Etiket: Mustafa Kemal Atatürk

  • ATAMIZDAN MİRAS KALAN EVLER

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk, Türk halkına pek çok değerli miras bıraktı. Çağdaş uygarlık düzeyine erişmiş her toplumun gözü gibi koruduğu sanat ve kültür eserleri de gelecek nesillere emanet edilen en önemli miraslardan biri. Millî Mücadele, Cumhuriyet’in ilanı ve genç Türkiye’yi büyütmek amacıyla verdiği tüm uğraşlar süresince Anadolu’yu karış karış gezen Atamız, görev yaptığı birçok şehirde misafir edildi, karargâhlar kurup savaşlar yönetti. Bugün Anadolu’nun birçok şehrinde onun anısını taşıyan mekânlar bulunmaktadır. Eşyalarıyla birlikte yeniden düzenlenerek halka açık müzeler hâline getirilen bu yapılardan bazılarını Atamızın hayata veda ettiği 10 Kasım’da hatırlamak istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Atatürk, 1924’ten 1937’e kadar Trabzon’a gerçekleştirdiği ziyaretlerinde bu köşkte ağırlanır. Çok beğendiği köşkteki son konaklamasında “Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları milletime bağışlamakla ferahlık duyacağım. İnsanın serveti kendi manevi kişiliğinde olmalıdır. Ben büyük milletime daha çok şeyler vermek istiyorum,” diyerek mal varlığının bir listesini hazırlayıp gereğinin yapılması için başbakana göndermiştir. Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan köşk, 19. yüzyıl başlarında Konstantin Kabayanidis tarafından yazlık ev olarak yaptırılmış, daha sonra Atamıza, Atamız da Türk halkına armağan etmiştir. Müze olan Köşk, 1943 yılından günümüze ziyaretçilerini ağırlamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925’teki Silifke ziyaretinde ilk kez misafir edildiği konak, Atamızın ilerleyen günlerde gerçekleştirdiği diğer üç ziyaretinde de kullanılmıştır. 1912’de inşası tamamlanan iki katlı Hacı Hulusi Konağı, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. O dönemin yaşam tarzını yansıtan etnografik eserlere yer verilen müzede; üzerinde “Gazi M. Kemal” ibaresi bulunan Atatürk’e ait tabanca ile çiftlik ve kooperatifle ilgili belge ve fotoğraflar da sergilenmektedir. Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümü dolayısıyla 1981 yılında binanın “Atatürk Müzesi” hâline dönüştürülmesi tasarlanmıştır. 1987’de ziyarete açılan müze, 1999 yılından bu yana Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Millî Mücadele’nin başladığı 1919’da Sivas Kongresi sonrası gerçekleştirdiği Kayseri ziyaretinde Atamızın iki gün konakladığı konağın mimarisi, 19. yüzyıl Geç Osmanlı döneminin en güzel örneklerinden biri. İki katlı yapı, Kayseri’ye has kesme taşlarla ve ahşap malzemeyle inşa edilmiştir ve ikinci katı tamamen cumbalı odalardan oluşmaktadır. Atatürk’ün Kayseri’de yayımladığı beyannamenin, burada yaptığı incelemeler sırasında çekilen ve 1. dönem Kayseri milletvekillerine ait fotoğrafların da yer aldığı yapıda ziyaretçilerin en ilgi gösterdiği oda, Atatürk’ün yatak odası ile çalışma odası olarak düzenlenen alanlardır. Atamızın balmumu heykelinin de bulunduğu konak, 1983 tarihinde Atatürk Evi olarak ziyarete açılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Millî Mücadele döneminde pek çok önemli kararın alındığı taş yapı, ilk olarak 27 Aralık 1919’da Atamızı misafir etmiştir. 1890 yılında Almanlar tarafından inşa edilen, önceleri “Direksiyon Binası” olarak bilinen ev, Kurtuluş Savaşı yıllarının hatıralarıyla dolu… TBMM’nin kurulmasına bu binada karar verilmiş ve Atatürk, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” sözünü ilk defa burada söylemiştir. Köşeleri taş dekorlu, giriş katı “Demiryolları Müzesi” olarak düzenlenmiş olan iki katlı yapının ikinci katında ise, Atatürk’ün konuk kabul odası, çalışma odası, yatak odası ve banyosu bulunmaktadır. Kendisine ait özel eşyalarla o günün özelliklerini taşıyan mobilya takımı olduğu gibi korunmaktadır. Ayrıca Atatürk’ün 1935-1938 yıllarında yurt gezilerinde kullandığı özel vagonu da müzenin yanında raylar üzerinde sergilenmektedir. Ulaştırma Bakanlığına bağlı olan bina, 24 Aralık 1964’te müze olarak ziyarete açılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1881’de dünyaya geldiği ve çocukluk yıllarının geçtiği pembe boyalı baba evinde Atamız; 1907’de Selanik’teki 3. Orduya atanmasından sonra ailesiyle birlikte yine bu evde oturmuştur. Atatürk Evi, 1870’ten önce Rodoslu müderris Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Müze olarak kullanılan yapının birinci katında misafir odası, sandık odası, Zübeyde Hanım’ın yatak odası vardır. İkinci katta ise Atamızın doğduğu oda ve yatak odası bulunmaktadır. Atamızın kullandığı bazı eşyalar ve aile fotoğraflarının da bulunduğu müze evinin dış duvarında Cumhuriyet’in onuncu yılı olan 29 Ekim 1933’te “Türk Milletinin büyük müceddidi ve Balkan ittihadının müzahiri burada dünyaya gelmiştir…” yazılı bir levha asılmıştır. Ev için gerekli eşya, İstanbul’daki Dolmabahçe ve Topkapı Sarayı’ndan seçilerek Selanik’e gönderilmiştir. Evin bütün odaları orijinaline yakın olarak düzenlenmiştir.

  • HALKBANK 86 YAŞINDA!

    Küçük esnaf ile sanatkârların desteklenmesi ve halk bankacılığının geliştirilmesi amacıyla 1938 yılında faaliyete geçen Halkbank, kesintisiz hizmetiyle daha da büyüyerek birçok iş kolunun kurulmasına öncülük etti. Yazımızda bankamızın kuruluş hikâyesini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, ülkemizi mal darlığı, hayat pahalılığı ve yüksek faiz baskısı altında ağır ekonomik şartların yaşandığı bir ortama sürükler. Öncelikle dengeli bir toplum yapısının gereğinin bilincinde olan genç Türkiye Cumhuriyeti, küçük esnaf ile sanatkârların desteklenmesini ve halk bankacılığının geliştirilmesini hedefler. Ancak cumhuriyetin ilk yıllarında sermaye birikimi, üretim alanlarının sınırlılığı, özel sektörün azlığı nedeniyle yaşanan ekonomik güçlükler kredi kurumlarının ortaya çıkışını engeller.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    23 Mayıs 1938 yılında faaliyete geçen “Türkiye Halk Bankası”nın kurulmasının temelinde Büyük Önder Atatürk’ün “Küçük esnafa ve büyük sanayi erbabına muhtaç oldukları kredileri kolayca ucuza verecek bir teşekkül vücuda getirmek ve kredinin normal şartlar altında ucuzlatılmasına çalışmak da çok lazımdır.” fikri kılavuz olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çeşitli dünya ülkelerindeki kooperatif hareketlerine paralel olarak gelişme gösteren halk bankacılığı, bankamızın kurulmasıyla beraber ülkemizde de başlar. 1938-1950 yılları arasında finansman sağladığı Halk Sandıkları kanalıyla kredi hizmetlerini yürütür. İlk Halk Sandıkları Ankara ve İstanbul’da kurulur. Sandıklar kuruldukları illerde bulunan esnafın, küçük sanat ve ticaret erbabının kooperatifler kurmasını teşvik ederek her iş kolunun kendi içinde örgütlenmesine önemli katkılarda bulunur. Bu örgütlenme biçimlerinin Halk Bankası ve Sandıkları ile yaygınlık kazanması dokumacılık, balıkçılık, dericilik gibi iş kollarının daha da gelişmesine ve verimliliklerinin artmasına önemli katkılar sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1950 yılından sonra Halkbank’a doğrudan şube açma ve kredi kullandırma yetkisi tanınır. 1963 yılında adı “Türkiye Halk Bankası” olarak değiştirilir ve “Halk Sandıkları” banka şubelerine dönüştürülür. 1964 yılının başından itibaren sermayesini artıran ve aktif bir çalışma temposuna girerek ülke çapında şubeleşme politikası uygulayan bankamızın mevduat ve kredi hacmi giderek yükselir. Halkbank orta sınıf ve onun ekonomideki temsilcisi konumunda olan esnaf, sanatkâr ve küçük işletmelerin sektördeki ilk bankası olur. Temel kredi politikasını öncelikle hedef kitlesinin kredilendirilmesi ve kredi kullandırma koşullarının iyileştirilmesi üzerine kuran bankamız, faaliyetlerini yıllar itibariyle geliştirir ve bankacılık sektöründe önemli bir konuma ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2000 yılına gelindiğinde kamu bankalarının çağdaş bankacılık ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılma süreci başlar. 2001 yılında bankamızda organizasyon yapısı, çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre tamamen değiştirilir. Operasyon ağırlıklı bankacılık anlayışına müşteri odaklı pazarlama faaliyetleri eklenir. Yeni yapıda, müşteri segmentasyonu kapsamında, özellikle KOBİ’ler ile orta ve orta üstü gelir sahibi bireysel müşterilere ayrıcalıklı ürün ve hizmetler sunmak; müşteri odaklı, kaliteli hizmet anlayışını geliştirmek önem kazanır. 2000’li yıllar Türk bankacılık sektörü satın almalar, birleşmeler, yabancı yatırımcıların piyasaya girişi ile yeniden şekillenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Halkbank yurt çapında yaygın şubeleri ve yurt dışı temsilcilikleri ile hizmet vermeye devam etmektedir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemiz ekonomisinin temelini oluşturan esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerin yanı sıra üretim, yatırım ve istihdamın artışına katkıda bulunan tüm girişimcileri çağdaş bankacılık anlayışıyla desteklemeye sektörün güçlü ve güvenilir bankası olarak devam edecektir.