Etiket: nazar boncuğu

  • Türk Kültüründen 10 İlginç Detay II

    Türk Kültüründen 10 İlginç Detay II

    Sadece bizim değil bir arada yaşayan bütün toplumların ortak bir paydada buluştuğu âdetleri, gelenek ve görenekleri bulunur. O âdetlerden kimileri yaşasın diye uğraşılır kimileri de zamanın ruhuyla uyuşmadığından tarihin nostaljik sayfalarına uğurlanır. Hatırlayacaksınız çocukluğumuzda yaşadığımız ya da hâlâ karşılaşmakta olduğumuz âdetlerimiz için daha önce bir seri hazırlamıştık, şimdi sıra ikincisinde…

    türk kültürü, gelenek, görenek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lokma dağıtırken dua toplamak…” title_font_size=”13″]

    Nazardan korunmak ya da gelen bir musibeti def etmek için… Başı sokacak bir ev veya ayağı yerden kesecek bir araba alındığında… Kâh bir kandil kâh bir arife günü… Ve bunlar gibi daha birçok sebeple, mayalı hamuru kızgın yağa kaşık kaşık dökerek lokma yapmak, ardından “hayırlara vesile olsun” diyerek kapı kapı dağıtmak ne güzel bir âdettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En hüzünlü gelenek bu olsa gerek…” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun en eski âdetlerinden biridir; vefatın 7, 40 ve 52’inci günlerinde helva dağıtmak… Hatta “hayır işleme” geleneğinin en hüzünlü olanı budur belki de çünkü insanlar kısa süre önce bir yakınını kaybetmiştir. Kaybedilen kişi adına yapılan o helva kavrulurken ve dağıtılırken katkıda bulunmaksa işlenen hayra ve çekilen acıya ortak olmak demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bohça bahane muhabbet şahane…” title_font_size=”13″]

    Kız ve oğlan birbirini sevdi, kız ailesinden istendi, baba “olur”u verdi ve nihayet sıra nişana geldi. Neyse ki eskiden olduğu gibi gelin bohçası adına damadın belini bükecek uzun uzun listeler, yapılması zor istekler devri çoktandır bitti. Geceliğinden terliğine, parfümünden makyaj setine ince ince bohça düzme âdeti, günümüzde, akrabalar arasında muhabbeti artırmak için yapılır hâle geldi.

    türk kültürü, gelenek, görenek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelen misafir evinde hissetsin diye her şeyi yapmak…” title_font_size=”13″]

    Daha kapı çaldığı an annemizin seslenişiyle başlar heyecan dalgası: “Geldileeer!” Ve ikram üstüne ikram, ısrar üstüne ısrarla devam eder bu ilgi:

    • Aman efendim kimler gelmiş!
    • Yemezsen darılırım.
    • İçmezsen hatırım kalır.
    • Ateş almaya mı geldin biraz daha otur.
    • Nereye yahu, yatıya kalın.
    • Olmaz vallahi göndermem.

    Anlayacağınız, “misafirperver Türkler” ifadesiyle dünyaya boşuna nam salmadık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İnce bardakta içilmeyen çay çay mıdır?” title_font_size=”13″]

    Sapsız, ayaksız, kulpsuz olarak tarif edebileceğimiz bardak türü ilk kez 1900’lu yıllarda Beykoz’da kurulan cam fabrikasında üretilmiş. Zamanla ince belli formunu alan bu bardak halkımızın gönlünde öyle bir yer edinmiş ki onunla içilmeyen çaya çay bile denmemiş. Yeni nesil, her türlü içecekte kupayı tercih ededursun, bir tiryaki için avcunun içinde olup da yüreğine kadar ısıtan hâliyle ince belli bardağın yerini hiçbir şey tutamaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuru kuru altın günü mü olurmuş!” title_font_size=”13″]

    Annelerimizin konu komşu toplaşıp her hafta ya da her ay birinin evinde buluştuğu, belirlenen para ya da çeyrek altının evine gidilen kişi için toplandığı gündür altın günü. Aslına bakarsanız bugünün olmazsa olmazları para ya da altın değil, ertesi gün de evin dolabında kalıp çoluk çocuğu sevindirecek kekler, börekler, kurabiyelerdir ki bunların da başında kısır gelir.

    türk kültürü, gelenek, görenek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kazasız belasız gidip gelesiniz diye…” title_font_size=”13″]

    Bir süreliğine evinden, mahallesinden, köyünden, memleketinden uzağa gidenin arkasından, gözden kaybolmadan önce su dökmek “kazasız belasız gidip gel” demenin eyleme dökülmüş halidir. O su bazen unutulduğu için koşa koşa alınıp gelinir, bazen vaktinden önce döküldüğü için kişinin ya da arabanın ıslanma nedenidir ama bir tas suyu yola boca ederken zihinlerden geçen, “su gibi akarcasına, bir an önce git bir an önce gel” cümlesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kem göze şiş değil nazar boncuğu…” title_font_size=”13″]

    Göz şeklini andıracak biçimde tasarlanan mavi mavi nazar boncuklarının, canlı cansız her şey ve herkes için koruyucu olduğuna inanıp bir yerlerine iliştirmek annelerimizin en sevdiği adetlerden biridir. Nazar boncuğu bulundurmak kem gözden, diğer adıyla nazardan, yani baktığı şeyin başına kötü olaylar getirdiğine inanılan bakıştan korunmanın geleneğimizdeki en sanatsal yollarından biridir.

    türk kültürü, gelenek, görenek
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dantel ya da nakış yeter ki örtüsü olsun…” title_font_size=”13″]

    Tükenmekte olan geleneklerimizden biri; evdeki her eşya için boyutuna göre bir örtü üretmek. Buradaki amaç eşyayı örtünün altına saklamak değil, örtüyle birlikte daha da değerli hâle getirmek olmalı. Siz bakmayın başlıkta dantel ya da nakış fark etmez dediğimize… Anneannelerimize göre en kıymetlisi her zaman için ince ince ilmek ilmek örülmüş dantellerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokakları köpük içinde bırakan âdet…” title_font_size=”13″]

    Neyse ki halı yıkama makinaları çıktı da annelerimiz, teyzelerimiz halı yıkamanın daha az tantanalı ve tabii ki daha az yorucu yöntemiyle tanışmış oldu. Yoksa, kapı önüne atılan metre metre halılar, halıların üstünde dizlerine kadar su içinde kalan teyzeler, böylesi ciddi bir işi oyun alanına dönüştüren çoluk çocuk ve sokak boyunca su içinde uzayıp giden köpüklerle yaz boyunca karşılaşmamız kaçınılmazdı.

  • Esnaf Dükkanlarının 9 Olmazsa Olmazı

    Esnaf Dükkanlarının 9 Olmazsa Olmazı

    Mahallemizde, sokağımızda çocukluğumuzdan beri bulunan, her şey değişse de değişmeyen, her sabah günaydın dediğimiz, akşam sokağımıza döndüğümüzde selam vermeden geçmediğimiz esnaf erbabı Türk yaşamının değerli bir parçasıdır. Bir mahalleyi, esnafın her sabah açılıp her akşam kapanan kepenkleri olmadan düşünemeyiz. İşte mahallemizin değişmez parçası esnaf dükkanlarının 9 olmazsa olmazı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kazanılan İlk Para” title_font_size=”13″]

    Kazanılan ilk para çerçeveletilir ve bereket getirmesi için dükkanın duvarına asılır. Yıllar içinde müzelik bir banknota dönüşen bu para dükkanın uğurudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nazar Boncuğu” title_font_size=”13″]

    Türk kültüründe her yeni dükkan her yeni ev, yeni bir nazar boncuğu demektir. Esnaf dükkanlarının duvarlarını da bu en iyi dileklerle asılan nazar boncukları süsler, dükkanı kötü gözlerden korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yazar Kasa” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar

    Yıllar içinde değişen, gittikçe küçülen ve günümüzde çoğu yerde POS makineleri tarafından yerinden edilen yazar kasaların en eski ve en güzel çeşitleri hala esnaf dükkanlarında yaşamına devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Veresiye Satan Peşin Satan” title_font_size=”13″]

    Veresiye satan esnaf ile peşin satan esnaf arasındaki farkı açık bir şekilde ortaya koyan bu ibretlik tabela zaman içinde dükkanların değişmez görüntülerinden biri olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Veresiyemiz Yoktur” title_font_size=”13″]

    Bir esnaf dükkanının olmazsa olmazlarından biri de kasanın arkasındaki duvarda tüm ciddiyetiyle asılı duran, tozlu bir “Veresiyemiz Yoktur” tabelasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Veresiye Defteri” title_font_size=”13″]

    Her esnaf dükkanında “Veresiyemiz Yoktur” tabelası bulunsa da bir veresiye defteri de bulunur. Karışık listelerle, üzeri çizilmiş rakamlarla dolu bu defter dükkanın en değerli eşyasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavla” title_font_size=”13″]

    Tavla, her esnaf dükkanının başköşesinde bulunur. Esnaf arasındaki tavla müsabakaları tüm mahalle sakinleri tarafından ilgiyle takip edilir. Yenilen taraf, kolunun altındaki tavla eşliğinde uğurlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çay Bardağı ve Markası” title_font_size=”13″]
    esnaf çayı
    Esnafımızın en çok tükettiği içecek su değil çaydır. Gün boyu arka arkaya yuvarlanan çaylar tezgahın üzerine dizilir, çaycıya verilmek üzere bekleyen markalar ile adres soranlara bile tavşankanı çaylar ısmarlanır.
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hasır Tabure” title_font_size=”13″]
    tabureler

    Dükkanın önüne atılan hasır tabure, mahallenin nabzını tutan esnaf erbabının olmazsa olmazıdır. Yan dükkanlardan taburesini kapan gelir ve en keyifli sohbetler bu taburelerin üzerinde gerçekleşir.

  • Nazar Boncuğunun Zamanda Yolculuğunu Anlatan 9 Madde

    Nazar Boncuğunun Zamanda Yolculuğunu Anlatan 9 Madde

    Nazar boncuğu gündelik yaşamın her alanında karşımıza çıkar. Evlerin hem iç hem de dış duvarlarına asılarak evi ve orada yaşayan aileyi kem gözlerden koruması amaçlanır. Her bebeğin, çocuğun üzerine iliştirilir, takılarda ve aksesuarlarda kullanılır, tatilden dönerken eşe dosta hediye olarak getirilir. Ama nazar boncuğunun fazla bilinmeyen uzun ve ilgi çekici bir tarihi vardır. Nazar boncuğunun kökenini araştırıp 9 maddede listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nazar İnsanlık Tarihi Kadar Eski” title_font_size=”13″]

    En eski medeniyetlerde dahi nazara inanılırdı. Mısır, Babil, Sümer medeniyetlerinden beri kötü niyetli kişilerin içindeki kötülüğün gözlerinden dışarı yansıdığı ve karşısındaki iyi kişileri olumsuz etkilediği, onların başına kötü şeyler gelmesine sebep olduğu düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nazar İyi İnsanlara Değer” title_font_size=”13″]

    İyi, güzel, başarılı insanlara nazar değdiğine inanılır ve bu insanları kötü niyetli kişilerin kıskanç bakışlarından korumak için göze gözle karşı gelmek gerektiği düşünülür, bu sebeple göz şeklindeki nazar boncukları ile kem bakışlar savuşturulmaya çalışılır. Nazar boncuğu kötü bakışları kendine çekerek boncuğun sahibini korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Horus’un Gözü” title_font_size=”13″]

    Eski Mısır tarihine göre göz biçimindeki nazar boncuğu bir gözü ay bir gözü güneş olan şahin şeklindeki tanrı Horus’un Gözü’nü sembolize eder. Horus düşmanı Seth ile savaştıktan sonra kazandığı galibiyet sonrası yaşamın kralı olmuştur bu sebeple Horus’un Gözü kötü bakışları alt edecek güce sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İsabet-i Ayn” title_font_size=”13″]
    nazar

    Nazar boncuğu, Musevi, Hristiyan, Müslüman, Budist ve Hindu toplumlarında kötü gözlere karşı gelen, kişileri ve mekanları koruyan bir sembol olarak kabul edilerek evlere girmiştir. Nazarı, İsabet-i Ayn olarak adlandıran Türklerin nazara ve nazardan korunmak için nazar boncuğu kullanılabileceğine inancı Orta Asya’nın Şamanizm dönemine dek uzanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Muncuk Han” title_font_size=”13″]
    nazar

    Eski Türk toplumlarında nazar boncuğuna munçuk, moncuk, monşak, monçak, monçok, muyınçak gibi isimler verilirdi. Nazar boncuğunun o zamanlardan beri nazardan korunmak için nazar boncuğu kullanıyor olmalarının bir ispatı da Hun hükümdarı Atilla Han’ın atına Muncuk Han ismini vermesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nazardan Korunmanın 1001 Yolu” title_font_size=”13″]

    Türk tarihinde kötü niyetli kişilerin bakışlarından korunmak için nazar boncuğunun dışında at nalı, yumurta kabuğu, sarımsak, kuru diken, bez bebek, akik taşı, çocuk ayakkabısı, kaplumbağa kabuğu, kurt dişi, mercan, çörekotu, deniz kabukları, çakıl taşı, hurma çekirdeği gibi objeler de kullanılmıştır. Yine de günümüzde nazardan korunmanın en etkili yolunun nazar boncuğu kullanmak olduğu düşünülür, hatta üzerine nazar boncuğu iliştirilmiş at nalları da birçok evin duvarlarını süslemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Günümüzdeki Nazar Boncuğunun Yapımı” title_font_size=”13″]
    nazar

    Türkiye’de nazar boncuğu yapımı Mısırlı boncuk ustalarının ülkeye gelerek İzmir’de bu sanatı uygulamalarıyla başlamıştı. Tüm Avrupa’ya cam işçiliğini Mısırlı ustaların öğrettiği düşünülmektedir. Türk ustalar ise bu teknikleri uygularken geliştirmiş, renkli camların üzerine göz figürünü de ekleyerek günümüzdeki nazar boncuğunu yaratmışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir’in Nazar Boncukları” title_font_size=”13″]
    nazar

    İzmir’de Nazar ve Göreme köyleri nazar boncuğu yapımıyla tanınırlar. UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazinesi’ne dahil edilen boncuk ustası Mahmut Sür, 13 yaşından beri İzmir’de nazar boncuğu üretmektedir. Ülkenin dört bir yanından gelen ziyaretçiler Nazar ve Göreme köylerini ziyaret ederek bu sanatın uygulanmasına tanıklık ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kimlerin Nazarı Değer” title_font_size=”13″]

    Halk arasında mavi gözlü insanların nazarının daha çok değdiğine inanılır. Hatta bazıları tüm renkli gözlü kişilerin bakışlarının nazar değmesine sebep olduğunu düşünür. Bunun dışında kötü, kıskanç, hırslı, dıştan iyi gözükse de aslında kötü niyetli olan insanların nazarının değdiğine inanılır.