Etiket: orta asya

  • ORTA ASYA’NIN GÖRKEMLİ MİMARİSİNDEN ÖRNEKLER

    Orta Asya, Afganistan, Pakistan, İran, Çin hatta Rusya gibi ülkelerin de bir bölümünü kapsayan, fakat Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi ülkelerden sebep kulaklarımızda daha ziyade Türk halklarının yaşadığı bölge olarak tınlayan büyük bir coğrafyadır. Bu coğrafyada inşa edilmiş sayısız mimari eserden bazılarını sayfamıza taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Registan Meydanı, mimari bir yapının değil ama üç ayrı medresenin bir arada bulunduğu önemli bir adresin adı. Özbekistan’ın Semerkant kentinde bulunan meydanda, 15. yüzyılda yapılmış Uluğ Bey Medresesi, 17. yüzyılda inşa edilen Şir-Dor Medresesi ve aynı yüzyıl ürünü Tillâ-Kârî Medresesi yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’ın batısında yer alan Hive’deki Kalta Minare, dilimizdeki adıyla Kısa Minare, yukarı doğru daralan silindirik yapısıyla muhteşem bir eser. Minarenin içinde olduğu alan, büyük bir kale içindeki eski şehri oluşturuyor ve mimarisiyle büyüleyen bu müze şehir 1990’dan beri Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yine Özbekistan’da ama bu sefer Buhara’da bulunan Ark Kalesi, diğer adıyla Buhara’nın Gemisi, çevresi 790 metre civarında olan, duvarlarının yüksekliği 16 ile 20 metre arasında değişen devasa bir kale. Bu yapı tarihte, İbni Sina’dan Ömer Hayyam’a ve Firdevsi’ye kadar önemli kişilerin ayak bastığı bir mekân olmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yer alan, taç kapılı, dikdörtgen avlulu ve iki katlı olarak inşa edilen Kukeldaş Medresesi, özellikle cephe kısmındaki detaylarla dikkat çeken bir mimari eserdir. 1570 yılında inşa edilen yapı bir dönem müzeye çevrilmişse de günümüzde medrese olarak işlev görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karakol Katedrali, diğer ismiyle Kutsal Ruh Ortodoks Kilisesi, Kırgızistan’da, Issık Gölü’nün doğu tarafında yer alan Karakol kentinde bulunuyor. Ahşap mimarisi ve renkli çatı dekoruyla dikkat çeken yapı, 1800’lerin ikinci yarısında yapılmış. Zaman içinde müze, okul, spor salonu gibi işlevler gören eser günümüzde kilise olarak hizmet veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Türkmenbaşı Ruhi Camii, Türkmenistan’ın başkenti Aşgabat’ta bir köy olan Kıpçak’ta yer alır. Orta Asya’nın en büyük kubbesine sahip olan cami 2004 yılında ibadete açıldı. Türkmenistan’ın bağımsızlığının ilan edildiği 1991 yılına atfen, dört minaresi de 91 metre yüksekliğinde inşa edilmiş. Geneli beyaz mermerden yapılan eser, mimarisiyle öne çıkmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Burana Kulesi, Kırgızistan’da, Bişkek ile Issık Gölü arasındaki tarihi şehir Balasagun’da yer almakta.  İpek Yolu güzergâhında bulunan bu özgün yapı, Karahanlılar tarafından minare ve gözetleme kulesi olarak kullanılmış. 15. yüzyılda yaşanan bir deprem nedeniyle, uzunluğu 45 metreden 25 metreye inen Burana Kulesi, üzerindeki işleme detaylarıyla dikkat çekiyor.

  • 8 Madde İle Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Kırgızistan

    8 Madde İle Orta Asya’nın Kadim Ülkesi Kırgızistan

    Kırgızistan… Orta Asya’nın kadim ülkesi… Kitaplarda, Türkler tarafından cennete açılan bir kapı olarak bahsedilir bu ülkeden… El değmemiş doğal güzelliklerinden, göçebe kültüründen ve asırlara dayanan köklü tarihinden… Göktürk, Uygur, Moğol, Timur, Hanlıklar, Rus Çarlığı, SSCB ve bağımsızlığa varan dönemlerinden… Günümüzde de seyahat aşığı gezginler için eşsiz bir adres Kırgızistan. Üstelik vizesiz! Biz de bir araştırma yaptık ve görülmeye değer 8 noktasını sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan’ın başkenti, aynı zamanda da en büyük şehri, Bişkek… 1878 yılında Rusya tarafından kurulmuş, ilk zamanlarda ‘‘Frunze’’ olarak anılmıştır. Merkezinde yer alan Ala-Too Meydanı hem mimari hem de tarihi bakımdan şehrin simgesi olmuş bir yer. Meydan, farklı sokak şenliklerine ve her türlü resmi etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Ala-Too Meydanı’nda yer alan özgürlük heykeli, tarih müzesi, çevresindeki renk renk çiçekler ve büyük havuz ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Etrafı dağlarla çevrili Yeşil Çu Vadisi ve ortasında yer alan Burana Kulesi başkent Bişkek’e çok yakın mesafede. Tarihin en önemli ticaret merkezlerinden biri olan İpek Yolu üzerinde yer alıyor. Karahanlılar’ın başkenti Balasagun’dan miras kalan kule ilk inşa edildiğinde 45 metreymiş ancak 15. yüzyılda yaşanan deprem sebebiyle 25 metreye düşmüş. Mükemmel işçilik ürünü süslemelerin hâkim olduğu yapı, Karahanlılar döneminde hem minare hem de gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkenin güneybatısında en büyük ikinci şehir yer alıyor. Geçmişi antik çağlara dek uzanan ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Oş, güneyin başkenti olarak biliniyor. Burası hem Türk tarihi açısından önemli, hem de İslam dini bakımından kutsal sayılan bir kent. Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere şehri çevreleyen Süleyman Dağı ve ortadaki Süleyman Dağı Camii yılın her mevsiminde farklı ülkelerden ziyaretçilerini ağırlıyor. Oş‘un ekonomi, kültür, sanat ve eğitim alanlarında da güneyin en önemli şehri olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük ikinci krater gölü olan Issık Göl, Kırgızistan’ın kuzey kesiminde bulunuyor. Kumlu kıyıları 320 km’lik bir alanı kaplıyor. Sayısız balık çeşitleri ve tuzlu suyuyla da ülkenin en önemli turizm bölgelerinden biri. Civardaki dağların zirvesi yer yer karlı olmasına rağmen asla donmayan bu göle Kırgız Türkçesinde “ısı veya sıcak, ılık göl” anlamına gelen bir isim verilmiş. Geleceğin parlak turizm bölgeleri arasında gösterilen Issık Göl, 118 akarsu ve derenin beslediği bir doğa harikası. Karahanlılar döneminde de dinlenme merkezi olarak kullanıldığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Turistlerin sıklıkla tercih ettiği bir diğer yapıt ise Taş Rabat Kervansarayı. Kırgızistan’ın doğusundaki Narın Eyaleti’nde bulunmaktadır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmese de bölgede 10. yüzyıldan kalma kalıntılar olduğu bilinmekte. Politik ve ticari bir öneme sahip olan bu kervansaray İpek Yolu üzerinde bulunmaktadır. Çin’den gelen kervanların ibadet etme, dinlenme veya soğuk havalardan korunma gibi ihtiyaçlarında büyük rol oynamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan’ın belki de en sıra dışı adresi Skazka Kanyonu… Kırmızı kil ve kumtaşından oluşan kayaçların uzun yıllar boyunca rüzgârın, suyun, buzun ve havanın etkisiyle aşınması bu muhteşem görüntüyü ortaya çıkarmış… Oldukça tuhaf ve ilgi çekici olması buraya Masal Kanyonu isminin verilmesine sebep olmuştur. Rusçada “skazka” kelimesi de “masal” anlamına geliyor. Sahip olduğu benzersiz manzara ile sarı, turuncu, kahverengi ve pembe tonlarını bir arada görüp deneyimleyebileceğiniz bir adres.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    ‘’Göğe uzanan dağlar ülkesi’’ tanımı belki de Kırgızistan için iyi bir açıklama olacaktır. Ülkenin yüzde 65’ini oluşturan Han Tengri Dağı ise bunun en büyük destekleyicisi. Dünyanın sekizinci en yüksek dağı olarak bilinen Han Tengri 7.000 metreden fazla bir yüksekliğe sahip. Burası özellikle de dağcılar ve kayakçılar için tam bir cazibe merkezi. Dünya dağcılığının en popüler noktalarından biri olan bu zirveye 25 ayrı tırmanış rotası bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Kırgızistan milli yemeklerinin en ünlüsü ise meşhur Beşparmak yemeğidir. Et suyunda haşlanan erişte eşliğinde soğan, hamur, et ve özel sosuyla yapılan yöresel bir yemektir. Peki, ismi neden mi Beşparmak? Aslında oldukça anlaşılır. Çünkü burayı ziyaret eden insanlar ve tabii ki Kırgız halkı yemeği çatal kaşık kullanmak yerine beş parmağının yardımıyla yiyor. Genellikle de özel günlerde veya önemli bir misafiri ağırlayan evlerde tercih ediliyor.