Etiket: malkoçoğlu

  • EN SERTİNDEN ROMANTİĞİNE SİNEMADA CÜNEYT ARKIN

    EN SERTİNDEN ROMANTİĞİNE SİNEMADA CÜNEYT ARKIN

    “Yarın sabah güneş doğana kadar şu kollarımın ucuna iki tane aslan pençesi takacaksın!” Bu replik Türk Sineması’ndaki hangi oyuncuya aittir diye sorsak hepiniz 4 oku tek yay çekişiyle farklı yerlere atabilen Cüneyt Arkın’a ait olduğunu söylerdiniz değil mi? Sinemamızın duayen aktörü 1963 yılında girdiği sektörde onlarca filmde farklı karakterler canlandırdı ama seyirci onu en çok da vurdulu kırdılı diye tabir ettiğimiz filmlerle bağrına bastı. Tabii mavi bakışları ve karizmatik tavırlarıyla romantik filmlerin aranan, beklenen yüzlerinden biri de hep o oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Battalgazi” title_font_size=”13″]

    “Hoşçakal düşman beldenin yaman güzeli…” Tahmin ettiğiniz gibi bu replik de Bizans beylerinin korkulu rüyası olan Türk beyi Battalgazi’ye aitti. Dört filmden oluşan Battalgazi serisiyle Cüneyt Arkın, büründüğü kahraman rolünde fırtına gibi esmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Malkoçoğlu” title_font_size=”13″]

    Aslında kahramanlık rolleri sanatçı için Malkoçoğlu ile başlamıştı. Osmanlı akıncısı Malkoçoğlu’nun destan yazdığı hikâyelerini spagetti western havasındaki altı ayrı filmde izlemiş, ekran karşısında kendimizi hep zafer dolu sonların kollarına teslim etmiştik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kara Murat” title_font_size=”13″]

    1966 yılından itibaren 12 yıllık süreçte kahraman fedai rolleri üst üste gelmişti ve işte yedi bölümlük Kara Murat serisi de onlardan biriydi. Çizgi roman karakteri olan Kara Murat’ın sinema perdesinde Cüneyt Arkın fiziğiyle canlandırılması seyirciyi oldukça memnun etmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ömer” title_font_size=”13″]

    Cüneyt Arkın’ı sinemada tek değil birkaç tür temsil eder. Epik senaryoların haşmetli kahramanı zaman zaman da romantik yapımların yakışıklı jönü olarak çıkar karşımıza. 1971 yapımlı Severek Ayrılalım’da hayat verdiği Ömer rolü de böyledir. Sanatçı, filmdeki başrolü Hülya Koçyiğit’le paylaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kazanova Mehmet” title_font_size=”13″]

    Vurgun filminde, yakışıklılığını kullanarak gönlünü kazanmaya ve böylece parasını almaya çalıştığı Gönül’e (Gönül Yazar) sonunda gerçekten âşık olan Kazanova Mehmet rolündedir. Havalı saçları ve kıyafetleriyle boy gösterdiği film, sanatçının en eğlenceli ve romantik yapımlarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kerem” title_font_size=”13″]

    Kerem (Cüneyt Arkın) ve Ebru’nun (Filiz Akın) aşk hikâyesinin adı Acı Hayat’tır, çünkü iki genç aşığın arasına yüzyıldır süren bir kan davası girmiştir. Evlenmelerine engel olmak isteyen insanlar ve olaylar film boyunca çiftimizin peşini bırakmaz ve ne yazık ki bu film mutlu sonla bitenlerden olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Harun” title_font_size=”13″]

    Başrollerinde Audrey Hepburn ile Gary Cooper’ın oynadığı Love in the Afternoon filminden sinemamıza uyarlandığı bilinen Arım Balım Peteğim, sanatçımızın başrolü Türkan Şoray’la paylaştığı melodram türünde bir filmdir. Cüneyt Arkın, şarkısıyla da popüler olan bu yapımda Harun rolündedir.

  • 8 Madde ile Dünyanın Gönlünü Çelen Adam Cüneyt Arkın

    8 Madde ile Dünyanın Gönlünü Çelen Adam Cüneyt Arkın

    Yaşamında 80. yılı geride bırakan Fahrettin Cüreklibatur, Cüneyt Arkın adıyla tam yarım asırdır hayatımızda… “Ailemizden biri” klişesi ise hâlâ bu gibi durumları en iyi anlatan tanımlama… İnsanımızda, tesadüfen karşılaşsa sarılmadan yoluna devam edemeyecek kadar samimi duygular uyandıran sinema emekçimiz, 8 madde ile huzurlarınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Söylemekten çekinmeyelim, her şeyden önce artist gibi bir artistimizdir Cüneyt Arkın. 70’li yıllardaki filmlerine bakınca önce yeşil gözleri ve müstehzi gülüşü olmak üzere, fiziği ile dikkatinizi çeker. Kaldı ki 1963 yılında Artist isimli derginin düzenlediği sinema artisti yarışmasında birinci olmuş ve oyunculuk hayatı bu yarışmanın ardından Gurbet Kuşları ile başlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Buna karşılık gönüllerimize bir Malkoçoğlu, bir Battal Gazi, bir Kara Murat olarak tahtını kurmuştur. Kurgulanmış bir filmi değil de tarihsel bir belgeseli seyrediyormuşçasına gururlandığımız dakikalar yaşatmıştır hepimize… Surların tepesinden atlayıp bir grup düşman askerini “bovling” topu gibi dağıttığında, tek seferde en az dört ok atıp her biriyle hedefi 12’den vurduğunda hiçbirimizi şaşırtmaz sadece heyecanlandırırdı. Gözleri dağlandığında bile hedefi şaşırmayan bu fantastik kahramanı bizi gerçeğin ötesine götürdüğü için bu kadar severdik belki de.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Uçan tekme” ifadesini jargona Uzak Doğulu oyuncular mı yoksa Cüneyt Arkın filmleri mi kazandırdı bilmiyoruz ama kimi çocukların film biter bitmez gördüklerini uygulama gayretlerinin evleri bir süre karıştırdığına tanık olmuşluğumuz var. Cüneyt Arkın o rollerin hakkını verebilmek için Medrano Sirki’nde altı ay ücretsiz çalışmış, bu arada akrobasi eğitimi almıştı. Karate ve at binmede uzman sporcuydu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    400’e yakın filmde rol aldı ki saymakla bitmez. Ama bu sırada filmografisi gibi başka bir liste daha oluşmuştu hayatında. Çekimler sırasında attan düşmüş, omuzu, boyun omurları ezilmiş, dört kaburgası, el ve bilek kemiği kırılmış, kaşı yarılmış, omuzu çıkmış, felç tehlikesi atlatmış, Malkoçoğlu çekiminde yaşadığı kaza yüzünden bir hafta komada kalmıştı. Bir dönem hayatımızı renklendiren o filmlerin, o sahnelerin bize ulaşması için, dublörü, sigortası, hiçbir güvencesi olmadan kendi deyimiyle canını hiçe saymış, gerçek bir sinema emekçisiydi Cüneyt Arkın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Hoşça kal, düşman beldenin yaman güzeli.” Replikten de anlayacağınız gibi aktörümüz cengâverliğinin yanı sıra Bizans sarayına girdiğinde bile mutlaka bir güzelin kalbini çalarak çıkan bir gönülçelendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İtalya’da John Arkin olarak tanındı, James Bond’da rol alması için teklif aldı, İran’da kadınların ilgi odağıydı. Sadece avantür değil komedi ya da toplumsal içerikli çok sayıda filmde de rol aldı. Dublaj sanatçısından kaynaklanan ve koca bir ülkenin diline düşen “N’ayır… N’olamaz…” kalıbı en çok onunla anıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Cüneyt Arkın’ın tıp okuduğunu hepimiz biliriz ama şu bilgiyi çoğumuz daha önce duymamış olabiliriz: Oyunculuktan önce edebiyata ilgisi vardı. Çok beğenilen öyküler, şiirler yazardı. Hatta öykülerinin yayınlanması için Cemal Süreya’ya vermiş o da Pazar Postası’nda yayınlanması için Muzaffer Erdost’a göndermişti. İlgilendiği başka bir sanat dalı da resim oldu, bu alanda sergi açacak kadar güzel eserler üretti. Anlayacağınız, o vurdulu kırdılı rollerin arkasında sakladığı ruh, ince, çok inceydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Onu ilk keşfeden kişi usta yönetmen Halit Refiğ olmuştu. Eskişehir 1. Hava Üssü’ndeki bir film çekimi sırasında subay kıyafetleri içindeki yakışıklı dikkatini çekmiş, genç adam askerliğini bitirip yanına geldiğinde ona Gurbet Kuşları’nda rol vermişti. Ardından başka filmlerde de birlikte çalıştılar. Yıllar geçtikten sonra ünlü yönetmen düşüncelerini şu sözlerle ortaya koydu: “Cüneyt Arkın benim için, değeri ancak John Wayne, Burt Lancaster, Toshiro Mifune ve Alain Delon ile kıyaslanabilecek, Türk sinema tarihindeki en önemli ve başka benzeri bulunmayan bir sinema oyuncusudur.