Etiket: meslek

  • Osmanlı’da Doğmuş Nostaljik Değeri Büyük Meslekler

    Osmanlı’da Doğmuş Nostaljik Değeri Büyük Meslekler

    “Osmanlı’da gümüş üstüne siyah nakış işleyen kişiye ne ad verilirdi?” Hemen cevap veriyoruz: Savatçı. Osmanlı’daki meslek kolları, şimdilerde sadece cevabını bilmemiz istenen bir soru olarak bulmacalarda karşımıza çıkıyor. Birçoğu tarihe karışan, çok küçük bir kısmı nostaljik imgelerle yaşamaya devam eden mesleklerden 9 tanesi bu sayfada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • EL İŞÇİLİĞİNDEN MAKİNE ÇAĞINA KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEKLER

    Teknolojinin hızla ilerlediği ve yaşam alışkanlıklarımızın köklü değişimlere uğradığı günümüzde, geçmişten bugüne uzanan birçok zanaat ve meslek sessizce unutuluyor. Bir zamanlar toplumların temel ihtiyaçlarını karşılayan ve kültürel kimliklerini yansıtan bu meslekler, artık yalnızca tarih sayfalarında veya nostaljik anılarda yer buluyor. Hakkâklik, divitçilik, nalbantlık gibi meslekler, el emeğinin, sabrın ve estetiğin somut birer örneğiydi. Bugün bu unutulmaya yüz tutmuş meslekleri hatırlamak ve onların hikâyelerine kulak vermek için sizlere bir liste hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Basmacılık ” title_font_size=”13″]

    Basmacılık, Anadolu’dan Hindistan’a, Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyunca uygulanan önemli bir tekstil zanaatıdır. Pamuklu kumaşlara, kök boyalarla baskı yöntemiyle desenlerin işlendiği bu sanat, İpek Yolu aracılığıyla farklı kültürlere yayılmış ve Osmanlı Dönemi’nde özellikle Tokat, Bursa ve İstanbul gibi merkezlerde büyük bir gelişme göstermiştir. Ağaçtan oyulan kalıplarla desenlerin tek tek kumaşa aktarılmasıyla yapılan baskılar, kök boyalarla sabitlenip güneşte kurutulur. Bu yöntem, kumaşa hem doğal hem de uzun ömürlü bir renk kazandırır. Günümüzde basmacılık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olsa da sürdürülebilirlik ve el yapımı ürünlere artan ilgi sayesinde yeniden canlanma yolunda ilerlemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nalbantlık” title_font_size=”13″]

    Nalbantlık, atların ayak bakımını yapmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için ortaya çıkan, köklü ve hayati öneme sahip bir zanaattır. Atların ulaşım, tarım, savaş ve ticaret gibi alanlarda yaygın olarak kullanıldığı dönemlerde, nalbantlar toplumun vazgeçilmez meslek gruplarından biriydi. Nalbantlar, atların tırnak sağlığını koruyarak onlara özel tasarlanmış nalları özenle takar. Bu işlem, atın ağırlığını dengeli bir şekilde taşımasını ve sağlıklı hareket etmesini sağlayacak hassasiyetle gerçekleştirilirdi. 19. ve 20. yüzyıllarda motorlu araçların yaygınlaşmasıyla birlikte atların kullanım alanları daralmış ve bu durum nalbantlık mesleğinin gerilemesine yol açmıştır. Günümüzde atlar daha çok spor ve turizm sektörlerinde yer aldığından nalbantlara duyulan ihtiyaç belirgin şekilde azalmış, bu da mesleğin ekonomik değerini düşürmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hakkâklik” title_font_size=”13″]

    Tahta, maden veya taş üzerine oyma yaparak yazı yazan zanaatkârlara “hakkâk”, bu meslek dalına ise “hakkâklik” denir. Hakkâklar; el yazması kitaplar, levhalar, mezar taşları ve sanat eserleri üzerine yazı yazma ve süsleme işleriyle uğraşırlardı. Ayrıca, mühür yapımı ve önemli belgelerin işlenmesi gibi görevler de hakkâkların uzmanlık alanına girerdi. Özellikle mezar taşlarındaki ince işçilik, süslemeler ve kitabeler hakkâkların sanatında zirveye ulaştığı alanlardan biriydi. Camiler, medreseler, kütüphaneler ve evler için hazırlanan hat levhaları da onların elinden çıkardı. Devlet memurlarının ve tüccarların kullandığı mühürlerin oyulmasında da büyük ustalık sergileyen hakkâklar, Sanayi Devrimi’yle birlikte teknolojinin gelişmesi ve makineleşmenin yaygınlaşması sonucu eski ihtişamını kaybetti. Ancak bu köklü meslek, günümüzde bazı özel alanlarda ve sanat odaklı çalışmalarda hâlâ varlığını sürdürmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Divitçilik” title_font_size=”13″]

    Divitçi, Osmanlı Dönemi’nde yazı yazmaya yönelik geleneksel araçlar üreten zanaatkârlara verilen isimdir. Divit, içine mürekkep konulan ve yanında kalem saklanan bir tür kalemliktir. Genellikle pirinç, bakır, gümüş gibi metal malzemelerden veya taş gibi dayanıklı malzemelerden yapılırdı. Hem mürekkep haznesine hem de kalem için özel bir bölmeye sahip olan divit, taşınabilir bir yazı seti olarak işlev görürdü. Divitçiler yalnızca divitleri değil, aynı zamanda mürekkep hazneleri ve kalemler gibi yazı gereçlerini de özenle üretirdi. Özellikle hattatların ve kâtiplerin bu tür yazı araçlarına olan ihtiyaçları, divitçiliği önemli bir meslek hâline getirmişti. Divit, sadece bir yazı aracı değil, aynı zamanda sanatsal bir obje olarak da büyük değer taşıyordu. Modern yazı araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte divitçilik, günlük kullanımını kaybetmiş olsa da günümüzde koleksiyonluk ya da hediyelik eşya olarak hâlâ değerini korumaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saraçlık” title_font_size=”13″]

    Saraçlar, atların arabaları çekmesini sağlamak için vücutlarına takılan bir dizi araç ve ekipman olan koşum takımları, hayvan eyerleri ve deri ürünleri üreten zanaatkârlardır. Deriyi işlemek için sıyırgı bıçağı, matkap ve teber gibi özel aletler kullanırlardı. Hayvan gücüne dayalı ulaşımın yaygın olduğu dönemlerde, saraçlık son derece önemli bir meslek koluydu. Ancak motorlu araçların yaygınlaşmasıyla birlikte hayvan gücüne duyulan ihtiyaç azalmış ve bu nedenle saraçlık mesleği büyük ölçüde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde az sayıda saraç deri çanta ve diğer el yapımı ürünler üreterek bu köklü zanaatı yaşatmaya çalışmaktadır. İstanbul’daki Saraçhane semti, bir zamanlar bu mesleğin merkezi olarak bilinir ve ismini de buradan almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Debbağlık” title_font_size=”13″]

    Debbağlık, her türlü deriyi çeşitli amaçlarla işleme zanaatıdır, bu işi yapan zanaatkârlara ise “debbağ” denir. Debbağlık, ham deriyi işleyip kullanılabilir hâle getirme zanaatıdır, yani deri üretiminin ilk aşamasını oluşturur. Saraçlık ise işlenmiş deriyi kullanarak eyer, kemer, çanta gibi çeşitli ürünler yapma sanatıdır ve bu noktada birbirinden farklılaşırlar. Deri ürünlerinin işlenmesi, temizlenmesi ve yumuşatılması gibi işlemleri gerçekleştiren debbağlar, deriyi kullanılabilir hâle getirmek için çeşitli kimyasal işlemler ve teknikler uygular. Bu meslek, geçmişte özellikle hayvancılık ve deri üretiminin yoğun olduğu bölgelerde oldukça yaygındı. Bir zamanlar İstanbul’da en kalabalık esnaf gruplarından birini oluşturan debbağlar, deri işleme zanaatını lonca sistemi içinde sürdürüyordu. Günümüzde ise debbağlık mesleği sanayi sitelerinde gerçekleşmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalafatçılık” title_font_size=”13″]

    Kalafatçılık, gemi ve teknelerin su sızdırmazlığını sağlamak için gövde aralıklarının çeşitli malzemelerle doldurulup koruma altına alınmasına dayanan, denizcilik tarihinin en eski mesleklerinden biridir. Bu zanaat, ilk olarak antik çağlarda Akdeniz medeniyetlerinde ortaya çıkmış ve zamanla gelişerek Yunan, Roma ve Osmanlı dönemlerinde büyük önem kazanmıştır. Ahşap gemilerin deniz taşımacılığının temelini oluşturduğu bu dönemlerde, kalafatçılar gemilerin dayanıklılığını ve güvenliğini sağlamak için vazgeçilmez hâle gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nda, özellikle tersanelerde yoğunlaşan kalafatçılık, ticaret ve donanma gemilerinin bakım ve onarımında önemli bir rol üstlenmiştir. 19. yüzyılda çelik ve metal gövdeli gemilerin yaygınlaşması, kalafatçılığın eski önemini yitirmesine yol açmıştır. Metal gemilerde kaynak ve perçin teknolojilerinin kullanılmasıyla da ahşap gemilere olan talep azalmıştır. Ancak kalafatçılık, günümüzde hâlâ geleneksel ahşap teknelerde uygulanmaya devam etmektedir. Özellikle yatçılık ve turistik amaçlarla kullanılan ahşap teknelerde bu zanaat hâlâ değerini korumaktadır.

  • BAŞARILARIYLA ÜLKEMİZİ GURURLANDIRAN KADINLARIMIZ

    Gösterdikleri güçlü duruş ve kararlılık ile ülkemizi temsil eden kadınlarımızın sayısı her geçen gün artıyor. Bilim, kültür, sanat, spor ve daha birçok alanda kendini kanıtlamış kadınlarımızın hikâyeleri ilham verici ve motive edici birer örnek oluşturuyor. İşte Türkiye’nin gurur kaynağı olan başarılı kadınlarımızdan bazılarının meslek ve kariyerleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nüfus cüzdanındaki ismi Benal Zübeyde Arıman olarak kayıtlı olan Benal Nevzat (İştar) Arıman, ülkemizin ilk kadın milletvekillerindendir. 1903 İzmir doğumlu Arıman, 1923’te Paris’teki Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun olduktan sonra Veremle Mücadele Cemiyeti, Türk Hava Kurumu, Yeşilay ve aşevleri gibi hayır kuruluşlarında çalışır ve sonrasında kadınların genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1935’te İzmir’den seçilerek Türkiye’nin ilk kadın milletvekilleri arasında yerini alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1914 Bursa doğumlu Muazzez İlmiye Çığ, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki eğitiminin ardından uzman olarak atandığı İstanbul Arkeoloji Müzesinde Sümeroloji alanında yaptığı çalışmalarla sadece ülkemizde değil, tüm dünyada tanınan bir isimdir. Hitler döneminde Almanya’dan iltica ederek Ankara Üniversitesinde dersler veren Prof. Dr. Hans Gustav Güterbock’dan Hitit dili ve kültürü dersleri ile Avusturya asıllı arkeolog Prof. Dr. Benno Landsberger’den Sümer ve Akad dilleri ve Mezopotamya kültürü dersleri alan Çığ, edindiği bilgileri yeni nesle aktarmak için onlarca kitap yazar. 1940’ta mezun olduktan sonra “İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çivi Yazılı Belgeler Arşivi”ne uzman olarak atanır. Burada 31 yıl boyunca diğer meslektaşları ile müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizler, sınıflandırıp numaralandırır; 74 bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturur; 3 bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1939 Zonguldak doğumlu Filiz Dinçmen, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olduktan sonra çeşitli diplomatik görevlerde bulunur ve 1982’de Hollanda Lahey Büyükelçisi görevine getirilerek Türkiye’nin ilk kadın büyükelçisi ünvanını alır. Daha sonra Avustralya büyükelçisi olarak mesleğine devam eden Dinçmen’in son görev yeri Vatikan Büyükelçiliğidir. Bir ülkenin kadın emeği ve katkısı olmadan kalkınamayacağını belirten Dinçmen, kadınların toplumun gelişmesine yardımcı olmaları ve bu yolda görev almaları için çeşitli sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllar çalışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1960 İstanbul doğumlu Lale Orta, ülkemizin ilk kadın futbol antrenörü ve hakemidir. Çocukluk yıllarında basketbol ile ilgilenen Orta, spor hayatına Türkiye’nin ilk kadın futbol kulübü olan Dostlukspor Kız Futbol Kulübünde futbol ile devam eder. Öğrenimini Marmara Üniversitesi İşletme Bölümünde tamamlayan başarılı sporcu, yıllarca futbol oynadığı kulüpte kalecilik ve kaptanlık da yapar. 20 sene boyunca erkek futbol liglerinde hakemlik yapan Orta, 1995’te Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından 27 ülkeden seçilmiş 54 kadın hakem arasına girerek dünyadaki ilk FIFA kokartlı kadın hakemlerden biri olur. Emekli olana dek 60 uluslararası olmak üzere profesyonel ve amatör liglerde 1.500’ün üzerinde maç yönetir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1960 Ankara doğumlu İnci Özdil, Türkiye’nin ilk klasik Batı müziği kadın orkestra şefidir. 1971’de Ankara Devlet Konservatuvarında piyano dersleri alan Özdil, 1976’da kompozisyon bölümüne, 1981’de kompozisyon ileri yüksek sınıfına devam eder ve aynı zamanda orkestra şefliği bölümünde çalışır. Müzisyen bir aileden gelen Özdil, 1983’te orkestra şefliği uzmanlığı için devlet bursuyla İngiltere’de eğitim alır. Yurt dışında çeşitli eğitimler ve başarılara imza atan Özdil, 1988’de Hans Werner Henze Festivali’nde “En İyi Yorumcu” ödülünü kazanır. Başarılı sanatçı, Antalya Devlet Senfoni Orkestrasının kurucu şefi olduktan sonra 2009-2013 yılları arasında Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrasında şef olarak görev yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1975’te İstanbul’da dünyaya gelen Feryal Özel, 2019’da tüm dünyada heyecana neden olan kara deliklerin ilk fotoğrafını çeken 200 bilim insanı arasında yer alıyor. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Arizona Üniversitesinde çalışmalarını sürdüren Özel, aynı zamanda NASA Astrofizik Komitesi Başkanlığını, NASA Lynx Uzay Teleskobu Bilim ve Teknik Ekibi Başkanlığını ve Uzay Ufku Teleskobu Bilim Konseyi ile Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu Başkanlığını yürütüyor. Ünlü Alman fizikçi Albert Einstein, Amerikalı matematikçi John Nash gibi dünyanın en tanınmış bilim insanları ile birlikte 20 kişilik “Büyük Fikirler” listesine adını yazdıran Özel, bilime sağladığı katkıların yanı sıra maraton ve triatlon koşularında da başarılı bir sporcu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1985’te İstanbul’da doğan Dr. Canan Dağdeviren, Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümünden 2007’de; Amerika Birleşik Devletleri’nin en prestijli burs programı olan Fulbright’tan kazandığı bursla Illinois Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümünden 2014’te doktora derecesiyle mezun olur. Dağdeviren aynı zamanda Harvard Üniversitesine “Genç Akademi Üyesi” olarak kabul edilen ilk Türk ve başarıları bunlarla sınırlı değildir. Dedesini kalp yetmezliği sebebiyle kaybeden Dağdeviren, 28 yaşına geldiğinde çocukluk hayalini gerçekleştirerek giyilebilir kalp pilini icat etti. 10 saniyeden az sürede cilt kanserini tespit eden bir cihazın da mucidi olan Dağdeviren, Alzheimer ve mide sorunları için geliştirdiği icatları ile tüm dünyada adından söz ettirmeye devam ediyor.

  • GELECEĞİN MESLEKLERİ VE ÜNİVERSİTE BÖLÜMLERİ

    Teknoloji çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Geriye dönüp baktığımızda bu gelişimi net olarak görebiliyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve değişmesiyle birlikte hayatımızda da birçok değişim oluyor. Teknoloji sayesinde hayatımıza bilgisayar, telefon, tablet, vb. birçok cihaz girdi. Günümüzde bu cihazlar yaşamımızın başköşesinde dururken gelişen dünyanın ihtiyaçları da hızla değişiyor. 50 sene öncesinin dünyası ile günümüz dünyası kıyaslandığında bazı mesleklerin geçerliliğini yitirdiğini görebiliriz ancak günümüz dünyasında olmazsa olmaz dediğimiz birçok yeni uzmanlık gerektiren mesleklerin de sayısı her geçen gün artıyor. Bu meslekleri ve bu mesleğe sahip olmak isteyen öğrencilerin üniversitelerde hangi bölümlerde okuması gerektiğini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği” title_font_size=”13″]

    Günümüzde teknoloji ve yapay zekâ hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Dört yıllık lisans programı olan bu bölümün eğitimin müfredatında insan beynine benzer şekilde; mantık yürütme, analiz etme ve bir sonuca varma işlemlerinin makinelerle yapılması için gerekli eğitimler veriliyor. Birbiri ile alakalı iki disiplini içeren bir lisans dalı olan “Yapay Zekâ ve Veri Mühendisliği Bölümü”nde okumak isteyen gençlerin yapay zekâ ile yazılım konusuna meraklı, disiplinli, teknolojiyi yakından takip eden ve bu gelişimin parçası olmayı istemesi ileride bu mesleği yapacak öğrenciler için oldukça önemli. Bilgisayar mühendisliğinin bir alt dalı olan bölüm, gelecekte hem yurt içi hem yurt dışında en çok tercih edilecek meslek dallarından biri olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İnternet ve Ağ Teknolojileri” title_font_size=”13″]

    “İnternet ve Ağ Teknolojileri Bölümü”, internet ve bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve değişmesi sonucu ortaya çıkan verilerin paylaşımı, saklanması, güvenliği, iletimi ve işlenmesi için kullanılan bilgisayar donanımını, yazılımını, bilgisayar ağlarını ve iletişim teknolojilerini kullanabilen meslek elemanı yetiştirmek için eğitim veren iki yıllık bir bölümdür. “İnternet ve Ağ Teknolojileri Bölümü”nden mezun olanlar, internet hizmeti vermekte olan tüm kurum ve markaların bilişim sektöründe iş imkânı bulabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mekatronik Mühendisliği ” title_font_size=”13″]

    “Mekatronik Mühendisliği Bölümü”, yeni makine ve araçların üretim ve işlevlerindeki verimliliği artırmak için mekanik, elektronik ve bilgisayar mühendisliğinin özelliklerini birleştirir. Mekatronik mühendisi, üretim sürecindeki değişiklikleri uygulamaya koymadan önce, montaj hattı verimliliği ve maliyet gibi faktörleri göz önünde bulundurarak, iyileştirmeler yapmak için çeşitli yöntemlerle testler yapar. Potansiyel çözümleri geliştirmek için bilgisayar destekli tasarım yazılımı kullanır. Dört yıllık eğitim sürecinin ardından mezunlar; endüstriyel otomasyon, otomotiv ve havacılık sektörü, gemi endüstrisi, çeşitli sanayi kolları ve tıp sektöründe çalışabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sondaj Teknolojileri ” title_font_size=”13″]

    Sondaj teknolojisi; sondaj projelerini planlama aşamasından tamamlama aşamasına kadar takip eden bir sistemdir. 2 yıllık ön lisans eğitimi alan bölüm mezunları; jeotermal, petrol, maden ve su çıkarma gibi işlemlerde zemin etütleri konularının yanı sıra sondaj gerektiren hafriyat işlerinde ara kademede de görev alabilmektedir. Ayrıca bu bölümden mezun olan öğrenciler “Dikey Geçiş Sınavı”na katılarak; “Jeofizik Mühendisliği”, “Jeoloji Mühendisliği” ve “Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği” gibi lisans bölümlerine geçiş yapma hakkı da elde edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dezenfeksiyon, Sterilizasyon ve Antisepsi Teknikerliği” title_font_size=”13″]

    “Dezenfeksiyon, Sterilizasyon ve Antisepsi Teknikerliği”, sağlık sektöründe hastalara kullanılacak tıbbi aletlerin tekrar kullanıma hazırlanması gereken tüm basamakları teorik olarak bilen ve pratik olarak bunları yapabilecek beceriye sahip sağlık sektörüne teknik elemanlar yetiştirir. Bu bölümden mezun olanlar bireysel çalışma imkânına sahip olmayıp özel ve kamu hastaneleri ile polikliniklerin sterilizasyon birimlerinde çalışabilir. Ön lisans programından mezun olan öğrencilerin eğitim süresi ise iki yıldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bilişim Güvenliği Teknolojisi ” title_font_size=”13″]

    “Bilgi Güvenliği Teknolojisi”, bir ön lisans programıdır ve eğitim süresi iki yıldır. “Bilgi Güvenliği Teknolojisi Bölümü”nü tercih etmeyi düşünen öğrenciler sorumluluk sahibi ve ekip çalışmasına uygun olmalıdır. Mezunlar iş yerlerinin bilgi-işlem birimlerinde görev alır ve iş yerinin bilgi güvenliğini sağlar. Bu bölüm mezunları hem kamuda hem özel sektörde iş sahibi olabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3D Üretim Mühendisliği ” title_font_size=”13″]

    Yeni bir teknoloji olan 3D baskı teknolojisi, hızlı büyüyen sektörlerin başında geliyor. 3 boyutlu yazıcılar ve 3 boyutlu modelleme uygulamalarında uzmanlara artan oranda ihtiyaç duyuluyor. Bu alandaki istihdam artışının nedeni ise, modern endüstri firmalarının yanı sıra geleneksel iş yerlerinin de pratikliğinden ve maliyetinden dolayı 3D yazıcılara yönelmesinden kaynaklanıyor. Bilişim, yeme-içme, sağlık, tekstil, savunma sanayii, sanayi sektörü, eğlence ve turizm gibi alanlar başta olmak üzere hemen hemen her sektörde aktif bir şekilde görev alacak mühendisler yetiştiren “3DÜretim Mühendisliği Bölümü”, dört yıllık eğitimin ardından 3 boyutlu yazıcıların kullanımına doğrudan hâkim olan meslek sahiplerine iş imkânı sağlıyor.

  • GÜMÜŞTEN MÜCEVHER İŞÇİLİĞİNE KUYUMCULUK ZANAATI

    Yapılan ürüne gösterilen rağbetin düşmesi ya da fabrikasyon üretimlerin artması gibi nedenlerle günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş pek çok kıymetli zanaat bulunuyor. Bir zanaat dalı olan kuyumculuk ise bu sınıfa girmeyen şanslı meslek gruplarından diyebiliriz. Hâlâ ilgi gören bu işçiliğin tarihçesi binlerce yıl geriye gidiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk tarihinin, Mısır’da hanedanlık öncesi döneme kadar gittiği günümüze ulaşan duvar resimleriyle belgelenmiş bulunmaktadır. Bu zanaatta kullanılan araç-gereçleri bile içeren o resimlere göre kuyumculuk, dünyaya Eski Mısır’dan yayılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk kelimesinin, “dökmek” fiili ile aynı anlama gelen “kuymak” sözcüğünden kaynak aldığı ve türediği ifade edilmektedir. Döküm işlemini yapana dökümcü denmesi gibi, kuymak fiili de kuyumcu kavramını doğurmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcu, değerli metalleri ve taşları işleyen, onlardan özellikle ziynet eşyası üreten zanaatkârdır. Telkârici, gümüşçü gibi zanaatkârlar aslında birer kuyumcudur. Bununla birlikte günümüzde altın satışı yapan esnafa da kuyumcu denmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcular, tasarım ortaya çıkana değin, şekil vermekten birbirine monte etmeye kadar farklı işlemler yürüten, eldeki değerli ham maddenin ziyan olmaması için büyük titizlik, dikkat ve sabırla çalışan kişilerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuyumcuların işlediği en önemli maddelerden biri altındır. Kuyumcu, altının rengini, sertlik derecesini ayarlamak ama değerini de koruyabilmek için sadece gümüş, bakır, nikel, çinko, paladyum ve iridyum maddelerinden birini içeren alaşımlar kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuyumculuk teknolojilerinden biri mıhlama sanatıdır. Kıymetli bir metale, yakut, zümrüt, elmas gibi daha pahalı taşları mıhlayan zanaatkâr, takının mücevhere dönüşmesini sağlar. Mıhlamacının yeteneğine göre mücevher, ince bir işçilik ürününe dönüşebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pek çok zanaat dalında olduğu gibi, geçmişte Anadolu’da kuyumculuk da usta-çırak ilişkisiyle yürütülmüştür. Günümüzde ise lise ve meslek yüksekokullarında kuyumculuk üzerine eğitimler almak mümkün hale gelmiştir.

  • ROBOTLARIN YAPAMAYACAĞI MESLEKLER

    Gelecek geldi! Bir zamanlar bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz birçok teknoloji hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Gelişen bu teknolojiler hayatımızı kolaylaştırdığı gibi birçok mesleği de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Örneğin, Japonya’da artık birçok otelde resepsiyon departmanı robotlara bırakılmış durumda. Ancak bazı meslekler var ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insana özgü olan duygu ve düşünceler olmadan bu işleri yapmak imkânsız. Gelecekte hangi mesleklerin varlığını sürdürmeye devam edeceğini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Psikologluk, psikoterapi, özellikle de psikanaliz, yapay zekânın ele geçiremeyeceği mesleklerin başında geliyor. Meslek kriterlerinin başında güçlü iletişim, empati, güven kazanabilme becerisi ve iyi bir gözlem yeteneği gelirken; bu özellikler yapay zekâda değil, duygusal zekâda bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir iş için en uygun adayı bulmak, işe alım ve işten çıkarma süreçlerinde de inisiyatif kullanmak gibi görevleri olan insan kaynakları uzmanlığında en önemli unsur duygusal zekâ. Yapay zekânın yardımıyla insan kaynakları süreci kolay ve hızlı hâle gelse de yüz yüze yürütülen bu departmanda en önemli süreç, birbirini anlayabilen ve empati kurabilen insanların sorun çözme kabiliyeti…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her ne kadar günümüzde resim yapan veya kitap yazan bilgisayar programları geliştirilmiş olsa da insana ait duyguların samimi bir şekilde okuyucuya geçmesi usta kalemlerin hayal gücü ve kelimeleri kullanma yeteneği ile oluyor. İnternetteki bilgilerden beslenen yapay zekânın ortaya özgün bir eser çıkarması şimdilik imkânsız gözüküyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Siber güvenlik uzmanlığı her ne kadar yapay zekânın yapabileceği işlerden olsa da bilişimciler yapay zekâ karşısında kontrolü elinde tutmak istiyor. Ayrıca uzmanlara göre önümüzdeki on yıl içerisinde öne çıkacak mesleklerin başında siber güvenlik uzmanlığı geliyor. Çalıştığı şirket ya da kurumun bilgi teknolojilerine karşı düzenlenebilecek herhangi olası bir saldırı veya müdahalenin engellenmesini sağlayan siber güvenlik uzmanlarının görevi hacklenmeye oldukça müsait yapay zekâya bırakılamayacak kadar önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzun süreli antrenmanlardan sonra profesyonelliğe adım atan sporcuların yapay zekâdan korkmalarına gerek yok. Kas ve beyin gücüne dayalı olan spor dallarında mücadelelerini keyifli hâle getiren şeylerin başında birilerinin kazanırken birilerinin kaybetmesi geliyor. Eşit güce sahip robotların voleybol maçı yaptığını düşünsenize! Ayrıca spor karşılaşmalarını anlamlı kılan unsurların başında insani duygular geliyor. Özellikle millî maçlarda kazanma hırsı bu duygulardan çokça besleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yemek yapmak reçetede yazan tarifi uygulamak gibi gözükse de her yemek pişirme süreci aslında yeni bir deneyim. Belki robotlar sayesinde yemek pişirmek mümkün olabilir ancak tat alma duyusundan yoksun bir yapay zekânın usta şeflerin yaratıcılığına ve el becerisine sahip olması imkânsız.

  • DÜNYANIN EN İLGİNÇ MESLEKLERİ

    Küçükken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusunun yanıtı ne kadar net ve basitti: Doktor, mühendis, hemşire, polis, avukat… Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sorunun yanıtı da çeşitlendi; yapay zekâ mühendisi, astronot, gök bilimcisi derken liste uzayıp gider. Böylesine hızlı bir çağda her yeni neslin cevabı, bir öncekinden farklıdır çünkü zaman ilerliyor, hayatlar değişiyor. Bugüne kadar aşina olduğumuz meslekler, jenerasyon değiştirerek hayalleri süslemeye devam ediyor ama peki ya yeni oluşan ve bilmediklerimiz? Dünya üzerinde varlığından bile haberdar olmadığımız pek çok meslek var. Bu içeriğimizde sizler için dünyanın en ilginç mesleklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kulağa ilginç geliyor değil mi? Aslında bisiklet avcılığı olarak da geçen bu meslek Amsterdam’da ortaya çıkar. Ülkedeki insan nüfusundan daha fazla sayıda bisiklet bulunan kentte en sık kullanılan ulaşım aracı da haliyle bisiklet olur. Turistik bir şehir olan ve her gelen turistin kendine ilk iş olarak bir bisiklet kiraladığı Amsterdam’da eskiyen bisikletler nedeni bilinmeyen bir şekilde kanallara atıldığından bisiklet avcılığı mesleği doğmuştur. Belediyeye bağlı çalışan bisiklet avcıları birkaç vinç ile kanalda birikmiş olan bisiklet hurdalarını belirli dönemlerde toplamakla görevlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hayvanlar dünyasının ilginç mesleklerinden biri, veteriner akupunktur uzmanı. Aslında bu uzmanlık dalı Çin tıbbının bir parçasıdır. Hayvanlardaki rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla akupunktur uygulaması yapılır; vücudun spesifik noktalarına iğne yerleştirilir, böylece hayvanın tedavisi gerçekleşir. Akupunktur her türlü evcil hayvana yapılabildiği gibi vahşi hayvanlarda da çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Veteriner akupunktur uzmanı çok bilinmiyor olsa da aslında yıllardan beri yaygın olan meslek türlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İnanması zor olsa da böyle bir meslek var! İngiltere’de bulunan bir firma tarafından sağlanan bu kişiler cenazelerde yas tutar ve kendilerini neredeyse yere atarcasına yaslarını yaşar. Cenazede ne giyecekleri, nasıl davranacakları gibi konular önceden planlanır ve yas tutucular bu program dâhilinde cenaze törenine katılır. Yakınını kaybeden ve zaten büyük bir yas içinde olan kişinin neden yas tutması için birine ihtiyaç duyduğu büyük bir soru işareti olmasına karşın, bu durumun bir meslek olarak kabul edilmesi başlı başına insanı şaşırtmaya yeter.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sabahları yastıkla olan mesaisini sonlandırmada güçlük çekenler için en ideal mesleklerden biri “uykuculuk” olabilir. Profesyonel olarak yapılan bu meslekte tek görev mışıl mışıl uyumak. Uykuyla alakalı araştırmalarda ya da projelerde görevlendirilen kişiler çeşitli cihazlara bağlanır. Bu sayede insanlardaki uyku bozukluklarının nedenleri araştırılır. Evet, profesyonel şekilde uyumak bir meslek türüdür!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak Asya’da ortaya çıkan profesyonel sarılıcı, tüm dünyaya yayılmaya başlayan ilginç meslek türlerinden biri. Profesyonel sarılıcı, ihtiyaç duyduğunuz zaman size gelir, sarılır ve rahatlamanızı sağlar. Amerika’da seans başı ortalama 50 dolar kazanmak mümkündür. İşin ilginç yanı, bu meslek Amerika’da oldukça ciddiye alınır ve kişiler profesyonel anlamda mesleklerini icra eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir facianın ardından ortaya çıkan mesleklerden biri olan buzdağı çekicisinin mazisi oldukça eskiye dayanır. 1912 yılında Titanik gemisinin buzdağına çarparak batmasının ardından ortaya çıkan buzdağı çekiciliği, insanları olası bir felaketten korumak amacıyla yapılır. “Uluslararası Buz Devriyesi” adı altındaki oluşum, bu tarz trajedilerin yaşanmaması için uydular aracılığıyla buzdağlarını takip eder. Deniz yollarında bir tehlike sezmeleri durumunda hemen ilgili mercilere durumu bildirir ve buzdağı çekicileri devreye girer; çekiciler buzdağını sürükler ve gemi rotasının dışına alır.