Etiket: kış şiirleri

  • KIŞ İLE İLGİLİ YEDİ ŞİİR

    Kış mevsimi her ne kadar hüznün mevsimi olarak anılsa da aslında yenilenmenin, yeniden doğuşun mevsimidir. Eski seneyi geride bırakıp yeni hayallere yelken açtığımız mevsimdir kış. Yeryüzünün temizlendiği, toprak ananın tohumlarını dört bir yana saçtığı mevsimdir. Kış mevsimi ile ilgili pek çok şair de duygularını kaleme almış, hislerini ifade etmiştir. Gelin yedi şairimizin dizelerinden kış mevsiminin oluşturduğu hisleri beraber okuyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neden bu kadar kar, bu kadar yıl, bu kadar yağış?

    Bu kadar uzaklardan nedir bu kadar gelen?

    Bir uzun çan kulesi bembeyaz Samatya’da

    Bir oğlan bir martıyla upuzun seviştiğinden

    Yaslı bir kadın gibi gözleri kendine bakan,

    Kendine baktıkça da çocukları olan hüzünden.

     

    Belki bir söz yığını, yıllar var konuşulmamış,

    Çıkarlar kar yangını her biri duyduğu yerden,

    Yüzleri, saçlarıyla, bir de gözbebekleri,

    Asılırlar boşluğa çocuksu seslerinden,

    Birtakım dünyalarla önce ve güzel

    Kış güneşi, sarmaşık, kim ne anlıyor sanki ölümden?

     

    O yanık ikindiler, sonrasız loş gecelerden,

    Üstlerinde bir sürü çocuk gözleri.

    Tutuşurlar ne zaman karların ateşinden

    Bir ölüm kadar şaştığımız onlar ve kendileri

    Yani bu dünyanın en yılgın havarileri

    Orada çan kulesi bembeyaz öldüğünden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ne güzeldi o kış bahçesinde

    Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu

    Sana bir bahar hazırlamak için.

     

    Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi

    Hüzne ve hülyaya gömülmüş

    Doğmamış çocuklara

    Ninni söylüyorlardı sanki…

    Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava

    İyi mayalanmış hamur gibi

    Gizli nabızlarla atıyordu toprak

     

    Belli ki çok derinlerde

    Oluşun ışık sızmaz mahzenlerinde

    Bir şeyler oluyordu, bir şeyler karanlık

    Gecede yıldızlar arasında

    Olup biten şeylere benzer;

    Şimşekler çakıyordu mavi, berrak

    Kandan daha kırmızı, beyazdan daha sessiz

    Mordan daha hiddetli,

    Üst üste fecirler gibi hazırlanıyordu,

    Gülün sevinci, menekşenin kederi.

    Bu sevinçle yüklüydü hava,

    Geleceğin kapısında el ele vermiş

    Gülümsüyordu her şey.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta,

    Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

    Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

    Mazi gibi sislenmiş Emirgân Çınaraltı.

     

    Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden

    Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,

    Üstündeki son dallar ağarmış diye birden

    Pas tuttu bu akşam suların rengi havuzda.

     

    Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;

    Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.

    Mehtaba çalan sapsarı benziyle, ufukta,

    Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

     

    İçlenme tabiattaki yekpare kederden,

    Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

    Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,

    Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
    Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
    Asya kentleri yürür dururlar,
    Höyükler burnumda hızma.

    Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
    Tabanlarından kayıp duran sütunlar
    Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
    Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

    Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Prenses Zinia’ya

     

    Uzun rüzgârlar karanlığın dalgın sansarları

    Atlayıp dağıtırlar telaşlarıyla ürperen karları

    Sihirli bir lambadır bardaktaki güller gecede

     

    Yıldızlar donmuş göllere düşen buz billurları

    Düşten geyikler kudurtur kızıl buğulu kurtları

    Bir ulumadır kanlı/açlıkları uzar gecede

     

    Dum

    ……….

    ……….

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beyaz, ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
    Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
    Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
    Şarkılar çaldı odalarda
    Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
    Düşmanlarımız dışında
    Düşmanlarımız çünkü
    Sevgiyi yok ettikleri için
    Düşmanımız oldular
    Beyaz ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif yüreğiyle
    Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
    Uzaktaki şehir
    Uykuya dalmıştır şimdi.

    ……………

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın
    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın
    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip gider
    Her affın içinde bir intikam gelip gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
    Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın