Etiket: kahve çekirdekleri

  • KAHVE ÇEKİRDEĞİ, YETİŞTİĞİ ÜLKELER VE FARKLARI

    Güne başladığımızda, gün içerisinde yorulup bir mola verdiğimizde ya da arkadaşlarımızla buluşup sohbet ettiğimizde elimizden düşmeyen kahvenin kökeni Afrika kıtasıdır. 17. yüzyılda Venedikli tüccarlar sayesinde Avrupa’ya taşınan kahve artık tüm dünyanın tükettiği bir ürün. Tropikal iklim bölgelerinde yetişen kahve, kafein bitkisinin meyvesindeki çekirdeklerinin hasat edilmesiyle elde edilmektedir. Hangi ülkede hangi kahve türü yetişmektedir? Buyurun kahve çekirdeği ile ilgili detaylar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yazımıza son zamanlarda sıkça duyduğumuz 3. nesil kahveciliğin ne olduğunu açıklayarak başlayalım. Kahvenin çekirdeklerini kendisi kavuran ve farklı demleme teknikleri kullanarak servise hazırlayan kahveciler “3. nesil kahveciler”dir. Peki 1. ve 2. nesil kahvecilerden farkı nedir diye soracak olursanız kısaca açıklayalım. 1900’lü yılların başında tüketilen ve sıcak suyla granül kahveyi karıştırarak hazırlanan kahve 1. nesil kahveciliktir. Bu dönemde kahve çekirdeklerini günümüzde olduğu gibi lokal kahveciler değil büyük kahve firmaları öğüterek satışa sunmaktaydı. 1960’lı yıllardan sonra ortaya çıkan 2. nesil kahvecilik ise zincir kahve markalarının latte, espresso gibi kahve çeşitlerini tüketime sunduğu dalgadır. Granül kahveye göre daha taze, lezzetli ve sağlıklı ürünler sunarken, bardakta kahveyi de hayatımıza sokmuş, 3. nesil kahveciliğin yolunu açmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orta ve Güney Amerika, Afrika, Karayipler ve Asya’da bulunan 80 farklı ülkede kahve yetişmektedir. Etiyopya, Kolombiya, Brezilya, Guatemala, Honduras, Vietnam en fazla kahve bitkisinin yetiştiği ülkelerdir ve kahve çekirdekleri genel olarak bu ülke isimleriyle anılsa da bu yanlış bir bilgidir. Bu kadar geniş coğrafyaya yayılmasına rağmen aslında dört ana kahve çekirdeği çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; Arabica, Robusta, Liberica ve Excelsa’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Arabica, dünyada üretilen kahvenin %75’ini oluşturmakta; Latin Amerika, Orta ve Doğu Afrika, Hindistan ve Endonezya’da 600 metreden yüksek alanlarda yetişmektedir. Türk kahvesi ve filtre kahvenin çekirdekleri Arabica’dır. Arabica’nın en önemli özelliği yetiştiği bölgedeki topraklarda bulunan meyve ve baharat aromalarından etkilenerek buna göre kendi aromasını oluşturmasıdır. Bu da her hasattan sonra, sofralarımıza ulaşan Arabica’nın farklı bir aromaya sahip olmasına ve her içilen bir fincan kahvenin farklı bir deneyim yaşatmasına neden olmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Robusta, Orta ve Batı Afrika’da, Brezilya ve Güneydoğu Asya’da yetişen kahve çekirdeğidir. Arabica’dan sonra en fazla üretilen kahve çeşididir ve en çok Brezilya, sonrasında da Vietnam topraklarında yetişmektedir. En belirgin özelliği dayanıklılığı olan bu kahve bitkisi, zor koşullarda da yetişmektedir. Sıklıkla espresso bazlı içeceklerde kullanılan Robusta’nın kafein oranı yüksektir; neredeyse Arabica’nın iki buçuk katıdır. Güne hızlı bir başlangıç yapmak isteyenlerin ilk tercihi genelde bu kahve çekirdeği ile hazırlanan kahveler olmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Liberica, Filipinler’de kısıtlı bir alanda yetişmektedir. Bilinirliği çok fazla olmasa da ana kahve çekirdeklerinden bir tanesi olduğu için listemizdeki yerini almıştır. 1890’lı yıllarda Arabica çekirdeklerinin tükendiği dönemde kullanılmış, iri taneli bir kahve çekirdeğidir. Aroması isli olan bu çekirdeğin lezzeti, diğer kahve çekirdeklerine kıyasla yavan kalmaktadır. Liberica çekirdeğinin bir alt türü olan Excelsa daha yoğun bir aromaya sahip olduğu için genellikle bu varyantı yaygın olarak tercih edilmektedir. Excelsa, Liberica’dan farklı özelliklere sahip olduğu için üç ana kahve çekirdeğinin yanında dördüncü kahve çekirdeği olarak geçmektedir. Çoğunlukla Güneydoğu Asya’da yetişen Excelsa harmanlanan kahve çekirdeklerine aroma katması için kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kahve çekirdeklerinin çeşitlerinden bahsetmişken bu çekirdeklere ait ilginç bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istedik. Kahve çekirdeklerindeki kafein, otçullara karşı doğal bir savunma biçimi geliştirmiş, tohumlarını korumak için zehirli bir madde ile çekirdeğini çevrelemiştir. Ancak kafein bitkisi, çiçeklerindeki polenleri etrafa dağıtabilmek için arılara özel bir koku sinyali göndererek özellikle bal arılarını üzerine çekmektedir.

  • KAHVE ÇEKİRDEKLERİNDEN TÜRK KAHVESİNE

    Üçüncü nesil kahvecilikle tanışalı yıllar oldu. O zamandan bu yana onlarca kahve çeşidi, demleme yöntemi ile karşılaştık. Bu süreçte bilhassa tercih ettiğimiz, o yoksa içmem dediğimiz kahveler oldu. Şimdi de kahve kokteylleri dönemindeyiz. Yine de şu gerçek ki bir fincan Türk kahvesine olan tutkumuzun yerini hiçbiri alamadı!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Rubiaceae familyasından olan kahve, 120’ye yakın türe sahiptir fakat içlerinde öne çıkan iki tür, arabika ve robustadır. Arabika, yüksek irtifalarda ve sert yamaçlarda, robusta ise alçak kesimlerde yetişmektedir. Kahve ağaçlarının meyveleri, olgunlaştıklarında, yani yeşilden kırmızıya döndüklerinde toplanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kahve çekirdeği, meyvelerin tam kalbinde yer alır ve hasat sonrası çekirdekler kırmızı dış kabuklarından ayrıştırılırlar. Kırmızı meyvelerin içinden çıkarılan çekirdeklerin rengi ilk etapta yeşildir. Türüne, yetiştiği bölgeye göre uygulanan kavurma işlemi sonrasında, kahverengi ve siyaha dönüşürler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahve çekirdeklerinin öğütülebilmesi için, kavrulmasının üstünden 12 ile 18 saat arasında zaman geçmesi gerekir. Ne var ki öğütülmüş kahve, çekirdek formundaki kahveye göre tazeliğini daha çabuk kaybeder, bu yüzden yeni öğütülmüş kahvenin aroması, daha önce öğütülmüş olanlara göre daha hoş ve etkilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kahve, her coğrafyada rahatlıkla yetişen bir bitki değildir. Güney ve Orta Amerika, Orta Afrika, Arap Yarımadası’nın güneyi ve Asya Pasifik ülkelerinde ihtiyacı olan tropikal ortamı bularak yetişir. Kahve üretimi konusunda Brezilya, Vietnam, Endonezya, Kolombiya ve Hindistan öne çıkan bölgelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde ise kahve yetişmemekte, çoğunlukla Brezilya’dan ithal edilen arabika türü kahve çekirdeklerinin, kavrulup öğütülmesiyle elde edilmektedir. Kahvenin ülkemize ilk kez gelişi ise Yemen’den olmuştur. Yemen Valisi Özdemir Paşa, tadını sevdiği bu ürünü 1543 yılında Osmanlı topraklarına getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Türk kahvesi olarak tanınması, pişirme yöntemi ve sunumundan kaynaklanmaktadır. Kahve, o dönemlerde Arap Yarımadası’nda kaynatılarak içilirken, Osmanlılar, cezvelerde hafifçe köpürtme ve küçük fincanlarda servis etme yöntemini geliştirmişlerdir. Bu usul, nereden gelirse gelsin kahvenin Türk kahvesi olarak anılmasını sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’da, eğer misafir kahve yanında getirilen suyu içerse aç olduğunu, önce kahveyi içerse tok olduğunu belirtmiş olur, ev sahibi de ona göre ikramda bulunurmuş. Anlayacağınız, günümüzde kahve kültürümüzün tamamlayıcısı olan bu adet, Osmanlı zamanında zarif bir düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkmış.