Etiket: kekik

  • EVİNİZDE YETİŞTİREBİLECEĞİNİZ YEŞİLLİKLER

    Bitki yetiştirmenin insan psikolojisine etkileri saymakla bitmez. Toprakla zaman geçirmek, bir canlının gelişim evresine şahit olmak ve bir uğraşa odaklanarak zihnin boşalmasını sağlamak bitki yetiştiriciliğin akla ilk gelen faydaları olurken bir de bu bitkilerin yenilebilir olduğunu düşünün. Saksıda ektiğiniz bitkilerden bir sos ya da salata yapmanın keyfi bambaşka olacaktır. Yazımızda sofralarda sıkça yer alan belli başlı bitkilerin saksıda nasıl yetiştirileceğini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mis kokusuyla nerede olsa kendini belli eden kekik, et yemeklerinden salatalara birçok tarifte kendine yer buluyor. Saksıda yetiştirmesi oldukça kolay olan kekik, toprak bakımından çok seçici olmasa da killi ve gübreli topraklarda daha verimli büyüyor. Kekiği tohumdan ya da “çelik çoğaltma” olarak adlandırılan bitkinin gövde, dal, kök ve yapraklarından kesilerek hazırlanan filizlendirme işlemiyle ekebilirsiniz. Kekik de dahil listemizdeki bitki yetiştiriciliği için önemli nokta ise alt kısmından delikli bir saksı seçimi olacaktır. Saksının dibine irili ufaklı taşlar koyarak drenajı sağlamak da verimi artıracaktır. Saksıya ekilen kekiğin toprağının çok sıkı olmaması, hava alması ve dikim işlemi tamamlandıktan sonra da yaşamsal önemi olan can suyunun muhakkak verilmesi gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Keskin koku ve aromaya sahip dereotunun ekimi için ilkbahar başlangıcını seçerseniz daha çok verim alabilirsiniz. Dereotunun tohumları toprakla dolu saksıya aralıklarla serpiştirilmeli, üzerine ince bir kat gelecek şekilde tekrar toprak eklenilmeli ve sonrasında can suyu verilmelidir. Dereotu, sürekli gün ışığı alan ve gölge olmayan ortamlarda çok daha verimli büyüyecektir. Bu nedenle saksıyı mekânın en çok güneş alan yerine konumlandırmak bitkinin hızla büyümesi için elverişli ortam sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kendine has kokusuyla farklı aromalar sunan reyhan, Osmanlı’dan günümüze vazgeçilmez bir tat olarak özellikle geleneksel sofralarda yer buluyor. Şerbetinin de sıkça tüketildiği reyhanın dikim işlemi kekik ve dereotuyla aynı ancak soğuk havaları pek de sevmeyen reyhanı ilkbahar aylarında dikmek gerekir. 10 günden sonra çimlenmeye ve filizlenmeye başlayan reyhan, 50-60 gün sonra hasat edilebilir. Dilerseniz bazı yetişkin fideleri saksıda bırakarak kendi reyhan tohumlarınızı da elde edebilirsiniz. Çiçek açan reyhan bitkisinin tohumları bu çiçeklerde olacaktır. Keskin kokusu sayesinde örümcekleri ve sinekleri uzaklaştırmaya da yarayan reyhanı günde en az üç ila dört saat ışık alacak bir yerde konumlandırmak gerekir ancak aşırı sıcak ve direkt güneş ışığı kurumasına sebep olabileceği için gün boyunca güneş alan bir yerde bırakılmamalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Balık sofralarının vazgeçilmezi rokayı saksıda yetiştirmek için öncelikle roka tohumlarını ekim işleminden bir gün önce nemli bir bezin içinde bekletmenizi öneririz. Bu işlem tohumların çimlenmesini ve daha hızlı sonuç alınmasını sağlayacaktır. Diğer bitkilerle aynı dikim sürecine sahip rokada dikkat edilmesi gereken nokta ise, suyu çok seven bir bitki olmasından kaynaklı her gün toprağı kontrol edilmeli, toprağının kurumasına izin verilmemeli ve düzenli olarak sulanmasıdır. Sulama işlemi için en uygun saatler sabahın erken saatleri ya da akşam, yani havanın serinlemeye başladığı zamanlardır. Sulama, aynı saatte ve aynı miktarda suyla yapılırsa bitkiden sağlanan verim de artacaktır. Ortalama 40-45 gün sonra rokanızı hasat edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Maydanoz, yemeklerde ve salatalarda en çok kullanılan yeşilliklerin başında geliyor. Maydanozu saksıda yetiştirmeye karar verirseniz, besin değeri yüksek gevşek topraklara ekebilirsiniz. Ocak ayından eylül ayına kadar ekimi yapılan maydanoz, sabah güneşini sevdiği için saksı buna göre konumlandırılmalıdır. Toprağının nemli kalmasına özen gösterilmeli ancak aşırı sulama yapılmamalıdır. Elinizle kontrol ederek toprağın kurumasına izin vermeden sulama yapabilirsiniz. Filizlenmesi diğer bitkilere nazaran üç ila dört hafta içinde gerçekleşen maydanozun hasat zamanı geldiğinde kökü toprakta kalmalı ve yeşil yaprakları bir makas yardımıyla düzgünce kesilmelidir. Toprak altında kalan kök, yeni filizler vermeye devam edecektir.

  • BAHARATLAR HAKKINDA BİLGİLER

    Yemeklere lezzet katan baharatlar, yalnızca aroma olarak değil tarih boyunca bir şifa kaynağı olarak da kullanıldı ve günümüzde popülerliğini korumaya devam ediyor. Tarihte ilk olarak M.Ö. 5000’li yıllarda Uzak Doğu’da ortaya çıkan baharatın kullanımı, insanların yiyeceklerini ateş ile pişirmeyi keşfettiği döneme denk gelmektedir. Tarihte altın kadar değer görmüş baharatın Çin’den Batı’ya uzanan hikâyesi Hindistan, Mısır, Anadolu ve İtalya’ya uzanan rotasıyla tarihi Baharat Yolu’nun ortaya çıkmasına bile neden olmuştur. Şeflerin yanı sıra alternatif tıp ile ilgilenenlerin de gözdesi olan baharatlar hakkında ilginç bilgileri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sıcak ve kuru yaz rüzgârlarının estiği yarı kurak iklimleri seven safranın en çok yetiştiği bölgeler Akdeniz ülkeleri ve Kuzey Amerika’dır. Soğuk kış koşullarında kar altında bile hayatta kalabilse de kurak dönemlerde muhakkak sulama istediği için yetiştirilmesi zor bir türdür. Dünyanın gelmiş geçmiş en pahalı baharatlarından biri olan safranın bir kilogram maliyeti neredeyse birkaç bin doları buluyor. Üretimi de oldukça zor olan safradan yaklaşık yarım kilo elde etmek için ortalama 20 saatlik iş gücüne ihtiyaç duyulmakta ve yine yarım kilo safran için binlerce safran çiçeğinin hasat edilmesi gerekmektedir. Uygun ölçüde katıldığında yemeklere eşsiz bir lezzet veren safranın aşırı kullanımının da vücudumuz için tehlikeli olabileceğini belirtmekte fayda var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir diğer ismi Hint cevizi olan Muskat’ın anavatanı Endonezya’nın batısında bulunan Banda Adaları. Banda Adaları tarihte baharat yetiştiriciliğinin önemli merkezlerinden bir tanesi ve konumu gereği sadece Asyalıların değil, Arap ve Venedikli tüccarların da sıkça ticaret yapmak için uğradığı bir ada. Tropik bir ağaç cinsinin meyvesi olan muskat yemeklere verdiği farklı aromayla mutfaklarda yerini alırken, yetiştiği bölgelerde hiç alışık olmadığımız tariflerine rastlamak da mümkün. Kremalı yemeklerden kek ve kurabiyelere kadar oldukça geniş bir kullanım yelpazesi bulunun bu baharatın geçmişte reçeli bile yapılıyormuş. Kendine özgü tadı ve kokusuyla salatalara da lezzet katan muskatın çok keskin bir tadı olduğu için, az miktarda kullanılması tavsiye edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Güney Asya olan zerdeçalın en çok yetiştiği ülkeler Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Çin. Bugün pek çok hastalığın şifası olarak görülen ve Hint safranı olarak da bilinen zerdeçalın diğer isimlerinden birkaçı safran kökü, sarıboya, zerdeçavdır. İpek kumaşlar ve ince derilerin boyanmasında da kullanılan zerdeçalın son yıllarda yapılan tıbbi çalışmalarla popülerliği giderek artmış ve baharat olarak kullanımı gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır. Zerdeçalın içerisindeki kurkumin adlı bileşen, cilt sağlığından bağışıklık sistemine birçok farklı alanda olumlu etkilere sahip. Genellikle yemeklerde baharat olarak kullanılan zerdeçalın ismini farklı çay tariflerinde de sıkça duymanız mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Turpgiller familyasından olan hardalın esasen tohumları baharat olarak kullanılmaktadır. Tahminen 1700’lü yıllarda Kuzey Amerika’dan geldiği ve oradan tüm dünyaya yayıldığı düşünülüyor. Tohumu Kuzey Amerika’dan gelse de yetiştirildiği ilk yer Akdeniz ülkeleri olan hardalı baharat olarak yemeklerde ilk kullananlar da Fransızlar olmuş. Acılığı ile bilinen bir baharattır ancak bu acılık bitkinin ezilmesinden sonra ortaya çıkar. Bitkinin hücreleri ezildiğinde yapısında bulunan iki madde birleşir; bu maddeler dilde acımsı bir tada neden olan bir diğer üçüncü maddenin ortaya çıkmasına sebep olur ve böylelikle hardal acımsı, sert ve keskin bir aroma haline gelir. On taneden fazla çeşidi olan hardalın en çok kullanılan çeşitleri ise beyaz, siyah ve kırmızı hardal olmak üzere üç tanedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneşi çok seven, kurak topraklarda bile kolayca hayat bulan kekik, çoğu Akdeniz ülkesinde yetişmektedir. Fransa, İtalya ve İspanya dâhil olmak üzere yaklaşık 70 türü bulunan kekiğin ülkemizde de 38 türü bulunmakta. Tıpkı adaçayı, biberiye, fesleğen, lavanta ve nane gibi Ballıbabagiller familyasına mensup olan kekiğe güzel kokusu veren maddeler ise timol ve karkavoldur. Hemen hemen her yemeğin olmazsa olmazı kekik, yalnızca taneleri ile değil suyuyla da şifa kaynağı. Kekiğin bileşenlerinden biri olan timol maddesi antiseptik, antibakteriyel, antioksidan özellikler taşır bu da vücutta enfeksiyonların, bakterilerin ve mantarların giderilmesini sağlar. Banyo suyuna 1-2 bardak kadar ilave edilen kekik suyunun ağrı ve spazmlara iyi geldiği belirtiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Safrandan sonra dünyanın en pahalı baharatının vanilya olduğunu biliyor muydunuz? Anavatanı Güney Amerika olan vanilya, tarihte 19. yüzyıla kadar sadece Meksika ve çevresinde yetişen bir orkide türü olarak karşımıza çıkıyor. İspanyol denizcilerinin harika kokan bu çiçek türünü Avrupa’ya getirmesiyle artık bir gıda ürünü olarak kullanılmaya başlanıyor. İlk önce çikolata yapımında yardımcı madde olarak mutfaklarda yer bulmaya başlayan vanilya, daha sonrasında Fransızların dondurmada  ana madde olarak vanilyayı kullanmasıyla hem ticareti hem de popülerliği giderek artıyor. Kokusunun kaygı giderici ve stres atıcı özelliği vardır. Antioksidan bakımından zengin, solunum yollarını rahatlatıcı ve ruh halini sakinleştirici yapısıyla aromaterapistlerin gözdesi olan vanilyanın içeriğinde kalsiyum, demir, sodyum gibi mineraller bulunuyor.