Etiket: mimari tasarım

  • DÜNYANIN EN GÜZEL METRO İSTASYONLARI

    Hızlı ve güvenli ulaşım araçlarından biri olan metroların kimi ülkelerdeki yolcu istasyonları öyle bir mimari tasarıma sahip ki ulaşım amacıyla kullanılan bu istasyonlar harikalar diyarına yapılan bir yolculuğa dönüşüyor. Mühendis ve mimarların titiz çalışmalarıyla ortaya çıkan dünyanın en göz alıcı metro istasyonlarında kendinizi Rönesans ya da Barok dönemine ait ünlü bir sanat eserinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Hava sirkülasyonundan yapısal bütünlüğe, rutubet oranından yolcu konforuna kadar onlarca detayın titizlikle düşünüldüğü bu istasyonların hepsi âdeta birer sanat eseri. Estetik bakış açısının zirveye çıktığı bu mekânların en dikkat çekenlerini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    City Hall Metro İstasyonu tam bir tasarım harikası. Yapımı yüzyıllık bir geçmişe dayanan City Hall, eşsiz mimarisiyle New York’ta bulunuyor. Seramik kemerleri, pirinç armatürleri ve kubbeli yapısıyla 1904 yılında hizmet vermeye başlayan istasyon dönemi için oldukça iddialı bir tasarıma sahip. 1945 yılında New York metro hattının genişlemesiyle City Hall Metro İstasyonu kapatıldı ancak bu eşsiz mimariyi ziyaret etmek isteyenler için günün belirli saatlerinde özel seferler yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalya, Napoli’de bulunan Toledo Metro İstasyonu ziyaretçilerini uzay boşluğunda hissettiren özel mekanlardan biri. Yerin yaklaşık 50 metre kadar altında konumlanan istasyon, Salvador Dali’nin yakın arkadaşı olan mimar Oscar Tusques Blanca tarafından tasarlandı ve 2012 yılında hizmete açıldı. Önemli alışveriş merkezlerinin kesişme noktasında bulunan, duvar ve tavanı mavi-yeşil tonlarına sahip mozaiklerle kaplı Toledo Metro İstasyonu’nda uzayın derinliklerine süzülüyormuş gibi hissetmek de mümkün, gittikçe derinleşen masmavi bir okyanusun içinde de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fransa’nın göz bebeği Paris’te bulunan Arts Et Metiers İstasyonu, tıpkı şehrin kendisi gibi çok dikkat çekici bir metro istasyonu. 1904 yılında hizmet vermeye başlayan metro sisteminin 1935 yılında açılan bu istasyonu, Belçikalı çizgi roman sanatçısı François Schuiten’in ve dünyaca ünlü yazar Jules Verne’nin eserlerinin sergilenmesiyle 1994 yılından bu yana fütüristtik bir müzeye dönüşmüş durumda. Metro müzesinin ışık tasarımı da özel olarak kurgulandı ve çok aydınlık olmayacak bir şekilde mekâna dağıtıldı. Gören herkesi kendine hayran bırakan istasyonda hiçbir reklam panosunun olmadığını da belirtmek isteriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tayvan’da bulunan Formosa Boulevard Metro İstasyonu, dünyanın en çok yolcu taşıyan istasyonlarından biri olmasına rağmen etkileyici mimarisiyle yolcularına eşsiz bir mekân deneyimi sunuyor. Işıklı bir cam kubbeye sahip istasyon, cam işçiliğinin en güzel örneklerine sahip. İtalyan sanatçı Narcissus Quagliata tarafından tasarlanan istasyonun yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü. 4000’den fazla renkli cam panelin bulunduğu Formosa Boulevard için dev bir sanat eseri demek yerinde olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moskova’da yer alan Komsomolskaya Metro İstasyonu âdeta tarihi bir saray binasına benziyor. Etkileyici sütunları, üç tonozlu derin yapısıyla istasyon, klasisizm ve Rus barok sanat ekolünün izlerini taşıyor. 1935 yılından beri hizmet veren şaşaalı istasyonda bulunan altın sarısı panolarda Sovyet devriminde rolü olan generallerin hikâyeleri anlatılıyor. İhtişamlı avizelerin, kabartmalı süslemelerin göz kamaştırdığı istasyon için geçmişe açılan bir kapı diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk desenlerle kaplı duvarlarıyla oldukça ilgi çekici olan istasyonlardan biri de Kungsträdgården Metro İstasyonu. Yapımına 1950’lerde başlanan Stockholm metro sisteminde bulunan 90 istasyonun tamamı çeşitli sanatçıların eserlerinden oluşuyor. 1825’te çıkan yangında yok olan Makalös Sarayı’na ait kalıntıların sergilendiği Kungsträdgården Metro İstasyonu ise en ilgi çekici istasyonlardan biri olarak listemizde yer alıyor. Derin mimarisi, duvar ve zemin resimleriyle arkeolojik bir mekân algısı sunan istasyon adını bölgenin kamusal yeşil alanı olan Kungsträdgården’den alıyor ve “Kral’ın Bahçesi” anlamına geliyor.

  • TÜRKİYE’NİN ÖZGÜN MİMARİ YAPILARI

    Ülkemizin birçok farklı şehrinde bulunan kimi mimari eserler kentlerin sembolü olmuş durumda. Sahip oldukları form herkesin beğenisini ve ilgisini çekmeyi başarıyor. Bu yapılar ülkemiz için oldukça önemli bir yere de sahip. Farklılıkların her daim dikkat çektiği dünyamızda, bu mimari tasarımlar ülkemizin oluşturduğu kent hafızasında önemli özgün ögeler olarak karşımıza çıkıyor. Yurt içi ve yurt dışından sadece bu yapıları ziyaret etmek için bile gelen birçok insan bulunuyor. Yazımızda ülkemizdeki en özgün mimari tasarımları okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin Türkiye’de eğitim görmüş ilk Türk mimarı Vedat Tek tarafından 20. yüzyılın başında inşa edilen Kastamonu Hükûmet Konağı’nın iki katlı ana yapısı Batı Klasizm’i tarzına sahip. Eklektik bir mimari tasarımı olan tarihi yapının dış duvar süslemeleri ve pencere şekilleri ise Osmanlı mimarisinin klasik izlerini taşıyor. Yapı, inşa edildiği günden itibaren hiç tadilat görmeden işlevini devam ettirmeyi sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1856’da Anadolu’nun ilk demir yolu hattı olan 130 kilometrelik İzmir-Aydın raylı sisteminin garı olarak inşa edilen Basmane Garı’nın mimarı, Eyfel Kulesi’nin de tasarımını gerçekleştiren Gustave Eiffel. Aynı mimari yapının bir diğer ikizi de Fransa’daki Lyon kentinde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tüm dünyada büyük ilgi çeken ters ev konsepti, Antalya’da hayat buldu. Dışarıdan tepetaklak olmuş bir ev görüntüsüne sahip yapının inşası iki sene sürerken, dünyanın 13. ters evi unvanına da sahip. İç mekânındaki mobilyaların da ters dönmüş durumda olduğu evde özellikle fotoğraf çekmek isteyenler bu eve büyük ilgi gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Selçuklular döneminden kalma bu sembolik yapı, Cemaleddin Ferruh Şifahanesi ve Darülhadisi olarak iki birleşik yapıdan oluşuyor. Günümüze ulaşan kitabelere göre 1235 yılında yaptırılan şifahanenin en önemli özelliği, üzerindeki taş kabartmalarda gövdeleri birbirine bağlı iki ejderhanın bulunuyor olması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin ilk modern mimari yapılarından olan AKM, 1969 yılından bu yana İstanbul’un önemli sembolik mekânlarından biri. Beyoğlu’nda bulunan mevcut yapının eskimesi ile eski binadan alınan parçalarla yeni bina inşa edildi. Birçok kültür ve sanat etkinliğine ev sahipliği yapan AKM, uluslararası sanatsal faaliyetlere de ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Artvin Çoruh şehir yerleşkesinde 4 bin 500 metrekare alan üzerine inşa edilen kütüphane, üç kitabın bir masa üzerine simetrik olarak konumlandırılmış görüntüsüyle ilgi çekiyor.