş ve sarayda geçirdiği günlerin sonunda günlüklerini kitap olarak bastırmıştır. Bu güncelerinde Yavuz Sultan Selim’in zehirlenmeyi önleyen porselen tabaklarda yemek yediğini, yalnız başına sarayda yemekten hoşlanmadığını, genellikle yanındaki dilsiz hizmetkârlarla birlikte bahçede oturduğunu yazmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kanuni Sultan Süleyman ” title_font_size=”13″]

    Batı’da Muhteşem Süleyman, Doğu’da ise adaletli yönetiminden dolayı Kanuni Sultan Süleyman olarak bilinen Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. Padişahı I. Süleyman, Trabzon’da doğmuştur ve şehzadelik yıllarını burada geçirmiştir. Hamsi yemeklerine düşkünlüğü ile bilinen Padişah, bu sevgisini göstermek için kılıçlarından birinin kabzasına hamsi motifi işletmiştir. Bu kılıç, Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sultan II. Mahmud ” title_font_size=”13″]

    31 yıl tahtta kalan Osmanlı İmparatorluğu’nun 30. Padişahı Sultan II. Mahmud, şehzadeliği sırasında padişah olan amcası III. Selim tarafından himaye edilerek eğitimiyle bizzat ilgilenilmiştir. Yaptığı ıslahatlarla bilinen Sultan II. Mahmud’un en sevdiği yemek ise sarayın vazgeçilmezleri arasında yer alan ballı mahmudiyedir. Tavuk, bal, badem ve kuru kayısı ile yapılan bu yemek, ilk Edirne Sarayı’nda 1539 tarihli bir ziyafet menüsünde yer almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sultan Abdülaziz ” title_font_size=”13″]

    32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz, II. Mahmud’un oğludur ve Çırağan Sarayı’nı inşa ettiren padişahımızdır. Osmanlı halkı ile camilere giden, halka karışan ve birlikte sıkça vakit geçiren Sultan Abdülaziz, ülke dışı diplomatik ziyaretlerde bulunmuştur. Bir Avrupa seyahatinde Fransa Kraliçesi Eugenie tarafından adına verilen ziyafette ülkemizin millî yemeklerinden biri haline gelen hünkârbeğendi yemeğine ismini vermiştir. Kraliçe, Sultan Abdülaziz şerefine bir yemek yaptırır ve aşçısına közlenmiş patlıcanlı, beşamel soslu yemeğin üzerine lezzetli bir et eklemesini söyler. Yemeği tadan Sultan Abdülaziz beğenisini “Hünkâr beğendi!” diye dillendirince yemeğin adı da “hünkârbeğendi” kalır ve Sultan’ın en sevdiği yemek olarak tarihe geçer.

  • İmzanın Osmanlı Dönemindeki Versiyonu: Tuğralar

    İmzanın Osmanlı Dönemindeki Versiyonu: Tuğralar

    Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, içinde ismi yer alacak şekilde hat sanatı ile yazılan sembollere “tuğra” deniyor. Osmanlı zamanında fermanlar, resmi belgeler ve paralar padişahlara ait bu tuğralarla mühürlenir, pek çok yerde de hanedan arması olarak kullanılırdı. Bugüne kadar Sultan Osman Gazi’ye ait bir tuğra bulunamadığından günümüze 35 padişah tuğrası ulaşmıştır. Bu birbirinden farklı ve yüksek bir estetik anlayışla tasarlanmış tuğraları 8 maddede huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tuğranın hepsi farklı ifade edilen bölümleri vardır. En altta metnin yazdığı “kürsü” ya da “sere” kısmı, sol tarafta içi içe geçmiş iki kavisten oluşan ve yumurta anlamına gelen “beyze” kısmı, beyzelerin devamında sağa doğru uzanan “hançere” de denilen “kollar” kısmı ve tuğranın üstünde, yukarıya doğru çekilen ve kimi zaman “elif” harfini andıran “tuğlar” kısmı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    tuğralar
    Mustafa han bin Abdulhamid el-muzaffer daima

    İlk tuğra örneklerinde padişah ile babasının isimleri yer alırken daha sonraki dönemlerde “han” ibaresi ile unvanları ve daima muzaffer olmalarını dileyen bir dua ibaresi olarak “el-daima muzaffer” yazısı ilave edilmiştir. Örneğin yukarıdaki tuğra görselinde, “Mustafa han bin Abdulhamid el-muzaffer daima” yani “Daima muzaffer Abdülhamit oğlu Mustafa Han” yazmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    tuğralar
    Selim han bin Mustafa el-muzaffer daima

    Padişahın tuğrası kendisi tarafından değil yetkilendirilmiş “tuğrakeş”ler tarafından yazılırdı ve kullanılacağı belgenin mutlaka baş kısmına yerleştirilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    orhan gazi tuğrası
    Orhan bin Osman

    Osmanlı döneminde ilk tuğra 1324 tarihli ve Orhan Gazi’ye aittir. Sonraki tuğralar bu ilk tuğra üzerinden geliştirilmiş ve giderek hat sanatının bütün görkemiyle sergilendiği sanatsal bir alana dönüşmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    fatih sultan mehmet tuğrası
    Mehmed bin Murad han muzaffer daima

    Bir padişahın tuğra tasarımı onaydan geçtiyse padişah o tuğrayı saltanatı boyunca kullanırdı. Zaman zaman farklı tuğrakeşler tarafından yazılsa da tasarımı aynı kalırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    tuğralar
    Mahmud han bin Abdulhamid el-muzaffer daima

    Tarihi bir belgenin üstündeki tuğra o belgenin hangi döneme ait olduğu ile bilgi de veren önemli bir kaynaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kanuni sultan süleyman tuğrası
    Süleyman Sah bin Selim Sah han el-muzaffer daima

    Günümüzde en çok bilinen ve tuğra denildiğinde akla gelen tasarım Kanuni Sultan Süleyman’ın kullandığı tuğradır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sultan ikinci aldülhamit tuğrası
    Abdulhamid han bin Abdulmecid el-muzaffer daima

    II. Abdülhamit’e ait tuğra ise ünlü hattatlarca “Tuğraların Padişahı” olarak nitelenecek kadar mükemmel bulunmaktadır.