Etiket: japon

  • Az Uğraşı Fazla Hayal Gücü

    Az Uğraşı Fazla Hayal Gücü

    Uzak Doğu’da ortaya çıkan origami bütün dünyada rağbet gören bir aktiviteye dönüşmüş durumda… Yetişkinlerin çoğu hobi olarak ilgileniyor; çocukların matematiksel zekâsını geliştirdiği düşüncesiyle de bazı okulların müfredatında bile bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Makas ve yapıştırıcı kullanmadan, katlayarak kâğıt parçalarından figürler ortaya çıkardığınızda klasik origamiyle iştigal etmiş oluyorsunuz.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Origamide kâğıt parçaları çoğunlukla kare ebatlarda olur ama dikdörtgen ya da farklı ebatlarla da yapılabilmektedir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayık, şapka, uçurtma modelleri başlangıç aşamasının en bilenen ve en kolay yapılabilen origami modelleridir. ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mektup zarfı, kese kâğıdı, kâse, turistik harita, broşür gibi pratik kullanım alanları bulunan origamiler de vardır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özellikle Japonlar’ın en çok yaptığı origami modeli, kutsal kabul ettikleri turna kuşudur. Hatta bu kuştan 1000 adet yapanın uzun bir ömür süreceğine inanılır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Modüler yani parçalı origamide ise birden çok kâğıtla ayrı parçalar yapılır ve birbirine eklenebilen, üç boyutlu figürler ortaya çıkarılır.” title_font_size=”13″]
    kağıt yıldız
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Diğer çeşitleri mimari origami, pop-up origami, book art origami, kirigamidir. Bunlar kesmenin, yapıştırmanın, boyamanın serbest olduğu modern origamilerdir.” title_font_size=”13″]
    kağıt ağaç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Başlığı atarken “az uğraşı çok hayal gücü” dedik ama bazı origamiler var ki yapmak için en az hayal gücü kadar uğraşı gerektirir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Son olarak Japonca sözcük origaminin kelime anlamını yazalım… Ori ve gami, katlamak ve kâğıt sözcüklerinden oluşuyor. Bizdeki karşılığı, kâğıt katlama sanatı.” title_font_size=”13″]
  • Türk ve Japon Kültürleri Arasındaki 8 Benzerlik

    Türk ve Japon Kültürleri Arasındaki 8 Benzerlik

    2

    Türkiye ve Japonya arasında tam tamına 4321 km mesafe var. Bu uzaklıktaki iki toplumun birbirine bu kadar benzeyen kültürel unsurlar taşıması gerçekten dikkat çekici. Ve öteden beri iki ülke de Türk-Japon halkları arasında dostluk köprüleri kuracak girişimlerde bulunma gayretindeler. Bunun ülkemiz tarafındaki en güzel örneği hâlihazırda keyifle soluklandığımız Japon bahçeleridir. Biz de benzerlikler konusuna bir bakalım dedik ve bulduklarımızı 8 maddede sizin için listeledik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çay seremonileri benzerdir. Hatta ikram edilen çayı geri çevirmek iki toplumda da kalp kırar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    wedding

    Düğün günü gelin ve damadın özellikle parklarda fotoğraf çektirmesi adettendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İki toplumda aynı oranda kiloya dönüşmese de mantı da ortak bir değerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Kestane kadar, sokaktaki tatlı dilli kestane satıcıları da benzerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk kültürü

    Bağdaş kurmak bize özgü olsa da iki toplum da yer sofrasında yemek yer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İkisi de evde terlik çıkarır, ama onların da anneleri terlik fırlatır mı bilmiyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    japan family

    Aile, iki toplumun da temel direğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ve iki toplumun geleneğinde de kaybedilen yakınları anmak için ritüeller düzenlemek vardır.

  • KÂĞIT SANATI: KİRİGAMİ

    Kirigami, kâğıdı keserek şekil verme sanatıdır. Japon kültüründe yaygın olan origaminin temel formlarında katlanmış kâğıdın makas ya da kesici kullanarak şekillendirilmesi ile oluşur. Sayısız kesilmiş kâğıt parçalarından yapılan kirigami sanatı hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kâğıtların kesilmesiyle ortaya çıkan motiflere “kirigami”, kâğıdı kesmeden sadece katlayarak elde edilen figürlere “origami” denir. Türk el sanatımızdan olan “katı’ sanatı”na benzerlik gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğu kültüründe yaygın bir sanat olan kirigaminin 17. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. İlk zamanlarda tapınaklarda sunulmak üzere yapılmıştır. Japonların birçok geleneksel motifi kirigaminin bir çeşidi olan “monkiri” ile üretilmiştir; kelime anlamı ise Japoncada “amblem kesme”dir. Monkiri ile özellikle şehir amblemleri tasarlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Genelde kirigami katlanmış bir temel ile başlar, ardından kâğıt kesilir ve kâğıt düzleştirilerek açılarak kirigami tamamlanır. Kirigami çoğunlukla simetriktir; kar taneleri, yıldızlar, orkide gibi çiçekler, binalar ve hayvan motifleri sıklıkla kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kirigami sanatı ile el yapımı tebrik kartları, çerçeveli sanat eserleri, ev dekorasyon eşyaları ve kitaplar yapılabildiği gibi okullarda el ve göz koordinasyonunun geliştirilmesi, üç boyutlu düşünme ve planlama yeteneği kazandırma ve hayal gücünü desteklemesi amacıyla öğretici bir araç olarak kullanılmaktadır.

  • JAPONLARA GÖRE TEMBELLİKTEN KURTULMANIN 8 YOLU

    Japonların tembellikten kurtulmak için belirlediği 8 yöntem ile hayatınızı daha verimli hâle getirebilirsiniz. Ancak aşağıda belirtilen maddeler bütüncül bir şekilde uygulandığında daha etkili sonuç verecektir çünkü kişinin motivasyonunun karşısında duran tüm engelleri aşmak için hem sağlam bir zihin hem sağlam bir beden hem de hedef odaklı bir bakış açısı gereklidir. İşte o maddeler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ikigai kelimesi genellikle kişinin hayatındaki değer kaynağını veya hayatını değerli kılan şeyleri belirtmek için kullanılır. Türkçeye çevrildiğinde kelime kabaca “uğruna yaşadığınız şey” ya da “sabah uyanma sebebiniz” anlamına gelir. Kendi yaşamımıza anlam katan bir hedef koymak, o hedefe ulaşmamızı sağlayacak yolda güçlü bir motivasyon kaynağı olacak, boşa zaman kaybetmenin önüne geçecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kaizen, Japoncada kai (değişim) ve zen (daha iyi) sözcüklerinin birleşimidir. Birleştirilmiş haliyle “daha iyiye değişim”, diğer bir ifadeyle “sürekli iyileştirme” anlamına gelmektedir. Değişim odaklı, küçük adımlarla; ev, iş, özel ve sosyal yaşamın her bir noktasını sürekli olarak geliştirme esasına dayanan bir yaşam felsefesidir. Kaizen’i yaşamına entegre edebilmeyi başarmış insanlar; birden ve büyük değişimler veya hedefler yerine, küçük ama ulaşılabilir hedeflerle değişim ve gelişimi sürekli hâle getirirler. Böylelikle tembelliğin en büyük nedenlerinden olan “ya başaramazsam” duygusunun da önüne geçilmiş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hara Hachi Bu, insanlara %80 doyana kadar yemek yemelerini söyleyen bir Konfüçyüs öğretisidir. %80 yaklaşımı ile çok tok hissedildiğinde ortaya çıkan hazımsızlığın beraberinde getirebileceği rahatsızlık, şişkinlik gibi olumsuz duyguların önüne geçilebilir. Hz. Muhammad de “Midenin üçte birini yemekle, üçte birini suyla doldur; üçte birini boş bırak!” öğüdünü vererek dinç bir beden ve kafa için yapılması gerekenleri söylemiştir. Unutmamak gerekir ki sofradan çok tok kalkan insanlar bir süre hiçbir şey yapmadan, halsizleşerek sindirimin tamamlanmasını bekler. Bu öğreti, koyduğumuz hedeflere ulaşmamızda engel olan anlık hazların da önüne geçerek nefsimize hükmetmemizi sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Shoshin, başlangıç zihni anlamına gelen bir kavramdır. Bir konuyu araştırırken, konu hakkında ileri derecede bilgi sahibi olunmasına rağmen, sanki yeni öğrenmeye başlıyormuşçasına; açık, hevesli, ön yargısız ve mütevazı bir tutum takınılmasını ifade eder. Shoshin, Japon savaş sanatları eğitiminde de kullanılır. Böylelikle uğraşılan konuyla ilgili merakımız her daim taze kalacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Japonlar, 25 dakika çalışıp 5 dakika mola verdikten sonra tekrar 25 dakikalık çalışma ve 5 dakikalık mola şeklinde ilerleyen dört pomodoro döngüsünün ardından 15 veya 30 dakikalık uzun bir ara vermeye “pomodoro tekniği” diyor. Bu teknik, zamanı doğru kullanmayı ve üzerinde çalışılan işe verimli bir şekilde odaklanmayı sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kusurları kabullenmeyi telkin eden Wabi-Sabi; her küçük ayrıntıyı önemsemek yerine, kusurlarıyla birlikte genelin güzelliğini kavramanın önemine vurgu yapıyor. Her yapılan iş ya da eylem mükemmel olmak zorunda değildir. Buna siz de dahilsiniz. Ufak detaylarda boğulmak yerine, kusurlu, kalıcı ve eksik bir güzelliği kabul edebilirsiniz. Çünkü bitmeyen mükemmellik arayışı genellikle stres, kaygı ve depresyon gibi rahatsızlıklara yol açar, bu da motivasyonu düşürür, tembelliğe neden olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kakeibo olarak bilinen Japon para biriktirme yöntemi, 1904’te Japonya’nın ilk kadın gazetecisi Hani Motoko tarafından icat edildi ve ev kadınlarının mali durumlarını kontrol etmelerine yardımcı olmak için tasarlandı, daha sonra tüm dünyaya yayıldı. Yöntem çok basit; her ay başı bir deftere harcama planlarınızı ve biriktirmek istediğiniz tutarı yazıyorsunuz ve bu plana sadık kalıyorsunuz. Böylece maddi sıkıntılardan kaynaklanan stresin ve motivasyon düşüklüğünün önüne geçiyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Japonca “orman banyosu” anlamına gelen bu teknik, doğada vakit geçirmenin önemine ve bu geçirilen zamandan sonra insanda oluşan dingin ruh haline işaret ediyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü, aslında tam olarak Shinrin Yoku’ya gönderme yapıyor. Doğada geçireceğimiz bir mola, daha verimli düşünmemizi ve hedeflerimize odaklanmamızı sağlayacaktır. Ayrıca bir nevi egzersiz de sayılan bu uğraş sayesinde bedenen ve zihnen tazelenerek daha dinç hissedeceksiniz. Shinrin Yoku’nun faydalarını merak ediyorsanız linketıklayarak daha önceki içeriğimizden detaylı bilgileri okuyabilirsiniz.

  • MOCHİ NEDİR? NASIL YAPILIR?

    Rengârenk görüntüsü, yumuşacık kıvamı ile Japon mutfağının en ilgi çekici tatlılarından biri olan mochi, Japonların özel günlerde birbirlerine hediye etmekten keyif aldığı geleneksel bir lezzet. Görüntüsünden dolayı yapımının zor olduğunu düşünüyorsanız, yazımızı okuduktan sonra kendinizi mutfakta bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Japonların özel günleri kutlamak için hazırladığı mochi’nin Japonlar için önemini, ülkemizde bayramlarda hazırlanan baklava ya da Ramazan aylarında hazırlanan güllaç gibi düşünebilirsiniz. Hamur katmanlarından oluşan bu kekin içinde bolca dondurma bulunuyor ve yaz aylarında da sıkça tüketiliyor. Ancak dilerseniz mochi’yi taze ya da kurumuş meyveler veya sevdiğiniz diğer lezzetler ile hazırlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sadece dört malzeme ile hazırlanan mochi, Asya mutfağının ana elementlerinden olan pirinç ile hazırlanıyor. Pirincin, macun kıvamına gelinceye kadar uzun süre dövülmesi ile hazırlanan bu rengârenk tatlı, bu sayede lokum gibi bir kıvam alıyor. Ancak evde daha pratik malzemelerle de mochi hazırlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Pirinç unu, şeker, nişasta ve su ile hazırlanan mochi’nin temel malzemeleri bu dört malzemeden oluşsa da damak zevkine göre ekstra malzeme eklenebilir. Nişasta ve pirincin kıvam artırıcı etkisi sayesinde yumuşacık bir formu olan mochi’den çok daha fazla hazırlamak istenirse, su ve pirinç unu miktarı orantılı olarak artırılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    120 gr pirinç unu, 240 ml su, 200 gr şeker, beş yemek kaşığı nişasta ile hazırlanan mochi’nin içi için meyveli dondurma yeterli olacaktır. Pirinç unu, su ve şekeri bir kapta karıştırın. Üzerine streç çekerek mikrodalga fırında 4 dakika pişirin. Eğer mikrodalga yoksa, özdeşleşen karışımı bir kâse içinde, 20 dakika kadar buharda pişirebilirsiniz. Biraz ılımasını bekledikten sonra tezgâha bolca nişasta serperek hamuru açın. Yuvarlaklar kesin ve içerilerine dondurma koyarak yuvarlakları kapatın. Dondurucuda muhafaza edilen mochi’leri dilediğiniz zaman tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mochi hazırlarken pürüzsüz ve marshmallow gibi bir kıvam elde etmek için pirinç unu, nişasta ve suyu homojen kıvama gelene kadar karıştırmalısınız. Kıvamının daha da güzel olması için dilerseniz bu pişirme işleminden sonra şekeri yavaş yavaş da ekleyebilirsiniz. Şekeri eriyen hamuru, tamamen yumuşacık bir kıvam elde edene kadar yoğurmalısınız. Rengârenk birçok mochi için bu hamur karışımına dilediğiniz renklerdeki gıda boyalarından ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hamur yumuşak bir kıvama geldiğinde sıra şekillendirme aşamasında… Hamurdan dilediğiniz büyüklükte parçalar keserek nişasta ile bulamalı ve elinizde ya da tezgâhın üzerinde yuvarlak bir şekil vermelisiniz. Açtığınız hamurların içine dondurma ya da dilediğiniz malzemeyi ekleyip görseldeki gibi yuvarlak şekil vererek buzlukta muhafaza edebilirsiniz. Mochi yapmak işte bu kadar kolay.

  • USTA YÖNETMEN HAYAO MİYAZAKİ VE EN SEVDİĞİMİZ FİLMLERİ

    Yaşamı, insanı ve doğayı ele alış şekliyle animasyonun en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Miyazaki, elde ettiği başarısıyla Time dergisi tarafından “Dünyanın En Etkileyici İnsanları” listesine girerken yarım asırdan fazla bir süredir ürettiği eserlerle hayal dünyasının kapılarını izleyicilerine aralıyor. Gelin bu usta ismi ve gönlümüzü fetheden ünlü filmlerini yakından inceleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    5 Ocak 1941’de Tokyo’da doğan Miyazaki, lisede okurken izlediği ve dünyanın ilk renkli uzun metrajlı animasyonu “Hakujadenfilminden çok etkilenir ve kendisi de daha o yaşlarda çizgi roman sanatçısı olmaya karar verir. Üniversitede uluslararası ilişkiler ve ekonomi eğitimi alan Hayao, mezun olduktan sonra Japon film şirketi Toei Animasyon Şirketinde animatör olarak çalışmaya başlar. Bu dönemde yönetmen Isao Takahata ile tanışan Hayao Mayazaki, 1985’te yapımcı Toshio Suzuki’yi de yanına alarak başarıya kavuşan filmleri çekecekleri “Studio Ghibli” isimli animasyon stüdyosunu kurar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nihayet yıllardır kafasında oluşturduğu hikâyeleri çekebilmek için uygun kişilerle bir araya gelen Miyazaki, bilim kurgu tarzındaki ilk anime filminin Rüzgârlı Vadiolduğunu duyurur. Miyazaki’nin aynı ismi taşıyan mangasından uyarlanan film, esasen stüdyo kurulmadan bir sene önce, 1984’te tamamlansa da Studio Ghibli’nin ilk filmi olarak arşivlere geçer. Film, insanoğlu tarafından kirletildiği için yaşanılamaz hâle gelen doğanın kendini koruma güdüsüyle farklı bir dünyaya dönüşmesini anlatır. Hem senaryosunu yazdığı hem yönetmenliğini üstlendiği ilk filmi ile “Animage” dergisinin büyük ödülü dâhil birçok anime ödülünün de sahibi olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Stüdyonun ve Miyazaki’nin ikinci filmi, yine yoğun ilgiyle karşılanan ve izleyicilerin karşısına 1986’da çıkan “Gökteki Kale”dir. Filmde genç bir kızın başından geçen maceralar konu edinir. Sheeta, sahip olduğu gizemli mavi bir kristal sebebiyle hükûmet için çalışan gizli ajanlar tarafından kaçırılır ve uçan bir gemiyle bilinmeyen bir yere götürülür. Korsanların da peşine düştüğü kristal ile kaçmaya çalışırken maden işinde çalışan bir çocuk olan Pazu ile yolları kesişen Sheeta, yeni dostuyla birlikte korsanlara ve yabancı ajanlara karşı savaşarak onlardan önce efsanevi uçan şatoyu bulmaya çalışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1980’lerden günümüze Komşum Totoro, Küçük Cadı Kiki, Dün Gibi, Kırmızı Kanatlar, Prenses Mononoke gibi anime efsanelerini çeken Miyazaki, 2001’de “Ruhların Kaçışı” filmi ile seyircisinin karşısına yeniden çıkar. Ailesiyle birlikte yeni bir mahalleye taşınan Chihiro Ogino’nun maceralarının anlatıldığı film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilir. 2002 yılında Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü, 2003’te ise ilk Oscar Ödülü’nü Ruhların Kaçışı animasyonuyla alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2004 çıkışlı anime filmi “Yürüyen Şato”, İngiliz yazar Diana Wynne Jones’un 1986’da yayımlanan aynı adlı kitabından uyarlanmıştır. Yapımcılığını Toshio Suzuki’nin üstlendiği filmin yönetmeni son anda projeden ayrılınca yerine yönetmenliği bıraktığını açıklayan Hayao Miyazaki gelir. 2004’te Venedik Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan film, 232 milyon dolara yakın hasılat elde ederek finansal açıdan en başarılı Japon filmlerinden biri olur. Oscar’a da aday gösterilen film, Sophie isimli kendine güveni olmayan genç bir kızın ihtiyar bir kadına dönüştürülmesini anlatır. Sophie’nin maceraları sürükleyici olduğu kadar her Miyazaki filminde olduğu gibi toplumsal mesajlar da içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın farklı ülkelerinden birçok ödül kazanan Miyazaki’nin son uzun metrajlı filmi, “Rüzgâr Yükseliyor” olur. Konusunu Tatsuo Hori’nin kısa öyküsü olan “Kaze Tachinu adlı eserden alan film, 2013 yılında Altın Küre Ödülleri’nde “En İyi Yabancı Dilde Film” kategorisinde ve Oscar’da adaylık elde eder. Film, II. Dünya Savaşı’nda geçer ve Jiro Horikoshi’nin kurgusal biyografisi niteliği taşır. Üstat Hayao Miyazaki’nin muhteşem kariyerinin son filmi olan Rüzgâr Yükseliyor, Miyazaki’nin o kendine has masalsı anlatımıyla izleyicisinin kalbini bir kez daha fethetmeyi başarır.