Etiket: mantar

  • IŞIK SAÇAN CANLILAR

    Gezegenimizi milyonlarca farklı canlı türü ile paylaşıyoruz. Keşfedilmeyi bekleyen okyanuslar, büyük yağmur ormanları ve uçsuz bucaksız dağların zirveleri gelişen teknolojilerle daha da bilinebilir hâle geldikçe yeni yaşam formları ile karşılaşıyoruz. Biyolüminesans türlerin çoğu da işte bu bahsettiğimiz, henüz 100 yıldır bilinen canlılar arasında. Vücutlarındaki kimyasal tepkime ile ışık ürettikleri gibi, yaşamı paylaştıkları simbiyoz ilişki neticesinde de ışık yayan bu canlıların en ilginç yedi tanesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Coronate Medusa” olarak da bilinen Atolla denizanası dünyadaki tüm okyanuslarda yaşar. Rengi koyu kırmızı olan bu tür, tehlike anında dış kenarında kırmızı renkli polis sirenini andıran dairesel hareketli ışık yayarken, tepe bölümünde mavi ışık dalgasıyla tepkisini gösterir. DNA’sına işlenmiş bu yetenek ile okyanusun derin ve karanlık sularında ışık saçan Atolla denizanası, 13 santimetreyi bulan cüssesine rağmen gezegenimizin en ilginç canlılarından bir tanesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kısa kuyruğu ile alışageldiğimiz mürekkep balıklarından farklı olan Hawai mürekkep balığını diğer yakın akrabalarından ayıran en önemli özelliği okyanusun karanlık sularında yaydığı ışığı… Vibrio fischeri denilen bir bakteri ile simbiyoz ilişkisi sayesinde ışık yayan Hawai mürekkep balıkları aynı zamanda diğer canlıların yerini algılayabilen bir haritalama sistemine de sahip. Kıyıya yakın sığ sularda yaşayan tür, gece avlanır ve bedenindeki ışık yayan bakteri sayesinde gölgesi zemine düşmez, bu da av sırasında avantaj sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaydığı yeşil ve mavi ışık ile derin denizlerin en ilginç canlılarından olan “Bathocyroe Fosteri”, Atlantik Okyanusu yakınlarında bol miktarda bulunur. Boyu 5 cm olan bu canlı, narin de olsa mavi ve yeşil ışık yayar. Biyolüminesans olan bu canlı şeffaf bir bedene sahip ve okyanusun derinliklerinde kurbağa sıçrayışına benzer hareketle loblarını birbirine çarpıştırarak hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Karanlık derin denizlerde yaşayan fener balığı, yüzüne doğru sarkan feneri ile karanlıkta ışık saçarak ufak balıkları avlayarak beslenir. Bu ilginç balık, Türkiye’de Karadeniz hariç tüm denizlerde yaşar ve tadının lezzetli olmasından ötürü balıkçıların av listesinde yer alır. Atlas Okyanusu’nda da görülen fener balıklarının vücudu oldukça yassıdır. Büyük kafası ve dişleri ile korkutucu görüntüsü olan bu canlının sırtındaki dikenlerinden bir tanesi diğerlerinden daha uzundur ve ağzının önüne sarkar. Fener balığının ışık kaynağı bu dikenin ucunda bulunan bakteridir. 40 ile 60 cm arasında değişen büyüklükte olan fener balıkları üremek için dişi birey bulamadıklarında geçirdikleri metamorfoz ile dişiye dönüşür ve devasa boyutlara ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Deniz sularında özel olarak tasarlanmış mavi LED ışıklarına benzer ışık yayan noctiluca scintillans planktonu, yakamozda ışık üreten planktonların oluşturduğu etkileyici bir manzara oluşturur. Milyonlarca planktonun bir araya gelerek oluşturduğu bu eşsiz görüntünün dahası da var. Elinizi suya batırdığınızda teması hisseden bu canlılar ışıklarının elinizde bile yayılmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bahar ve yaz aylarında çıkardıkları ses ve yanıp sönen ışığı ile biyolüminesans canlılar arasında çevremizde görmeye en alışık olduğumuz canlıların başında ateş böcekleri geliyor. Kısa aralıklarla yanıp sönerek ışık saçan bu tür, ışığının yanma-sönme ritmine göre erkek ve dişi bireyler arasında bir lisan oluşturur. Kimi araştırmacılar bu ışığın aynı zamanda bir savunma mekanizması olduğunu ve ateş böceğinin acımsı tadını avcılarına hatırlatmak için yaydığını belirtmiştir. Karın bölümlerinin son kısmında bulunan organından ışık yayan ateş böceklerinin yaydığı ışık, bu bölümdeki oksijenin yavaş yavaş oksitlenmesiyle ortaya çıkan kimyasal enerjinin ışığa dönüşmesiyle oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mycena lux-coeli mantarı Japonya’nın Wakayama bölgesinde yaşar ve yağmurdan sonra ortaya çıkar. Büyürken yeşil renkli ışık saçan bu biyolüminesan mantar türü, ilk olarak 1954 yılında keşfedilmiş. Chinquapin cinsi bir meşe ağacının üzerinde yetişen bu mantarların şapka bölümlerinin çapı 2 santimetreyi buluyor ve ufak olmalarına rağmen bir arada oluşturdukları görüntü ışık şölenine dönüşüyor.

  • ENDER RASTLANAN LEZZETLER

    Listemizde okuyacağınız gıdalar dünyada bulunan ender lezzetler arasında yer alıyor. Bu denli ender olmasının nedeni ise sadece belirli bölgelerde yetişmesi ve elde edilmesinin oldukça zahmetli olması. Bu lezzetleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Densuke karpuzu, Japonya’nın Hakkaido Adası’nda, Tohma kasabasında yetiştirilen nadir bir cinstir. Bu bölgenin kendine özgü iklimi ve volkanik toprağı meyvenin kendine has tadının kaynağıdır. Yılda 100’den az üretilen bu karpuzun tanesi yaklaşık 10 kilogramdır ve açık artırma ile satılır. Dış kabuk rengi siyaha yakındır ve çok az çekirdeği vardır. Densuke karpuzunu tadanlar, normal karpuzdan çok daha tatlı olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Matsutake mantarı, Japonya, Kore ve dünyanın birçok yerinde yetişmektedir. Ancak lezzet ve besin değeri bakımından Kuzeybatı Pasifik’te yetişenler daha çok talep görmekte ve daha yüksek bir fiyattan satılmaktadır. Çam ağacında yetişen bir mantar türü olan bu mantarı tadanlar baharatlı çam ve tarçın aromasına sahip olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahve çeşitleri arasında en az üretilen kahve olan kopi luwak kahvesi, Endonezya’nın Sumatra Adası ve çevresindeki birkaç adada yaşayan palmiye Misk kedilerinin yediği ve sonrasında dışkıladığı kahve çekirdeklerinden elde ediliyor. Midelerindeki çeşitli enzimler ile fermente olan kahve çekirdekleri dezenfekte edildikten sonra güneş ışığında kurutulup hafif bir kavurma işlemi ile içime hazır hâle geliyor. Yapılan araştırmalara göre içeriğinde en az bakteri barındıran bu kahve, Misk kedilerinin yabani hayattan uzakta beslenmeleri ile kahve çekirdeklerinin daha kaliteli olduğu düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ruby Roman üzümü, Japonya’nın Ishikawa bölgesinde yerel hükümet ve çiftçiler tarafından büyük ve kırmızı bir üzüm çeşidi geliştirme amacıyla yıllarca süren deneyler sonucunda 2008 yılında üretilmiştir. Bu üzüm, büyük, yuvarlak ve parlak kırmızı renkte olup adını bu görünümünden alır. Tatlı ve düşük asit oranına sahip üzümler satışa sunulmadan önce üç ana kritere göre değerlendirilir: Her bir üzümün en az 20 gram ağırlığında olması, en az 18 derece Brix şeker (meyve ve sebzedeki şeker içeriği ölçüsü) oranına sahip olması ve üzüm renginin resmi renk tablosu ile uyumlu olması gerekmektedir. Ruby Roman üzümleri, özellikle ilk hasat dönemlerinde yapılan açık artırmalarda yüksek fiyatlara alıcı bulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneybatı Asya’dan dünyaya yayılan İran safranı, keskin tadı ve yemeklere verdiği hoş renkle dikkat çekiyor. Bu baharat “crocus sativus” bitkisinin çiçeklerinden elde ediliyor. Bir kilogram safran üretmek için yaklaşık 150.000 ile 200.000 çiçek toplamak gerekiyor ve bu işlem elle yapılıyor. Çiçeklerinin sadece belirli bir dönemde açması ve bu dönemde hızla hasat edilmesi gerekliliği safranın ender bulunmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mavi yüzgeçli orkinos, okyanuslarda yaşayan ve nadir bulunan büyük bir ton balığı türüdür. Aşırı avlanma nedeniyle popülasyonu ciddi şekilde azalmıştır ve avlanmaları sıkı denetimlere tabidir. Japonya ve Asya ülkelerinde mavi yüzgeçli orkinosa büyük bir talep vardır çünkü nadir bulunan bir türdür, tadı lezzetlidir ve besin değeri yüksektir.

  • MANTARLA ZENGİNLEŞEN YEMEKLER

    Mantar dendiği vakit yeryüzünde çoğu tanımlanamamış 1,5 milyon türü olan, devasa biyolojik bir âlem akıllara gelir… Tabii bizim konumuz çok farklı… Bu sayfada gönül rahatlığıyla yenilebilen, birbirinden farklı türleriyle yemeklerde kullanılabilen mantarlar yer alıyor. En çok kullanılanların başında da şapkalı mantar olarak bilinen kültür mantarı gelmekte… Asıl konumuza geçmeden önce kültür mantarıyla ilgili birkaç ipucu paylaşalım. Aklınızda olsun, bu mantarlar nemli ortamda çabucak bozulmaya yüz tuttukları için buzdolabında ambalaj içinde uzun süre bekletilmemeli, yıkanarak saklanmamalı. Kâğıda sararak buzdolabına koyarsanız kuru kalacak kısa sürede bozulmayacaktır. Ama bunun da uygulama süresi kısa olmalı, çünkü sağlık açısından en ideali mantarları pişirerek saklamaktır. Aşağıda mantarla yapabileceğiniz yemek çeşitlerini görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • MANTARLARIN İLGİNÇ VE GİZEMLİ DÜNYASI

    Yeniden doğuşun, canlanmanın ve yaşamın anahtarı olan mantarlar maya gibi mikroorganizmalardan, şapkalı mantar ve küf mantarlarına kadar oldukça geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Mantarları inceleyen bilim dalına mikoloji denir ve mantarlarla ilgili sistematik çalışmalar 250 yıllık bir geçmişe dayanır. Doğada görmeye alıştığımız enteresan mantar türleri olduğu gibi bir meyvenin çürümesiyle üzerinde beliren yeşil ya da beyaz görüntü de aslında bir mantar türüdür. Biz farkına varmasak da yaşam için önemli rolü olan ve hayati görevleri bulunan mantarların dünyasına yakından bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gezegenimizde bir buçuk milyon fungus türü bulunmaktadır. Bu da bitkilerin tam altı katına denk gelmektedir. Bu bir buçuk milyon fungus türü ise iki bin mantar türünü üretmektedir. Bitki de hayvan da olmayan mantarlar için apayrı bir yaşam formu var demek doğru olacaktır. Mantarlar çok sayıda çok hücreli ve tek hücreli canlıyı kapsayan biyolojik bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Saklanmayı çok seven mantarlar, doğanın moleküler ayrıştırıcısıdır. Mantarlar ölmekte olan organizmaları ayrıştırarak çürümekte olan besin maddelerini tekrar döngüye katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mantar türleri arasında kendi ışığını üretebilen “Biyolüminesans” türler bulunmaktadır. Bazı canlı organizmaların gerçekleştirdiği kimyasal reaksiyonlar ile ortaya çıkan enerji, ışık enerjisine dönüşür ve bu sayede mantar gibi kimi canlılar rengârenk fosforlu ışık saçarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mantar ile ilgili bilimsel çalışma yapan insanlar, mantarın ormanların sindirim sistemi olduğunu belirtmiştir. Bazı yiyecek, içecek ve peynir türleri de mantar sayesinde oluşmaktadır. Gorgonzola ve rokfor peynirinde bulunan penisilin de bir mantar türüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mantarların yeraltında bulunan bölümlerine miselyum denir ve bu miselyumlar ip ya da kök gibi toprağın altından yayılarak mantarların besin maddelerini özümlemesini sağlar. İnternet ağına benzetebileceğimiz toprak altındaki bu birbiri ile bağlantılı yapı, doğanın nöral ağı gibi işlemektedir. Ayrıca bitkilerin birbirleri ile besin paylaşmasına olanak sağlayan bu yapı, bitkiler arasında iletişimi de kurmaktadır. Dünyanın neresinde olursak olalım bastığımız her toprak parçasının altında miselyum ağları bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mantarlar eşeyli ve eşeysiz olarak ürettikleri sporlar sayesinde çoğalırlar. Bu sporlar “humenium” denilen yapılarda oluşur ve toprağa saçılan sporları; rüzgarla ya da çeşitli böceklerle çevrelerine dağılarak yeni yavruların oluşmasını sağlar. Tek hücreli mantar türleri ise tomurcuklanarak çoğalırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en pahalı yemekleri arasında yer alan lezzetlerden biri de mantar türü ile hazırlanmaktadır. Beyaz trüf mantarı ile yapılan makarna ya da risotto birçok seçkin restoranın menüsünde yer almaktadır. Beyaz trüf mantarının tadının en lezzetli ve aromasının en yoğun olduğu hâli pişmemiş olduğundan çiğ olarak tüketilmektedir.