Etiket: köprü

  • DOĞAL YOLLARLA OLUŞAN MUHTEŞEM KEMERLER VE KÖPRÜLER

    Doğa, milyonlarca yıl süren süreçler boyunca çarpıcı yapılar oluşturmuştur. Rüzgârın, suyun ve yer hareketlerinin kayaları yavaş yavaş aşındırmasıyla zayıf noktalar oyulmuş, böylece doğal yollarla şekillenen benzersiz yapılar ortaya çıkmıştır. Bize hem doğanın gücünü hem de sabrını hatırlatan, görsel olarak büyüleyici ve jeolojik açıdan önemli bu oluşumların eşsiz örneklerini yazımızda derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rainbow Bridge National Monument, ABD” title_font_size=”13″]

    Rainbow Bridge National Monument (Gökkuşağı Köprüsü Ulusal Anıtı), ABD’nin Utah eyaletinde, Lake Powell Gölü’nün yakınlarında yer alan etkileyici bir doğal yapıdır. Dünyanın en büyük doğal köprülerinden biri olarak kabul edilir ve 1910 yılında ABD Başkanı William Howard Taft tarafından ulusal anıt ilan edilmiştir. Yaklaşık 84 metre uzunluğundaki köprü, doğal erozyon süreçlerinin bir sonucu olarak yaklaşık 5 milyon yıl önce oluşmuştur ve ismini, kaya kemerinin üzerinden gün ışığının yansıması sonucu meydana gelen renkli manzaradan almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aloba Arch, Çad” title_font_size=”13″]

    Aloba Arch (Aloba Kemeri), Çad’ın Ennedi Bölgesi’nde yer alan ve dünyanın en büyük doğal taş kemerlerinden biri olarak kabul edilen etkileyici bir oluşumdur. 122 metre yüksekliğindeki kemer, granit ve kireç taşı gibi kayaçların erozyon ve diğer doğal süreçler sonucu aşınmasıyla meydana gelmiştir. Milyonlarca yıl süren bu aşındırma süreci, rüzgârın da etkisiyle kemerin bugünkü formunu almasını sağlamıştır. Kemerin çevresindeki kaya yapıları ise oldukça dikkat çekicidir; bölge, doğal kaya oluşumları açısından zengin çeşitliliğiyle âdeta bir açık hava müzesini andırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Le Pont d’Arc, Fransa” title_font_size=”13″]

    Le Pont d’Arc (Kemer Köprüsü), Fransa’nın güneydoğusunda, Ardèche Nehri’nin geçtiği Ardèche Bölgesi’nde yer alan doğal bir oluşumdur. Fransa’nın en ünlü doğal köprülerinden biri olarak bilinen bu etkileyici kemer; yaklaşık 60 metre yüksekliğe, 54 metre genişliğe sahiptir ve en az 500.000 yıllık bir geçmişe dayanır. Ardèche Nehri’nin kayayı aşındırmasıyla oluşan Le Pont d’Arc, kano gezilerinin de gözde noktalarındandır. Ayrıca, MÖ 30.000 yıl öncesine tarihlenen ve dünyaca ünlü duvar resimleriyle tanınan Chauvet Mağarası da aynı bölgede yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Forzhaga Arch, Libya” title_font_size=”13″]

    Forzhaga Arch (Forzhaga Kemeri), Libya’nın Fezzan Bölgesi’nde yer alan doğal bir oluşumdur. Yaklaşık 40 metre yüksekliğindeki bu kemer, rüzgâr erozyonu ve su aşındırma gibi doğal süreçlerin etkisiyle meydana gelmiştir. Yüzyıllar boyunca süren jeolojik süreçler, kireç taşı ve kum taşı kayaçlarının aşınmasıyla kemer bugünkü formunu almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El Arco de Cabo San Lucas, Meksika” title_font_size=”13″]

    El Arco de Cabo San Lucas (Cabo San Lucas Kemeri), Meksika’nın Baja California Yarımadası’nın en güney ucunda, Cabo San Lucas şehrinde yer alan ünlü bir deniz kemeridir. Bölge, Pasifik Okyanusu ile California Körfezi’nin birleştiği noktada bulunur. Kemer, şehrin güney ucunda konumlandığı için “Land’s End” (Karanın Sonu) olarak da adlandırılır. Altın rengiyle özellikle gün batımında en çok fotoğraflanan doğal yapılardan biridir.

  • DÜNYANIN EN ESKİ ÇARŞILI KÖPRÜLERİNDEN BURSA IRGANDI KÖPRÜSÜ

    Bursa’da, Gökdere Suyu üzerine inşa edilen Irgandı Köprüsü, 583 yıldır şehrin tarihine tanıklık ediyor. Dünya üzerinde benzeri bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan Irgandı Köprüsü hem mimari yapısıyla hem de üstünde yer alan çarşısıyla dikkat çekiyor. Osmanlı’dan günümüze uzanan bu eşsiz yapı, tarih boyunca ticaretin ve zanaatkârlığın kalbinin attığı yerlerden biri olmuştur. Bugün hâlâ sanatkârların ve el emeği ürünlerin buluştuğu özel bir nokta olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    15. yüzyılda Osmanlı’nın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Bursa’da, dönemin tüccarları ticaret yollarını güçlendirmek amacıyla hanlar, çarşılar ve köprüler yaptırmıştır. Irgandı Köprüsü de bu amaçla, yoğun ticaret hayatına sahip Bursa’da inşa edilen yapılardan biridir. 1442 yılında, Sultan II. Murad Dönemi’nde; Irgandılı Pir Ali oğlu tüccar Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılmış, mimarının ise Abdullah oğlu Timurtaş olduğu rivayet edilmektedir. Bu köprüyü eşsiz kılan en önemli özelliklerden biri üzerinde bir çarşısının bulunmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köprü, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen çarşılı köprülerin nadir örneklerinden biridir. Sadece şehri birbirine bağlamakla kalmamış, aynı zamanda ticari bir merkez işlevi de görmüştür. İlk yapıldığı dönemde kâgir (taş veya tuğladan yapılan yapı) bir yapı olduğu, her iki tarafta 16 bölüm olmak üzere, toplam 31 dükkân ve 1 mescit bulunduğu; ayaklarında ise depo ve ahır bölümlerinin yer aldığı bilinmektedir. Ancak köprü, zaman içinde büyük yıkımlara uğramış ve çeşitli restorasyonlardan geçtiği için orijinal hâline dair kesin bilgiler sınırlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1855 yılındaki büyük depremde ağır hasar gören Irgandı Köprüsü, onarıldıktan sonra üstü açık ve ahşap dükkânların yan yana dizildiği bir çarşı hâline getirilmiştir. 1922 yılında, işgal kuvvetleri Bursa’yı terk ederken köprüyü bombalayarak yıkmıştır. Ardından, 1949 yılında köprü çarşısız ve betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. 2004 yılında ise köprünün rekonstrüksiyonu gerçekleştirilmiş ve çarşı kısmı aslına uygun şekilde yeniden yapılmıştır. Günümüzde Irgandı Köprüsü, özgün mimari yapısına oldukça yakın bir görünümle hizmet vermeye devam etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bursa’nın kültürel ve turistik merkezlerinden biri olarak işlev gören bu köprü üzerinde, geleneksel el sanatlarıyla uğraşan zanaatkârların dükkânları yer almakta; ebru, hat, çini, seramik ve ahşap oyma gibi sanat dallarına ait el yapımı eserler burada satışa sunulmaktadır. Ayrıca, köprünün tarihî atmosferini yansıtan küçük kafeler ve sanat atölyeleri de ziyaretçilere açıktır. Bu yönüyle Irgandı Köprüsü hem tarihî bir yapı hem de sanat ve zanaat kültürünü yaşatan bir merkez olarak Bursa’nın önemli simgelerinden biri hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1345 yılında inşa edilen ve Floransa’nın simgelerinden biri hâline gelen Ponte Vecchio, üzerinde kuyumcu dükkânlarının yer aldığı ünlü bir köprüdür. Orta Çağ’dan günümüze ulaşan çarşılı köprüler arasında en bilinen örneklerden biridir. Bulgaristan’da bulunan Osma Köprüsü, Osmanlı Dönemi’ne ait olup, üzerinde dükkânların bulunduğu ender çarşılı köprülerdendir. 1588 yılında tamamlanan Rialto Köprüsü ise Venedik’in en ünlü yapılarından biri olarak, tarihî dükkânlarıyla öne çıkar. Irgandı Köprüsü de benzer mimari özellikler taşıyan, dünya üzerindeki sayılı çarşılı köprülerden biridir. Sadece bir ulaşım güzergâhı değil, aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşıyan değerli bir kültürel miras olarak da büyük önem taşımaktadır.

  • MAKAS KÖPRÜ VE TARİHÇESİ

    Makas köprüsü, yük taşıyan üst yapısı, genellikle üçgen birimler oluşturan bağlı materyallerden oluşan bir yapı olan, kafes kirişli bir köprüdür. 19. ve 20. yüzyılın başlarındaki mühendisler tarafından basit tasarımlarla hayata geçirilen makas köprüsünde, malzemeler verimli bir şekilde kullandığı için inşa edilmesi kolay olduğu kadar ekonomiktir. Yazımızda makas köprülerinin tarihini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Makaslardan oluşan köprü konsepti ilk kez, Batı mimarisinin öncü ismi olarak tarihe geçen İtalyan Andrea Palladio tarafından 1570 yılında tasarlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Makas köprülerin yapım mantığı ve tekniği çok kolay olsa da geniş alanlarda güvenli bir köprü inşa etmek uygulama aşamasında pek de kolay değildir. Ancak 1921’de Amerikalı mimar ve mühendis Ithiel Town, ahşap bir makas köprü tasarımı için patent başvurusunda bulunur ve bu tasarım, büyük boyutlu parçaların taşınmalarına gerek kalmadan, istenilen yerde köprü inşa edilmesine olanak sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyılda ahşap makas köprülerin yerini çelik ve demirden yapılan köprüler alır. Bu tarihlerde; bu metallerin artık çok daha kolay işlenebilir hâle gelmesi, maliyetlerinin ucuzlamasına neden olur ve birçok farklı firmanın kendisine ait köprü tasarımları piyasaya sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Makas köprülerin sıklıkla kullanılmaya başlandığı dönem 19. yüzyıl başlarında ABD’de de olmuştur. Çünkü o tarihlerde Amerika’da raylı sistem taşımacılığı ivme kazanmış, ağır trenlerin uzun ve zorlu yolları güvenli bir şekilde aşabilmesi için bu köprü sistemi ile yollar birbirine bağlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Makas köprüler daha dengeli ve sağlamdır çünkü diğer köprü türlerine göre daha hafiftir. Bu denli avantajlara sahip olmasına rağmen yaygın olarak kullanılmamasının nedeni ise; pek çok destekleyici kiriş ile yapı sağlamlığı uygun bir şekilde sağlansa da makas köprülerindeki hayati öneme sahip kirişlerin sürekli bir bakım ve onarıma ihtiyaç duymasıdır. Bir makas köprüsü, malzemeleri verimli bir şekilde kullanıldığında ekonomiktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en uzun makaslı köprüsü, 3.7 km uzunluğunda olan ve Japonya’daki Kansai Uluslararası Havaalanı’nı Osaka’ya bağlayan köprüdür. Ancak çelik makaslı köprüler, uzun mesafeler için pek elverişli olmadığından günümüzde uzun mesafeler için asmalı köprüler daha çok tercih edilmektedir. Ayrıca ahşap tasarımıyla makaslı köprünün patentini alan Ithiel Town’un doğduğu yer olan Connecticut’ta inşa ettiği makaslı köprü halen ayaktadır.

  • BALKANLAR’DAKİ OSMANLI MİMARİSİ: MOSTAR KÖPRÜSÜ

    Balkanlar’da yaklaşık 550 yıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun, bu bölgede inşa ettiği mimari yapılardan günümüze ulaşanlar arasında en ünlü olanı Mostar Köprüsü diyebiliriz. 450 yılı aşan tarihiyle bu ünü fazlaca hak eden Mostar, Kültür ve Yaşam’ın konuğu oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehre adını veren köprü ” title_font_size=”13″]

    Mostar Köprüsü, 1566 yılında, Mimar Sinan’ın talebesi Mimar Hayreddin tarafından yapılmıştır. Günümüzde, Hersek bölgesinin en büyük şehri ve başkenti olan Mostar şehrinde yer almaktadır. Eskiden Hersek adıyla anılan bu bölge, köprüden dolayı Mostar ismini almıştır. Bu tarihi yapı, Avrupa’nın en temiz nehirlerinden biri olarak gösterilen Neretva Nehri’nin üstünde kuruludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde” title_font_size=”13″]

    1993’te yaşanan savaştaki saldırıyla yıkılan köprü, 1997 yılında ülkemizin de yer aldığı uluslararası destek ile aslına uygun olarak yeniden inşa edilmeye başlandı. 23 Temmuz 2004 yılında açılışı yapılan Mostar Köprüsü, 2005 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alındı. Nehirden 24 metre yüksekte olan, 30 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğinde köprünün yapımında 456 kalıp taş kullanıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boşnak ve Hırvat mahallelerini birleştiriyor” title_font_size=”13″]

    Neretva Nehri şehri ortadan ikiye ayırırken, Mostar Köprüsü iki yakayı birleştiren, ulaşım ve iletişim için olanak sağlayan mimari bir araç konumundadır. Geçmişten bu yana yerli ve yabancı turistlerin Avrupa’da en çok görmek istediği mimari yapılar arasındaki köprüyü yerli halk da yoğun olarak kullanmaktadır. Ayrıca, bölgede geleneksel olarak her yıl, köprüden Neretva Nehri’ne atlamak üzere özel günler düzenlenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çevresindeki mimariyle daha da değerli” title_font_size=”13″]

    Şehre gelenlerin ilk adresi olan Mostar Köprüsü turistlere, çevresindeki eserleri görmeleri için de aracılık etmiş oluyor. Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış kaleler ve yine Osmanlı Sultanı II. Selim döneminde inşa edilen bir mescit bu eserler arasında. Muslibegovic Evi ve Koski Mehmet Paşa Camii de Osmanlı döneminden izler görmek isteyenlerin tercih edebileceği tarihi yapılardır.