Etiket: marmara denizi

  • 8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    8 Fotoğraf İle Marmara Denizi’nin Balıkları

    Ege ve Karadeniz’in arasında bulunan Marmara Denizi, konumu nedeniyle yıl içinde birçok deniz canlısını konuk eder. Bu canlılar arasında akıntıların da etkisiyle Ege ve Karadeniz arasında yolculuk ederken Marmara sularından geçen birçok balık cinsi bulunur. Bu listemizde yolu Marmara Denizi’nden geçen balıkları en renkli görüntüleriyle huzurlarınıza sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    balık türleri
  • GEMİLERİN SESSİZCE GELİP GEÇTİĞİ MARMARA DENİZİ

    GEMİLERİN SESSİZCE GELİP GEÇTİĞİ MARMARA DENİZİ

    Malum, Yahya Kemal Sirkeci Garı’nda yaşadığı bir ayrılığın ve Marmara sularında gözlerden uzaklaşan geminin ardından yazmıştı Sessiz Gemi şiirini… Ve kim bilir bu deniz daha kaç şaire, kaç yazar, kaç ressama böyle ilhamlar verdi. Bu yaratımlardan başlı başına bir külliyat çıkar ama biz şimdi en gerçek haliyle Marmara Denizi hakkında temel bilgiler vereceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Asya ile Avrupa’yı, yani iki kıtayı birbirinden ayıran Marmara Denizi’nin yüzölçümü 11,350 km2’dir. Tümü bir ülkenin egemenlik sınırları içinde yer alan tek denizdir ve konumu itibariyle iç deniz olarak nitelendirilir. Eski çağlardan beri mermer yatağı olarak bilinen Marmara Denizi’nin adı, Yunanca mermer anlamına gelen Marmaros’dan gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi’ni Karadeniz ile bağlayan İstanbul Boğazı tüm dünyanın gözbebeği gibidir. Boğaz’ın sınırları kuzeyde Anadolu Feneri’ni Rumeli Feneri’ne birleştiren hat, güneyde ise Ahırkapı Feneri’ni Kadıköy İnciburnu Feneri’ne birleştiren hat olarak kabul edilmekte. İstanbul Boğazı, üstündeki üç asma köprü, denizin içinden geçen raylı sistem tüp geçit ve tünel ile Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi’ni Ege Denizi’ne bağlayan su geçidi ise Çanakkale Boğazı’dır. Kurtuluş savaşımızın en önemli adımlarından birinin yaşandığı Çanakkale Boğazı’nın bir tarafı Gelibolu Yarımadası’yla kıyı, diğer tarafı da Biga Yarımadası’yla kıyıdır. İstanbul Boğazı’ndan yaklaşık iki kat daha uzun olan boğazda kıtalar arası ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kuzey kıyılarına kıyasla güney kıyıları daha fazla girinti çıkıntı içeren Marmara Denizi’nde en ünlü körfezler de güney şeridinde yer alır. İzmit Körfezi, Bandırma Körfezi, Erdek Körfezi ve fotoğrafta gördüğünüz Gemlik Körfezi bunlardan bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi’nin alametifarikalarından biri de üstüne öbek öbek kurulmuş adalarıdır. Denize adını veren mermer de bu adalardan ve en çok da Marmara Adası’ndan çıkarılmaktadır. Yerli-yabancı turistlerin özellikle yaz aylarında akın ettiği adaları ise Balıkesir iline bağlı Avşa Adası ile İstanbul’a bağlı Büyükada, Kınalıada, Heybeli ve Burgaz Adası’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bu büyük iç denize kıyısı olan şehirler İstanbul, Kocaeli, Balıkesir, Yalova, Bursa, Çanakkale ve Tekirdağ’dır. Marmara Denizi’ne kıyısı olan semtler ise sanayinin, ticaretin ve turizmin en yoğun yaşandığı yerler arasındadır. Özellikle de İstanbul Boğazı kıyıları doğal ve tarihi güzellikleriyle dünyanın sayılı yerleşim alanlarındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İster İstanbul Çengelköy sahilinden ister Çanakkale Boğazı Kilitbahir’den atın oltanızı, isterseniz sezonunda tutulan balıkları balıkçı tezgâhlarından alıp getirin sofranıza. Bu eşsiz denizin balıkları tüm bölge mutfağına dağılan bir lezzete sahiptir. Ve mutlaka aklınızda tutun, Türkiye’de, hele de Marmara Denizi kıyılarında balık yemenin keyfi paha biçilmezdir.

  • DENİZLERİN AKROBATLARI: UÇAN BALIKLAR

    Uçan balıklar, deniz yüzeyinde hızla hareket ederek suyun üzerinde kısa mesafe uçabilir. Bu yetenekleri ile diğer balıklardan ayrılan uçan balıkların pek çok farklı türü bulunur. Sıcak iklimlerde görülen; Atlantik, Pasifik ve Hint Okyanusu’nda yaşayan uçan balıkların ülkemiz denizlerinde de yaşayan birkaç türü var. Marmara Denizi’nde görülmesiyle şaşkınlığa sebep olan uçan balıklarla ilgili bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tropik ve yarı tropik bölgelerde yaşayan uçan balıkların yaklaşık 64 farklı türü vardır. İnce ve uzun vücutları çevik olmalarını ve havada süzülmelerini sağlar. Yüzgeçleri uçuş esnasında kanat işlevi görür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aslında bu balıklar uçmaz, sadece havada süzülür. Önce hızlarını artırarak su yüzeyine doğru yükselir. Su yüzeyine ulaştıklarında ise güçlü kuyruk darbeleri ile sudan çıkar ve yüzgeçlerini açarak havada yol alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süzülmeleri genellikle 30-50 metre arasında olur ancak bazı durumlarda 200 metreye kadar ulaşabilir. Havada kalma süreleri ve mesafeleri, rüzgâr ve hızlarına bağlı olarak değişir. Tekrar suya döner ve aynı hareketi tekrarlayarak avcılardan kaçarlar. Avcıları arasında ise yunuslar, tuna balıkları, kuşlar ve mürekkep balıkları bulunur. Bazı deniz kuşları, uçan balıkların suyun yüzeyine yakın yerlerde uçmasını fırsat bilerek onları havada avlar. Uçuş yetenekleri, avcılardan kaçmak için geliştirdikleri bir savunma mekanizmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e özgü bir uçan balık türü olan “Akdeniz uçan balığı” (Exocoetus volitans), Güney Ege ve Akdeniz’de dibe inmeden deniz yüzeyinde yaşar. Saatte 80 kilometreyi bulan hızları sayesinde sudan çıktıklarında 200 metrelik mesafeyi uçarak katetebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemiz sularında yaşayan bir diğer uçan balık türü olan “cheilopogon heterurus”, Atlas Okyanusu’na bağlı Akdeniz’in sıcak sularında yaşayan bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Marmara Denizi gibi daha serin sularda görülmeleri alışılmadık bir durum olsa da ekosistemdeki değişimler nedeniyle Marmara Denizi’nde farklı balık türleri çoğalmaya başladı. 2024’ün Haziran ayında Marmara Denizi’ndeki Adalar açıklarında Akdeniz uçan balığı (Exocoetus volitans) yakalandı. Yakalanan uçan balık, üç binin üzerinde deniz canlısının bulunduğu Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’ne dâhil edildi.

  • Marmara Denizi’nin Kalbine Yolculuk

    Marmara Denizi’nin Kalbine Yolculuk

    Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ya da Sedef Adası… Adalar’a seyahat hayatın sıradanlığını bozan bir etkinlik, bir terapidir adeta. Daha adımınızı attığınız anda pamuk gibi yumuşamaya başlarsınız. Fonda martı ve dalga sesleri, teninizde rüzgârın ılık dokunuşu, damağınızda lezzetler ve dost sohbetleri… Marmara Denizi’nin kalbindeki Adalar’da şehirde uzaklaşmak istediğiniz ne varsa geride kalırken, yakınlaşmak istediğiniz şeyler fora yelken rotanıza girer…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ada sahilleri…” title_font_size=”13″]

    Yaz sıcaklarında İstanbullulara denize girme imkânı sunan en güzel mekânlardır ada sahilleri. Sakin bir plaj mı istersiniz yoksa bir plaj partisi mi? Plajınıza yürüyerek veya bisiklet sürerek mi ulaşmak istersiniz yoksa deniz motoruyla mı? Adalarda her seçenek mevcut. Yüzmek, güneşlenmek ve hafif kızarmış yanaklarla pazartesi iş başı yapmak, yani günübirlik yazlıkçı olmak, Adalar’da insanı bekleyen güzelliklerin sadece bir kısmıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokaklarda bulunan huzur…” title_font_size=”13″]

    Adalar’ı görülmeye değer kılan özelliklerden biri de estetik algınızı besleyen, doyuran, huzur veren sokaklarıdır. Rengârenk ağaç ve çiçeklerle, tarihi köşklerle ve farklı kültürlere ait dini yapılarla dolu ada sokaklarını yürüyerek veya bisikletle turlayabilirsiniz. Sakın ola bunları yaparken fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Edebiyatın izinde…” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz usta öykücü Sait Faik birçok hikâyesini Burgazada’da annesiyle yaşadığı köşkte kaleme aldı. Çok sevdiği bu köşk günümüzde müze olarak ziyaretçilere açık ve yazarın vasiyeti üzerine girişi ücretsiz. Zaten Burgazada adımınızı attığınız anda sizi meydandaki Sait Faik heykeliyle karşılamaya hazır. Adalar deyince akla gelen başka bir edebiyatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar da 32 yıl boyunca Heybeliada’da yaşamış, yine Reşat Nuri Güntekin Büyükada’da üç katlı pembe pervazlı güzel evde ailesiyle birlikte kalmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şarkılar seni söyler…” title_font_size=”13″]

    Adalar, yazarlarımıza ilham olduğu gibi beste ve güftecilerimize de ilham olmuş, içinden Adalar geçen şarkı ve türküler hafızalarımızda yerini çoktan almıştır. İlgili bestelere bakıldığında genellikle Yesari Asım Arsoy ismi dikkat çeker. Çünkü Yesari Asım Bey, evlenmelerine izin verilmeyen Suzan Hanım’ı yıllar boyunca adada ziyaret etmiş, bestelerinin çoğunu da Suzan Hanım için yapmıştır. “Biz Heybeli’de her gece mehtâba çıkardık…” şarkısı da onlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahşap evleri, konakları, köşkleri…” title_font_size=”13″]
    ahşap ev

    Sokaklardaki muazzam güzellikteki ahşap evler, konaklar ve köşkler geçmişteki tanıklıklarıyla Adalar’a ayrı bir bellek katar. Farklı kültürlerdeki insanlar Adalar’ı mesken tutmuş, göçüp gittiklerinde geriye bu sessiz tanıklar kalmıştır. Örneğin 1880 yılında Midilli doğumlu Con Paşa tarafından yaptırılan Büyükada’daki Con Paşa Köşkü… Çatı kuleler, ahşap süslemeler ve ahşap sütunlu balkonlarla donatılan köşk göz alıcı güzelliktedir. Yine Büyükada’daki Bedros Keresteciyan Köşkü, Mazlum Bey Köşkü, Agopyan Köşkü ziyaretçilerin her daim odağındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köpekleri, kuşları, kedileri…” title_font_size=”13″]

    Adalar’daki huzur ikliminin dokusuyla özdeşleşmiş vazgeçilmez birer parçası olmuş canlılar arasında kuşlar, kediler, köpekler de vardır. Sanıyoruz ki bir kedi ile köpeği, bir kuşla kediyi yan yana dostane tavırlar içinde ancak Adalar’da görebilirsiniz. Hatırlatması bizden; insana mutluluk veren bu ev sahiplerine ilgi göstermeyi de unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dinlenmek ya da eğlenmek, hepsi mümkün…” title_font_size=”13″]

    Anlayacağınız Adalar’da tarih ve kültür gezisinden sportif faaliyetlere, eğlenceden dinlenceye yapabileceğiniz o kadar çok etkinlik var ki… Doğaya kaçmak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, piknik yapmak için özellikle yaz aylarında tercih edilen yerlerin başında doğal olarak Heybeliada’dan Büyükada’ya Adalar geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yavaş yemeğin en iyi adresleri…” title_font_size=”13″]

    Adalar gezinizde güne kahvaltı restoranlarında başlayabileceğiniz gibi akşam yemeğinizin tadını da dostlarınızla birlikte bir balık restoranında çıkarabilirsiniz. Denizin orta yerindeki bu mekânlarda asma yaprağında sardalyadan uskumru dolmasına, palamut pilakiden torik lakerdaya balık mutfağının en çeşitli lezzetlerini bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Peki ya iskele?” title_font_size=”13″]
    ada iskelesi

    Tüm adalar gibi bizim Adalar’ın da ilk karşılayanı ve son uğurlayanı iskelelerdir. Tam da Oktay Rıfat Horozcu’nun dizeleri gibidir; “Denize baksam/Kayığın hatırı kalır/Ağaca baksam/Bulutun/Peki ya iskele?” Özellikle 1800’lerin sonunda tasarlanıp 1915’te tamamlanan kurşun kubbeli, sekizgen yapılı Büyükada’daki iskele tüm İstanbul’un kıymetlisidir.