Etiket: ot

  • SAĞLIĞA FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEYEN DEREOTU

    Ana vatanı Asya olan, aromatik ve keskin tadıyla yemeklere lezzet katmak için ot ya da baharat olarak kullanılan dereotunun sağlığa birçok faydası bulunuyor. Kimileri tadından ve kokusundan hoşlanmasa da birçok zeytinyağlı yemeğe ve salatalara katılan dereotuyla ilgili detaylı bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dereotu, maydanozgiller familyasına ait yeşil yapraklı bir bitkidir. Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan dereotunda; A, B1, B6, C, D ve E vitaminleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Potasyum, sodyum, çinko, manganez, selenyum, demir ve folat gibi insan sağlığı açısından önemli minerallere sahip olan taze dereotunda bolca çinko bulunduğu için cilt sağlığında da etkilidir. Dereotu, bağırsaktan besin geçişini kolaylaştırdığı için sindirim sorunlarının giderilmesinde de kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    100 gr dereotunda ortalama 40 kalori bulunur. İçeriğindeki folik asit insan sağlığı ve anne karnındaki çocuk gelişimi için oldukça önemlidir. Anne karnındaki bebeğin beyin ve omurilik gibi nöral işlevlerin gelişmesinde etkili rol oynar.Hamilelerin uzman bir doktor gözetiminde kullanması tavsiye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sindirim sorunları, bebeklerde uzun süren ağlama ve huzursuzluk durumuna yol açan kolik ile ağız kokusu gibi çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmede kullanılan dereotunda yüksek oranda lif ve antioksidan bulunur. Lifli gıdalar bağırsakların düzgün çalışmasını sağlayarak kilo kaybını teşvik ederken, kan şekerini düşürür ve kalp sağlığını korur. Antioksidanlar ise bağışıklık sistemini güçlendirir, hücrelerde oluşabilecek DNA hasarlarını önlemede etkilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İçerisinde kalsiyum, magnezyum ve fosfor bulunduran dereotu, çocukların gelişiminde önemli olduğu kadar ilerleyen yaşlarda özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi sorunlarında da yavaşlatıcı etkilere sahiptir. Aynı zamanda demir içeriği bakımından zengin olan dereotu, anemi hastaları ve vejetaryenler için de oldukça faydalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bitkilere sarı, turuncu, kırmızı gibi parlak renkleri veren ve insan vücudunda antioksidan işlevini yürüten flavonoidler dereotu yapraklarında da bulunur ve bu flavonoidler hücre hasarını onarmada etkili olur. İçeriğindeki B grubu vitaminler sayesinde uykusuzluğa karşı doğal bir çözüm olduğu belirtilmektedir. Günlük beslenmede, doğru oranlarda tüketilen dereotu, belirli hormonların ve enzimlerin salgılanmasını sağlayarak sakinleştirici bir etki sağlar. Aynı zamanda stres hormonu olarak nitelendirilen kortizol seviyesini de düşürmeye yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Salata, cacık ve zeytinyağlı yemeklere sıkça eklenen dereotu, çorbalarda ve soslarda da kullanılmaktadır. Hem aromatik tadının verdiği lezzeti hem de faydası ile ön plana çıkan dereotunu taze olarak saklamak için yıkadıktan sonra yapraklarını nemli bırakarak kâğıt havluya sarıp buzdolabı poşetinde muhafaza edebilirsiniz.

  • EGE MUTFAĞININ YABANİ OTLARI

    Ege mutfağı, doğanın sunduğu en taze ve doğal lezzetleri sofralara taşıyan köklü bir kültüre sahiptir. Özellikle yabani otlar, bu mutfağın vazgeçilmez unsurlarındandır. Şevketibostandan deve dikenine, ebegümecinden kuş otuna kadar sayısız şifalı ve aromatik ot, Ege’de binlerce yıldır tüketilmekte ve çeşitli yemeklerin temel malzemesi olmaktadır. Ege Bölgesi’nin verimli topraklarında yetişen bu otlar, özellikle ilkbahar aylarında pazarlarda ve sofralarda sıkça yer alır. Doğanın sunduğu bu eşsiz tatları ve Ege’nin bereketli topraklarında doğan ot kültürünü daha yakından tanımak için yazımızı okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Acı Ot” title_font_size=”13″]

    Acı ot, Ege Bölgesi’nde doğal olarak yetişen ve özellikle şubat–nisan ayları arasında taze ve yeşil hâliyle tüketilen bir bitkidir. Uç kısımları koparılarak toplanan acı otun üst bölümleri taze ve yumuşak, alt kısımları ise daha serttir. Mayıs ayında yumrusu kütükleşen ve tohuma kaçan acı ota bazı yörelerde “sarmaşık otu”, “tilkişen” ya da “yabani kuşkonmaz” da deniyor. Hafif acımsı bir tadı olan acı otu soğan, yumurta ve zeytinyağı ile kavurarak tüketen Egeliler, ottaki acı tadın ortaya çıkmaması için minik bir püf noktası tavsiye ediyor; otlar güzelce temizlendikten sonra bıçakla değil elle parçalanmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şevketibostan” title_font_size=”13″]

    Şevketibostan, dikenli yapısıyla bilinen ve özellikle Ege mutfağında sıkça tüketilen bir bitkidir. Körpe hâlindeyken toplanır, dikenlerinden arındırılarak temizlenir ve farklı şekillerde hazırlanır. Sebze gibi kavrulur, kemikli kuzu etiyle pişirilir ya da haşlanarak salatası yapılır. Halk arasında “bostan otu”, “mübarek dikeni” veya “akkız” gibi isimlerle de bilinen şevketibostan, yalnızca yemeklerde değil; aynı zamanda çay ve turşu olarak da tüketilmektedir. Mevsimine göre taze ya da kurutulmuş olarak yıl boyunca sofralarda yer bulur. Deve dikeniyle yakın akraba olan şevketibostanın çiçekleri sarı renkte açarken, deve dikeninin çiçekleri genellikle mor, nadiren de beyaz renkte olur. Şevketibostan, pazarlarda çoğunlukla ayıklanmış ve temizlenmiş şekilde satışa sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Deve Dikeni” title_font_size=”13″]

    Papatya ile aynı familyadan gelen mor çiçekli deve dikeni, Anadolu’nun farklı bölgelerinde “deve kengeli”, “meryemana dikeni”, “süt deve dikeni”, “sütlü kengel” veya “kangal” gibi çeşitli isimlerle anılmaktadır. Çok zorlu koşullarda bile yaşayabilen deve dikeni, yol kenarlarında ve ekili olmayan tarlalarda da doğal olarak yetişir. Dikenli mor tepesi temizlendiğinde enginara benzeyen şekli ortaya çıkan deve dikeni, haşlanarak et yemeklerinde kullanılır. Ayrıca, taze dalları soyulup kuşkonmaz gibi yağda hafifçe kavrularak salatalara lezzet katar. Deve dikeni tohumlarından çıkarılan yağ, geçmişte tıbbi amaçlarla ve kandil yağı olarak kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ebegümeci” title_font_size=”13″]

    Ebegümeci, ilkbahar ve yaz aylarında tarlalarda, yol kenarlarında ve bahçelerde kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Yapraklı dalları haşlanarak, çiçekleri ise çiğ şekilde salatalara eklenir. Yoğurtla karıştırılarak meze, zeytinyağlılarla birlikte yemek olarak hazırlanır. Ebegümeci pişirildiğinde, tıpkı bamya gibi hafif bir mukus salgılar. Bu özelliği sayesinde Anadolu mutfağında çorbalara kıvam vermek amacıyla kullanıldığı bilinir. Hatta bazı geleneksel tariflerde, yumurta yerine bağlayıcı olarak tercih edilir. Ayrıca, yaprakları kurutularak çay hâlinde de tüketilir. Özellikle kış aylarında, sıcak suyla demlenerek içilir. Çorbası, böreği, etli veya etsiz kavurması yapılan ebegümecinin bazı yörelerde sarması bile yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kazayağı Otu” title_font_size=”13″]

    Kazayağı otu genellikle soğan, zeytinyağı ve isteğe bağlı olarak yumurta ile kavrularak hazırlanır. Ayrıca börek iç harcı olarak kullanılabilir ya da haşlanarak salatalara eklenebilir. Tuzlu suda yaklaşık beş dakika haşlandıktan sonra iyice süzülen kazayağı otu, sarımsak, limon suyu ve zeytinyağı ile lezzetlendirilerek servis edilir. Tek başına tüketildiğinde hafif acımsı bir tada sahip olan bu ot, haşlandıktan sonra sarımsaklı yoğurt ile de sofralarda yerini alır. Bunun yanı sıra, turşusu da hazırlanarak farklı şekillerde değerlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuş Otu” title_font_size=”13″]

    “Serçe dili otu” olarak da bilinen kuş otu, aromatik bir bitkidir ve tadı çiğken mısır püskülüne, piştiğinde de ıspanağa benzer. Çiğ olarak salatalarda, börek ya da gözleme gibi yeşilliklerin kullanıldığı hamur işlerinin iç harcında ve tıpkı ıspanak gibi pirinç veya bulgur ile pişirilerek tüketilir. Taze yaprakları doğranır ve aromasını katması için yemeklere eklenir. Ancak kuş otunu doğru şekilde temizlemek oldukça önemlidir. Yaprakları iyice yıkanarak toprak ve diğer kalıntılardan arındırılmalıdır. Ayrıca bitkinin birçok farklı türü bulunduğu için doğru kuş otu, işin ehli bir kişi tarafından toplanmalıdır.

  • ISIRGAN OTUNUN ÖZELLİKLERİ VE LEZZETLİ TARİFLERİ

    Tarih boyunca tedavi için kullanılan, şifalı bir bitki olan, ısırgan otu, başta C vitamini olmak üzere pek çok vitamin, mineral, faydalı yağ asitleri ve antioksidan içermektedir. Temas ettiğinde ciltte yanma ve kızarıklık oluşturan bu bitkinin Latince adı “Urtica”dır ve yakmak anlamına gelmektedir. Bir savunma mekanizması olan bu yangı, kimi kaynaklara göre şifalanmamızı sağlar. Ana vatanı Akdeniz olan ısırgan otu, ülkemizde hemen hemen her bölgede yetişmektedir. Her ne kadar onlara temas etmekten kaçınsak da ısırgan otu ile yapılan çok lezzetli ve sağlıklı tarifler bulunmaktadır. Yazımızda ısırgan otunun morfolojik özelliklerini ve belki de ilk kez duyacağınız tariflerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otunun tarihte ilk kez ne zaman kullanıldığı bilinmemekle beraber, Vikingler ısırgan otunun insana güç ve cesaret verdiğine inanmaktadır. M.Ö. 1. yüzyılda yaşayan Şair Ovidius “Ars Amatoria” adlı eserinde ısırgan otunun faydalarından bahsetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Son dönemlerde sağlığa faydaları bilimsel olarak da ispatlanan ısırgan otunun dokunduğumuzda canımızı yakan sıvısı esasen bu bitkinin değerli öz suyudur. Yoğun C vitamini içermesinin yanı sıra, ısırgan otunda A ve B vitaminleri de vardır. Kalsiyum ve pek çok mineral ile tuzun da bulunduğu ısırgan otunda demir, magnezyum ve kalsiyum bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İdrar söktürücü, güçlendirici, anti-alerjen, kan temizleyici ve iltihap giderici özellikleri bulunan ısırgan otunun sapı, yere yakın bölümünden kesilerek; eklem deformasyonu, romatizma, siyatik, kol ve bacaklardaki sinir iltihaplarına karşı doğrudan ağrılı bölgelere sürülerek de kullanılmaktadır. Ancak alerjik durumlara sebep olmaması için ısırgan otunu kullanmadan önce bir doktora danışmak gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Böbrek ve safra kesesi sağlığını koruma, inflamasyonu azaltma, kas kütlesini arttırma, hormonal aktiviteyi düzenleme, diyabeti önleme, kan basıncını düşürme, hemoroitleri yatıştırma ve solunum koşullarını iyileştirme gücüne sahip olan ısırgan otunun en önemli sağlık yararları arasında detoks etkisi, metabolik verimi arttırma, bağışıklık sistemini güçlendirme, kan dolaşımını düzenleme, enerji seviyelerini iyileştirme ve cilt bakımına yardımcı olma etkileri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otunun özelliklerinden yararlanmak için bitkinin yaprak, kök, çiçek ve tohumları kullanılmaktadır. Yaprakları çiçek açma zamanında nisan ile haziran aylarında saplarından sıyrılarak toplanmaktadır. Gölgede ve havadar ortamda kurutulduktan sonra ince kıyılarak çay formu yapıldığı gibi, taze ısırgan otlarından çeşitli yöntemlerle faydalanılabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Faydaları saymakla bitmeyen ısırgan otu ile yapabileceğiniz Karadeniz yöresine ait ısırgan otu çorbası için gerekli malzemeler: Yarım kilogram ısırgan otu, bir buçuk bardağı mısır unu, üç yemek kaşığı tereyağı, bir tatlı kaşığı nane, isteğe göre dört-beş diş sarımsak ve tuz. Ellerinize, ısırgan otunun yakmaması için, lateks eldiven geçirebilirsiniz. İyice temizlenen ve kaba saplarından ayrılan ısırganları derin bir tencerede üzeri geçecek kadar su ekleyerek haşlayın. Haşlanan ısırganları süzün ancak suyu çorbada kullanılacağı için suyunu dökmeyin. Dilerseniz kevgirden geçirerek, dilerseniz blender ile haşlanan ısırganları püre kıvamı alana kadar işlemden geçirin. Ardından haşladığınız suya ekleyin ve tekrar kaynatın. Çırpıcı bir telle karıştırdığınız çorbaya mısır ununu yavaş yavaş ekleyin ve topaklanmaması için bolca karıştırın. Yoğun bir kıvam aldığında dövülmüş sarımsakları, tuzu ve naneyi ekleyin. Son olarak bir tavada erittiğiniz tereyağını da kaynayan çorbaya katın ve birkaç dakika daha kaynattıktan sonra altını kapatın. Isırgan çorbası zahmetli gözükse de oldukça basit.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Isırgan otlu bir diğer tarif ise çocuklarınıza da keyifle yedirebileceğiniz ısırgan otlu yufka böreği… Tarifi: Bir demet ısırgan otu, iki yemek kaşığı zeytinyağı, ince kıyılmış bir kuru soğan, bir çay kaşığı tuz, yarımşar çay kaşığı karabiber ve kırmızıbiber, 200 gr lor ya da dilerseniz damak tadınıza uygun farklı peynirleri bir arada kullanabilirsiniz. Üç adet yufka ve bir tatlı kaşığı tereyağı yeterli olacaktır. Fırına koymadan önce böreğin üzerine sürmek için: Bir yemek kaşığı eritilmiş tereyağı, iki yemek kaşığı zeytinyağı, dört yemek kaşığı yoğurt ve bir adet yumurta. İyice temizlenen ve suyu süzülen ısırgan otlarını ince doğrayın. Derin bir tavada zeytinyağı ile soğanları pembeleşinceye kadar kavurun ardından üzerine ısırgan otunu ekleyin. Otlar yumuşayıncaya kadar kavurun ve altını kapattıktan sonra üzerine baharatları ve peyniri ekleyin. Fırın kabına tereyağını sürün ve ortadan ikiye kestiğiniz yufkaların içine iç harç malzemelerini ekleyerek gevşek olacak şekilde rulo yapın. Fırın kabına dizdiğiniz yufkaların üzerine son olarak sos malzemelerini eşit olacak şekilde sürün ve 180 derece ısıtılmış fırında 30-35 dakika kontrollü bir şekilde üzeri kızarana kadar pişirin.