Etiket: mimar sinan

  • Farklı Mimari Anlayışlarla Tasarlanmış 8 Cami

    Farklı Mimari Anlayışlarla Tasarlanmış 8 Cami

    Mimar Sinan eserleri başta olmak üzere Osmanlı Dönemi’nde inşa edilmiş pek çok cami, sadece dinin mensuplarında değil dünyadaki kültürel değerler arasında da büyük ve önemli bir yere sahip. Fakat bu listemizde size dünyanın farklı ülkelerinde farklı mimari anlayışlarla inşa edilmiş camileri göstermek istiyoruz, bakalım en çok hangisini beğeneceksiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    farklı camiler
  • MİMAR SİNAN’IN ZAMANA DİRENEN SANATI

    Mimar Sinan, Türkiye’de “mimar” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir. Ancak onun mirası yalnızca mimarlıkla sınırlı değildir. Sinan; aynı zamanda bir mühendis, şehir planlamacısı, lojistik dehası ve usta bir yöneticidir. Bu çok yönlü kişiliği, yüzyıllardır dimdik ayakta duran eserlerinde hayat bulur. Yazımızda, Mimar Sinan’ın estetik anlayışını ve teknik zekâsını daha yakından inceleyeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1490’da Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğduğu kabul edilen Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde Anadolu’dan devşirme alınmasıyla yirmi iki yaşında İstanbul’a getirilir. Zeki, genç ve dinamik yapısıyla dikkat çektiği için Acemi Oğlanlar Ocağına yerleştirilir. Burada aldığı askerî eğitimin yanı sıra dülgerlik öğrenir, yapı işlerinde çalışarak dönemin önde gelen mimarlarının yanında deneyim kazanır. Bu süreçte mimarlığa özel bir ilgi duymaya başlar; bağlarda ve bahçelerde su yolları yapmak, kemerler inşa etmek ister.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sinan, kısa sürede mimari yeteneğiyle öne çıkar; katıldığı seferlerde Arap, Acem, Mısır ve Hicaz bölgelerini dolaşarak farklı mimari üslupları tanır. Selçuklu ve Safevî yapılarından antik eserlere, hatta Mısır piramitlerine kadar pek çok örneği inceleyerek bilgisini zenginleştirir. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1538 Boğdan Seferi sırasında Prut Nehri üzerine yalnızca 13 günde kurduğu köprü, mühendislik dehasını ortaya koyar. Bu başarısının ardından mimarbaşılığa atanır ve eserlerini “el-fakîr Sinan sermimârân-ı hâssa” (mütevazı Sinan, padişahın başmimarı) imzasıyla mühürlemeye başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    48 yaşında başmimar olarak göreve başlayan Mimar Sinan, mesleki gelişimini üç büyük eserle simgeler. Bunların ilki, Kanuni Sultan Süleyman’ın genç yaşta vefat eden oğlu Şehzade Mehmet için 1543-1548 yılları arasında inşa ettiği Şehzade Camii ve Külliyesi’dir. İstanbul Şehzadebaşı’nda yer alan bu külliye; cami, imaret, medrese ve türbelerden oluşur. Kare planlı caminin üzeri 18,42 metre çapında büyük bir kubbe ve onu destekleyen dört yarım kubbe ile örtülüdür. Dört köşesinde küçük kubbeler yer alır. Büyük kubbe, dört fil ayağı üzerine oturur. Caminin üç ayrı girişi bulunur. Avlu, 12 sütun üzerine oturan 16 kubbeyle çevrilmiştir; ortasında işçiliğiyle dikkat çeken bir şadırvan yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan’ın “kalfalık eseri” olarak kabul edilen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 1550-1557 yılları arasında inşa edilir. İnşaat öncesinde, zeminin sağlamlaşması için birkaç yıl beklenir ki bu yöntem, Sinan’ın mühendislik dehasını ve yapı güvenliğine verdiği önemi gösterir. 75 metre yüksekliğindeki dört minaresi ve 53 metre çapındaki kubbesiyle Osmanlı mimarisinin en görkemli yapıları arasında yer alan cami, mükemmel akustiğiyle de dikkat çeker. Kubbe ve iç mekândaki özel tasarım sayesinde ses, tüm avluya ve iç mekâna eşit ve net şekilde yayılır. Bu sayede imamın sesi, cami içindeki herkes tarafından rahatlıkla duyulur. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan’ın türbeleri de burada bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” olarak kabul edilen Selimiye Camii ve Külliyesi, Osmanlı mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biridir. 1569-1575 yılları arasında II. Selim’in emriyle Edirne’de inşa edilen yapı, Sinan’ın yaklaşık 85-86 yaşlarında tamamladığı eserlerdendir. 31,30 metre çapındaki kubbesiyle Osmanlı mimarisinin en büyük kubbelerinden birine sahip olan cami, kubbesini 8 büyük paye üzerine oturtur. Ayrıca üçer şerefeli dört minaresi 70,89 metre yüksekliğindedir. Selimiye; taş, mermer, çini ve ahşap işçiliğindeki üstün estetiği ile mühendislik çözümlerinin kusursuz birleşimini sunar; yalnızca Osmanlı değil, dünya mimarlık tarihinin de başyapıtları arasında yer alır. 2011 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için yapılan iki cami, Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a karşı hissettiği kişisel hayranlığını ve sembolik anlatım gücünü yansıtır. İnşa edilen bu yapılardan Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii ve Külliyesi (1548-1549) çıraklık, Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii ve Külliyesi (1562) ise Mimar Sinan’ın kalfalık dönemine aittir. Rivayete göre, Üsküdar’daki cami güneş batarken, Edirnekapı’daki cami ise ay doğarken ışıldayacak şekilde konumlandırılmıştır. Bu “güneş ve ay” oyunu, Mihrimah Sultan’ın adı olan “Mihr ü Mâh” (Güneş ve Ay)’a bir gönderme olarak kabul edilir. Daha da ilginç olan yanı ise; her yıl Mihrimah Sultan’ın doğum günü olan 21 Mart’ta, Edirnekapı’daki caminin minaresinin arkasından ay yükselirken, Üsküdar’daki caminin minaresinin ardından güneş batar. Bu eşsiz hizalanma, Sinan’ın matematiksel dehasını zamanın ötesine taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1584 yılında Hacca giden Mimar Sinan, dönüşünde yaklaşık 100 yaşındadır ve görevini 1588’deki vefatına dek sürdürür. Hayattayken Süleymaniye Camii ve Külliyesi’nde kendisi için hazırladığı mütevazı türbeye defnedilir. Eserlerindeki kubbe akustiği, ışık alma teknikleri, deprem dayanıklılığı ve su tahliye sistemleri gibi ayrıntılar, onun mimarlıkta çağının çok ötesindeki bir vizyona sahip olduğunu gösterir. 400’ü aşkın yapıyı döneminin ilerisinde tekniklerle inşa eden Mimar Sinan’ın mühendislik dehasına yakından bakmak için videoyu izleyebilirsiniz.

  • 9 Madde İle Mimar Sinan’ın Çıraklıktan Ustalığa Geçiş Hikâyesi

    9 Madde İle Mimar Sinan’ın Çıraklıktan Ustalığa Geçiş Hikâyesi

    Sadece bu toprakların değil tüm dünyanın gördüğü gelmiş geçmiş en büyük mimar ve inşaat mühendislerinden biri olan Mimar Sinan, üç farklı Osmanlı padişahının döneminde başmimarlık yapmıştır. Dâhiyane mimari çözümleri ve çağının çok ötesinde inşaat teknikleriyle tüm dünyayı hayran bırakan Mimar Sinan’ın eserlerini görmek için birçok turist ülkemize akın eder. Mimar Sinan hayatı boyunca sayısız eser vermiştir; genelde cami, köprü, kervansaray gibi yapılar inşa eden ustanın 350’nin üzerinde eseri olduğu düşünülmektedir. Mimar Sinan’ın çıraklık eseri Şehzadebaşı Camii’nden, ustalık eseri Selimiye Camii’ne uzanan yolculuğunu 9 madde ile sunuyoruz.

    İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan Şehzadebaşı Camii, Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi eseridir. Bu camii Şehzade Camii ve Şehzade Mehmet Camii olarak da bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kubbelerin Estetiği” title_font_size=”13″]

    19 metre yüksekliğinde bir büyük kubbe ve 4 yarım kubbeden oluşur. Şadırvan avlusunda ise 12 kubbe ve 16 sütun bulunur. Tüm bu mimari öğeler bir ahenk içindedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehzade’nin Türbesi” title_font_size=”13″]

    Bu camii Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan’ın 22 yaşında ölen oğlu Saruhan Sancak Beyi Mehmet Şehzade için yapılmıştır ve şehzadenin bedeni burada yatar, türbenin içinde rengârenk çiniler bulunur.

    Süleymaniye Camii, İstanbul Eminönü’ndeki Süleymaniye Külliyesi’nin içinde bulunur. Mimar Sinan’ın kalfalık dönemi eseri olan Süleymaniye Camii’ne medreseler, kütüphane, hamam, imaret eşlik eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıllara Meydan Okuyan Mimari” title_font_size=”13″]

    1557 yılından beri inşa edildiği yerde sapasağlam duran Süleymaniye Camii, İstanbul’un geçirdiği hiçbir depremden etkilenmemiştir. Caminin 53 metre yüksekliğindeki kubbesinde 32 adet pencere yer alır. Cami avlusunun dört bir yanında ise birer minare bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akıllara Durgunluk Veren Mimari Teknikler” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin içinde günümüz mimarlarının dahi hayran kaldığı bazı teknikler kullanılmıştır. Camiinin içinde bulunan yağ lambalarının isleri, Mimar Sinan’ın yapı içinde oluşturduğu hava akımı sayesinde tek bir noktada toplanır.

    Edirne’de bulunan Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın ustalık eseridir. Yapımı 7 yıl süren cami, Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden biri olduğu gibi Osmanlı Mimarisinin de en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tek Bir Kubbe” title_font_size=”13″]

    Diğer Mimar Sinan eserlerinde kubbe yarım kubbelerin üzerine oturtulmuşken, Selimiye’de tek bir kubbe 8 sütunlu bir kasnak üzerine yerleştirilmiştir. Avlunun dört bir yanında üçer şerefesi bulunan 4 minare bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İç Süslemelerin Zenginliği” title_font_size=”13″]

    Caminin içi süslemeleri de dış kaidesi kadar etkileyicidir. Caminin içinde İznik çinileri kullanılmıştır aynı zamanda hat ve mermer işçiliklerinin ustalığı da ziyaretçileri hayran bırakır. Kubbenin tam altında ise 12 sütunun üzerinde yer alan 2 metre yüksekliğindeki hünkâr mahfili bulunur.

  • DÜNYACA ÜNLÜ MİMARLAR VE ÜNLÜ ESERLERİ

    Ülkemizde her yıl 9 Nisan günü, Mimar Sinan’ı Anma ve Mimarlar Günü olarak kutlanmaktadır. Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğan, genç yaşında Yeniçeri Ocağı’na katılan Sinan, neredeyse 100 yıla uzanan yaşamını tamamladığında kariyerinin zirvesine ulaşmış, adını ve eserlerini miras bırakmıştı. Sanatçının eserleri, İstanbul başta olmak üzere ülkemizin farklı şehirlerinde hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Tarih boyunca dünyanın dört bir tarafında yetişmiş ünlü ve yetenekli mimarlar bulunmakta… Gelin öne çıkanları isimleri ve eserlerini analım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaşadığı 16. yüzyıla damgasını vuran, Osmanlı’da Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde imparatorluğun baş mimarı olarak görev yapan, kariyeri boyunca camiden medreseye, köprüden kervansaraya, köşk ve saraydan imaret ve darüşşifaya pek çok yapı türünde 350’den fazla eser veren Mimar Sinan, namıdiğer Koca Sinan, ustalık eseri olarak Selimiye Camii’ni göstermiştir. Edirne’de yer alan eser, 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan’ın çağdaşı olarak 1508-1580 yılları arasında yaşayan İtalyan mimar Andrea Palladio, özellikle sonraki yüzyıllarda Batı’da en çok örnek alınan mimar olarak gösterilmektedir. Genel bir tanımla Antik Yunan ve Roma resmî tapınak mimarisinin simetri ve perspektif değerlerine dayanan üslubu, 17. yüzyıldan itibaren Palladyan mimari / Palladyanizm ismiyle uygulanmaya başlandı. Ünlü eserleri arasında, inşa ettiği 20’den fazla villadan biri olan ve farklı isimlerle de anılan, Vicenza şehrinin hemen dışındaki Villa La Rotonda da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1852-1926 yılları arasında yaşayan ve Art Nouveau akımının İspanya’daki öncüsü olarak kabul edilen Antoni Gaudi, tasarladığı birbirinden fantastik yapılarıyla dikkat çeker. Büyük bir bölümü Barselona şehrinde inşa edilmiş bu yapılar, günümüzde dünyanın her yerinden turistleri kendisine çekmektedir. Farklı mimari unsurların büyük bir bahçe içinde bir araya getirilmesiyle oluşan ve yapımı 1900-1914 yılları arasında devam eden Park Güell, en popüler yapıtları arasında bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1852 yılında henüz 40 yaşındayken hayata veda eden İngiliz mimar Augustus Pugin, çok sayıda kilise ve katedral inşa ettiği için “Tanrının Mimarı” olarak anılıyordu. Neo-Gotik üslubun öncülerinden olan Pugin’in en ünlü yapıtları arasında Londra Westminster Kraliyet Sarayı’nın iç ve dış tasarımları bulunmaktadır. Özellikle, saray yapısının bir uzantısı olan Elizabeth Kulesi veya bilinen adıyla Big Ben, Augustus Pugin’in akıl sağlığını kaybedip hayata veda etmesinden hemen önceki son tasarımıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Modern mimarlık tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Frank Lloyd Wright (1867-1959) ise mimari yapıların doğa ile uyumlu olmasını ileri sürdüğü tasarımlar ile ortaya koymuş, ilk kez “organik mimari” terimini kullanan kişi olarak bu yaklaşımın ilkelerini oluşturmuştur. Yalın iç mekânlar, geometrik ve düzenli dış cepheler içeren tasarımları arasında, 1935-1937 yılları arasında inşa ettiği ve özel bir mülk olan Şelale Evi de yer almaktadır. Doğal bir şelale üzerindeki kayalık bölgeye oturtulan yapı, Pensilvanya’da yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    20.yüzyılın en başarılı mimarları arasında gösterilen Çin asıllı Amerikalı mimar Ieoh Ming Pei, 2019 yılında 102 yaşında vefat edene dek beton, kaya, cam, çelik malzemeler kullanarak çok sayıda ve farklı türlerde yapılar tasarlamış, Pritzker Mimarlık Ödülü sahibi bir mimardır. Pei’nin, cam ve çelik kullanarak oluşturduğu yapıların en dikkat çekeni Paris’teki Louvre Piramidi’dir. Louvre Müzesi’nin avlusunda bulunan ve müzenin ana girişi olan yapı 1989 yılında tamamlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1950 yılında Irak’ta dünyaya gelen ve 2016’da ABD’de hayatını kaybeden Zaha Hadid, yakın tarihin en ünlü mimarları arasında yer almaktadır. Çoğunlukla kıvrımların, dalgaların, eğrilerin mimarı olarak tanımlanan Hadid, 2004’te Pritzker Mimarlık Ödülü’nü alan ilk kadın mimar olmuştur. Farklı ülkelerde birbirinden farklı tasarımlarla yapılar inşa eden Zaha Hadid’in planlanmış fakat hayata geçmemiş projeleri de bulunmaktadır. Ünlü eserleri arasında Çin’in Pekin kentindeki Wangjing bölgesinde yer alan ve kendine has üç kuleden oluşan Wangjing SOHO gösterilebilir.

  • Eşsiz Mimarisiyle Büyüleyen 8 Minare

    Eşsiz Mimarisiyle Büyüleyen 8 Minare

    Coğrafyamızın toprakları birçok güzelliği üzerinde barındırdığı gibi hem maneviyatı hem de görüntüsü ile büyüleyen camilere de ev sahipliği yapıyor. İzlemeye doyamayacağınız, birbirinden etkileyici 8 minare…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehzadebaşı Camii Minaresi ” title_font_size=”13″]
    minareler, türk mimarisi

    İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan Şehzadebaşı Camii, Mimar Sinan’ın muhteşem eserlerinden biridir, mimarlığın büyük ustası bu cami için “çıraklık eserim” demiştir. Caminin iki minaresinde bulunan kabartma örgü şekilleri türünün tek örneği olarak ziyaretçileri büyülemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokullu Mehmet Paşa Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    İstanbul Büyükçekmece’de bulunan Sokullu Mehmet Camii 1567 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bu caminin minaresi mimari açıdan büyük bir önem taşır, tüm minare yekpare bir taştan yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Timurtaş Paşa Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Kütahya Küçük Bedesten’de bulunan Timurtaş Camisini ziyaret eden Evliya Çelebi, burasının sözlerle anlatılamayacak kadar güzel olduğunu yazmıştır. 1761 yılında camiyi tamir ettiren Silahdar Mehmed Paşa şu andaki minarenin yapılmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Semiz Ali Paşa Mescidi Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Eyüp’te bulunan Semiz Ali Paşa Mescidi’nin minaresi yapının solunda yer alır ki bu çok ender görülen bir mimari özelliktir. Kesme taştan yapılmış bu minarenin şerefesi fenerlidir ve bu da minarenin nadide özelliklerinden biri olarak büyük ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İznik Yeşil Camii Minaresi” title_font_size=”13″]

    İznik’te bulunan Yeşil Camii, Osmanlı Mimarisi’nin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilse de minaresinde Selçuklu dönemi izleri görülür. Minaresinde kullanılan zikzak şeklindeki turkuaz, yeşil ve mor çiniler camiye ismini vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum Çifte Minareli Medrese” title_font_size=”13″]

    Erzurum’da bulunan ve Selçuklular döneminden kalan Çifte Minerali Medrese, Hatuniye Medresesi olarak da bilinir. Şehrin sembolü haline geline medresenin çinilerle süslü minarelerine “Allah”, “Muhammed” ve ilk dört büyük halifenin isimleri de işlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yivli Minare” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Antalya’nın sembolü haline gelen Yivli Minare 13.yüzyıldan kalma, Selçuklu dönemine ait bir yapıdır. Minarenin bir kısmı tuğla ve firuze renginde çinilerden oluşur. 38 metre yüksekliğindeki minare adını üzerindeki yivlerden alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sivas Divriği Ulu Camii Minaresi” title_font_size=”13″]
    osmanlı mimarisi

    Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan tarihi cami UNESCO Dünya Mirası’na dâhil edilen bir kültürel zenginliğimizdir. Caminin özelliği farklı mimari üslupların bir arada kullanılmasıdır ve bu yaklaşım minare süslemelerinde de görülür. Minare ve özellikle mihrapta barok karakterli süslemeler göze çarpar.

  • İSTANBUL’U TAMAMLAYAN MİMARİSİYLE SÜLEYMANİYE CAMİİ

    Yüzyıllardır, Tarihi Yarımada’dan yansıyan silüetiyle Haliç’i, Marmara Denizi ve Boğaz’ı selamlayan Süleymaniye Camii için Mimar Sinan kalfalık eserim demiş, büyük şair Yahya Kemal ise hislerini Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirinde şöyle dile getirmiştir:

     

    “Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,

    Seçmiş İstanbul`un ufkunda bu kudsî tepeyi;

    Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,

    Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii, en büyük Osmanlı külliyelerinden olan Süleymaniye Külliyesi’nin ana unsurudur. Bu yapı kompleksi medreseler, kütüphane, sıbyan mektebi, darüşşifa, darüzziyafe, hamam gibi bölümlerden oluşur ve aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ile Mimar Sinan’ın türbelerine ev sahipliği yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1551-1557 yılları arasında inşa edilen caminin yapım sürecini Evliya Çelebi şöyle anlatır: “Bütün Osmanlı ülkesinde ne kadar bin mükemmel üstat, mimar yapı ustası, işçiler ve taşçılar ve mermer işleyenler varsa hepsini toplayıp üç yıl bütün ayakları bağlı forsa temelini yerin altına indirdiler. Üç senede binanın temeli yeryüzüne yükselip bina meydana çıktı. Bir yıl o halde kaldı… Bir yıldan sonra Sultan Bayazıd-ı Veli‘nin presesine (hiza ipi) göre mihrap kondu. Dört tarafına duvarlarını kubbe aralarına varıncaya kadar üç yıl yükselttiler. Ondan sonra metin güçlü dört paye üzerine yüksek kubbeyi yaptılar…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin en görkemli tarafı şüphesiz ki dört fil ayağı üstüne oturtulmuş 53 metre yüksekliğindeki ana kubbesidir. 27,5 metre çapındaki kubbenin kemerine Mimar Sinan, “kemeri kübra” yani “kudret kemeri” adını vermiştir. Kubbenin hemen altındaki kasnak 32 adet pencereyle çevrilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Cami önce iki minareli olarak inşa edilmiş, Sultan Süleyman’ın isteği üzerine son cemaate giriş yerindeki duvarın köşelerine iki minare daha eklenmiştir. Böylece cami avlusunun dört köşesi birer minare ile taçlandırılmıştır. İlk iki minare 76 metre uzunluğundadır ve üçer şerefesi bulunur. Sonradan eklenen iki minare ise 56 metre yüksekliğinde ve ikişer şerefelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kubbe kasnağındaki 32 ve diğer kısımlardaki 138 adet pencere ile aydınlanması sağlanan caminin iç süslemeleri görkemli mimarisine nazaran oldukça sadedir. En dikkat çeken detaylar, ana kubbenin ortasında yazan Nur Suresi ile mihrabın iki yanındaki pencerelerin üstünde, çini madalyonlarda yazan Fetih Suresi işçilikleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İnşa sırasında kullanılan malzemelerin Osmanlı topraklarının dört bir köşesinden getirtildiği rivayet edilir. Buna göre, taşlar İstanbul ve Yalova’dan, beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, demir Bulgaristan’dan, yeşil mermerler Arabistan’dan, kurşun Sırbistan’dan, kereste Istıranca’dan, alçı ve kireç Bursa’dan getirtilmiştir. Diğer taraftan, bu yapının tarihte onlarca deprem atlatan İstanbul’da hasar almadan günümüze kadar ulaşmayı başarması malzemesinin ve mimarisinin gücüyle doğru orantılıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    16. yüzyılda yaşayan Mimar Sinan’ın mesleki dehası 21. yüzyıl insanına eserleri aracılığı ile ulaşmıştır. Süleymaniye Camii de onlardan biridir. Örneğin kubbenin iç taraflarına ağzı açık bir şekilde yerleştirilen 50 cm boyunda 64 küp koyarak akustiği dengeleyen Mimar Sinan, külliyedeki tabhanenin altına bir sarnıç yaptırarak, camide biriken yağmur sularının bu sarnıca gitmesini sağlamıştır.

  • MİMARİNİN TARİHTEKİ ÖZEL VE FARKLI İSİMLERİ

    MİMARİNİN TARİHTEKİ ÖZEL VE FARKLI İSİMLERİ

    Antik çağlardan günümüze inşa edilen birçok mimari yapıda insanlığın bilgi birikiminin, düşünsel dünyasının, estetik ve sanata bakışının izlerini sürmek mümkündür. Bu yüzden dünyanın farklı yerlerinde karşımıza çıkan kimi yapılar insanlığa mal edilirler. Ayasofya, Tac Mahal, Notre Dame Katedrali, Pisa Kulesi ve niceleri… Bu gibi eserlerin zihinlerde belirmesini, tasarlanmasını ya da yapılmasını sağlayan çok sayıda önemli mimar gelip geçti dünyadan… Bu listemiz tarihte mimariye farklı katkılar sunmuş özel isimlere ait…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dev bir imparatorluğun başmimarı” title_font_size=”13″]

    1489’da Kayseri’de doğup 1588’de İstanbul’da hayatını kaybeden Mimar Sinan, 99 yıllık ömrünün 49 yılını üç kıtada egemenlik kuran Osmanlı İmparatorluğu’nun başmimarı olarak geçirdi. Çıraklıktan ustalığa uzanan hikâyesinde diyar diyar dolaşıp eserler restore etti, dünyanın gözdesi İstanbul’un evleri, caddeleri, sokaklarıyla ilgilendi, imza attığı eserlerle kendinden sonraki mimarlara eşsiz bilgiler ve ilham aktardı. Osmanlı mimarisi Selimiye Camii, Süleymaniye Camii, Haseki Külliyesi ve nicelerini tasarlayan mimarın adıyla yüceldi. Koca Sinan’ın bir eserinin (Büyükçekmece Köprüsü) üzerindeki imzası ise şöyleydi: Değersiz ve muhtaç kul, Saray özel mimarlarının başkanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Resim, heykel ve mimarinin buluştuğu zihin” title_font_size=”13″]

    İtalyan ressam, heykeltıraş, mimar ve şair Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni 1475-1564 yılları arasında yaşadı. Adem’in Yaratılışı resmi ve Davut heykeli gibi başyapıtlar onun eseri ve günümüzde daha çok bu alandaki üretimleriyle tanınmakta. Oysa 1535 yılında Papa’nın heykeltıraşı ve mimarı olan Michelangelo neredeyse son 20 yılını tamamen mimariye vermişti. Aziz Petrus Bazilikası’nın kubbesini tasarladı fakat tamamlandığını göremeden hayata veda etti. Tıpkı resim ve heykelde olduğu gibi mimari üretimlerine de kişiliğini yansıtan sanatçı, Rönesans kuralcılığından öznelliğe geçişin, yani maniyerizmin öncüsü oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Delilik ve dâhilik arasında gezinen mimar” title_font_size=”13″]

    Antoni Placid Guillem Gaudi i Cornet, 1852-1926 yılları arasında yaşayan Katalan bir mimardı. “Bu diplomayı bir deliye mi yoksa bir dâhiye mi verdiğimizi kim bilebilir? Bunu bize zaman gösterecek.” notunu Gaudi’nin mimarlık diploması üzerine yazan kişi ise öğretmeni mimar Elies Rogent oldu. Barcelona’daki sokak lambaları ve bir eldiven imalatçısının vitrin tasarımıyla başladığı mesleğinde sürreal olarak tanımlanabilecek çok sayıda eser üretti. Casa Batllo binası, Güell Parkı, La Sagrada Familia bazilikası ve diğerleri… Art Nouveau akımının İspanya’daki öncüsü Gaudi’nin doğadan ilham alarak süslediği bu yapılar hala insanlığın hayal gücünü zorluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yolunu şaşıran mimarlığı yenileyen adam” title_font_size=”13″]

    Mimar Antonio Manetti, yazdığı Filippo Brunelleschi biyografisinde şu cümleye de yer verir: “Bu adam, yüz yıllardır yolunu şaşırmış olan mimarlığı yenileştirmesi için bize Tanrı tarafından gönderildi.” Michelangelo’ya nereye gömülmek istediği sorulduğunda ise cevabı, “Brunelleschi’nin yapıtını sonsuza kadar seyredebileceğim bir yere” olur. 1377-1446 yılları arasında yaşayan İtalyan mimar ve heykeltıraş Brunelleschi Floransa Katedrali’nin kubbesi gibi olağanüstü eserler imza atmış, döneminde en çok tercih edilen Gotik üsluptan uzak durarak Rönesans mimarisinin öncülüğünü yapmıştır. Tasarladığı yapıların inşasının hızlı bir şekilde gerçekleşmesi için mekanik araçlar da icat eden mimar, perspektif çizimin de mucididir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hezârfen, polimat, homo universalis ” title_font_size=”13″]

    Farsça ve Arapçadan türeyen hezârfen ya da Yunancadan türeyen polimat kelimeleri birden çok alanda ihtisas yapmış kişiler için kullanılıyor. 1452’de İtalya’da doğup 1519’da Fransa’da hayatını kaybeden Leonardo di ser Piero da Vinci de işte böyle bir kişiydi. Resim, heykel, mimari, mühendislik, anatomi, mekanik, jeoloji, paleontoloji, matematik, fizik, astronomi gibi alanlarda uzmanlaşan Da Vinci homo universalis, yani evrensel insan kimliğiyle günümüzde pek çok mimara ilham vermeye devam ediyor. Mona Lisa’nın ressamı Leonardo, 500 yıl önce İstanbul için de bir köprü tasarlamış, Galata’ya yapılmasını önerdiği köprü için dönemin padişahı II. Bayezid’e mektup dahi yollamıştı.

  • 50 YILLIK MİMARLIK YAŞAMINDA YÜZLERCE ESERE İMZA ATAN MİMAR SİNAN

    1588 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yumduğunda 100 yaşına iki kalmıştı. Mimarbaşı olduğunda, çok da genç sayılmayacak bir döneminde, 48 yaşındaydı ve yarım asırlık mimarlık kariyerine yüzlerce eser sığdırdı. İmza attığı 477 adet eserin içinde camiler, köprüler, imaretler, medreseler, darüşşifalar, hamamlar, kervansaraylar diye devam eden 16 farklı yapı tipi bulunuyordu. Eserlerinden 120 tanesi günümüzde hâlâ kullanılmakta. Gelin, sadece mimar kimliğiyle değil mühendislik zekâsıyla da bir deha olan Mimar Sinan’ı, mesleğine ve eserlerine ilişkin kimi detayları hatırlayarak analım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Katıldığı Boğdan Seferi sırasında, ordunun karşı kıyıya geçmesi için Prut Nehri üstüne köprü yapılması gerekmiş, birkaç deneme başarısız olunca Sultan Süleyman’dan gelen emir üzerine o dönem yeniçeri olan Sinan devreye girmişti. İleriki zamanlarda Kanuni’nin başmimarı olacak Sinan, Prut Nehri üstüne sadece 10 günde bir köprü inşa etti. Tabii geçici bir köprü olduğu için günümüze kadar ulaşamadı. Fotoğraftaki yapı ise yine usta mimarın imza attığı Bosna-Hersek’teki Drina Köprüsü’dür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Süleymaniye Camii’nin asırlara meydan okumasının sırlarından biri, yapının temeli kazıldığında Mimar Sinan’ın inşayı hemen başlatmaması, birkaç sene kazık çakarak zeminin iyice sıkılaşmasını beklemesiydi. Hatta bu inceliğin farkında olmayanlar, usta mimarın işi ağırdan aldığı söylentilerini bile yaymıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Alibey Deresi üzerine Mağlova Su Kemeri’ni inşa ederken sel baskını ve şiddetli hava akımına karşı yaptığı küçük hafifletme kemerleri, ayrıca ağırlığı taşıması için yaptığı piramit şeklindeki ayaklar, Mimar Sinan’ın geliştirdiği ve dünyada örneği bulunmayan sigorta sistemleriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçbükey olduğu için sesi odaklayan cami kubbelerinin akustik sorununu, bazen kubbeden yansıyan sesin duvarlarda yutulmasını, bazen de sesi direkt kubbenin yutmasını sağlayarak giderdi. Bunu farklı malzemelerden oluşan özel sıvalar kullanarak yapmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, eserlerinde ana kubbe, yarım kubbeler, kemerler ve pandantiflerden oluşan taşıyıcı bir sistem geliştirmiş, bunun kare, altıgen ya da sekizgen olmak üzere üç çeşidini kullanmıştı. Ana kubbe ve onu çevreleyen dört yarım kubbesiyle Şehzade Camii, sonradan gelenekselleşecek bu tarzın ilk örneğiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan’ın, Selimiye Camii’ni inşa etmekteyken üstünde çalıştığı diğer bir yapı Kasımpaşa’daki Piyale Paşa Camii’ydi. 1573 yılında ve 83 yaşında yaptığı bu eser hem daha önceki deneyimlerini kullandığı hem de öncekilerden daha farklı bir tarza büründürdüğü ayrıcalıklı bir Osmanlı yapısı olacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mimar Sinan, çıraklık eserini 50’li yaşlarında, kalfalık eserini 60’lı yaşlarında, ustalık eserini 80’li yaşlarında ortaya koydu. Bilindiği gibi çıraklık eseri olarak Şehzade Camii’ni, kalfalık eseri olarak Süleymaniye Camii’ni, ustalık eseri olarak Selimiye Camii’ni göstermişti.

  • 9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    9 Madde İle Dünya Mimarlık Tarihine Geçen Edirne Selimiye Camii Ve Külliyesi

    Ülkemizde tüm dünyanın hayranlığını kazanan birçok kültürel değerimiz bulunur, kuşkusuz ki bunların bir kısmı da büyük medeniyetlerin kültürel mirasları, değerli mimarlarımızın yetenekleri sayesinde ortaya çıkan mimari yapılardır. Bu toprakların gördüğü en büyük mimar, Mimar Sinan’ın eserleri bu kültürel mirasa eşsiz örnekler oluşturur. Büyük ustanın elinden çıkan, tekniğiyle, güzelliğiyle her göreni derinden etkileyen Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 9 madde ile karşınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii, Sultan II. Selim’in emriyle 1569-1575 yılları arasında Edirne’de yapılmıştır. Ülkenin en heybetli camisi için Edirne’nin seçilme sebebi ile ilgili çeşitli rivayetler bulunur ama bunlar arasında en çok rağbet gören, II. Selim’in Edirne’yi hayatı boyunca çok sevmiş olmasıdır. Ne yazık ki II. Selim’in Mimar Sinan’ın başyapıtının tamamlanmış halini görecek kadar yaşayamamış, 1574’te vefat etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii’nin konumu da ustalıkla seçilmiştir. Cami kentin merkezinde eskiden Sarıbayır ve Kavak Meydanları’nın bulunduğu Yeni Mahalle semtindedir. Büyük ustanın cami için seçtiği konumun özelliği Edirne’nin her yerinden görülebiliyor olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu camiyi tamamladığında 80 yaşına gelmiştir ve büyük usta Selimiye için “ustalık dönemi eserim” demiştir. Mimar Sinan kadar önemli bir şahsiyetin Selimiye’yi ustalık dönemi eseri olarak betimlemesi dahi bu mimari harikaya ne kadar önem atfedilmesi gerektiğini ortaya koyar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye’nin en ilgi çekici yanlarından biri heybetli olmasıdır zira Selimiye’nin kubbesi yaklaşık 49 metrelik yüksekliği ve 32 metrelik çapıyla Ayasofya’nın kubbesinden bile büyüktür. Bu kubbeyi, her biri 6 metre genişliğinde kemerlerle desteklenen 8 paye taşır. Caminin iç yüzölçümü 1620 metrekaredir ve en büyük camimizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan bu dev yapıyı aydınlatmak için kubbe kasnağına 32 adet büyük pencere ve duvarlara yüzlerce küçük pencere yerleştirmiştir. Pencerelerin ustalıkla planlanmış konumları sayesinde cami mükemmel şekilde aydınlatılır ve caminin en az mimari teknikleri kadar büyüleyici olan ahşap, sedef, mermer ve çini iç süslemeleri de keyifle seyredilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye camiinin minareleri de eşsiz yapılarıyla dikkat çeker. 4 zarif minarenin her birinin üç adet şerefesi bulunur. Bu şerefelere çıkan merdivenlerin de yapısı oldukça ilgi çekicidir. Her minarede şerefelere çıkmak için üçer merdiven bulunur. Bu merdivenleri kullanarak aynı anda yukarıya çıkan üç kişinin şerefeye varana kadar birbirlerini görmeyeceği söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Mimar Sinan’ın elinden çıkan tüm yapılarda görülen teknik mükemmellik, mimari dâhinin ustalık eserinde en üst noktasına ulaşmıştır. 1500’lü yıllarda yapılan caminin üzerinde bir çatlak bile bulunmamaktadır. Üstelik dev kubbe de yıllara meydan okumayı başarmıştır. Yerli ve yabancı birçok bilim insanı ve mimar, Mimar Sinan’ın o tarihlerde nasıl olup da depremlere ve doğa koşullarına yüzlerce yıl dayanabilen bir bina inşa edebildiğini hala araştırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Selimiye Camii ile ilgili dikkat çeken rivayetlerden biri de Müezzinler Mahfeli’ndeki bir mermer ayağın üzerine yerleştirilmiş olan küçük bir ters lale motifidir. Bu ters lale motifinin anlamıyla ilgili birçok farklı söylenti bulunur. Bunların biri ters lalenin her sene biraz daha toprağa yaklaştığı ve toprağa değdiği gün dünyanın sonunun geleceğidir. Daha çok bilinen bir söylenti ise, eskiden caminin bulunduğu yerde bir lale bahçesi olduğu ve bu lale motifinin eski lale bahçesini sembolize ettiğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    selimiye külliyesi, osmanlı mimari tarihi

    Edirne Selimiye Külliyesi’nin ortasında tüm ihtişamıyla Selimiye Camii’nin, güney köşelerinde eğitim amacıyla kullanılan binalar bulunur. Avlunun Batı cephesini ise arasta kaplamaktadır. Külliyede yer alan medrese ve Darülhadis 1572 yılında, camiden önce tamamlanmıştır. Ayrıca tek kubbeli bir Darülkurra da arastanın hemen arkasında konumlanmıştır.