Etiket: Jules Verne

  • OKYANUSUN ERİŞİLEMEZ ÇÖLÜ: NEMO NOKTASI

    Okyanus çölü olarak adlandırılan Nemo Noktası, okyanusun erişilemez kutbu olarak bilinen, “kuş uçmaz, kervan geçmez” bir yer. En yakın kara parçalarından bile ulaşımın çok zor olduğu Nemo Noktası hakkındaki detayları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Nemo” Latincede “hiç kimse” anlamına geldiği için buraya “Nemo Noktası” ismi verilir. Aynı zamanda Jules Verne’in “Denizler Altında 20 Bin Fersah” kitabında, deniz altı Nautilus ile okyanusları dolaşan kurgusal karakteri Kaptan Nemo’nun adından da esinlendiği biliniyor. Nemo’yu 1992’de keşfeden Hırvat harita mühendisi Hrvoje Lukatela bile burayı hiç ziyaret etmemiş. Lukatela, eşit uzaklıkta bulunan üç kara koordinatından en uzak olan koordinatları hesaplayan bir bilgisayar programı kullanarak “okyanusta herhangi bir karadan en uzak noktayı” hesaplayıp Nemo Noktası’nı keşfetmeyi başarmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nemo Noktası’na en yakın üç adanın kıyısı bu noktaya 2688 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Noktanın kuzeyinde Ducie Adası, kuzeydoğusunda Paskalya Adası’nın bir parçası olan Motu Nui adacıkları ve güneyinde Antarktika yakınlarındaki Maher Adası bulunuyor. Bu en yakın üç adada da insan yaşamıyor. Nemo Noktası’na en yakın medeniyet ise Şili’nin yaklaşık 3540 kilometre doğusundaki dünyanın en uzak yerleşim adalarından biri olan Paskalya Adası veya yaklaşık 4023 kilometre uzaklıkta yer alan Yeni Zelanda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Nemo Noktası’ndan en yakın yerleşim yeri olan Paskalya Adası’na ulaşmak için Fransa’nın yüz ölçümünün 35 katından fazla bir mesafeyi katetmek gerekiyor. Yani 22 milyon metrekarelik bir alanda kimse yaşamıyor. Nemo Noktası’nda havaalanı olmadığı için bu gezi sadece tekne ile yapılabiliyor ve tamamlanması iki haftadan fazla sürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nemo Noktası’na en yakın insanlar Uluslararası Uzay İstasyonundaki (ISS) astronotlar… ISS doğrudan buranın üzerinden geçtiğinde sadece 415 kilometre uzağında kalıyor. Okyanusun ortasındaki bu ıssız çölü; Rus, Avrupa ve Japon uzay ajansları uzun zamandır uzay malzemesi çöplüğü olarak kullanıyor. Eski uydulardan kargo gemilerine birçok uzay aracı okyanusun dibinde parçalanmış halde bu noktaya indirilmiş. Nemo Noktası’na birkaç Avrupa Uzay Ajansı kargo gemisi, 140’tan fazla Rus Soyuz kapsülü ve Sovyet dönemi Mir Uzay İstasyonu düşürüldüğü açıklandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Okyanus bilimcilerine göre burada çok fazla canlılık bulunmuyor. Çünkü burası aynı zamanda Güney Pasifik girdabı adıyla bilinen güçlü akıntıların ortasında yer alıyor. Nemo Noktası’nda okyanustaki yüzey ısısı 5,8 derece ve dönerek hareket eden güçlü akıntı, besin bakımından zengin suların ulaşmasına engel oluyor. Ayrıca karadan çok uzak olduğu için rüzgâr ile organik madde taşınamıyor. Fakat aynı zamanda okyanus tabanında yaşam çeşitliliğine rastlanmasa da bu ortam bazı özel canlı türlerinin yaşamasına da engel değil. Pasifik’teki tektonik plakalardan sızan lavlar sıcak su bacaları ve mineral birikimini sağlıyor. Bu da bakteriler için uygun ortamı oluşturuyor. Ayrıca 2005’te tüylü yeti yengecinin burada yaşadığı tespit edildi.

  • HAYAL DÜNYASI VE SEYAHATLERİYLE JULES VERNE

    Eserleri pek çok dile çevrilen, bilim kurgu türünün öncüsü olan Jules Verne, ardında bıraktığı kitaplarla hâlâ en çok okunan yazarlardan biri. 19. yüzyılda yaşayan Verne, gelecek tasvirini heyecanlı maceralarla harmanlamayı başararak okuyucularına soluksuz bir okuma keyfi miras bıraktı. Fransa’da başlayan yaşamı ve kitaplarına ilham veren gezileriyle usta kalemi yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Jules Gabriel Verne, 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya gelir. Varlıklı bir aileye sahip olan Verne’nin babası avukattır. Eğitim hayatını yatılı okulda geçiren Verne, hukuk eğitimi almak için 1846’da Paris’e gider ve burada edebiyata ilgi duymaya başlar. Paris’teki amcası sayesinde sanat çevresine giren Verne, Alexandre Dumas ve Victor Hugo gibi önemli yazarlarla tanışır ve müzisyen bir arkadaşıyla çeşitli sahnelerde sergilenen tiyatro oyunları yazar. Bu yaşam tarzını onaylamayan babası, oğlundan maddi desteğini çeker fakat Jules Verne geri adım atmaz ve geçimini kalemiyle sağlar. Üç sene Paris Tiyatrosunda sekreterlik yapan genç yazar, bu dönemi, komediler, operetler, kısa hikâyeler yazarak geçirir ve kaleme aldığı hikâyeleri dergilerde yayımlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1857’de evlendiği eşinin borsacı erkek kardeşinin etkisiyle “Paris Menkul Kıymetler Borsası”nda simsarlık yapan Verne, ailesini geçindirmek için sevmediği bu işte çalışsa da yazmaya ve edebi çalışmalarına ara vermez. 1859’da arkadaşı Jean-Louis Aristide Hignard ile ilk defa Fransa dışına çıkar, Britanya Adaları’nı gezer ve maceralarını “İskoçya Seyahati” adıyla romanlaştırır. Bu dönemde astronomi, coğrafya, fizyoloji ve meteoroloji alanlarındaki bilimsel gelişmelerle yakından ilgilenmeye başlar. İlk kitabı basıldığında 35 yaşında olan Verne, borsadaki işini bırakarak tamamen yazmaya yönelir. Yayıncısı Hetzel ile yaptığı 20 yıllık sözleşme kapsamında her yıl iki ciltlik eser üretmeyi kabul eder ve bu eserlerinin de henüz o dönemlerde çok yeni olan bilim kurgu türünde olması için anlaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1864’te klasikleşen eseri “Dünyanın Merkezine Yolculuk”, bir sene sonra da “Aya Seyahat” romanları basılır. Kitaplarında geçen teknolojilerin ilerleyen yıllarda keşfi ya da icadıyla hayatımızın bir parçası haline gelmesi, onun “bilim falcısı” diye anılmasına neden olur. “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” kitabını ise 1867 yılında kardeşi ile yaptığı Amerika Kıtası gezisinden ilham alarak kaleme alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1872’de eşinin doğduğu Amiens şehrine yerleşen Verne, yazarlıktan kazandığı parayla St. Michel adını verdiği bir yat satın alarak yeni maceralara yelken açar. İngiltere kıyıları, Manş Adaları, Cebelitarık, Tanca, Lizbon, Cezayir, Malta gibi ülkelere seyahat eden gezgin ruhlu yazarın yolunun “İnatçı Keraban” kitabından dolayı Türkiye ve Akdeniz kıyılarından da geçtiği düşünülür. Bu macera romanında, II. Mahmut döneminde çok inatçı ve eski kafalı İstanbullu bir tütün tüccarı olan Keraban Ağa’nın başından geçenler anlatılır. İstanbul, Trakya ve Balkan kıyılarında geçen hikâyeler, Karadeniz sahillerinden Gürcistan ve Rusya’ya kadar uzanır. Kitapta sıkça İstanbul’la ilgili tasvirler bulunsa da Jules Verne’nin İstanbul’u ziyaret ettiğine dair herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Verne, tam da hayalini kurduğu hayatın içindeyken ardı ardına üzücü olaylar yaşar. 1886’da evine döndükten kısa bir süre sonra akıl sağlığı problemi olan yeğeni tarafından vurulur ve baston kullanmak zorunda kalır. 1887’de hem çok sıkı dostu olan yayıncısı Hetzel’i hem de annesini kaybeder. Kendisi için karamsar bir dönem başlasa da hayata sıkı sıkı tutunmayı seçerek yaşadığı kentin belediye meclisinde görev alır. Şehrinin kültürel yapılandırması için tiyatro salonları ve okullar açarken belediye sirkinin de kurulmasını sağlar. O yıllarda şeker hastalığıyla mücadele etmek zorunda kalan yazar, 1902’de görme yetisini kaybeder ve üç yıl sonra Amiens’teki evinde hayata veda eder. Ölümünden iki sene sonra anıt mezarına; yazarın uzaya, uzak yıldızlara ve hep istediği geleceği görme arzusuna gönderme yapmak üzere, mezarından sıyrılarak bir eli ile gökyüzüne uzanmaya çalışan Jules Verne heykeli yerleştirilir.