Etiket: kış

  • SOĞUK GÜNLERE SICAK BİR SOLUK GETİREN KİTAPLAR

    Her mevsimin kendine has güzelliği var. Özellikle kış ayları evlerimizde daha çok zaman geçirdiğimiz uzun geceler mevsimi. Bu aylarda sıcak içeceklerimizle battaniyelerimizin altında keyifle uzanıp okuyabileceğimiz kış mevsiminde geçen kitapları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı yazar Paul Auster’in kendi hayat hikâyesini anlattığı “Kış Günlüğü”, 70’li yaşlarını geride bırakan yazarın ömrünün kışını sürdüğünü hissetmesiyle kaleme aldığı bir eser. Kitabında bedeninde çoğu çocukluktan kalma yaraların izlerini de anlatan Auster, “Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur.” diyor ve kendisiyle yüzleşiyor. Bu keder yüklü hesaplaşmanın sancılarını kış mevsimi ile bütünleyerek metaforik bir ifade şekli oluşturuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Rus edebiyatının güçlü kalemi Fyodor Dostoyevski’nin “Beyaz Geceler” kitabı, genç bir adamın tesadüfen tanıştığı bir kadınla yaşadığı dört günlük aşkı konu alıyor. Kasvetli bir kış mevsiminde St. Petersburg’da geçen bu hazin aşk hikâyesi, Dostoyevski’nin betimleme gücüyle birleşince şehrin tüm soğuğu okuyucuların iliklerine kadar işliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Basit bir doğa olayı olarak görülen kış mevsiminin insan ve toplum üzerindeki etkisini “Kış: Bir Mevsimin Tarihi” adlı kitabıyla inceleyen İsviçreli yazar François Walter, edebi kitaplarının yanı sıra akademik eserler de üretmiş bir isim. Mitolojiden edebiyata, güzel sanatlardan kış sporlarına insanlığın ortak belleğinde yer edinmiş tüm olumlu ve olumsuz çağrışımların masaya yatırıldığı bu kitap, kış mevsimine olan bakış açınızı değiştirecek güçte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Rus edebiyatının efsanevi kalemi Nikolay Vasilyeviç Gogol tarafından yazılan “Palto” kitabında, başkahraman Akakiy Akakiyeviç’in binbir zorlukla aldığı yeni paltosunun çalınması ve sonrasında gelişen ilginç olaylar anlatılıyor. Soğuk kış günlerinin zorlu geçtiği Rusya’da paltosuz kalan sıradan bir insanın umutsuz mücadelesinin anlatıldığı eser; Dostoyevski’den Tolstoy’a, Turgenyev’den Çehov’a Rus edebiyatını şekillendirerek günümüze ulaşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bilim kurgu edebiyatının kurucuları arasında yer alan Fransız yazar ve gezgin Jules Verne, kendi gezilerinden ilham alarak yazdığı “Buzullar Arasında Bir Kış” kitabında Fransa’dan Grönland’a uzanan gemi maceralarını anlatıyor. Gerilim dolu hikâyeyi romantik bir aşkla harmanlayarak macera dolu bir yol kitabına imza atan Verne, üstesinden gelinmesi güç hikâyeleri eserine ustalıkla konu ediniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Listemizin son kış kitabı, modern Türk romanının kurucusu olarak anılan Halid Ziya Uşaklıgil’in “Onu Beklerken” eseri… Uşaklıgil bu hikâyesinde kış mevsiminin yaşanmadığı Çad Çölü’nden İstanbul’a gelmek zorunda kalan bir kız çocuğunun ilk defa karşılaştığı kış mevsimini ve bu mevsimde yaşadığı zorlukları anlatıyor. “Onu Beklerken”, değişik tarihlerde dergi ve gazetelerde yayımlanan toplam 16 hikâyeden oluşuyor. Uşaklıgil sade dilinin inceliklerini gösterdiği bu kitabında o dönemin Türkiye’sini ve psikolojik betimlemeleri başarıyla okuyucusuna aktarıyor.

  • SADECE GECE AÇAN MUHTEŞEM ÇİÇEKLER

    21 Aralık, ülkemizin de bulunduğu Kuzey Yarım Küre’de en uzun gecenin yaşandığı, kış mevsiminin başlangıcıdır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de gündüzler uzamaya, Güney Yarım Küre’de ise kısalmaya başlar. Bu uzun ve soğuk gecede sadece geceleri açan muhteşem çiçekleri okurken içinizin sıcacık olmasını diliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırmızı, pembe, sarı, mor; kimi zaman da bu renklere bezenmiş çizgili ve benekli çiçekleri olan akşamsefası, aslında tropik olsa da adaptasyon yeteneği ile tüm dünyaya yayılmış durumda. Akşamları açan bu çiçeğin en dikkat çekici özelliği ise aynı bitki kökünde farklı renklere sahip çiçeklerinin olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Brahma Kamal, yüksek bölgelerde yetişen ve sadece gece açan bir bitkidir. Hindistan, Myanmar ve Çin’deki Himalayalarda bulunan bu çiçeği doğal ortamı dışında yetiştirmek pek de mümkün değildir. Yerel halk dini törenlerinde bu çiçeği kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çoğunlukla Amerika’da yetişen çikolata çiçeği, papatyagiller ailesindendir. Lakota Dağı’nın yalnızca 5 bin metre dolaylarında yetişen ve gece açan bitki, çiçeklenme döneminde etrafına güzel koku yayar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hem evde hem dış mekânlarda kolaylıkla yetişebilen ve muhteşem kokusuyla herkesi cezbeden melisa, ilkbaharın sonuna doğru çiçeklenmeye başlar ve sonbaharın sonlarına kadar açar. Melisanın çiçekleri güneş battıktan sonra açılıp koku yaymaya başlar ve gece yarısında eşsiz kokusu zirveye ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika’da endemik olarak yetişen ay çiçekleri, ilkbahar ve yaz aylarında sadece alacakaranlıkta açan bir bitkidir. Hoş kokusunu sadece çiçeğini açtığında salan beyaz-pembe tonlarındaki ay çiçekleri dolunaya benzetildiği için bu ismi almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meksika ve Güney Arizona’nın endemik bir türü olan cereus kaktüsünün güzeller güzeli çiçeği, haziran ve temmuz ayları arasında, yılda bir gün ve yalnızca gece çiçek açar. Tek gecelik ömrü olan beyaz çiçeğinin hoş kokusu sabaha kadar sürer. Bu kaktüs günümüzde oldukça popülerdir, ülkemizde de yetiştirilir ve bu nadir açan çiçeğin tek gecelik hikâyesine cereus severler şahit olur.

  • KIŞ MEVSİMİNDE CİLT BAKIMI RUTİNİ

    Kış mevsiminin gelişiyle cilt bariyerimiz daha da hassaslaşıyor. Nem kaybına uğradığı ve soğuk havaya maruz kaldığı için sertleşen cildimizde oluşabilecek hasarları ve matlaşmayı önlemek adına uygulayabileceğiniz kış bakımlarını listeledik. Ancak hatırlatmak isteriz ki öz bakım sadece dışarıdan müdahalelerle değil, beslenmeyle ve egzersizlerle içeriden de desteklenmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kışın dikkat edilmesi gereken konuların başında yaz bitse de cildimizi güneşin etkilerinden korumak olacaktır. Güneşin zararlı etkilerini en aza indirmek için cildinizin yapısına uygun, yüksek faktörlü bir güneş kremi seçip kışın da bu rutine devam edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cildimiz hangi mevsimde olursak olalım neme ihtiyaç duyar. Ancak kış aylarında klima ve kaloriferin olduğu ortamlarda nem dengesi bozulduğundan cildimizi nemli tutmak çok önemlidir. Özellikle sıcak-soğuk değişimine maruz kalan cildimiz için cilt tipine uygun nemlendirici bir ürün; yüz, el ve dudak bölgesine düzenli olarak uygulanmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Seçtiğiniz ve uyguladığınız nemlendiriciler cildinizdeki kurumayı engelleyecektir ancak cilt bariyerini güçlendirici nem maskesi uygulayarak daha nemli ve ışıltılı bir cilde sahip olabilirsiniz. Evinizde hazırladığınız nem maskelerini haftada bir kez uygulayabileceğiniz gibi, hazır satılan nem maskelerinden cilt tipinize en uygun olan ürünü bakım rutininize ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Aşırı kuru cilt yapısına sahip olanlar yoğun nem tutma özelliği ile bilinen hiyalüronik asit ve doğal içerikli serumlar tercih edebilir. Cildin su dengesini sağlamak için bu ürünleri nemlendiricinizden önce kullanmanız daha faydalı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özellikle büyük şehirlerde yaşayan ve gün içerisinde makyaj yapan kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli konunun başında cilt temizliği geliyor. Ancak cilt temizliğini de fazla abartmamak lazım çünkü aşırı uygulamalar cildin doğal nemini ve dokusunu kaybetmesine yol açabilir. Özellikle peeling uygulamasından sonra cildinizi nemsiz bırakmamalı, uygun ürünler ile bütüncül bir bakım rutini oluşturmalısınız.

  • KIRMIZI PANCARI NASIL TÜKETEBİLİRSİNİZ?

    Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi, daha az olmakla birlikte Akdeniz Bölgesi’nde yetiştirilen, mevsimi gelince manav tezgâhlarına yerleşen kırmızı pancarın tadını ve sağlığa faydalarını çoktan keşfetmişseniz ne mutlu size… Eğer bu kış sebzesini pek de bilmeyenlerdenseniz, turşusundan tozuna kadar farklı hallerini içeren hazırladığımız bu renkli liste sizin için… 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7# ” title_font_size=”13″]
  • Kış Bitmeden Ağız Tadı ve Gönül Rahatlığı İle Tüketebileceğiniz Besinler

    Kış Bitmeden Ağız Tadı ve Gönül Rahatlığı İle Tüketebileceğiniz Besinler

    Günümüzde neredeyse tüm sebze ve meyveleri her mevsim görmek ve tatmak mümkün. Mümkün ama bu ne kadar doğru? Hem kendi sağlığımız hem doğanın sürdürülebilirliği için elbette tüm besinleri doğa koşullarının desteklediği dönemde tüketmek en doğru olanı. Çünkü mevsimi olmayan dönemde üretilen besinlerin yetişmesi için kimyasal ürünler kullanılıyor ve bu süreçte de yüksek oranda karbon ayak izi oluşuyor. Ne var ki mevsim sebze ve meyveleri tüketerek bu sorunu rahatlıkla aşabilirsiniz. Fakat sıraladığımız besinlerin güz ve kışa ait olduğunu, kış bitimine de günler kaldığını unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kat kat yapraklarını ister doğrayarak yemek yapın ister haşlayarak dolma sarın ama sonbahar ve kış sebzesi olan lahanayı zamanı geçmeden mutlaka tekrar tadın demek isteriz. Çeşitlerinden Brüksel lahanası, kırmızı ve beyaz lahana da apayrı tatlarda olup kış aylarında bolca yenmesi gereken sebzeler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karnabahara ön yargıyla yaklaşan insanlardansanız şu iki tarifi denemeden kesin kararınızı vermemenizi öneririz: Birincisi, fırında beşamel soslu karnabahar; ikincisi ise üstüne dökülen sarımsaklı yoğurt ile servis edilen karnabahar kavurması. Ama bu tarifleri uygulayabilmek için kış bitmeden harekete geçmelisiniz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kök ve yaprakları yenebilen kerevizi haşlayarak, dolma yaparak, zeytinyağlı olarak, salatada veya çorbada tüketebilirsiniz. Tarih boyunca ilaç olarak faydalanılmış besinin o kadar çok faydası bulunuyor ki şimdiye kadar tanışmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız… Ne zaman kış biter, işte o zaman gecikmiş olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz bölgesinin vitamin deposu kırmızı pancarın yumru yumru köklerini turşu olarak tüketebileceğiniz gibi suyunu çıkararak içebilirsiniz de. Sporcular tarafından özellikle tercih edilen besin düşük kalorili olduğu için diyet programlarının da vazgeçilmez bir ögesi; ta ki kış ayları bitene kadar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İtalya’dan Amerika’ya ihraç edildikten sonra popülerleşen brokolinin Avrupa’daki tarihi aslında oldukça eski. Minyatür ağaçlara benzeyen bu sebzenin antioksidan niteliği ise sağlık için sık sık tüketmeyi zaruri kılıyor. Aklınızda bulunsun, özelliğini kaybetmemesi için brokolinin haşlanmayıp buharda pişirilmesi tavsiye ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yemeklerin ve salataların en renkli garnitürlerinden olan havucun suyu da oldukça faydalı ve lezzetlidir, hatta havuç-portakal suyu karışımını denemenizi özellikle öneririz. İçerdiği A vitamini ile de göz sağlığının önemli koruyucularından olan besini kış bitmeden bol bol tüketmemek ise yapılacak en büyük hatalardan biri olsa gerek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dilim dilim doğranmış turpları çatır çutur yemek kadar, rendeleyip soslayarak salata şeklinde tüketmek de oldukça lezzetlidir. Turp, kalorisi az ama vücudumuza kattığı değerler bir çırpıda sayılamayacak kadar çok olan bir besin. Hem unutmayın, dilimize pelesenk olan “Turp gibiyim!” deyimi de boşuna türememiş!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Mandalina, portakal, greyfurt… Onlarsız bir dünyanın ne kadar eksik olacağını düşünsenize… Mesela; tatlarından, kokularından mahrum kaldığımızı! Kış aylarının olmazsa olmazı bu enfes meyveler, her birimize vitamin desteği vermek için bekleyen birer dost gibiler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Sadece sağladığı vitaminler için değil, bütün aileyi etrafında toplayan işleviyle de kestanenin yeri apayrı. Kim bilir kaç kere ateş üstünde kebap yaptığınız ya da suda haşladığınız kestanelerin tadına doyamadan yenip bitirildiğine şahit olmuşsunuzdur. Kışın şu son günlerinde de bol bol tüketin, nasıl olsa tadı yine damağınızda kalacak.

  • BU YERLERİ BİR DE KARLAR ALTINDA GÖRMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    “Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! / Uyandırmayın beni, uyanamam. / Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, / Allah aşkına, gök, deniz aşkına / Yağsın kar üstümüze buram buram…” Kim söylemiş en güzel manzara fotoğraflarının güneşli, açık havalara ve yaz aylarına ait olduğunu? Kış ayları geldiğinde, tıpkı Ahmet Muhip Dıranas’ın Kar şiirinde dediği gibi, çoğumuz buram buram kar yağsın ister, bir de o anları kayda alma peşine düşeriz. Çünkü kar altında çekilen fotoğraflar yılın en nadide zamanlarıdır. İşte o nadide anlardan sizin için seçtiklerimiz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KIŞ İLE İLGİLİ YEDİ ŞİİR

    Kış mevsimi her ne kadar hüznün mevsimi olarak anılsa da aslında yenilenmenin, yeniden doğuşun mevsimidir. Eski seneyi geride bırakıp yeni hayallere yelken açtığımız mevsimdir kış. Yeryüzünün temizlendiği, toprak ananın tohumlarını dört bir yana saçtığı mevsimdir. Kış mevsimi ile ilgili pek çok şair de duygularını kaleme almış, hislerini ifade etmiştir. Gelin yedi şairimizin dizelerinden kış mevsiminin oluşturduğu hisleri beraber okuyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neden bu kadar kar, bu kadar yıl, bu kadar yağış?

    Bu kadar uzaklardan nedir bu kadar gelen?

    Bir uzun çan kulesi bembeyaz Samatya’da

    Bir oğlan bir martıyla upuzun seviştiğinden

    Yaslı bir kadın gibi gözleri kendine bakan,

    Kendine baktıkça da çocukları olan hüzünden.

     

    Belki bir söz yığını, yıllar var konuşulmamış,

    Çıkarlar kar yangını her biri duyduğu yerden,

    Yüzleri, saçlarıyla, bir de gözbebekleri,

    Asılırlar boşluğa çocuksu seslerinden,

    Birtakım dünyalarla önce ve güzel

    Kış güneşi, sarmaşık, kim ne anlıyor sanki ölümden?

     

    O yanık ikindiler, sonrasız loş gecelerden,

    Üstlerinde bir sürü çocuk gözleri.

    Tutuşurlar ne zaman karların ateşinden

    Bir ölüm kadar şaştığımız onlar ve kendileri

    Yani bu dünyanın en yılgın havarileri

    Orada çan kulesi bembeyaz öldüğünden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ne güzeldi o kış bahçesinde

    Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu

    Sana bir bahar hazırlamak için.

     

    Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi

    Hüzne ve hülyaya gömülmüş

    Doğmamış çocuklara

    Ninni söylüyorlardı sanki…

    Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava

    İyi mayalanmış hamur gibi

    Gizli nabızlarla atıyordu toprak

     

    Belli ki çok derinlerde

    Oluşun ışık sızmaz mahzenlerinde

    Bir şeyler oluyordu, bir şeyler karanlık

    Gecede yıldızlar arasında

    Olup biten şeylere benzer;

    Şimşekler çakıyordu mavi, berrak

    Kandan daha kırmızı, beyazdan daha sessiz

    Mordan daha hiddetli,

    Üst üste fecirler gibi hazırlanıyordu,

    Gülün sevinci, menekşenin kederi.

    Bu sevinçle yüklüydü hava,

    Geleceğin kapısında el ele vermiş

    Gülümsüyordu her şey.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta,

    Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

    Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

    Mazi gibi sislenmiş Emirgân Çınaraltı.

     

    Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden

    Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,

    Üstündeki son dallar ağarmış diye birden

    Pas tuttu bu akşam suların rengi havuzda.

     

    Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;

    Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.

    Mehtaba çalan sapsarı benziyle, ufukta,

    Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

     

    İçlenme tabiattaki yekpare kederden,

    Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

    Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,

    Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
    Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
    Asya kentleri yürür dururlar,
    Höyükler burnumda hızma.

    Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
    Tabanlarından kayıp duran sütunlar
    Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
    Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

    Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Prenses Zinia’ya

     

    Uzun rüzgârlar karanlığın dalgın sansarları

    Atlayıp dağıtırlar telaşlarıyla ürperen karları

    Sihirli bir lambadır bardaktaki güller gecede

     

    Yıldızlar donmuş göllere düşen buz billurları

    Düşten geyikler kudurtur kızıl buğulu kurtları

    Bir ulumadır kanlı/açlıkları uzar gecede

     

    Dum

    ……….

    ……….

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beyaz, ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
    Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
    Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
    Şarkılar çaldı odalarda
    Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
    Düşmanlarımız dışında
    Düşmanlarımız çünkü
    Sevgiyi yok ettikleri için
    Düşmanımız oldular
    Beyaz ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif yüreğiyle
    Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
    Uzaktaki şehir
    Uykuya dalmıştır şimdi.

    ……………

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın
    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın
    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip gider
    Her affın içinde bir intikam gelip gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
    Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

  • KIŞ GÜNLERİNİ EVDE NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİZ?

    İşten veya okuldan arta kalan zamanları, güneşli havalarda değerlendirmek ne kadar kolay ise soğuk kış günlerinde bir o kadar zahmetli… Eğer siz de bu havalarda dışarıda olmak istemiyorum hem evde kalmak hem de sıkılmamak istiyorum diyorsanız, hazırladığımız listeye göz gezdirmenizde fayda var…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sakın “şiir yazmak kim, ben kim” cümlesini kurmayın. Şiir yazmanın, duyguların dışa vurulmasını sağlayarak vücutta stres hormonu salınımını azalttığı biliniyor. Kafiye tutturmaya çalışırken eğlenceli dakikalar geçirecek olmanız da cabası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kilerinizde istediğiniz zaman çıkarıp haşlayabileceğiniz, el emeği makarnalar olsa fena mı olur? Ama burada önemli olan, o makarnaların yapım süreci… Yoğurup hamur haline getirmek, dilediğiniz biçimde kesmek, sonra da kurutup kavanozlara almak, kesinlikle boşa geçmemiş zaman demek!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çizgi filmleri seven yetişkinlere tavsiyemiz anime izlemeleri… Anime, Japon çizim tekniklerinden oluşan ve manga adı verilen çizgi romanların film versiyonlarına deniyor. Emin olun, bu renkli dünyanın kapısından bir filmle girdiğinizde devamı gelecek ve evde sıkıldım demeye vaktiniz olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçinde kara ortamının taklit edildiği teraryumlar, adeta canlı birer tablo gibidir. İsterseniz siz de bitkilerden oluşan teraryumlar yapabilirsiniz. Malzemelerini temin ederek yapım aşamasına geçtiğinizde, terapi vazifesini gördüğünü anlayacak ve çok keyif alacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Meğer örgüyü elinden düşürmeyen büyüklerimizin bir bildiği varmış! Boş vakitleri değerlendirirken meditasyon da yaptıran aktivitelerin başında örgü örmek geliyor. Zihnen rahatlatıp fiziken oyalayan örgüler tamamlandığında ise üretmiş olmanın verdiği mutluluk bambaşka oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evde iki kişiyle veya çoklu oynanabilen oyunlar, eğlenceli vakit geçirmenin yanı sıra, insanı düşünmeye veya hızlı karar vermeye yönelttiği için zihnen de besleyebiliyor. Oyunu kazanmak için gösterilen çaba ve bu çabanın yarattığı adrenalin de cabası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Toplum olarak çay içmeyi sevdiğimiz malum. Siyah çay favorimiz, zaman zaman da yeşil çay veya ıhlamur… Peki bu kez kombu çayı demlemeye ne dersiniz? Aktardan edinebileceğiniz “kombucha mantarı (mayası)” ile fermente edilerek yapılan ve faydaları saymakla bitmeyen bu çayın birkaç günlük demlenme süresi bulunduğunu da söylememiz gerekiyor.

  • Karla İlgili Üşütmeyen Bilgiler

    Karla İlgili Üşütmeyen Bilgiler

    Kar, gökyüzünden tane tane düştüğünde de yeryüzüne bir örtü gibi serildiğinde de büyüleyici görünür. Onu bu kadar çekici kılan karanlığın tozun toprağın çamurun karşısında verdiği bembeyaz fotoğraftır. Doğanın bu çekici mucizesiyle üşümeden yakınlaşmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayallerimizde Bile Beyaz Olsa da, Kar Aslında Yarı Saydamdır.” title_font_size=”13″]

    Yukarıda söylediğimizi çürütüyor gibi olacağız ama gerçek şu ki kar kristalleri aslında beyaz değil yarı saydamdır. Beyaz görünmesinin nedeni ise kar kristallerine çarpan farklı dalga boylarındaki ışınların eşit derecede yansımasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ne Kadar Birbirlerine Benziyorlar, Oysa Birbirlerinden Ne Kadar da Farklılar.” title_font_size=”13″]

    Kar kristallerini ilk kez fotoğraflayan kişi Amerikalı fotoğrafçı Wilson Alwyn Bentley olmuştur. 50 yıl süren çalışması, her biri altıgen de olsa hiçbir kar tanesinin ne biçim ne boyut olarak birbirine benzemediğini ortaya koydu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İçlerinden Biri Öne Çıkmayı Başardı, Guinness Rekorlar Kitabında Bir Kar Tanesi.” title_font_size=”13″]

    Çapı 2-4 mm olan bir kar tanesi ortalama büyüklükte bir tanedir. 1887 yılında Guinness rekorlar kitabına giren kar tanesinin çapı ise 38 cm olarak ölçülmüştür. Bu görkemli kar, ABD’nin eyaleti Montana’da yeryüzüne düşmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kar Kara Dedi ki: Hepimiz Birimiz Birimiz Hepimiz İçin.” title_font_size=”13″]

    Bakmayın bizim sürekli “kar tanesi” dediğimize, kar, sulu sepken yani yağmurla karışık da yağar, bulgurcuklar halinde de. Ama yeryüzüne düştüğünde hepsi birleşip büyük beyaz örtüyü oluşturur, o zaman biz de “kar taneleri yağmış” değil “kar yağmış” deriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Yerde Kar Varsa, Ortama Sessizlik Hâkim Demektir.” title_font_size=”13″]

    Bu sessizliğin nedeni karın gözenekli yapısıdır. Bu yapı ses dalgalarını soğurur ve molekülden moleküle çarparak ilerlemesine engel olur. Buna karşılık kar donarak buz haline geldiğinde ses dalgalarını tamamen yansıtır ve daha da uzaklara gitmesini sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kardan Evler Canlılar İçindir, Kardan Adamlar Giremez.” title_font_size=”13″]

    Eskimoların kullandığı “iglo”ları yani evleri bilirsiniz… Sıkıştırılmış kardan yapılan bu evlerin duvarı, sesi ve soğuğu içeri geçirmeyen oldukça iyi bir yalıtkandır. Vücut ısısı da ortamı ısıtarak “iglo”nun dışarıdan çok daha sıcak, hatta ev sıcaklığında olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocukluk Arkadaşımız Kardan Adam, Ne Zaman Dünyaya Geldi?” title_font_size=”13″]

    Kış aylarının en güzel tarafı kara istediğimiz gibi şekil vererek yaptığımız kardan adamlardır. Bu beyaz adamların ortaya çıkış tarihinin Orta Çağ’a kadar uzandığı, insanların vermek istedikleri herhangi bir mesajı kardan adamlara verdikleri şekillerle ilettiği biliniyor.