Etiket: öğretmen

  • FATMA REFET ANGIN: TARİHİ GELECEK KUŞAKLARA ANLATAN ÖĞRETMEN

    Fatma Refet Angın, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın tarih öğretmeniydi. Öğretmen olma kararında Atatürk’ün vizyonu ve yol göstericiliği belirleyici oldu. Cumhuriyetin ışığında eğitim hayatına adım atan Angın, binlerce öğrenciyi yetiştirerek tarih bilincini geleceğe taşıdı. Yazımızda, öğretme ve öğrenme aşkıyla dolu bu öncü eğitimciyi yakından tanıyacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1915 yılının 18 Mart günü, Gelibolu’da dünyaya gözlerini açtı Fatma Refet. Emniyet Amiri Hafız Şerif Bey ile Halime Hanım’ın üç çocuğunun en büyüğüydü. Babası, Mustafa Kemal’in izinden Anadolu’ya geçmiş, cephelerde yıllarca savaşmış bir Kuvayımilliye neferiydi. Öğrenmeye meraklı bir çocuk olan Refet, harfleri ve heceleri ilk annesinden öğrendi. Ancak asıl başlangıç, 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla Gelibolu’da açılan iki okuldan biri olan Cumhuriyet Okulunun sınavına girmesiyle oldu; Refet, sınavdaki başarısıyla üçüncü sınıftan okula kabul edildi. Bu, hayatındaki dönüm noktalarından biriydi. Daha o günlerde mesleğini seçmişti: Öğretmen olacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Refet’in yolu okul sıralarında iki kez Mustafa Kemal Atatürk’le kesişti. İlki 1928’de, Gelibolu Cumhuriyet İlkokulunda Atatürk’ün ona “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorduğunda aldığı “Öğretmen.” cevabıyla oldu. İkinci karşılaşmaları ise 1930’da Edirne Kız Öğretmen Okulunda gerçekleşti. Refet, “Bakın Paşam sözümü tuttum!” deyince Atatürk onu tanıdı ve ne öğretmeni olmak istediğini sordu. “Matematik!” yanıtı üzerine ise, “Hayır, sen tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir.” dedi. Bu söz, Refet’in yolunu çizdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Refet, 1932’de Edirne Kız Öğretmen Okulunu bitirip yeni açılan Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Tarih Bölümüne kaydoldu; aynı yıl Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini de kazandı; 1936’da iki okuldan mezun oldu. 1934 yılında kabul edilip 1935 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’yla “Angın” soyadını aldı. 1937 Eylül’ünde İkinci Türk Tarih Kongresi için Dolmabahçe Sarayı’nda bulunurken, Afet İnan onu Atatürk’e tanıttı. Paşa gülümseyerek, “Çocuk, sen geç kalmışsın; ben onu tanıyorum.” dedi Afet İnan’a. Refet saygıyla, “Paşam, ben sözünüzü yerine getirdim ve tarih öğretmeni olarak emrinizdeyim!” yanıtını verdi. Atatürk ise, “Öğretmen olmak kâfi değil; çok okuyacaksın, talebelerini çok iyi yetiştireceksin. Onlara, Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi öğreteceksin. Ve bu arada Çanakkale Savaşları’nı sakın unutma.” diyerek onda gördüğü sorumluluğu sözleriyle pekiştirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1981’de, Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümünde 24 Kasım “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaya başlandı ve ilk Öğretmenler Günü’nde Refet Angın “Yılın Öğretmeni” seçildi. Yıldız Teknik Üniversitesi de 2006’da ona “Onursal Doktora” ünvanı verdi. 1982’de resmî olarak emekli olsa da özel anlaşmayla görevine 24 yıl daha devam etti. Bir öğretmen olarak “90 yaşında olmama rağmen hâlâ çalışıyorum; erken emekli olanları anlayamıyorum!” sözleri, öğretmeye olan sevgisini ve çalışma azmini gözler önüne seriyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin pek çok kasaba ve ilinde tarih öğretmeni olarak görev yapan Refet Angın, binlerce öğrenciyi yetiştirdi ve onların başarılarını gururla izledi. Mustafa Kemal’in gösterdiği ışık doğrultusunda eğitim anlayışını benimsedi ve Ortaköy Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi ile İstanbul Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesinin kuruluş çalışmalarında yer aldı. Son günlerine kadar Millî Eğitim Bakanlığı Onursal Danışmanı olarak görevini sürdürdü ve 30 Ocak 2010 yılında, 95 yaşında, hayatını kaybetti.

  • ÖĞRETMENLİK YAPMIŞ 8 YAZAR VE ŞAİRİMİZ

    Hayatının bir bölümünde öğretmenlik yapan insanlar arasında dilimizdeki en güzel cümleleri kuran yazar ve şairlerimiz de bulunuyor. Naif ruhlu insanları buluşturan bu meslek için Atatürk, “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” der. Listemizde sadece yazarak değil, öğretmenlik de yapmış 8 yazar ve şairimizi konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cide doğumlu şiir, roman ve öykü yazarımız Rıfat Ilgaz, Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yapmış, Gümüşova’da başöğretmen olmuştu. İstanbul’da bir ortaokulda Türkçe öğretmenliği yaptığı sırada kendisi de fakültede felsefe öğrencisiydi. Rıfat Ilgaz, 1911-1993 yılları arasında yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Manisa doğumlu yazarımız 1921-1989 yılları arasında yaşadı. Yalnızlık konusunu etkileyici biçimde işlediği Aylak Adam ve Anayurt Oteli kitaplarıyla tanıdığımız Yusuf Atılgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmişti ve Akşehir’deki bir askeri lisede edebiyat öğretmenliği yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yahya Kemal Beyatlı; tarih, edebiyat ve uygarlık tarihi dersleri okutmuş, İstanbul Üniversitesine dönüştürülen Darülfünunda medeniyet tarihi, Batı ve Türk edebiyatı tarihi dersleri vermişti. 1884-1958 yılları arasında yaşayan Yahya Kemal’in öğrencilerinden biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazar, edebiyat tarihçisi ve şair olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendi. Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul’da lise edebiyat öğretmenliği yaptı. 1901-1962 yılları arasında yaşayan Tanpınar, Güzel Sanatlar Akademisinde “estetik mitoloji” dersleri de vermişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1898-1973 yılları arasında yaşayan Faruk Nafiz Çamlıbel; Kayseri, Ankara, İstanbul’daki liselerde uzun süre edebiyat öğretmenliği ve kısa süre de coğrafya öğretmenliği yaptı. Behçet Kemal Çağlar ile Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazan şairimizin görev yaptığı okullar için yazdığı başka marşlar da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu insanını anlattığı roman ve hikâyeleriyle öne çıkan yazarımız Refik Halit Karay, bir süre İstanbul’da Türkçe öğretmenliği yapmıştı. 1888-1965 yılları arasında yaşayan Karay, aslında hukuk fakültesinde öğrenim görmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1934-1977 yılları arasında yaşayan Kastamonu doğumlu yazarımız Oğuz Atay, İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun olmuş ve İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin İnşaat Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştı, yani bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1867-1915 yılları arasında yaşayan ve son nefesine kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Türkçe ve edebiyat dersleri vermişti. Aynı zamanda şair ve yayıncı olan Fikret, Mekteb-i Sultani yani bugünkü Galatasaray Lisesinde de müdür olarak da görev yapmıştı.

  • HABABAM SINIFI’NIN KALPLERE DOKUNAN ÖĞRETMENLERİ

    Sinema dünyasında bilgeliği, cesareti ve öğrencilerine olan yaklaşımlarıyla iz bırakan öğretmen karakterleri, film boyunca gösterdikleri sabır, azim ve içtenlikle hem öğrencilerinin hayatlarını hem de izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeyi başarmıştır. Bir klasik haline gelen Hababam Sınıfı serisinde kimi zaman sevecen bir rehber, kimi zaman da otoritesiyle öğrencileri hizaya getirerek hepimize ilham kaynağı olan öğretmen karakterleri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mahmut Hoca” title_font_size=”13″]

    Rıfat Ilgaz’ın aynı adlı eserinden uyarlanan Hababam Sınıfı film serisinde Münir Özkul’un hayat verdiği unutulmaz Mahmut Hoca karakteri, yalnızca bir öğretmen değil, öğrencilerine adeta bir baba figürü olarak yansır. Onların yalnızca derslerde başarılı olmalarını değil, aynı zamanda toplum için sorumluluk sahibi, erdemli bireyler olarak yetişmelerini amaçlayan idealist bir eğitimcidir. Disiplinli fakat bir o kadar da sevecen tavrıyla, hayatın iniş çıkışlarını anlamaları için haylaz öğrencilerine ders vermekten asla vazgeçmez. Otoriter bir yapıya sahip olmasına rağmen Mahmut Hoca, öğrencilerinin kalbine dokunmayı başarır; her sözü, bir yaşam dersi niteliğindedir. Gösterdiği sevgi ve sabır sayesinde, yalnızca Hababam Sınıfı öğrencilerinin değil, izleyicilerin de hafızasına kazınır ve Türk sinemasında eğitim dünyasının en unutulmaz karakterlerinden biri olarak yerini alır. Onun için öğrencilerin akademik başarısı kadar, dürüst ve ahlaklı bireyler olmaları da önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Badi Ekrem ” title_font_size=”13″]

    Hababam Sınıfı film serisinin ikinci filmi Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde Türk sinema tarihine damgasını vurmuş eserlerden biridir. Bu filmde, Şener Şen’in canlandırdığı Badi Ekrem karakteri, Türk sinema tarihinin en sıra dışı ve sevimli öğretmenlerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır. Saf ve iyi niyetli bir beden eğitimi öğretmeni olan Badi Ekrem, öğrencileriyle kurduğu samimi ve eğlenceli ilişkileriyle izleyicilerin gönlünde taht kurmuştur. Kendisini ciddiye almayan öğrencilerin şakalarına hedef olan Badi Ekrem, sık sık komik durumlara düşer. Ancak ne yaşarsa yaşasın, öğrencilerine duyduğu sevgiden ve iyimserliğinden asla vazgeçmez.

     

    Badi Ekrem karakteri, naif ve saf görünümünün ardında, eğitimde sevgi ve samimiyetin gücünü etkileyici bir şekilde vurgular. Onun hikâyesi, öğretmenlerin öğrenciler üzerindeki pozitif etkisini ve içtenliğin güçlü bir ilişki inşa etmedeki önemini bizlere hatırlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paşa Nuri” title_font_size=”13″]

    Hababam Sınıfı serisinde Nuri Hoca, katı disiplini ve sert mizacıyla tanınan fizik öğretmenidir. Eğitimine büyük önem verdiği öğrencileri, onun geleneksel eğitim anlayışı ve İstiklal Savaşı gazisi olması nedeniyle kendisine “Paşa” lakabını takmıştır. Hababam Sınıfı öğrencileri, fizik dersini kaynatmak için sık sık Paşa Nuri’yi geçmiş savaş anılarını anlatmaya teşvik eder. Ders esnasında bu hikâyelere dalan Nuri Hoca, öğrencilerin planına farkında olmadan uyar ve büyük bir heyecanla savaş anılarını tekrar yaşar. Bu sahnelerde öğrenciler, hocayı omuzlarında taşır ve cetvellerle büyük taarruzu canlandırarak unutulmaz anlar yaşatır. Paşa Nuri rolündeki Sıtkı Akçatepe, filmde öğrencisi rolünde oynayan efsanevi oyuncu Halit Akçatepe’nin de gerçek hayattaki babasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kör Akil ” title_font_size=”13″]

    Hababam Sınıfı filmlerinin unutulmaz karakterlerinden biri olan Akil Hoca, felsefe öğretmeni olarak okulun renkli simaları arasında yer alır. Görme yetisinin zayıflığı nedeniyle kalın çerçeveli gözlükler takmak zorunda olan Akil Hoca, derslerdeki dikkati ve sabırlı yaklaşımıyla tanınır.

     

    Hababam Sınıfı’nın yaramaz ve tembel öğrencileri, hocanın bu zayıf noktasını fırsat bilerek sık sık şakalar yapar ve dersleri sabote etmeye çalışır. Kimi zaman gözlüklerini saklar, kimi zaman da tahtaya yanlış bilgiler yazarak onu yanıltırlar. Ancak tüm bu yaramazlıkların arasında Akil Hoca, felsefe gibi soyut bir konuyu mizahi ve etkileyici bir şekilde ele alarak izleyicilerin hafızasında yer edinmiştir. Sabrı ve hoşgörüsüyle öğrencilerinin kalbini kazanan bu sevilen karakteri usta oyuncu Akil Öztuna canlandırmış ve performansıyla Hababam Sınıfı’nın unutulmaz anlarına damga vurmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Külyutmaz Necmi ” title_font_size=”13″]

    Hababam Sınıfı’nın belki de en eğlenceli ancak aynı zamanda en titiz öğretmenlerinden biri olan Külyutmaz Necmi, kopya çektirmeme konusundaki kararlılığıyla efsaneleşmiştir. Sınavlarda sıra üstlerinde adeta bir ninja gibi sessizce dolaşması, Hababam Sınıfı’nın öğrencilerin kâbusu olmuştur. Sınıfta kopya çekmenin imkânsız olduğunu ilan eden Külyutmaz Necmi, sınav günlerinde sıra üzerlerini dikkatle inceler ve en küçük ipucunu bile arar. Ancak ne kadar uğraşsa da Hababam’ın afacanları her sınavda yeni bir yöntem bularak kopya çekmeyi başarır. Usta oyuncu Ertuğrul Bilda’nın canlandırdığı Külyutmaz Necmi, yalnızca öğretmen figürü olarak değil, kendine özgü stili ve çatık kaşlarıyla da izleyicilerin hafızalarında yer etmiştir. Hababam’ın neşeli dünyasında bile Külyutmaz Necmi’nin kopya mücadelesi, izleyicilere her seferinde “Acaba bu kez kopya çektirmeyecek mi?” sorusunu sorduran bir heyecan yaşatmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şevket Hoca ” title_font_size=”13″]

    Şevket Altuğ’u kimya öğretmeni olarak izlediğimiz Şevket Hoca, eğlenceli ve neşeli bir kimya öğretmeni olarak karşımıza çıkar. Ancak sınıfın çılgınlıkları ve bitmek bilmeyen muziplikleri, onun idealist yaklaşımını sürekli baltalar. Özellikle laboratuvarda geçen sahneler, izleyicileri kahkahalara boğar. Şevket Hoca, öğrencilerine kimyayı sevdirmek ve deneylerle öğretmek için çaba gösterse de Hababam’ın yaramaz öğrencileri bu amacını sık sık sekteye uğratır. Şevket Hoca’nın öğretmenlik becerilerini sergilemeye çalıştığı laboratuvarda öğrencilerin deneyleri bozması, kimya malzemelerini karıştırması ve Şevket Hoca’yı sıklıkla zor durumda bırakması sonucu patlayan şişelerden, yanlışlıkla zehirli maddelerle yapılan deneylere kadar birçok komik olay yaşanır. Şevket Hoca’nın laboratuvardaki çabaları ve öğrencilerle kurduğu eğlenceli ilişki, kimyanın mizahi bir şekilde işlendiği unutulmaz sahnelerle izleyicilerin aklında yer eder. Anlayışlı ve yardımsever tavırlarıyla sevilen bir öğretmen olan Şevket Hoca, öğrencileriyle bağ kurarak onların üstünde olumlu bir etki bırakır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hürrem Hoca ” title_font_size=”13″]

    Perran Kutman’ın canlandırdığı Hürrem Hoca, Hababam Sınıfı serisinin en ikonik karakterlerinden biridir. Sert ve mesafeli duruşuyla özellikle erkek öğrencilerin gözünü korkutsa da aslında yumuşak bir kalp taşır. Bu sert mizacı, erkeklerle ilgili katı tutumunu pekiştirir ve onların kadınlarla olan ilişkilerindeki yanlış yaklaşımlarına karşı Hürrem Hoca “boylarının ölçüsünü alan” bir figür olarak karşımıza çıkar.

     

    Hababam Sınıfı’nın yaramaz öğrencileri, Hürrem Hoca’nın otoritesine karşı gelmeye çalışsalar da o, elindeki cetvel ve kendinden emin tavırlarıyla sınıf üzerindeki etkisini sürdürmeyi başarır. Tatlı-sert halleriyle öğrencileri hizaya sokarken, zaman zaman şefkatini de hissettirerek öğrencilerinin kalbini kazanır.

  • Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Hayatının bir bölümünde öğretmenlik yapan insanlar arasında dilimizdeki en güzel cümleleri kuran yazar ve şairlerimiz de bulunuyor. Naif ruhlu insanları buluşturan bu meslek için Atatürk, “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” demiş ve biz de bu listemizde sadece yazarak değil öğretmenlik yaparak topluma ışık yaymış 8 yazar ve şairimizi konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cide doğumlu şiir, roman ve öykü yazarımız Rıfat Ilgaz, Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yapmış, Gümüşova’da başöğretmen olmuştu. İstanbul’da bir ortaokulda Türkçe öğretmenliği yaptığı sırada kendisi de fakültede felsefe öğrencisiydi. Rıfat Ilgaz 1911-1993 yılları arasında yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Manisa doğumlu yazarımız 1921-1989 yılları arasında yaşadı. Yalnızlık konusunu etkileyici biçimde işlediği Aylak Adam ve Anayurt Oteli kitaplarıyla tanıdığımız Yusuf Atılgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmişti ve Akşehir’deki bir askeri lisede edebiyat öğretmenliği yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yahya Kemal Beyatlı tarih, edebiyat ve uygarlık tarihi dersleri okutmuş, İstanbul Üniversitesine dönüştürülen Darülfünunda medeniyet tarihi, Batı ve Türk edebiyatı tarihi dersleri vermişti. 1884-1958 yılları arasında yaşayan Yahya Kemal’in öğrencilerinden biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazar, edebiyat tarihçisi ve şair olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendi. Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul’da lise edebiyat öğretmenliği yaptı. 1901-1962 yılları arasında yaşayan Tanpınar, Güzel Sanatlar Akademisinde “estetik mitoloji” dersleri de vermişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1898-1973 yılları arasında yaşayan Faruk Nafiz Çamlıbel Kayseri, Ankara, İstanbul’daki liselerde uzun süre edebiyat öğretmenliği ve kısa süre de coğrafya öğretmenliği yaptı. Behçet Kemal Çağlar ile Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazan şairimizin görev yaptığı okullar için yazdığı başka marşlar da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu insanını anlattığı roman ve hikâyeleriyle öne çıkan yazarımız Refik Halit Karay bir süre İstanbul’da Türkçe öğretmenliği yapmıştı. 1888-1965 yılları arasında yaşayan Karay aslında Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1934-1977 yılları arasında yaşayan Kastamonu doğumlu yazarımız Oğuz Atay, İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun olmuş ve İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin İnşaat Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştı, yani bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1867-1915 yılları arasında yaşayan ve son nefesine kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Türkçe ve edebiyat dersleri vermişti. Aynı zamanda şair ve yayıncı olan Fikret, Mekteb-i Sultani yani bugünkü Galatasaray Lisesi’nde de müdür olarak da görev yapmıştı.