Etiket: mağara

  • TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SU ALTI GÖLÜ MAĞARASI: ALTINBEŞİK

    Ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü en büyük su altı gölü mağaralarından olan Altınbeşik Mağarası, Antalya’nın İbradı ilçesinde yer alıyor. Toros Dağları’nın kalbinde yükselen, muazzam karstik yapıların oluşturduğu sarkıt ve dikitleriyle göz alıcı bir manzaraya sahip Altınbeşik Mağarası hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası, yaklaşık 2.500 metre uzunluğa sahiptir ve üç kattan oluşur. Büyük bölümü sularla kaplı olan bu devasa yapının içinde, geniş galerileri birbirine bağlayan dar geçitler yer alır. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte bulunan mağara, ilk olarak bölge halkı tarafından keşfedilmiş; günümüzde keşfi tamamlanmış bölümü ise 5.500 metreye ulaşmıştır. 1994 yılında millî park ilan edilen Altınbeşik Mağarası hem doğal güzelliği hem de gizemli yapısıyla dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türk, İngiliz, Fransız ve Çek uzmanların ilk çalışmaları sonrasında mağaranın karmaşık iç yapısı büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Üç kattan oluşan mağarada, milyonlarca yıl boyunca biriken kireç taşlarının şekillendirdiği devasa sarkıtlar, dikitler ve doğal taş oluşumları bulunmaktadır. Havası oldukça nemli olup sıcaklığı 16-18 °C arasında değişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mağaranın ilk katına, 200 metre uzunluğundaki yer altı gölü üzerinden botla girilmektedir ve bu bölüm ziyaretçilere açıktır. Bölümün sonunda, 44 metreyi bulan görkemli dikey traverten oluşumları yer alır. Buradan mağaranın ikinci katına geçilmektedir; ancak bu kısma yalnızca özel ekipman kullanan profesyonel mağaracılar çıkabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası’nın ikinci katı 130 metre uzunluğundadır ve tabanı dere yatağını andırır. İnce, uzun ve sığ bir göl ile onu takip eden küçük gölcüklerin yer aldığı bu bölüm, geçmişte su akışıyla şekillenmiş olsa da günümüzde oluşum süreci yavaşlamış ya da tamamen durmuştur. Üçüncü kat ise ilk iki kattan farklı olarak sürekli kurudur; ancak burada bulunan devasa kaya blokları son derece dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çok geniş ve uzun bir yer altı sisteminin çıkış noktasında bulunan Altınbeşik Mağarası, kuzeydeki düzlüklerden yer altına sızan suların toplanıp tahliye edildiği ana yer altı deresi işlevini görmektedir. Beyaz renkli kalın traverten oluşumları görsel bir şölen sunarken, içindeki göletler mağaraya gizemli ve etkileyici bir atmosfer katmaktadır. Mağaranın adı ise, minerallerin etkisiyle sarı renge bürünen ve köprü biçiminde yükselen kaya bloğunun beşiğe benzetilmesinden gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlkbahar ve kış aylarında su seviyesinin yükselmesi nedeniyle kapalı olan Altınbeşik Mağarası, yaz mevsiminden sonbaharın başlarına kadar ziyarete açıktır. Su derinliğinin bazı noktalarda 40 metreyi bulduğu mağara, güvenlik nedeniyle yalnızca belediye gözetiminde düzenlenen turlarla gezilebilmektedir.

  • KARANLIK VE GİZEMLİ DÜNYALAR

    Gezegenimiz büyük sürprizlerle dolu… Dünyanın farklı coğrafyalarında bulunan ve büyük ilgi uyandıran mağaralar, gerçeküstü görüntülerinin yanı sıra, gezegenimizin oluşumuna dair önemli bilgileri de barındırıyor. Dünyamızın en ilginç jeolojik özelliklerine sahip mağaralarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Listemizin ilk sırasında Vietnam’daki millî parkın sınırları içerisinde yer alan ve şimdilik dünyanın en büyük mağarası olarak kabul edilen Son Doong Mağarası var. 1991’de keşfedilen bu dev mağara, 7,2 km uzunluğa, 200 metre yüksekliğe ve 150 metre genişliğe sahip. Bu mağara öylesine büyük ki kendine ait bir yağmur ormanı, büyük bir nehri ve küçük dağları bile var. Kendine özgü bu mağara için başka bir ekosisteme sahip demek yanlış olmaz. Hatta uzmanların incelemelerine göre bu mağaranın büyük bir bölümü henüz keşfedilemedi. Birbirinden değişik canlı organizmaların yaşadığı düşünülen Son Doong Mağarası’ndan gelen gürültü ve rüzgâr uğultusu yüzünden bu mağaraya girmeye cesaret edemeyen insanlar var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalya’nın güneyindeki Capri Adası’nda bulunan The Blue Grotto Mağarası, turkuaz rengi suyu ve bembeyaz kumlarla çevrili tabanı ile dikkat çekiyor. 60 metre uzunluğa ve 25 metre derinliğe sahip bu deniz mağarasına ulaşmak için bir sualtı boşluğundan geçmek gerekiyor. Mağarayı aydınlatan turkuaz mavisi renk ise güneş ışığının yansımasından kaynaklanıyor. Mağaraya güvenli bir şekilde erişim yalnızca gelgit zamanında sular çekildiğinde ve deniz sakinken mümkün oluyor. Bu büyüleyici mağaraya girmek için ziyaretçilerin dört kişilik küçük bir kayığın içinde düz bir şekilde yatması gerekiyor. Antik Roma döneminde mağara, İmparator Tiberius’un kişisel yüzme havuzu ve deniz tapınağı olarak kullanılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yerleşim bulunmayan Staffa Adası’nda yer alan Fingal Mağarası, daha giriş kapısından herkesi büyülemeye başlıyor. İki tarafı altıgen sütunlarla sarılı olan mağaranın içi de neredeyse mükemmel derecede orantılanmış altıgen bazalt sütunlarla kaplı. Bu sütunlar ise yaklaşık 60 milyon yıl önce aktif olan volkanik lavlar tarafından şekillendirilmiş. Fingal Mağarası, 22 metre yüksekliğe ve 83 metre derinliğe sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1888’de Yeni Zelanda yerli kabilesi olan Maori halkının lideri tarafından keşfedilen Waitomo Glowworm Mağaraları büyüleyici bir atmosfere sahip. Tonoz biçimli yapısında tüm alanı kaplayan ateş böcekleri, mağara karanlığa büründüğünde parlayarak içeride inanılması güç bir görsel şölen sunuyor. Böylece binlerce ateş böceğinin aynı anda ışık yaymasıyla duvarlar âdeta bir sanat eserine dönüşüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük ikinci sualtı nehri olan Puerto Princesa Yeraltı Nehri, yaklaşık 8 km uzunluğa sahip bir kireçtaşı mağarası. Yerin yüzeyinde değil, yer altındaki mağaranın içinden akıp giden ve sonunda Güney Çin Denizi ile birleşen Puerto Princesa Yeraltı Nehri; 23 milyon yılda şekillenmiş kireçtaşı kayalıkları, sarkıt ve dikitlerden oluşuyor. Yeraltı nehrinin içerisi başlı başına bambaşka bir dünya; aynı zamanda farklılığıyla görenlere zengin bir coğrafya hissi yaşatıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Filipinler’de bulunan Puerto Princesa Yeraltı Nehri’nin 2010’da ikinci bir katı olduğu keşfedildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Listemizdeki son madde, ülkemizdeki en etkileyici mağaralardan olan Mersin Silifke’deki Aynalıgöl Mağarası… Bir çoban tarafından keşfedilen Aynalıgöl Mağarası, bir diğer adıyla Gilindire, 555 m uzunluğa, 46 m derinliğe ve 22 m yüksekliğe sahip. Her türden damlataşına rastlayabildiğimiz bu mağarada aynı zamanda büyük bir göl de bulunmaktadır. Mağaradaki sarkıt ve dikit oluşumları uzunca süre sualtında kaldığı için günümüze bozulmadan ulaşmayı başarmış durumda. Son buzul çağına ait önemli bilgileri bünyesinde barındıran mağara, 2013’te tabiat anıtı, 2021’de de tabiat parkı ilan edildi. Mağaranın girişi dar ve basık olduğu için dışarısı ile doğrudan hava hareketi bulunmuyor ve ortalama sıcaklık 25 °C, mutlak nem ise %80 olarak pek de değişkenlik göstermiyor.