Etiket: oruç

  • İFTARDAN SONRA SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRACAK ÖNERİLER

    İftar sofraları, Ramazan’ın maneviyatı ile bir arada olmanın ve paylaşmanın güzelliğine tanıklık ettiğimiz özel günlerdir. Birlik ve beraberlik ruhu ile ailelerin, komşuların, akrabaların ve dostların sıkça bir araya geldiği Ramazan ayında yenilen yemeklerin lezzeti de bir başkadır. Özenle hazırlanan iftar sofralarından sonra hazmı kolaylaştıracak tavsiyeleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oruç tutulan günün ardından gün boyu yavaşlayan metabolizmayı hızlandıracak sağlıklı ve doğal besinler tercih edildiğinde kilo alma riski de azalacaktır. Sindirimi destekleyen bol lifli gıdalar; sıcak bir çorba, limonlu bir salata ve etli sebze yemekleri mideyi yormayan tercihler olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orucu açarken tercih edilecek çiğ kuru yemiş, kuru meyve ve zeytin gibi iftariyelikler şeker ve tansiyon değerlerini dengeleyecektir. Zencefil, kimyon, kekik gibi baharatlar sindirimi desteklerken hazırlanılan yemeklere de lezzet katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yemek yerken acele etmemek ve her lokmayı iyice çiğnemek sindirimi kolaylaştırır. Çünkü sindirim önce ağızda çiğnemeyle başlar. İyice çiğnemeden yutulan besinler midede hazımsızlık, şişkinlik, ekşime; vücutta uyuşukluk ve uyku gibi durumlara neden olabilir. Ayrıca beyin, doyma komutunu yemeğe başladıktan 15-20 dakika sonra verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yemek sonrası çay, kültürümüzün bir parçası. Ancak çay demlemek için acele edilmemelidir. Tahıllar, yeşil sebze, baklagil ve kabuklu kuru yemiş gibi besinlerde bulunan bitkisel kaynaklı demirin emilimi, çayda bulunan ‘’tanen’’ nedeniyle azalır. Yemekten hemen sonra sıcak bir şeyler içmek isteyenler ise rezene çayının hazmı kolaylaştıran etkisinden faydalanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çayın yanına tatlı isteyenler tercihlerini 15. yüzyıldan bu yana Osmanlı sultanlarının sofralarından eksik etmediği güllaç gibi sütlü tatlılardan yana kullanabilir. Ramazan denilince akla ilk gelen güllaç, hazmı kolay ve hafif bir tatlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İftar sırasında bol su içmek yerine iftardan sonra bir iki dilim limon eklenilen sudan küçük yudumlar alarak içmek sindirimi destekler. Eğer limon gibi ekşi tatlar damak tadınıza uygun değilse; çilek, salatalık, nane yaprağı gibi ferahlatıcı ve sindirimi destekleyici diğer besinler de tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İftardan sonra sindirimi gerçekleştirmesi için mideye zaman tanımak önemlidir. Sahura kadar yemek yemek, sağlıklı atıştırmalıklar dahi olsa sindirim süresini uzatacaktır. Sindirimi gerçekleştiren organların, iftar sofrasında yenilen besinleri faydalı bir şekilde sindirmesi için birkaç saat bir şeyler yememek sindirime katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yemekten bir süre sonra yapılacak hafif bir yürüyüş, metabolizmayı hızlandırdığı gibi sindirime de katkı sağlayacaktır. Bu süre zarfında vücut, sindirim sürecine başlamış olur ve yemekle alınan enerjiyi kullanmaya başlar. Özellikle yüksek karbonhidrat veya şeker içeren bir öğünden sonra kan şekerinin ani yükselişlerini engellemeye yarayan yürüyüş sadece sindirim sistemini harekete geçirmekle kalmaz; kalp sağlığını korur, uyku kalitesini artırır.

  • OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE RAMAZAN GELENEKLERİ

    Osmanlı İmparatorluğu, derin izler bırakan kültürel zenginliğiyle pek çok geleneği ve değeri günümüze yansıtmaya devam ediyor. Ramazan ayının başladığı bu günlerde, nesilden nesile aktarılarak toplumsal birliği ve dayanışmayı pekiştiren; aynı zamanda kültürel mirasın korunmasına da katkı sağlayan, kök salmış ve hâlâ önemli bir yere sahip olan Ramazan geleneklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cami Minarelerinde Mahyalar ” title_font_size=”13″]

    Camilerde kandil yakma geleneği İslamiyet’in ilk yıllarından itibaren varlığını sürdürse de minarelerde kandil yakılması yalnızca Osmanlı’ya has bir gelenektir. Ayet, hadis veya gül, ay gibi motifleriyle şehri aydınlatan mahyalar, 16. yüzyıldan itibaren verdiği güzel mesajlarla insanları iyiliğe ve doğruluğa çağırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İftar ve Sahur Şenlikleri ” title_font_size=”13″]

    Kurulan Ramazan çadırlarında toplanan halk, akşam ezanıyla birlikte patlatılan iftar topu ile çadırda dağıtılan iftariyeliklerle dua edip iftarını açar. Tüm gün tutulan orucun ardından afiyetle yenilen yemekler, kılınan teravih namazlarından sonraki mütevazı şenlikler, mahalle ahalisinin hoş sohbetleri sahura kadar devam eder. Osmanlı döneminden bu yana iftardan sonra sahur vaktine kadar Karagöz ve Hacivat gibi geleneksel kukla oyunlarımız hem çocukların hem yetişkinlerin keyifli vakit geçirmesi için meydanlarda sahnelenir. Ramazan’ın birlik ve beraberlik duygusu içinde çocuklar sokaklarda oyunlar oynar, yetişkinler ise ibadetlerini edip manilerle ve fasıllarla Ramazan ruhunu yaşarlar. Sahur vaktinde oruca niyetlenenler Osmanlı’dan beri İstanbul’da Feshane ve Sultanahmet civarında toplu sahur masalarında buluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İftarın Habercisi Ramazan Topları ” title_font_size=”13″]

    Bütün gün nefse hâkim olduktan sonra iftar zamanı geldiğinde orucu açmak için sabırsızlıkla beklenen ezan ve top atışları Osmanlı’dan bu yana süregelen geleneklerimizden biri. Şehrin güvenli bir noktasından, bir ay boyunca, akşam ezanı zamanında, iftar vaktinin geldiğini duyurmak için atılan iftar topu, cep telefonları yokken son derece önemliydi ve sesini duyurabildiği tüm evlerin iftar habercisiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zimem Defteri ” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’da Ramazan’da hâli vakti yerinde olanlar hiç tanımadıkları yerlerdeki bakkal, kasap, manav vb. dükkânlara giderek veresiye defterindeki alacaklıların borcunu öderdi. Zimem defteri denilen bu gelenek, adını o dönemdeki alacak-verecek defterinden alır. Yardım edilen kişinin mahcup edilmemesi ve “sağ elin verdiğini sol el bilmemeli” öğüdüyle yapılırdı. “Zimem defteriniz var mı?” diye soran kişi kendi imkânı ölçüsünde defterdeki yapraklardan bir kısmını veya defterin tamamını satın alarak bu kişilerin borcunu öderdi. Ne ödeyen kimin borcunu ödediğini ne de borçlu borcunu kimin ödediğini bilirdi. Bakkalın uygun bulunan bir yerine yazı asılır, mahallenin borçlarının silindiği haber verilir, kimse de utandırılmazdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ramazan Pidesi ” title_font_size=”13″]

    Damak tadına göre yemek menüsü değişse de iftarın vazgeçilmez lezzeti olan Ramazan pidesi, tüm ay boyunca uzun kuyruklar pahasına sofralardaki yerini alır. İftar zamanı yaklaştıkça sokağı saran enfes kokusuyla Ramazan ayının en hatırda kalan sembolü olan pideler Osmanlı’dan bu yana sadece bu aylara özel olarak pişirilir. Ramazan aylarında Sultan’ın isteğiyle pişirilen ve halkla paylaşılan pidelerin yapımı normal ekmeğe göre daha zahmetlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Diş Kirası ” title_font_size=”13″]

    Osmanlı döneminde iftar saati kapıyı kim çalarsa geri çevrilmezdi. Büyük konaklarda hem zenginler hem de ihtiyaç sahipleri için sofralar kurulur, iftarın ardından ev sahibi yemeğe gelen misafirlerine diş kirası ismi altında hediyeler sunardı. Hâli vakti yerinde aileler görece yoksul ve yardıma muhtaç aileleri evlerine özellikle iftara davet eder; çocuklara altın ve gümüş akçeler verilirdi. Mütevazı keselerde yerleştirdikleri hediyeleri gösterişsizce misafirlerine ikram etmek usuldendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tekne Orucu ” title_font_size=”13″]

    Küçük çocukları İslam dininin şartlarından olan “oruç tutmaya” alıştırmak için tekne orucu tutmaları sağlanırdı. Öğle vaktine kadar yarım günlük bir oruçla iradelerini sınayan çocukların azimlerini ödüllendirmek için küçük hediyeler vermek de adettendi. Böylece çocukların dini kaidelere ve geleneğe yabancı kalmamaları, ayrıca Ramazan’ın önemini anlamaları sağlanırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ramazan Alışverişi ve Temizliği ” title_font_size=”13″]

    Ramazan ayında ev halkını tatlı bir telaşe alır, evin hem Ramazan hem de bayram boyunca tertemiz olmasına dikkat edilir. Özel günlerde kullanılan tabaklar, bardaklar, çatal ve kaşıklar ortaya çıkarılır. Mütevazı Ramazan sofralarında besleyici yemek ve ikramlar için semt pazarından alışveriş yapılır; börekler, sarmalar ve yöresel yemekler hazırlanarak aynı masada ortak değerleri paylaşmanın keyfine varılır.