Etiket: kuş

  • 7 Metropol Kuşu

    7 Metropol Kuşu

    Onlar insanlardan ne kadar hoşnut bilinmez ama biz onların varlıklarıyla doğanın birer parçası olduğumuzu her an hatırımızda tutuyor, onlar sayesinde şehirdeki hayatımızın en renkli, en zengin hallerini yaşıyoruz. İşte, şahsına münhasır karakterleriyle şehir hayatının kanatlı sakinleri!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Martı” title_font_size=”13″]

    Martı denince akla İstanbul ve Boğaz gelir, öyle ki Boğaz’la bütünleşen vapurların renklerini bile martıdan aldığı rivayet edilir. Zaman zaman asabileşebilen bu kuşlarla aramızda mesafeli bir yakınlık vardır. Ama yine de memleketten bir süre ayrı kalanlar için vapurların peşine takılan martılara duyulan özlem bir başkadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Serçe” title_font_size=”13″]

    Minicik gövdeleri ile yakınımıza kadar sokulmaktan çekinmeyen serçeleri tek bir tür zannetmeyin, küçük dostlarımızın yaklaşık 50 türü bulunuyor. Şehir hayatında yalnız yaşayan serçeler olabildiği gibi sürüler halinde de yaşıyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karga” title_font_size=”13″]

    “Karga karga gak dedi. Çık şu dala bak dedi.” şarkısıyla çocuk yaşta tanıdığımız ama uzaktan uzağa süren ilişkimizde itaatkâr bir saygı duyduğumuz kargaların sesleri insanlar arasında zaman zaman eleştirilir. Peki siz, kargaların çok zeki olduğunu, çok iyi taklit yapabildiklerini ve 100 kelimeye kadar öğrenebildiklerini biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kumru” title_font_size=”13″]

    Biz insanlar, çiftler halinde bahçelerde, korularda yaşayan kumrulara o kadar özeniriz ki iyi anlaşan bir çift gördüğümüzde “kumrular gibi” deriz. 40 milyon yıldır dünyanın sakini olan kumrular aslında insanların olduğu yerde yaşamaya sonradan alışmışlar. Şu bilgiyi de aklınızda tutmanız için paylaşmak isteriz: Kumrular tuz seven canlılardır ve bu minerale ihtiyaçları da vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güvercin” title_font_size=”13″]

    Osmanlı zamanında hemen her yerde görülebilen kuş evlerinin esas sakinleri güvercinlerdi. Cami avlularında, büyük meydanlarda insanlarla o kadar içe içe yaşarlar ki hangisi şehrin yerlisi ayırt etmekte zorlanırsınız. Göz göze geldiğimizi hissedebilecek kadar yakınlaşabildiğimiz dostlarımızdır güvercinler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Leylek” title_font_size=”13″]

    Kimi çocuklar sahip olduğu eve ve aileye leylekler ile geldiğini düşünerek kimileri de masallarda evlerin bacalarına yuva yapmış hallerini dinleyerek sevdi bu kırmızı gagalı uzun bacaklı canlıları… Bu tanıdık kuşlar o kadar çok yolculuk yaparlar ki bu halleriyle “leyleği havada görmek” tabirini hayatımıza sokmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sığırcık” title_font_size=”13″]

    Dünyanın her yerinde görebileceğiniz sığırcık kuşlarının serçeden biraz büyükçe benekli görüntüleri o kadar sevimlidir ki camınızın önünde sabahın erken saatlerinden başlayarak bütün gün hiç susmayışlarını dert bile etmezsiniz. Parklarda, bahçelerde 50-60 çift halinde yuva yapıp sürüleriyle gezerler. Açık mavi renkteki yumurtaları ise başlı başına sevilme nedenidir.

  • BAYKUŞLAR HAKKINDA NELER BİLİYORUZ?

    Hemen hemen her toplumun mitolojisinde kendine yer bulan baykuşlar doğada çok sık karşılaştığımız bir kuş türü olmasa da dünyanın çoğu bölgesinde yaygın olarak yaşamını sürdürür. Eski çağlardan beri uğur ya da uğursuzluk getirdiğine inanılan gecelerin sessiz ve yırtıcı kuşu hakkındaki bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tavuk, hindi ve sülünlerle birlikte en eski kuş türlerinden biri olan ve Puhu olarak da anılan baykuşun yaklaşık 220 türü bulunur ve baykuş, Antarktika dışında her yerde yaşar. Bu kıtada bulunmamalarının nedeni ise soğuk ve rüzgârlı hava koşullarının yanı sıra besin zincirinde yer alan canlıların Antarktika’da olmamasındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Baykuşlar sanılanın aksine boyunlarını 360 derece döndüremez. Boyunlarını her iki yöne doğru 135 derece çevirerek toplam 270 derecelik bir görüş sağlar. Ancak bu bir yetenek değil, anatomik bir durumdur. Genelde kuşlarda 7 omurga bulunurken, baykuşlarda 14 omurga vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göz yapıları küre şeklinde değil, boru gibi uzundur. Kafatasındaki Sklerotik halkalar adı verilen kemiksi yapılar ise baykuşun gözünü göz yuvalarına sabitleyen anatomik etkendir. Bu nedenle baykuşlar sadece karşıyı görebilir, sağını ya da solunu görmek istediğinde de boynunu çevirmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaşayan en küçük baykuş türü, elf baykuşudur ve 12-15 cm boyunda ve sadece 42 gram ağırlığındadır. En büyük baykuş ise 82 cm boyundaki büyük gri laponya peçeli baykuşudur. Ayrıca bu baykuş türünün kamuflaj özelliği vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baykuşların kanatları esnek ve yumuşak; büyük ve geniştir. Kanatlarının ön kısmındaki tüylerin tıpkı bir tarakta olduğu gibi düzgün bir şekilde sıralanmış olması ve kadifemsi yapısı baykuşların sessiz uçmasını sağlar. Bu nedenle kanatlarına binen yük miktarı düşüktür ve bu özellik düşük hızda bile daha az kanat çırpmasına yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baykuşun geniş yüzü, diğer kuşlara oranla daha sert ve kavisli tüylerle kaplıdır. Bu tüyler bir kepçe gibi sesleri toplar ve kulağa yansıtır. Hatta bazı baykuş türlerinin kulak delikleri öyle büyüktür ki başın yan tarafını tamamen kaplar. Baykuşlar bu gelişmiş işitme duyusu sayesinde karanlıkta avlarının yerlerini tespit edip kolaylıkla avlanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir baykuş, yılda 50 kiloya yakın kemirgenle beslenir. Besin zincirinin başında bulunan kemirgenleri bolca yediği için birçok çiftçi tarım zararlılarıyla mücadele konusunda tarlasına gelen baykuşları koruma altına alır. Bu, çiftçilerin tarım zehri kullanmasına engel olan sağlıklı ve doğal bir yöntemdir.

  • DOĞANIN EN SÜSLÜ CANLILARI

    Pek çok canlı, hayatta kalma içgüdüsüyle zamanla farklı şekil ve desenler geliştirerek çevreleriyle mükemmel bir uyum içinde yaşamını sürdürür. Bu canlılar; renkli tüylerden parlak beneklere, karmaşık desenlerden etkileyici biçimlere kadar uzanan çeşitli görsel özelliklerle ya avcılardan korunur ya da üreme dönemlerinde eşlerinin ilgisini çeker. Sahip oldukları desenler, doğal ortamlarında kamufle olmalarını kolaylaştırırken; kimi zaman da rakipleri karşısında üstünlük kurmalarını sağlar. Bu adaptasyon sayesinde bazı canlılar, dış görünüşleriyle âdeta birer sanat eserini andırır. Renkli tüyleri, göz alıcı desenleri ve dikkat çekici yapılarıyla doğanın görsel zenginliğini yansıtan bu canlıları yazımızda keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tavus Kuşu Örümceği” title_font_size=”13″]

    Avustralya’ya özgü, renkli ve etkileyici danslarıyla tanınan küçük ama benzersiz bir örümcek türü olan tavus kuşu örümceği, adını tavus kuşlarını andıran desenli ve renkli karın kısmından alır. Erkek örümcekler, bu göz alıcı desenleri dişilerini etkilemek için kullanır. Renkleri genellikle mavi, kırmızı, turuncu ve yeşil tonlarında canlıdır ve nano ölçekteki ışığı yansıtan yapılar sayesinde parlar. Erkek tavus kuşu örümceği, çiftleşme döneminde dişiyi etkilemek için karmaşık bir dans sergiler. Bu dans sırasında karnını yukarı kaldırarak renkli kısmını gösterir ve bacaklarını titreterek ritmik hareketler yapar. Yalnızca 3-5 milimetre boyutunda olmasına rağmen bu tür; gösterişli görünümü, zarif hareketleri ve simetrik desenleriyle doğanın estetik gücünü en etkileyici şekilde yansıtan canlılardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mandalina Balığı ” title_font_size=”13″]

    Güney Pasifik ve Hint Okyanusu’nun sıcak, sığ mercan resiflerinde yaşayan mandalina balığı, doğanın âdeta renkli bir fırça darbesi gibidir. Genellikle 6-8 santimetre arasında değişen boyuyla küçük yapısına rağmen, canlı mavi, turuncu ve yeşil tonlarıyla su altının en göz alıcı canlılarından biri olarak kabul edilir. Estetik görüntüsüyle mandalina balığı hem deniz biyologlarının hem de akvaryum meraklılarının ilgisini çeken büyüleyici bir türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mücevher Yaban Arısı” title_font_size=”13″]

    Asya, Afrika ve Pasifik Adaları’nda yaşayan mücevher yaban arısı, parlak yeşil ve mavi metalik renkleri sayesinde bir mücevheri andırdığı için “mücevher” adını almıştır. Metalik parlaklığı ve ışığı yansıtan renkleri, doğal ortamdaki ışık oyunlarıyla birleşerek onları yırtıcılardan saklanmak için avantajlı hâle getirir. Genellikle ormanlık alanlar ve tropikal bölgelerde yaşayan bu tür, çevresiyle uyum sağlayarak ışık yansımalarını taklit eder. Ayrıca bazı yırtıcılar bu canlıların dikkat çekici renklerini, doğada zehirli ya da tehlikeli canlılara ait bir uyarı olarak algılar. Bu durum, “aposematizm” olarak bilinen savunma mekanizmasının bir parçasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cennet Kuşu ” title_font_size=”13″]

    Papua Yeni Gine, Avustralya ve çevresindeki adalarda yaşayan cennet kuşları, göz alıcı renkleri ve etkileyici danslarıyla tanınır. Neon mavisi, yeşil, altın sarısı, kırmızı ve siyah gibi canlı renklere sahip bu kuşlar, doğanın en süslü canlıları arasında yer alır. Erkek cennet kuşları, dişileri etkilemek için olağanüstü danslar sergiler. Bu danslar; tüylerini kabartma, kanatlarını sallama ve belirli bir ritimde hareket etme gibi özel koreografiler içerir. Yaklaşık 42 türü bulunan cennet kuşlarının her biri, kendine özgü renkleri, desenleri ve davranışlarıyla dikkat çeker. Dişiler, en parlak tüylere ve en etkileyici danslara sahip erkekleri tercih ettiğinden erkek cennet kuşlarının renkleri zamanla daha karmaşık ve gösterişli hâle gelmiştir. Bu evrimsel süreç, onların doğadaki en göz kamaştırıcı kuşlardan biri olmasına neden olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yılbaşı Ağacı Solucanı ” title_font_size=”13″]

    Denizlerde yaşayan ve adını yılbaşı ağacına benzeyen renkli, spiral şeklindeki görünümünden alan yılbaşı ağacı solucanı; sarı, mavi, kırmızı, beyaz ve turuncu gibi çeşitli renklerde olabilir. Mercan resiflerinin sakinleri arasında yer alan bu küçük ama dikkat çekici canlı, yaklaşık 3-4 santimetre uzunluğundadır. Ancak renkli dokunaçları, onu olduğundan daha büyük ve gösterişli gösterir. Solucanın gövdesi mercan yapısına gömülüdür; dışarıda yalnızca spiral biçimindeki dokunaçları görülür. Bu renkli dokunaçlar, aynı zamanda filtreleme sistemi gibi çalışarak sudaki küçük besin parçacıklarını yakalar. Canlı renkleri ise, rengârenk mercanlar arasında kamufle olmalarına, avcıları caydırmalarına ya da dikkatlerini dağıtmaya yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Semer Sırtı Tırtıl ” title_font_size=”13″]

    Semer sırtı tırtılının adı, sırt kısmındaki renkli “semer” (yani halat veya ip benzeri şekil) deseninden gelir. Tırtıl genellikle sarımsı, yeşilimsi ve beyaz renklerde desenlere sahiptir ve bu renkler tüylerinde yoğunlaşır. Göz alıcı görünümü, yırtıcılara karşı bir savunma mekanizması işlevi görür. Semer sırtı tırtılı aynı zamanda doğanın en etkileyici metamorfoz süreçlerinden birine sahiptir. Yumurtadan çıkan tırtıl, önce hızlıca büyür; ardından koza örerek pupa evresine geçer. Bu evrenin sonunda ise zarif ve renkli bir gece kelebeğine dönüşerek hayat döngüsünü tamamlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mavi Halkalı Ahtapot ” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en tehlikeli deniz canlılarından biri olarak bilinen mavi halkalı ahtapot, küçük boyutuna rağmen son derece güçlü bir zehre sahiptir. Kendini savunmak amacıyla salgıladığı bu zehir, insanlar için bile ölümcül olabilir. Genellikle 20 santimetreye kadar büyüyebilen bu türün en dikkat çekici özelliği, vücudundaki parlak mavi halkalar ya da dairelerdir. Bu halkalar, ahtapot stres altındayken veya tehdit hissettiğinde belirginleşir ve saldırıdan önce bir uyarı işareti niteliği taşır. Mavi halkalı ahtapot, Pasifik Okyanusu’nun tropikal ve subtropikal bölgelerinde; özellikle Avustralya, Filipinler ve Japonya kıyılarında yaşamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapraklı Deniz Ejderi ” title_font_size=”13″]

    Denizlerin en renkli ve etkileyici canlılarından biri olan yapraklı deniz ejderi, adını vücudunda bulunan yaprak benzeri uzantılardan alır. Bu çıkıntılar, deniz yosunlarına ve bitkilere benzemesini sağlayarak doğal ortamında mükemmel bir kamuflaj oluşturur. Yaklaşık 35 santimetreye kadar büyüyebilen yapraklı deniz ejderi, yalnızca Avustralya’nın güney kıyıları ve çevresindeki bazı deniz bölgelerinde görülür. Bu ilginç deniz canlısı genellikle çok yavaş hareket eder. Yapraklı yapıları sayesinde suyun akıntısıyla sürüklenebilir ya da deniz bitkilerine tutunarak hareketsiz kalabilir. Bu sayede hem avcılardan saklanır hem de çevresiyle neredeyse tamamen bütünleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Picasso Böceği” title_font_size=”13″]

    Picasso böceği, üzerindeki rengârenk ve soyut desenler nedeniyle, ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso’nun sanatına benzerlik gösterdiğinden bu ismi almıştır. Yeşil, sarı ve siyah tonlarındaki renkler, böceğin vücudunun farklı bölgelerinde bir araya gelerek soyut şekiller ve çizgilerle harmanlanmıştır. Bu dikkat çekici desenler, böceğin çevresindeki bitki örtüsüyle uyumlu hâle gelmesini sağlar ve bu sayede doğal bir kamuflaj işlevi görür.

  • 6 MADDEYLE MACAW PAPAĞANI

    Etkileyici tüy yapısı, şaşırtıcı özellikleri ve canlı renkleriyle Macaw papağanları, tropikal hayvanlar içinde en dikkat çekenlerdendir. Bu sosyal kuşların en ilginç özelliklerinden biri eğer doğru bir eğitim verilirse adeta dile gelmesidir. Birkaç kelimeden çok daha fazlasını konuşabilen Macaw papağanları keskin zekâları ve öğrenme kapasiteleriyle diğer kuş türlerinden çok daha öndedir. Uzun ömürlü oluşuyla şaşırtan, Macaw ya da Sümbül papağanı olarak da bilinen bu tropikal kuşlar hakkında bilgileri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • FARKLI MEVSİMLERİ FARKLI COĞRAFYALARDA GEÇİREN KUŞ TÜRLERİ

    Afrika-Avrupa ve Afrika-Asya uzantısında göç eden türlerin mola ya da üreme noktası olan ülkemiz, kışı geçirmek üzere yola çıkanların da yazı geçirmek isteyen kuş türlerinin de giriş kapısı… Yazımızda yolu ülkemizden geçen başlıca göçmen kuş türlerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Uzun mesafeleri en az enerji harcayarak katetmek için kanat çırpmadan, süzülerek uçan leylekler bahar ve yaz aylarını Avrupa ve İskandinav ülkelerinde; kış aylarını da Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde geçirir. Türkiye’ye mart ayında Afrika’dan çıkıp Hatay’dan Anadolu’ya gelir; İstanbul ve Trakya üzerinden de Avrupa ve Balkanlar’a sürüler halinde göç eder. Leyleklerin göç ederken karadan uzaklaşmamasının nedeni ise uzun süre kanat çırpmadan uçmak için gereksinim duydukları sıcak hava termallerinin deniz üzerinde oluşmamasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkiye ve Avrupa’daki en küçük akbaba türü olan küçük akbabaların türü tehlike altında olsa da Avrupa’daki en büyük yaşam alanı ülkemiz topraklarıdır. Ankara’nın Beypazarı ve Kirmir Vadisi en önemli üreme ve beslenme alanıdır. Küçük akbabalar kışı Afrika’da geçirdikten sonra mart ayında üremek için binlerce kilometre mesafeyi katederek Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gelir. İlkbahar ve yazı geçirdikleri bu bölgelerde üreyen akbabalar, büyüyen yavruları ile eylül ayı sonundan itibaren tekrar Afrika’ya gider. Tek eşli olan bu tür, üreme dönemi olan ilkbahar aylarında çift olarak göç eder ve yuvalarını uygun buldukları yüksek yerlere inşa eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uzun bacaklı ve uzun boyunlu göçmen bir kuş olan turna, kabarık tüylere ve süslü bir görüntüye sahiptir. Türkülerimize ve masallarımıza da konu olan bu güzel kuşun yaşam alanı ise sazlık alanlardır. Turnalar kış aylarını geçirmek için temmuzdan ekime kadar Karadeniz’in kuzeyinden güneye, ilkbahar ve yaz aylarında ise güneyden kuzeye doğru göç eder. Sayıları 400’ü bulan gruplar halinde göç eden turnalar üremek için mart ayında tekrar kuzey bölgelere kanat çırpar. Üreme sezonu boyunca nehir ve göl çevresindeki ıslak çayırlarda ikamet eden turnaların ana göç yolu Kırım’dan başlayıp Orta Karadeniz semalarına doğru devam eder. Buradan da İç Anadolu üzerinden Doğu Akdeniz kıyılarına giden turnaların bir kısmı Akdeniz ve Kıbrıs üzerinden uçarak Mısır kıyılarına ulaşırken, diğer gruplar Adana ve Antakya ovaları üzerinden İsrail’e doğru iner, oradan Afrika’ya geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Pelikangiller familyasından oldukça büyük bir tür olan ak pelikanlar her sene ilkbahar aylarında Afrika’dan Avrupa’ya göç eder. Kış aylarını sıcak iklime sahip Afrika’da geçirdikten sonra Hatay ve Adana ilinden ülkemize giriş yaparak Türkiye’nin batı bölgesinde kanat çırpmaya devam eden ak pelikanlar bu rota üzerinden Romanya’daki Tuna Nehri Deltası’na ulaşır. Her yıl 30 binden fazla ak pelikan göç ederken Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Longoz Ormanları, Uluabat Gölü ve Balıkesir sınırlarındaki Manyas Kuş Cenneti’nde kalabalık gruplar halinde mola verir. Su yaşamına çok iyi uyum sağlayan bu türün kısa ve kuvvetli bacakları ile perdeli ayakları suyun içinden havalanmasına imkân tanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dar ve uzun kanatlara sahip, küçük kafalı ve uzun kuyruklu yırtıcı bir tür olan arı şahini, çoğunlukla sulak alanlara sahip ormanlıklarda yaşar. Arı şahini diğer birçok göçmen kuş türünde olduğu gibi yaz aylarını geçirdiği Avrupa’nın birçok bölgesinden kışları geçirmek için Asya ve Afrika’daki tropikal iklimlere sahip bölgelere göç eder. İskandinavya, Rusya ve Avrupa’nın birçok yerinde görülebilen türün ana yaşam alanı ise Hazar Denizi’nden Tayland’a kadar uzanır. Türkiye’deki göç rotası ise ülkemizdeki ormanlık alana sahip hemen hemen tüm şehirleri kapsarken en sık görüldüğü ilimiz ise Hatay’dır. Arı şahinlerini nisan ile ekim ayları arasında ülkemiz semalarında göç ederken görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Orta boylu bir kartal türü olan küçük orman kartalı, İran’ın kuzeyi, Türkiye ve Doğu Avrupa kesimlerinde görülen bir türdür. Orta ve Doğu Avrupa üreme alanı olurken, Orta ve Güney Afrika’ya kışı geçirmek için göç eder. İlkbaharda Türkiye’den özellikle de İstanbul Boğazı’ndan sık sık geçer. Termal akımları kullanarak uzun uçuşlar yapan bu türün besinini küçük memeliler, amfibiler, sürüngenler, bazı böcekler ve avlayabileceği boyuttaki kuşlar oluşturduğu için yaşam alanları ve göç yolları diğer göçmen kuşlara nispeten daha geniş bir dağılım gösterir.

  • UÇAMASALAR DA KUŞLAR

    Cüsselerinin büyük olması, minik kanatlara sahip olmaları ya da hiç kanatları olmaması sebebiyle uçamayan kuş türleri vardır. Bu kuş türleri büyük kanat kaslarını destekleyen omurgaları sahip olmasa da, hayatta kalma yeteneklerini çoğunlukla güçlü bacakları ile sağlarlar. Uçamayan kuş türlerini sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’da yaşayan kivi kuşları kanatları olmadığı için uçamayan bir kuş türüdür. Boyu 45 cm olan kivi kuşlarının ağırlıkları ise dört buçuk kilogramı bulabilmektedir. Gagaları uzun bir hortuma benzeyen bu kuş türünün en önemli özelliği çok iyi koku alabilmesidir. Bacakları kalın ve güçlü olduğu için çok iyi koşabilen kivi kuşları gece avlanır, gündüz ağaç kovukları gibi karanlık yerlerde saklanırlar. Kivi kuşlarında kuluçkaya sadece erkek kuşlar yatar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Afrika kökenli olan deve kuşları, uçamayan en büyük kuş türüdür. Ağırlıkları 63 ile 130 kg arasında değişen deve kuşunun boy uzunluğu ise 2,75 metreyi bulabilmektedir. Uçamamasının oluşturduğu dezavantajı saatte 97 km hızla yarım saat boyunca durmaksızın koşabilmesi ile kapatır. Kuşlar arasında en büyük yumurtaya sahip olan deve kuşlarının açık kanat uzunluğu 32 metreyi bulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’da yaşayan weka kuşu da uçamayan kuş türlerinden biri. Ortalama büyüklüğü bir tavuk kadar olan weka’ların kızıla çalan kahverengi gagaları 5 cm uzunluğundadır. Dişi ve erkeklerinin nöbetleşe kuluçkaya yattığı weka’lar sivri kuyruklarını tıpkı yavru bir köpek gibi sürekli sallarlar. Uçamayan tüm kuş türlerinde olduğu gibi sağlam ve güçlü bacakları vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hindistan’nın güneydoğusundaki kırmızı hint kuşundan geldiği düşünülen tavuklar, dünyada en fazla bulunan kuş türüdür. Bir tavuk senede 300’den fazla yumurta yapabilmektedir. Tavukların boyunlarında bir zürafadakinden daha fazla kemik bulunur. En yakından tanıdığımız kuş türü olan tavukların uçuş rekoru yalnızca 13 saniyedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Oldukça iri cüsseleri ile uçamayan bir kuş türü olan tepeli devekuşu en tehlikeli kuş türüdür. Avustralya ve Yeni Gine ormanlarında görülen bu kuş türünün ortalama boyu bir buçuk metreyi geçebilmektedir. Kıla benzeyen tüy yapısı kuru kalmalarını sağlar. 50 senelik ömürleri ile dünyanın en uzun yaşayan kuş türleri arasına girer. Hantal görüntüsüne rağmen hızlı bir koşucu olan tepeli devekuşunun pençeleri 10 santimetreye ulaşabilmektedir. Erkek tepeli devekuşu 50 gün süren kuluçkaya tek başına yatmaktadır ve yumurtadan çıkan yavrusunu 9 ile 18 ay boyunca yine tek başına yetiştirmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Genellikle gece papağanı olarak bilinen kakapo, uçma yeteneğini kaybetmiş bir gece kuşudur. Yeni Zelanda’da yaşayan kakapoların gaga çevresi bıyık benzeri sert bir tüyle kaplıdır. Uçamayan tek papağan türü olan bu tür aynı zamanda dünyanın en ağır papağanıdır. Kamuflaj yeteneği ile zorlu doğa şartlarında saklanabilen kakapoların vücut uzunluğu 54 ile 68 cm arasında değişebilmektedir. Çok kısa kanatlara sahip olan kakapolar, kanatlarını ağaçlardan aşağı atlarken denge oluşturacak şekilde kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Galapagos Adaları, Antartika, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Amerika, Güney Afrika ve Güney Kutbu’nda yaşayan penguenler kuş türü olmalarına rağmen denizde daha çok vakit geçirirler. Boyları 30 ile 105 cm arasında değişen penguenlerin 18 türü bulunmaktadır. En iri penguen türü 45 kilograma ulaşan ağırlığıyla İmparator penguen türüdür. Ayakta durabilen penguenler, aynı zamanda çok hızlı yüzücüdürler. Kanatları uçmalarını sağlayan anatomik özelliklere sahip olmasa da, su altında çok hızlı yüzmelerini sağlayan yüzgeç görevi görmektedir. Kalın yağ tabakası sıfırın altındaki dondurucu soğuklarından korunmalarını sağlamaktadır.

  • Kışın Sokaktaki Canlar İçin Yapabileceğiniz 10 Büyük İyilik

    Kışın Sokaktaki Canlar İçin Yapabileceğiniz 10 Büyük İyilik

    Sokaklarımıza ve yaşamımıza renk katan sokak hayvanları her zaman mahallelerimizin önemli değerlerinden biri olmuştur. Kış mevsimi gelip, havalar soğuduğunda hayat onlar için çok zorlaşır. Onlara zorlu hava koşullarında yardımcı olmak için yapabileceklerinizi 10 maddelik listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Havalar soğuyunca üşüyen kediler ısınmak için arabaların motorlarına giriyor ve bazen orada uyuyabiliyorlar, bu yüzden siz siz olun motorda kedi olup olmadığını bilmeden arabanızı çalıştırmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Yeryüzündeki tüm canlılar gibi sokak hayvanlarının da yaz kış yeterli su almaları gerekiyor. Onlara soğuk havalarda su vereceğiniz zaman suyun içine yağ damlatmayı unutmayın ki miniklerin suyu donmasın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Sokaktaki canların karnını doyururken metal yerine plastik kapları tercih etmeniz de onlar için hazırladığınız yiyeceklerin donmasını engelleyecektir. Ayrıca yemek ararken çöp kutularına giren kedileri yaralamamak için çöpe cam kırığı ve kesici maddeler atmamanız da onların sağlığı için büyük önem taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Kışın soğuğu sokak hayvanları için hayati bir tehlike oluşturabilir. Onları soğuktan, kardan ve yağmurdan koruyacak yuvalar yapmak ise oldukça kolay… Her markette bulabileceğiniz basit ve ucuz malzemeleri kullanarak onlara ev yapabilirsiniz, karton bir kutunun içine eski bir kazak koyup, üzerine bir çöp poşeti geçirerek bile bir can kurtarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kedi ve köpekler gibi kuşlar da kışın soğuğunda yiyecek bulmakta zorlanıyorlar. Soğukta aç kaldıklarında çok kısa sürede hayatını kaybeden bu minik canlılara yardım etmek için pencerenizin önüne, balkonunuza biraz bulgur, pirinç ya da ekmek kırıntısı bırakmanız yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Üstelik kuşlar için ev yaparak sert hava şartlarından korunmalarını sağlayabilirsiniz. Osmanlı mimarisinde de özel bir yeri olan kuş evleri aslında bir anlamda sokakta yaşayan hayvanları korumanın kültürümüzde ne kadar köklü bir yeri olduğunun göstergesi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Sokakta yaralı bir hayvan gördüğünüzde nasılsa biri yardım eder diye düşünmemelisiniz. Oradan ayrılmayıp yetkilileri arayarak bir can kurtarabilirsiniz. Belediyelerin ilgili birimlerine, hayvan ambulansı servisine telefonunuzla kolayca ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Havanın en soğuk olduğu günlerde, gecelerde üşüyen hayvanları apartmanınızın içine alarak binanın sıcağını onlarla paylaşabilirsiniz. Soğuk bir geceyi apartmanda geçirmek onları hayati tehlikelerden koruyabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Sokakta gördüğünüz yavru hayvanları iyice araştırmadan bulundukları yerden uzaklaştırmak, istemeden de olsa onlara zarar vermenize sebep olabilir. Eğer annesiz olduğundan şüphelendiğiniz yavru bir hayvan varsa onu bir süre gözleyin, etraftakilere annesi olup olmadığını sorun ve ancak yalnız olduğuna emin olursanız harekete geçin. Unutmayın ki bir yavruya kimse annesinden daha iyi bakamaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Sokaklarımızda birçok sahipsiz hayvan var ve onlara yapacağımız minicik yardımlar bile hayat kurtarıcı olabilir. İmkânınız varsa barınaklara yardım yapmak, en azından barınakları ziyaret edip sevgi ve ilgi göstermek oradaki canlar için bir fark yaratabilir. Hayatınıza tüylü bir dost dâhil etmek istediğinizde ise, satın almak yerine sahiplenmek yaşadığımız dünyayı biraz daha güzelleştirmek için harika bir fırsat olacaktır.

  • KUŞLARIN GÖZÜNDEN GEZEGENİMİZ

    Yaşadığımız gezegenin güzelliklerini göçmen bir kuşun gözünden görmenin inanılmaz bir tecrübe olacağına hepimiz hemfikiriz. Sınırsız gökyüzünde kanat çırpan kuşların yerküreye tepeden baktığında karşılaştığı manzarayı gelişen teknoloji ve drone fotoğrafçıları tahmin edilebilir kıldı. Piramitlerin, uçsuz bucaksız okyanusların ve en yüksek dağların zirvelerini merak edenler için seçtiğimiz fotoğrafları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pasifik Okyanusu, Avustralya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”An Giang, Vietnam” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şanghay, Çin” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Shishaldin Dağı, Alaska” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manhattan, ABD” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gize Piramitleri, Mısır” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antalya, Türkiye” title_font_size=”13″]
  • DOĞANIN GİZEMLİ KUŞU: PABUÇ GAGALI LEYLEK

    Pabuç gagalı leylek “Balaeniceps Rex”, Afrika’ya özgü bir kuş türüdür. Sayılarının beş bin ile sekiz bin arasında olduğu tahmin edilen bu kuşların özelliklerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oldukça ilginç bir görüntüsü olan pabuç gagalı leyleklerin kuyruktan gagaya olan uzunluğu 110-140 santimetredir. Ancak kanatlarını açtıklarında 230-260 santimetre arasında değişen büyüklüğe ulaşır. Ağırlığı dört ile yedi kilogram arasında değişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeni yumurtadan çıkmış bir pabuç gagalı, gri ve mavi renkte tüylere sahiptir. Pabuç gagalı leyleklerin en belirgin özelliği gagalarıdır ve tahta bir pabucu andırır, ismini de buradan alır. Kavisli bir çengele benzeyen gagası oldukça keskindir. Gagasının bu yapısı avını yakalamaya ve beslenmesine yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ayak parmakları son derece ince ve uzundur. Aralarında hiçbir perde olmaksızın tamamen ayrıktır. Bu, pabuç gagalı leyleği diğer kuşlardan farklı kılan özelliklerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaygın olarak Orta Afrika’nın tropikal bölgesinde, Uganda’nın kuzeyindeki sulak alanlarda, Tanzanya’nın batı bölgesinde ve Zambiya’nın kuzeydoğusundaki bataklık ve tatlı su bölgelerinde yaşar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Papuç gagalılar gruplar halinde dolaşmayı tercih etmez, genellikle yalnız yaşar. Tek eşli olan pabuç gagalılarda her iki ebeveyn de yuva yapımı, kuluçka ve yavru yetiştirmeye destek verir. Yuva, küçük bir adada veya yüzen bitki örtüsünün üzerinde bulunur. Çim gibi malzemeleri zemine dokuyarak yaklaşık bir metre çapında yuva inşa eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Papuç gagalı leylekler genel olarak sessizdir ancak yetişkin pabuç gagalı yuvadayken eşine selamlama olarak gıcırdayan bir gaga sesi, yavrular ise yiyecek isterken hıçkırığa benzer bir ses çıkarır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pabuç gagalı leylekler uçar ancak besin sıkıntısı yaşamadıkları sürece göç etmez, yaşadığı alanlarda yuvalanma ve beslenme bölgeleri arasında mevsimsel hareket eder. Pabuç gagalılar insanlara karşı da çok uysaldır. Bu kuşları inceleyen araştırmacılar yuvasındaki bireylerin altı metre kadar yanına yaklaşabilmiş, pabuç gagalı leyleklerin ise yuvaya yaklaşan araştırmacıları tehdit edecek herhangi bir davranışta bulunmadığı kaydedilmiştir.