Etiket: oksijen

  • HAVA KALİTESİNİ ARTIRAN BAKIMI KOLAY BİTKİ TÜRLERİ

    Yaz aylarında giderek artan sıcak havalara karşı çevre dostu ve sürdürülebilir yöntemler uygulayabileceğinizi biliyor muydunuz? Yaşam alanlarında oluşturabileceğimiz yeşil alanlar sadece estetik bir güzellik sunmakla kalmıyor bu bitkiler sayesinde oksijen oranını artıyor, zararlı toksinler filtreleniyor ve hava kalitesi yükseliyor. Doğanın dinginleştirici gücünü evlere taşıyarak sıcak yaz günlerinde daha ferah bir ortam oluşturmaya yardımcı olan bitkilerle uğraşmak, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak ve doğayla iç içe olmanın huzurunu yaşamak için de güzel bir fırsat. İşte o bitkiler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Areka, yeşil yaprakları arasındaki stomalar sayesinde bol miktarda oksijen üretir. Stoma, açılıp kapanma özellikleri ile bitkideki terlemeyi ve gaz değişimini kontrol eden canlı yapılardır. Bu bitkinin yaprak yüzeyi ne kadar geniş olursa o kadar fazla oksijen üretme gücüne sahip olur. Areka, güzel görüntüsünün yanı sıra bulunduğu mekânda nem seviyesini düzenler ve bu sayede özellikle kuru hava koşullarında nemli bir ortam oluşturmaya yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Havadaki toksinleri temizlemede etkili olan Çin herdemyeşili, NASA’nın uzay çalışmalarında da önem verdiği bitkilerin başında gelir. Yüksek terleme gücü sayesinde bol miktarda oksijen üreten Çin herdemyeşili havadaki formaldehit, benzen ve diğer zararlı kimyasalları filtreleyerek daha sağlıklı bir yaşam ortamı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Oldukça dayanıklı bir bitki olan kauçuk, ortamdaki nemin dengelenmesine yardımcı olur. Genellikle sıcak ve nemli bölgelerde yetişen kauçuk, yapraklarının altındaki gözenekleri sayesinde yüksek oranda oksijen üretimi sağlar. Bitkinin yaprağı ne kadar büyükse ortama kattığı nem de o derece fazladır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sarmaşık türleri evinizin duvarlarını kaplayarak dekoratif bir görüntü oluşturduğu gibi yapraklarından su buharı salarak iç mekân havasını nemlendirir. Bu, özellikle kuru iklimlerde veya klimalı ortamlarda havanın daha nemli olmasını sağlar ve ortamdaki toksik havayı temizler. Sarmaşık türlerinin bakımı da kolay ve zahmetsizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzun sapları ile zarif bir görüntüye sahip palmiye bitkileri havadaki karbondioksiti emip oksijen salan küçük gözeneklere sahiptir. Ortamın havasını ferahlatan palmiyelerin yaprakları büyüdükçe, tıpkı kauçukta olduğu gibi, oksijen oranı da artar. Bir arada bulunan palmiye türleri mekânı görsel şölene dönüştürdüğü gibi içeride temiz ve nemli bir hava oluşturur. Çoğu palmiye bitkisi parlak dolaylı ışığı sever ancak düşük ışık koşullarına da uyum sağlayabilir. Doğrudan güneş ışığından kaçınarak yaprakların yanması önlenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç mekânlarda rahatlıkla yetiştirilebilen bol yapraklı bir tür olan Benjamin, sıcak ortamda transpirasyon yaparak mekânın nemli kalmasına yardımcı olur. Transpirasyon, terleme olarak da bilinir, havanın emme kuvveti sayesinde bitkinin hava ile temas eden yapraklarından su buharı vermesini sağlar. “Ağlayan incir” olarak da bilinen Benjamin’in yeterince büyüyen yaprakları, altında kalan diğer bitkiler için âdeta orman üst bitki tabakası görevi görür. Bakımı oldukça kolaydır.

  • KARBONHİDRATLAR KİLO ALDIRIR MI?

    Karbonhidrat hem enerji sağlayan hem de canlıların yapısında bulunan; karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan organik bileşiklerin genel adıdır. Karbonhidratların çoğu canlılar için temel enerji kaynağı olurken, mevzu kilo kontrolü olduğunda insan vücudu için gerekli olan karbonhidratlar yanlış anlaşılabiliyor. Yaşamsal öneme sahip olan karbonhidratlar hakkında olumlu ve olumsuz merak edilen soruların yanıtlarını yazımızda bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Temel besin ögelerinin başında gelen karbonhidrat, vücuda enerji veren ve doğada en fazla bulunan organik bileşenlerin genel adıdır. Temelde hücre solunumunda ilk enerji kaynağı olarak kullanılan organik moleküllerdir. Bazı karbonhidratlar bağırsaklarda bulunan ve sindirim için gerekli olan sağlıklı bakterilerin oluşumunda yer alır. Dolayısıyla eksikliklerinde sindirim sistemi problemleri görülür. Karbonhidratların çoğu iyi birer lif kaynağıdır. Lifler ise vücudumuzu kalp hastalıkları, kanser, diyabet ve sindirim problemlerinden korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karbonhidratların iki temel tipi vardır: Biri basit, diğeri ise kompleks karbonhidratlardır. Basit karbonhidratlar balda ve meyvede bulunan şeker, mısır şekeri, süt şekeri ve toz şekerdir. Çok kolay sindirilir ve hızla kana karışır. İnsülin hormonunun salınımını artırır ve kan şekerini çabuk düşürür. Bütün tatlılar, meşrubatlar, çikolata, kurabiyeler, kekler, bisküviler ve hamur işleri fazla miktarda basit karbonhidrat içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kompleks karbonhidratlar ise tahıl, ekmek, bazı meyveler, makarna, sebze, baklagillerde bulunan karbonhidrat türüdür. Birçok kompleks karbonhidratı vitamin, lif ve besleyici değeri yüksek olan yiyeceklerde görmek mümkündür. Kompleks karbonhidratlar rafine edilmemiş yani lifleri ayrılmadığından daha sağlıklıdır. Bunlar sindirim sırasında daha fazla metabolik enerji tüketir. Sindirimi daha uzun sürdüğü için kan şekerini çok hızlı yükseltmezler. Kandaki şeker seviyesinin sabit kalmasına yardımcı olur ve lif içeriğinden dolayı birçok hastalığı önler, uzun süre tok tutar. Vücutta 1 gr karbonhidratın yanması sonucunda ortalama 4 kalori açığa çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kompleks karbonhidratları kapsayan besinler tam tahıllar, tahıllı ekmekler, bazı meyveler, sebze ve baklagillerdir. Tam tahıllar kepek, germ, endosperm kısımlarından oluşur. Kepekte önemli antioksidanlar, B vitaminlerinden zengin olan lif içeren tahılın dış tabakasında yer alır. Germ ise pek çok B vitamini, bazı proteinler, mineraller ve sağlıklı yağlar içeren tahılın iç tabakasının bir parçasında bulunur. Endosperm kısmı tahılın iç tabakasının büyük kısmını oluşturur ve çoğunlukla nişastalı karbonhidrat, bir miktar protein ve az miktarda vitamin ve mineral içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Herkesin metabolizma hızı farklıdır. Metabolizma hızı, yaşa, cinsiyete, aktivite düzeyine ve kiloya göre değişiklik gösterir. Alınması gereken kalori miktarı metabolizma hızına göre belirlenir. Besinlerle aldığımız kalorinin ortalama olarak %55’i karbonhidratlardan, %15’i proteinlerden, %30’u ise yağlardan sağlanmalıdır. Yani bu formüle göre metabolizma hızı 2000 kilokalori olan bir bireyin aldığı enerjinin 1100 kilokalorisi karbonhidrattan gelmelidir. Ancak sağlıklı bir beden ve metabolizma için basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeterli karbonhidrat alınmadığında B vitamini, bazı aminoasit ve lif eksikliğinden kaynaklı sağlık sorunları görülebilir. Bunun yanında halsizlik, yorgunluk, depresyon, unutkanlık, sinir sistemi bozuklukları ve sindirim sistemi rahatsızlıkları kompleks karbonhidratların sağladığı faydaların eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Özetle; şeker ve rafine tahıllar gibi ultra işlenmiş hızlı karbonhidratları tüketmek kronik hastalık ve kilo alma riskini yükseltecektir. Sağlıklı, minimum düzeyde işlenmiş karbonhidratları tüketmek ise kronik hastalık riskini düşürürken kilo kontrolü dahil olmak üzere birçok fayda sağlar. Sağlıklı bir yaşam için yüksek oranda işlenmiş karbonhidrat tüketimini azaltmak, bunun yerine lif ve besin içeriği yüksek daha sağlıklı karbonhidratlar tercih etmek gerekir. Karbonhidratların da fazlasının diyabet, obezite gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğinin bilincinde olarak; bedenimize sağlık kattığını bildiğimiz besinleri dengeli bir şekilde, abartmadan ve dozunda tüketmeliyiz.