Etiket: metro

  • İstanbul’un Alametifarikalarından Nostaljik Tünel ve Tramvay

    İstanbul’un Alametifarikalarından Nostaljik Tünel ve Tramvay

    Beyoğlu, İstanbul’un kalbi… Günümüzde yerli yabancı birçok insanın uğrak noktası, kalabalık caddesi, renkli kafeleri, tarihî mimarisiyle şehrin en gözde bölgesi. Birçok farklı kültüre hitap eden ve tarihin izlerini taşıyan bir yer burası. Taksim’in meşhur “Tünel”i… Yolculuğunuz esnasında burnunuza serin, nahoş bir kokunun geldiği, kırmızı-beyaz vagonlarıyla Beyoğlu’nun vazgeçilmezlerinden… Bir de Beyoğlu’nun simgesi, İstiklal Caddesi’nin tek hakimi ‘’Nostaljik Tramvay’’… Bu iki nostaljik taşıtın tarihî yolculuğunu sizler için araştırdık ve 9 maddede buluşturduk.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    şişhane, karaköy, galata

    Beyoğlu ile Galata’yı birbirine bağlayan tarihî ‘Tünel”, ülkemizin ilk metrosu olarak kabul edilir, aynı zamanda da en kısa olanıdır. Dünya çapındaki sıralamasına baktığımızda Londra’dan sonra ikinci en eski metro olarak bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tünelin ve içindeki nostaljik vagonun oluşma sürecini ise Fransız turist Henri Gavan adındaki bir mühendis başlatır. Galata Yokuşu’nu çıkarken fazlasıyla yorgun düşen turist, alternatif bir çözüm üreterek dönemin Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han ile görüşerek izni alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    şişhane, galata, karaköy

    Tünel, İngiliz uyruklu bir şirket tarafından tescillenmiş, 30 Haziran 1871’de de yapım çalışmalarına başlanmıştır. Üç yıl süren inşaat sonrasında 1874 tarihinde test amaçlı hayvan taşımacılığı ile hizmet vermeye başlamış, bir süre sonra da 10 para seyahat ücreti karşılığında insan taşımacılığına geçmiştir. Tünel, seferlerinin ilk zamanlarında enerjisini 150 beygir gücündeki iki buhar makinesiyle sağlar, iki tarafı açık vagonları da elektrik olmadığı için gaz lambalarıyla aydınlatılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    şişhane, galata, karaköy

    Tünel, elektrikli tramvayların gündeme gelmesiyle 1911 yılında Osmanlı’nın uyruğuna geçmiştir. Farklı şirketler arasında el değiştirip yenilenen ve elektrikli sisteme geçirilen yapı, 1971 tarihinden itibaren de 350 beygirlik elektrik gücüne kavuşmuş… Bu sayede de kat etmesi gereken 573 metrelik tünel hattını sadece 90 saniyede geçebilmektedir. Eski adıyla Galata-Pera arasında seferlerini yapan bu küçük metro, içinde turistlerin de bulunduğu, günde 15.000’e yakın yolcu taşımaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    istanbul, taksim tünel tramvayı

    Beyoğlu dediğimiz zaman gözümüzde canlanan, onun simgeleşmiş bir diğer unsuru da ‘‘Nostaljik Tramvay’’dır. Aynı renkte, aynı dokuda olan bu tarihî tramvay İstiklal Caddesi’nden Galata’ya uzanan tramvay hattında seferlerini sürdürüyor. Kırmızı-beyaz vagonlarıyla toplu ulaşıma büyük katkı sağlayan bu nostaljik tramvayın tarihi de oldukça ilgi çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    istanbul, istiklal, taksim tünel tramvayı

    ‘‘Varda varda!’’… (kenara çekilin) Elindeki borazanıyla o zamanın atlı tramvaylarında görev alan ve yayaları uyarmak için atların önünde bağırarak koşan bu meşhur vardacılarıyla hatırlanırdı. Durakların olmadığı o günlerde yolcular istediği zaman tramvay duruyor, bu yüzden hız kaybı yaşanıyordu. Aksaklıklar sebebiyle 1880 yılında tramvaylarda durak uygulamasına geçilmiş, 1883 yılında da o zamanki adıyla ‘‘Cadde-i Kebir’’e (İstiklal Caddesi) tramvay hattı döşenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    galata, istanbul

    45 yıl kadar İstiklal Caddesi ve İstanbul’un farklı noktalarında hizmet veren atlı tramvay dönemi, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla son bulur. Türkiye’nin ilk elektrik fabrikasının 1913 yılında kurulması ile 1914’te tramvay şebekelerine cereyan verilip elektrikli tramvay işletmeciliğine geçiş yapılır. Böylece İstanbul’da ilk elektrikli tramvay seferleri de Karaköy-Ortaköy Hattı’nda hizmete girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kadıköy, moda

    Dünyanın çeşitli ülkelerinin de kullandığı elektrikli tramvay, Beyoğlu’nun yanı sıra İstanbul’un her iki yakasında da seferlerini sürdürmüştür. 1939 tarihinde millileştirilerek İETT İşletmeleri’ne bağlanmıştır. Tramvaylar İstanbul’un zaman geçtikçe artan kalabalığına ve şehrin hızına ayak uyduramadığı gerekçesiyle önce 1961 Avrupa, ardından 1966 Anadolu Yakası’nda son seferlerini yaparak veda etmiştir. Sonrasında ise troleybüsler seferlerine başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    şişhane, istanbul, istiklal, beyoğlu

    Müzede yer alan eski vagonların 1989 yılında restore edilmek istenmesi elektrikli tramvayları tekrar gündeme getirmiştir. Kırmızı-beyaz vagonlarıyla Beyoğlu’nun sembolik ve nostaljik tarafıyla bütünleşeceği düşünülen tramvaylar için yayalaşma çalışmalarının devam ettiği İstiklal Caddesi uygun görülmüştür. ‘’Nostaljik Tramvay’’ adı altında bugünkü hâline gelmiş ve Taksim-Tünel Tramvay Hattı’nda çalışmaya başlamıştır.

  • DÜNYANIN EN GÜZEL METRO İSTASYONLARI

    Hızlı ve güvenli ulaşım araçlarından biri olan metroların kimi ülkelerdeki yolcu istasyonları öyle bir mimari tasarıma sahip ki ulaşım amacıyla kullanılan bu istasyonlar harikalar diyarına yapılan bir yolculuğa dönüşüyor. Mühendis ve mimarların titiz çalışmalarıyla ortaya çıkan dünyanın en göz alıcı metro istasyonlarında kendinizi Rönesans ya da Barok dönemine ait ünlü bir sanat eserinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Hava sirkülasyonundan yapısal bütünlüğe, rutubet oranından yolcu konforuna kadar onlarca detayın titizlikle düşünüldüğü bu istasyonların hepsi âdeta birer sanat eseri. Estetik bakış açısının zirveye çıktığı bu mekânların en dikkat çekenlerini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    City Hall Metro İstasyonu tam bir tasarım harikası. Yapımı yüzyıllık bir geçmişe dayanan City Hall, eşsiz mimarisiyle New York’ta bulunuyor. Seramik kemerleri, pirinç armatürleri ve kubbeli yapısıyla 1904 yılında hizmet vermeye başlayan istasyon dönemi için oldukça iddialı bir tasarıma sahip. 1945 yılında New York metro hattının genişlemesiyle City Hall Metro İstasyonu kapatıldı ancak bu eşsiz mimariyi ziyaret etmek isteyenler için günün belirli saatlerinde özel seferler yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalya, Napoli’de bulunan Toledo Metro İstasyonu ziyaretçilerini uzay boşluğunda hissettiren özel mekanlardan biri. Yerin yaklaşık 50 metre kadar altında konumlanan istasyon, Salvador Dali’nin yakın arkadaşı olan mimar Oscar Tusques Blanca tarafından tasarlandı ve 2012 yılında hizmete açıldı. Önemli alışveriş merkezlerinin kesişme noktasında bulunan, duvar ve tavanı mavi-yeşil tonlarına sahip mozaiklerle kaplı Toledo Metro İstasyonu’nda uzayın derinliklerine süzülüyormuş gibi hissetmek de mümkün, gittikçe derinleşen masmavi bir okyanusun içinde de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fransa’nın göz bebeği Paris’te bulunan Arts Et Metiers İstasyonu, tıpkı şehrin kendisi gibi çok dikkat çekici bir metro istasyonu. 1904 yılında hizmet vermeye başlayan metro sisteminin 1935 yılında açılan bu istasyonu, Belçikalı çizgi roman sanatçısı François Schuiten’in ve dünyaca ünlü yazar Jules Verne’nin eserlerinin sergilenmesiyle 1994 yılından bu yana fütüristtik bir müzeye dönüşmüş durumda. Metro müzesinin ışık tasarımı da özel olarak kurgulandı ve çok aydınlık olmayacak bir şekilde mekâna dağıtıldı. Gören herkesi kendine hayran bırakan istasyonda hiçbir reklam panosunun olmadığını da belirtmek isteriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tayvan’da bulunan Formosa Boulevard Metro İstasyonu, dünyanın en çok yolcu taşıyan istasyonlarından biri olmasına rağmen etkileyici mimarisiyle yolcularına eşsiz bir mekân deneyimi sunuyor. Işıklı bir cam kubbeye sahip istasyon, cam işçiliğinin en güzel örneklerine sahip. İtalyan sanatçı Narcissus Quagliata tarafından tasarlanan istasyonun yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü. 4000’den fazla renkli cam panelin bulunduğu Formosa Boulevard için dev bir sanat eseri demek yerinde olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moskova’da yer alan Komsomolskaya Metro İstasyonu âdeta tarihi bir saray binasına benziyor. Etkileyici sütunları, üç tonozlu derin yapısıyla istasyon, klasisizm ve Rus barok sanat ekolünün izlerini taşıyor. 1935 yılından beri hizmet veren şaşaalı istasyonda bulunan altın sarısı panolarda Sovyet devriminde rolü olan generallerin hikâyeleri anlatılıyor. İhtişamlı avizelerin, kabartmalı süslemelerin göz kamaştırdığı istasyon için geçmişe açılan bir kapı diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk desenlerle kaplı duvarlarıyla oldukça ilgi çekici olan istasyonlardan biri de Kungsträdgården Metro İstasyonu. Yapımına 1950’lerde başlanan Stockholm metro sisteminde bulunan 90 istasyonun tamamı çeşitli sanatçıların eserlerinden oluşuyor. 1825’te çıkan yangında yok olan Makalös Sarayı’na ait kalıntıların sergilendiği Kungsträdgården Metro İstasyonu ise en ilgi çekici istasyonlardan biri olarak listemizde yer alıyor. Derin mimarisi, duvar ve zemin resimleriyle arkeolojik bir mekân algısı sunan istasyon adını bölgenin kamusal yeşil alanı olan Kungsträdgården’den alıyor ve “Kral’ın Bahçesi” anlamına geliyor.