Etiket: orman

  • SADECE ÜLKEMİZDE YETİŞEN ANADOLU SIĞLASI

    Türkiye’nin güneybatısında, yemyeşil manzaralar arasında olağanüstü bir doğal hazine gizlidir: Sığla ormanları. Yıldız şeklindeki yaprakları, hoş kokusu ve aromatik reçinesiyle bu kadim ağaç, binlerce yıldır bölgenin ekolojisinde, ekonomisinde ve kültüründe derin izler bırakmıştır. Gelin, milyonlarca yıllık geçmişiyle Anadolu sığla ağaçlarının büyüleyici dünyasını birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Anadolu sığla ağacı (Liquidambar orientalis Miller), Anadolu’nun en eski ağaç türlerinden biridir. Yaklaşık 65 milyon yıldır bu topraklarda kök salan sığla, yalnızca Türkiye’nin güneybatısında endemik olarak yetişir ve bu tür dünyada başka hiçbir yerde doğal olarak bulunmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çine Çayı, Datça, Köyceğiz ve Fethiye arasında kalan bölgelerde yayılım gösteren bu ağaç türü; dere kenarlarında, suya yakın alanlarda ve taban suyu yüksek bölgelerde tek tek ya da gruplar hâlinde görülebilir. Ancak Anadolu sığla ağacının orman oluşturduğu tek yer, Köyceğiz Gölü çevresidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gençken düzgün bir gövdeye sahip olan sığla ağaçlarının, yaşlandıkça gövdelerinde çatlaklı bir kabuk oluşur. Mart ve nisan aylarında küçük çiçek açar. Sonbaharda ise yıldız şeklindeki yaprakları, canlı kırmızıdan altın tonlarına uzanan renkleriyle etkileyici manzaralar sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ortalama 300 yıla kadar yaşayan sığla ağacının, dünya genelinde dört ana türü bulunmaktadır: Anadolu sığlası, Amerikan sığlası, Çin sığlası ve Asya sığlası. Bazı kaynaklar, Kuzey Amerika ve Asya’daki diğer alt türlerini listelese de temel olarak bu dört sığla ağacı türü, dünya genelinde bilinen ve tanınan ana türlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    35-40 metreye kadar büyüyebilen sığla ağacının en değerli ürünü, gövdesinden elde edilen reçineyle yapılan sığla yağıdır. Halk arasında “günlük ağacı” olarak da bilinen bu ağacın gövdesine açılan kesiklerden salgılanan reçine toplanır, suyla karıştırılarak damıtılır ve yağ hâline getirilir. Kimya sanayisinde sabitleyici olarak kullanılan sığla yağı, aynı zamanda yüzyıllar boyunca yöre halkı için önemli bir gelir kaynağı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sığla yağı, eski çağlardan itibaren pek çok medeniyet tarafından kozmetik ürünlerin üretiminde kullanılmıştır. Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın sığla yağını parfüm olarak kullandığı rivayet edilirken, tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’ın reçetelerinde de bu yağla ilgili bilgilere rastlanır.

     

    Eski Mısırlılar, mumyalama işlemleri sırasında hem bakterilerin üremesini önlemek hem de mumyaladıkları bedenleri korumak için antiseptik özellikleri nedeniyle sığla yağını kullanmış; böylece sığla yağı, mumyalama ritüellerinin de bir parçası olmuştur. Akdeniz’de denizcilikte ilerlemiş Fenikelilere ait gemi batıklarında yapılan kazılarda, içi sığla yağı dolu amforaların (genellikle antik çağlarda kullanılan, iki kulplu ve uzun boyunlu bir tür seramik kap) bulunması ise, bu yağın o dönemde değerli bir ticaret ürünü olduğunu ortaya koymaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de sığla ağacının doğal yayılış alanları zamanla daralmış ve bu nadir tür, korunması gereken endemik bitkiler arasında yerini almıştır. Sürdürülen koruma çalışmaları hem orman ekosisteminin hem de sığla ağacının değerli yan ürünlerinin sürdürülebilir biçimde korunmasını amaçlamaktadır.

     

    Köyceğiz Gölü çevresindeki Sığla Ormanları Tabiatı Koruma Alanı, Türkiye’deki en büyük sığla ormanlarına ev sahipliği yapmaktadır ve 1988 yılında tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Ayrıca, Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Millî Parkı’nda da sığla ağaçları doğal yayılış göstermektedir. Bu bölgeler, sığla ağacının koruma altında olduğu millî park statüsündeki önemli alanlardır.

  • ÇOCUKLARA AĞAÇ VE ORMANLARIN ÖNEMİ NASIL ANLATILIR?

    Çocuklara ağaçlandırmanın önemini anlatmak, onların doğaya olan sevgisini ve sorumluluk duygusunu geliştirmeleri açısından harika bir adımdır. Ağaçlandırmanın anlamını daha eğlenceli ve anlaşılır bir şekilde aktarmak için aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fidan Dikim Etkinlikleri Düzenleyin” title_font_size=”13″]

    Çocuklar, toprağa fidan dikerken bu sürece doğrudan katkıda bulunduklarını hissederler. Fidanın büyüme sürecini izlemek, onların sorumluluk duygusunu güçlendirir. Fidanlara isim vermek ise çocukların ağaçlarla kişisel bir bağ kurmasına yardımcı olur. Zamanla fidanlar büyüdükçe onları ‘kendi ağaçları’ olarak görmeye başlamaları, bu bağı daha da derinleştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyunlar ve Etkileşimli Hikâyeler Anlatın” title_font_size=”13″]

    Ağaçların uzun ömürlü ve doğayı korumalarını anlatan hikâyeler anlatabilirsiniz. Örneğin, bir ağacın fidan olarak filizlenip devasa bir orman ağacına dönüşme yolculuğunu, doğaya katkılarını ve ekosistemdeki önemini çocuklara gösterebilirsiniz. Ağaçlandırma günü için tasarlanmış eğlenceli oyunlar organize edebilirsiniz. Örneğin, çocuklar ağaç dalları ve yapraklardan yapboz yapabilir ya da ağaç dikmeyi konu alan bir hazine avı düzenlenebilir. Yapraklar, dallar ve köklerle basit el işleri yaparak ağaçların büyüme süreçlerini ve çevreye olan katkılarını daha somut bir şekilde görmelerini sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eğitici Videolar ve Animasyonlar İzletin” title_font_size=”13″]

    Çocuklara ağaçlandırmanın önemini anlatmak için kısa animasyonlar ve eğlenceli çizgi filmler izletmek, çevre bilinci kazanmalarına katkı sağlar. Ağaçların oksijen üretmesi, toprak erozyonunu önlemesi gibi temel bilgileri öğrenmeleri, doğaya olan ilgilerini artırır. Renkli ve hareketli görseller, çocukların dikkatini çekerken konuyu kolayca kavramalarına yardımcı olur. Küçük yaşlarda doğaya dair sorumluluk duygusu kazanmaları, hem çevreyi koruyan bilinçli bireyler olarak yetişmeleri hem de doğayla güçlü bir bağ kurmaları açısından son derece etkilidir. Ayrıca, animasyonlarla sunulan hikâyeler ağaç dikmenin ve doğayı korumanın nasıl bir fark yarattığını onlara somut bir şekilde gösterme imkânı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğada Keşif Gezileri Yapın” title_font_size=”13″]

    Çocuklarla birlikte ağaçlarla çevrili bir park veya ormanlık alana keşif gezisi düzenlemek, onların doğaya olan merakını canlı tutar. Bu gezilerde, farklı ağaç türleri ve bitki çeşitliliğini gözlemleyerek doğanın zengin yapısını tanımalarını sağlayabilirsiniz. Ağaç kabuklarının dokusu, yaprakların şekilleri ve renkleri gibi ayrıntılar üzerinden doğanın çeşitliliği hakkında bilgi verebilir, çocukların bu detayları incelemesine imkân tanıyabilirsiniz. Ağaçları dokunarak, koklayarak ve gözlemleyerek tanımak, çocukların doğayla güçlü bir bağ kurmasına katkıda bulunur. Bu tür geziler hem eğitici hem de keyifli bir deneyim sunarak çocuklarda çevre bilincini erken yaşlarda pekiştirir. Ayrıca, ormandaki hayvan yuvalarını, çiçeklerin farklı renklerini ve ağaçların çeşitli büyüme şekillerini gözlemlemek, onların doğaya dair sorular sormasına ve çevreyle ilgili farkındalık kazanmasına destek olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fotoğraf ve Çizim Günlüğü Tutmalarını Sağlayın” title_font_size=”13″]

    Çocukları, kendi elleriyle diktikleri fidanların büyüme sürecini takip etmeleri için bir günlük tutmaya teşvik edin; bu süreçte fidanların fotoğraflarını çekebilir veya çizimlerini yapabilirler. Günlüğü incelerken, ağaçların büyümesi ve doğada oluşturduğu olumlu değişimler üzerine sohbetler edebilir, böylece çocuklarda çevreye olan ilgiyi ve sorumluluk duygusunu pekiştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ağaçların Çevreye Etkisini Basit Kavramlarla Anlatın” title_font_size=”13″]

    Ağaçların havayı temizlemesi, yağışa katkıda bulunması ve hayvanlara yuva sağlaması gibi işlevlerini basit ve anlaşılır bir dille açıklayabilirsiniz. Örneğin, ‘Ağaçlar nefes almamıza yardımcı olur’ veya ‘Kuşlar ve sincaplar ağaçlarda yaşar’ gibi ifadelerle ağaçların hayatımızdaki önemini çocuklara kolayca anlatabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evdeki Bitkiler ile Sorumluluk Duygusunu Geliştirin” title_font_size=”13″]

    Evinizde veya okulda bir saksı bitkisini çocuğa emanet etmek, onun doğayla bağ kurması için değerli bir adım olabilir. Bitkinin sulanması, yapraklarının temizlenmesi ve gelişiminin gözlemlenmesi gibi basit görevler, çocuğun sorumluluk bilincini artırırken bitkilerle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlar. Böylece çocuk, bir canlının büyümesine katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşarken doğaya olan sevgisini de derinleştirir. Bitki bakımını üstlenmek, çocukların çevreye duyarlılığını artırarak onları daha bilinçli ve doğaya saygılı bireyler olmaya teşvik eder. Ayrıca, bitkinin gelişimini izlemek, çocukta sabrı, özeni ve empatiyi pekiştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ağaç Dostu Şarkılar, Şiirler Öğretin” title_font_size=”13″]

    Çocuklara ağaç dostu şarkılar ve şiirler öğretmek, doğaya olan sevgilerini sanat yoluyla ifade etmeleri için harika bir fırsat sunar. Doğa sevgisiyle yazılmış neşeli şarkılar ve ağaçların önemini anlatan şiirler, onların hafızasında kalıcı izler bırakır. Şarkı söyleyerek veya şiir okuyarak, ağaçların sağladığı oksijenin, sunduğu yaşam alanlarının ve doğadaki güzelliklerin farkına daha içten bir şekilde varırlar. Bu tür sanatsal etkinlikler, çocukların doğaya dair duygusal bir bağ kurmasına ve çevre bilincini daha eğlenceli ve etkili bir yolla pekiştirmesine katkı sağlar. Ağaçlandırma sevgisi çocuk yaşta kazanıldığında, doğa bilinci de kalıcı hale gelir.

  • MAVİ GEZEGENİMİZİN YEŞİL AKCİĞERLERİ

    Havadaki karbondioksit oranını düşürmesi ve nemi arttırması nedeniyle gezegenimizin akciğerleri olarak bilinen yağmur ormanları, büyüleyici görüntüsü ve binlerce canlı çeşidine yuva olmasının yanı sıra sağladığı sayısız fayda ile biliniyor. Günümüzde bile keşfedilmemiş yerleri bulunan bu dev yeşil bölgenin gezegenimiz için ürettiği besleyici yağmurlar, hayat için gerekli olan su döngüsünü iyileştiriyor ve bu bölgede yaşayan yerli halklara olduğu kadar binlerce kilometre uzaktaki ülkeler için bile yaşam alanı sağlıyor. Yağmur ormanları hakkında ilginç olduğu kadar şaşırtan bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanları dünya yüzeyinin %2’sinden daha azını kaplamasına rağmen dünyadaki biyolojik çeşitliliğin %50’sinden fazlasına ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanına düşen bir yağmur damlasının yoğun bitki tabakasını geçerek toprağa ulaşması yaklaşık 10 dakika sürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yağmur ormanlarındaki ağaçlar tüm dünyanın oksijen kaynağının beşte birini üretiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’daki Amazon yağmur ormanları bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesi olurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Avustralya yağmur ormanlarındaki çiçeklerin %80’i dünyanın başka hiçbir yerinde yetişmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avustralya’nın Daintree Yağmur Ormanı’nın 180 milyon yaşında olduğu tahmin ediliyor. Bu bölgede dev hayvan kalıntıları ile birlikte dinozor fosillerine de rastlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tükettiğimiz doğal gıdaların yaklaşık %80’i yağmur ormanlarından geliyor. Yani severek yediğimiz birçok doğal besinin ataları yağmur ormanlarından.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Modern tıp ilaçlarında kullanılan bileşenlerin dörtte biri yağmur ormanlarında yetişen bitkilerden elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Amazonlardaki ormansızlaşma oranı bir yılda oldukça artarak %69 oranlarına ulaştı. Yani bir yılda yok olan ormanlık alan New York’un neredeyse iki buçuk katı kadar. İçinde barındırdığı canlılığı düşünürsek bu birçok bitki ve hayvanın yuvasının da yok olduğu anlamına geliyor.

  • DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN ORMAN MANZARALARI

    Yüzlerce kuşa, yabani canlıya, bitkiye ev sahipliği yapan ormanlar, yeryüzünü boyayan en güzel renklerden. Masalsı güzellikleriyle etkileyen, “dünyamızın akciğerleri” olarak tanımlayabileceğimiz ormanları birbirinden güzel görseller eşliğinde sizlerle buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sagano Bambu Ormanı, görenleri büyülemekle kalmıyor adeta insanı kendine çekiyor! Japonya’nın Kyoto şehrinin 10 km batısında yer alan orman, geniş bir yürüyüş parkuruna sahip. Bambulardan, güneşi görmenin bile zor olduğu bu doğa harikası, yeryüzünün eşsiz güzelliklerinden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Adını Sekoya ağaçlarından alan Sekoya Ulusal Parkı, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yer alır. Parkın en önemli özelliklerinden biri dünyanın en yaşlı ağaçları arasında bulunan General Sherman ağacının burada olması. Ayrıca bu dev ormanın 38’den fazla ağaç türünü içinde barındırdığı bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde bulunan Redwood Ulusal Parkı, yeşilliği ile dünyanın en güzel ormanlarından biri. Çok yaşlı ve uzun ağaçlara ev sahipliği yapan orman, engebeli kıyı şeridi ile doğal bir yürüyüş parkuru sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Almanya’da bulunan Black Forest’ın Almanca ismi Schwarzwald’dir, dilimize Kara Orman olarak çevrilir. Öyle sık ve yoğun ağaçlarla çevrilidir ki ışığın yüzeye teması oldukça güçtür. Gün ışığından mahrum olduğu için orman sürekli karanlıktır, adı da bu yüzden Kara Orman’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Polonya’da yer alan Crooked Forest, dilimize eğri orman ya da çarpık orman olarak çevrilir. Ormanın bu şekilde anılmasının sebebi, çam ağaçlarının bilinmeyen bir sebeple eğri olmasıdır. Yaklaşık 400 çam ağacına ev sahipliği yapan orman, ilginç görüntüsü ile oldukça dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Jiuzhaigou Vadisi, Çin’in Siçuan eyaletinde bulunan bir doğa rezervi ve milli parktır. Pek çok şelaleye, renkli göllere ve ağaçlara ev sahipliği yapar. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Biyosfer Rezervi’ne dâhil edilmiş milli bir park aynı zamanda “Dokuz Köyün Vadisi” olarak da isimlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amazon havzasının çoğunu kaplayan Amazon yağmur ormanı; Brezilya, Peru, Kolombiya, Ekvator, Venezuela, Guyana, Fransız Guyanası ve Surinam’ın da sınırları içinde yer alır. Bu etkileyici ve dünyaca ünlü ormanın ortalama 200’den fazla kuş türüne, 2 milyondan fazla böcek çeşidine ve 40 binin üzerinde bitki familyasına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Daintree yağmur ormanı vahşi nehirleri, şelaleleri, beyaz kumlu sahili ile tam bir doğa harikasıdır. Avustralya’nın Queensland bölgesinde yer alır ve en ilkel bitki türlerine ev sahipliği yapar. Kelebek ve yarasa gibi canlıların da içinde yaşadığı orman, dünyanın en yaşlı ormanı olarak bilinir hatta mazisinin yüzyıllar önceye dayandığı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük ormanı unvanına sahip olan Karacabey Longoz Ormanı, Bursa’da yer alır. Pek çok bitki türüne ev sahipliği yapan orman, yaz ve sonbahar mevsiminde adeta dile gelir. Özellikle ilkbahardan yaza geçerken su üzerinde açan nilüfer çiçekleri, tam bir tablo görüntüsü oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Orman denince hep şehre uzak ve doğayla baş başa bir yer düşünülür ancak İstanbul’da yer alan Belgrad Ormanı doğa ve şehir hayatını bir arada sunabilen nadir ormanlardandır. İstanbul’un göbeğinde bulunur; hem şehre, hem doğaya yakın olması ile özellikle hafta sonu planlarının uğrak noktasıdır. İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yer alan Belgrad Ormanı aynı zamanda İstanbul’un en önemli nefes alma duraklarından biridir.

  • ORMANIN İÇİNDEKİ ŞİFA: SHİNRİN YOKU

    Ormanın derinlerine yapılan bir yolculuğun beden ve zihne iyi geldiğini tecrübe etmeyen yoktur. Doğanın dinginleştirici gücünün bedenimizin işleyiş yapısına olumlu katkılar sağladığını ispatlayan bilimsel çalışmalar bile mevcut. Beynimizde salgıladığımız hormonlardan hayata karşı tutumumuzu şekillendiren düşüncelerimize etki eden orman gezisine Japonlar “Shinrin Yoku” diyor. Japonların Shinrin Yoku olarak adlandırdığı doğa gezileri elbette ki her ülkenin doğa sevdalıları tarafından yapılıyor ancak Japonya’nın bu konuda kendine özgü bir protokolü bulunuyor. Detayları ve Shinrin Yoku’nun faydalarını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Ormanda nefes almak” veya “Orman banyosu” anlamına gelen Shinrin Yoku’nun ortaya çıkışı Japonya Orman Bakanlığının 1980’lerde vatandaşlarına sağlıklı bir ruh ve beden sağlığına ulaşması amacıyla doğada düzenli olarak vakit geçirmelerini tavsiye etmesiyle ortaya çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere araştırmacılar, yaşayan bir ormanın gölgesi altında zaman geçirmenin sağlığa olan yararları hakkında bilimsel araştırmalar gerçekleştirir ve literatür oluşturur. Shinrin Yoku’daki ana fikir: bir insanın doğada vakit geçirdiğinde sakinleştirici, canlandırıcı ve iyileştirici etkilerinden faydalanmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japonya Orman Terapi Birliği kurumu, 10 milyondan fazla insanın sık sık doğada vakit geçirmesini sağlar ve buna ek olarak sağlık sigortası kapsamında senede bir defa ücretsiz Shinrin Yoku gezisine katılma hakkı tanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Shinrin Yoku’nun faydaları: Bağışıklık sistemini güçlendirir, ruh hâlini iyileştirir, tansiyonu ve uyku düzenini dengeler, enerjiyi yükseltir, stresi azaltır, kalp ritmini düzenler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite olan çocuklarda odaklanmayı arttırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Peki ormanda ya da doğada geçirdiğimiz bir günün sonunda bu denli yarar sağlayan etkenin sebebi nedir? Cevap, “Fitonsit” adlı bileşende gizli. İlk olarak 1928’te Biyolog Bori P. Tokin tarafından keşfedilen bu organik uçucu bileşen bitkileri; mantar, bakteri ve böcek saldırılarından doğacak hasara karşı korur. Biz insanların da doğa denilen bütüncül bir sistemin parçası olduğunu hesaba katarsak fitonsitlerden dolaylı olsa da etkileniriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Soğan ya da sarımsağı doğrarken gözlerimizi yaşartan da aslında fitonsit bileşenidir. Bitkileri besin yoluyla tükettiğimizde fitonsite maruz kaldığımız gibi, ormanda geçirdiğimiz bir günün sonunda da bu uçucu bileşenin etkilerinden fayda sağlarız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu metni okuduktan sonra kendinizi en yakın ormana atmak isteyeceğinize eminiz. Ancak herhangi bir ormana gitme imkânınız yoksa fitonsiteden faydalanmak için esans yağlarının şifalı gücünden faydalanabilirsiniz. Çam ağacı, sedir ve selvi ağacı yağı gibi uçucu yağları evinizde difüzör makineleri ile kullanabilirsiniz. Ancak en güzeli rutinlerinizin arasına bir doğa ya da orman yürüyüşü eklemek olur.

  • MİLLÎ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ VE ORMANLARIMIZ

    Oksijen deposu ormanlarımız sadece biz insanların nefes alıp vermesi açısından önemli değil elbette. İçerisinde yaşayan birçok farklı canlı çeşidinin sahip olduğu tek yuva olan ormanlık alanları korumak ve güçlendirmek sahip olduğumuz en değerli millî görevimiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir!” sözünde de belirttiği gibi ormanların önemini hatırlamak ve gelecek nesillerin çevre bilinciyle yetişmesini sağlamak amacıyla her sene 11 Kasım’da gerçekleşen Millî Ağaçlandırma Günü’nde ülkemizin farklı bölgelerinde bulunan ormanları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bursa’da bulunan Karacabey Longoz Ormanları, ülkemizdeki en büyük üç longoz ormanlarından bir tanesidir. Susurluk Irmağı’nın denize döküldüğü noktada deniz dalgalarının ve akarsuyun kavuşmasıyla oluşan kum seti alanında Kocaçay Deltası ve Karacabey Longozu meydana gelmektedir. Sularla çevrili bu ormanlarda 250 civarı kuş türü bulunur ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan; ak pelikan, kara leylek, flamingo ve kuğu gibi önemli 12 kuş türünün de üreme alanıdır. Eşsiz güzellikteki bu ormanlarda birçok farklı cinsin yaşam alanı vardır. Karaağaç, söğüt, dişbudak ve kızılağaçlarla çevrili ormanlık alanda bu ağaçları saran sarmaşıklar ve nilüfer çiçekleri ormanın görüntüsüne masalsı bir hava katmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2009’da tabiat parkı olarak tescil edilen Ulugöl, Ordu’nun Gölköy ilçesinde bulunmaktadır. Kayın ağacı, gürgen, kızılağaç, fındık ve meşe ağaçlarıyla çevrili ormanlık alan içerisinde bulunan Ulugöl ve Çepekli Gölü’ndeki nilüfer, su kamışı, su mercimeği ve sazlar; ormanda büyülü bir atmosfer oluşturmaktadır. Abant Alası balık türünün de doğal yaşam alanı olan Ulugöl Tabiat Parkı’nda özellikle sonbahar mevsiminde sararan yaprakların yarattığı atmosfer gerçekten görülmeye değer. Tabiat parkını ziyaret etmek isteyenler için oturma ve konaklama mekânları dışında yeme-içme alanları da bulunmakta ve bu doğal güzelliğin bozulmaması için ormanlık alan özel olarak korunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un en popüler ormanlarından biri olan Belgrad Ormanı, şehrin sınırları içerisinde olmasına rağmen çok iyi korunmaktadır. Avrupa Yakası’ndaki Çatalca Yarımadası’nda bulunan orman alanı, Bizans ve Osmanlı döneminde İstanbul’un içme suyunu sağlamıştır. İrili ufaklı pek çok akarsuyun bulunduğu alanda Bizans ve Osmanlı’dan kalan tarihi eserler günümüzde de ziyaretçilerine kentin atmosferinden uzak, doğal güzelliklerin göz doldurduğu bir seyir keyfi yaşatmaktadır. Farklı ağaç ve meşe türlerine ev sahipliği yapan Belgrad Ormanı’nda en baskın tür, sapsız meşe ağacıdır. Pek çok kuş, sürüngen ve memelinin doğal yaşam alanı olan ormanda av yasağı bulunmasından dolayı bu türler rahatça üreme olanağı bulabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin turizm başkenti Antalya’da bulunan Duacı Ormanı, kente yakın konumuyla Beydağları ile çevrili şehrin en önemli oksijen kaynağıdır. Kent merkezine sadece dokuz kilometre uzaklıkta bulunan ormanlık alanda vahşi yaşam türleri de bulunmaktadır. Akdeniz’in mavi sularının dağlara uzanan alanında bulunan kızılçam, sedir, fıstık çamı ve çınar ağaçlarıyla kaplı ormanlık alanın manzarası da muhteşem…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yüzölçümüne düşen ormanlık alan bakımından en büyük blok ormanı olan Karabük Blok Ormanları, ülkemizin en önemli oksijen kaynakları arasında yer almaktadır. Bu alanda bulunan tabiat parkları, göller, şelaleler, kanyonlar ve yaylalar tüm doğal güzelliğini korumayı başarmış şekilde; köknar, kayın, çam, ceviz, dişbudak, çınar, kızıl ağaç, şimşir, ahlat, meşe, söğüt, fındık, kiraz, ıhlamur gibi daha onlarca ağaç türüne ev sahipliği yapmaktadır. Yeşilin tüm tonlarını bir arada görebileceğiniz bu ormanlık alanda solunan oksijenin tadı bile değişik… Adı Yenice Ormanları olarak da geçen alan, kendine has bir mikro klimaya ve dolayısıyla canlı çeşitliliğine de sahip.

  • DOĞANIN EN GÜZEL HALLERİNDEN BİRİ: LONGOZ ORMANLARI

    Derinliklerinde yüzlerce kuş çeşidini, yabani canlıyı, endemik bitkiyi hatta göl, kumul gibi farklı oluşumları barındıran longoz ormanları nasıl oluşur? Sorunun cevabını aşağıda bulabilirsiniz ama önce fotoğraflara uzun uzun bakmanızı ve longozların fotoğraflardan bile yansıtabildiği dinlendirici gücünden faydalanmanızı öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]